Reklam
Reklam
57
Yapay Zeka
Yazıyı sesli dinle
0

Gördük işittik söylüyoruz 5 Ekim 2026

Giden paraya, müptezellerin derine bak?

Alışmışız bir kere.

Vallahi başka ülkede yaşayamayız.

Son yılların en tereyağından kıl çeken ballı böreğinde yakalanmışlar.

Ağıza bak sen.

Müptezeller başörtüsü üzerinden giriyor topa.

Kadın götürmüş, ayan beyan belli.

Ondan öncekiler de.

Neymiş efendim hedef başörtülülermiş.

Yedirtmemeli imişler.

Bakın sadece, İBB bursu ile yüksek lisans yapan;

Eski aile ve Sosyal Politikalar bakanı, AKP Genel Başkan Yardımcısı (skandal ortaya çıkınca görevinden affedildi!) Fatma Betül Sayan’ın 5 ayda manipülasyondan kazandığı

2 milyar 170 milyon lirayı en düşük emekli maaşı alan bir emekli 7 bin 678 yılda.

Asgari ücretli 6 bin 441 yılda.

Ortalama memur 2bin 575 yılda.

öğretmen bin 962 yılda.

Profesör bin 180 yılda.

Uzman doktor bin 59 yılda kazanabiliyor.

Lan bi çekilin oğlum.

Bakın bir de;

Toplam bilinen kayıttaki para ile ise 440 adet F16 savaş uçağı.

227 adet F35 yeni nesil savaş uçağı alınabiliyor.

100 adet şehir hastanesi.

31 adet boğaz köprüsü yapılabiliyor.

Andavallılar donuna kadar kaybetmiş, foncu bacısının başörtüsünden dem vuruyor.

Sorsana o parayı fonlayabilmek için yatırdığın yüz küsür milyonu bu halinle nereden buldun diye?

Bu kafaya göre başörtüsünden çıkmış olabilir mi?

Allahım sen bizi bu iki yüzlü yeşillikçilerden koru ya Rabbi.

Asabi Safranbolu sakini yine kaybetti

Safranbolu’nun topuklamaya meyilli asabi sakini Yeni Partinin Safranbolu ilçe başkanlığı seçiminde yine tercihinin kurbanı oldu.

En hafif tabirle yenildi.

CHP ilçe konkresinde de Cumhur Onkardeşler ve ekibine yenilen sakin, aynı kararlılıkla Yeni Partide de Onkardeşlerin karşısına belediyenin tüm imkanları ile çıktı ve yine kaybetti.

Belediye meclis üyelerinin bir bölümü, belediye başkan yardımcıları tam dibine kadar çalıştılar ama yine başaramadılar.

Hatta asabi Safranbolu sakininin en yakınındaki, akrabası denilen bir meclis üyesi partiden istifa etti.

E be kardeşim.

İnsan bu kadar öngörüsüz olur mu?

İnsan bu kadar hırslarına yenilebilir mi?

Rüyalarını süsleyen milletvekilliğine örgütlere karşı çıkarak mı kavuşacaksın?

Esnafını her platformda horlayarak mı yükseleceksin?

İlaçların zamanında al.

Sadece sakini olduğun şehrin sana lütfettiği yerin süresi içerisinde kıymetini bil.

E mi?

Her şeye fazla müdahil olma.

Tuttuğun tarafı da kaybettiriyorsun.

Adamlara yazık değil mi?

Dimyat pirinç?

Tantanası ile.

Zaman zaman bizim de dahil olduğumuz dedikodusu ile bitti işte.

Yoğun bir katılımla bitti işte.

Uzaktan kumandalı, mart kedisi çıkışlı gerginlik açıklamalarına rağmen sakinlikle bitti.

Karabük polisini bile ters köşe yaptıracak şekilde yüzlerce polisi TSO önüne yığdıranların hırslarına rağmen bitti.

Dimyata prince giderken evdeki bulgurdan olanların hikayeleri ile bitti.

Karabük TSO seçimlerinde 10 meslek gurubunda 24 meclis üyesinin belirlenmesi ile bitti.

Şimdi meclis 11 Ekim Cuma günü toplanarak yönetim organlarını seçecek.

Seçim günü TSO önünde toplanarak şov yapma girişimleri üyelerden tepki çekti ve bu tepki sandığa yansıdı.

AKP’nin adayı olarak lanse edilen Ömer Ayar ve ekibi sandıkta beklenmeyen başarı elde etti.

Henüz erken ama biz malumu ilan edelim.

Ömer Ayar Karabük’ün yeni TSO Başkanı.

Mevcut yönetimin bizce lüzumsuz, hatta cinliğe varan çıkış ve hesapları seken kuşunla kendilerini vurdurttu.

Ama Safranbolu’daki sessiz şekilde “Atına alınıp Üsküdar’ın geçilmesi” Karabük’te yaşanmadı.

Şimdi nasıl yapılacaksa birlik günü?

Yeni başlangıç günü.

Dünü, hatalardan ders alarak dünde bırakma günü.

Haa, bırakın İstiklal Şairi Akif’in dediği gibi;

“Bırak bozuk saatler yalan yanlış işlesin.”

Şehrin geleceği için işlesin.

Mart kedileri de hem bağırıp hem didişmekle fazla çocuk olmayacağını anlamış olur her hal.

Aslında öyle çok söylenecek öyle çok şey var ki?

Kalem şimdi birlik için sussun.

Gölge etmeyin efendiler.

Açıklamalarınız iki körün dolma yiyişinden faklı değil.

Vallahi değil, billahi değil.

Başsız aslan mı olurmuş?

Rahmetli Levent Kırca usta bir sanatçı idi.

Taa o yıllarda çoğu TRT ekranlarında yayınlanan Olacak O kadar Televizyonu programındaki skeçleri bu güne kadar geçerliliğini yitirmedi.

Skecin bir yerinde “Tam yerine denk geldi manzara koyduk.” Diyordu.

Bir manzara da bizden olsun.

Mesnevi hikayelerinden.

“Kazvinlilerin adetleridir; Vücutlarına, kol ve omuzlarına, kendilerine zarar vermeksizin iğne ile mavi dövmeler dövdürürler. Bir Kavzinli, tellağın yanına gidip “Bana bir dövme yap; fakat canımı acıtma” dedi.

Tellak “ Söyle yiğidim; ne resmi döveyim?” diye sorunca “ bir kükremiş aslan resmi döv” dedi; Talihim aslandır, onun için aslan resmi olsun. Gayret et, dövmeyi adamakıllı yap!” Tellak “Vücudunun neresine döveyim?” dedi. Kavzinli “ İki omzumun arasına”” dedi.

Tellak, iğneyi saplamaya başlayınca yiğidin sırtı acımaya başlayıp, “ Aman usta, beni öldürdün gitti. Ne yapıyorsun?” diye bağırdı. Usta “ Aslan yap dedin ya” dedi. Kazvinli sordu:” Neresinden başladın? Usta “ Kuyruğundan” dedi. Kazvinli dedi ki:” Aman iki gözüm, bırak kuyruğunu. Aslanın kuyruğu ile kuyruk sokumum sızladı, nefesim kesildi, boğazım tıkandı.

Aslan varsın kuyruksuz olsun. İğne yarasından yüreğime fenalık geldi, bayılacağım.”

Usta, “Kavzinliyi kayırmadan, merhametsizce aslanın bir başka tarafını dövmeye başladı. Yiğit yine bağırdı “Burası neresi?” Usta: “Kulağı” dedi. Kazvinli “ Bırak, kulaksız olsun. Orasını da yapma” dedi. Usta bu sefer başka bir yerine başlayınca Kazvinli yine feryat etti: “Bu üçüncü iğne de neresini dövüyor?” Usta:”Azizim, karnı” dedi.

Kazvinli “Fena acıyor, iğneyi bu kadar çok batırma, bırak, karınsız olsun” deyince Tellak şaşırdı, hayli müddet parmağı ağzında kaldı. İğneyi yere atıp “ Alemde kimse böyle bir hale düştüm mü ki? Kuyruksuz, başsız, karınsız aslanı kim gördü? Allah bile böyle bir aslan yaratmamıştır” dedi.

Kardeş, iğne yarasına sabret ki gavur nefsin iğnesinden kurtulasın.”

Ne, ne?

Anlaşılmadı alooo deyiniz.