NEFES
Hiç yorum yapmayacağız.
Aşağıdaki satırları okuyup gönül teli titremeyen varsa beri gelsin.
Terörist başına da af niteliğinde olan kanunu TBMM de geçiren partilerin militanları sıvasız şehit evlerine asılı bayrakların gölgesini yok sayıp, katil vatan hainine hem de vatana ihanetten mahkum bir sapığa adada yapılan eve sahip çıkıyorsa ne diyelim.
Baht utansın.
Şehit çocuğunun balonundaki nefeste boğulsun.
“2018 Mart ayında Afrin’de şehit olan askerimizin evine giden bir binbaşının anlatımı, içinde biraz sevgi olan insanların nefesini keser:
“Ailesine taziyeye gittiğimiz şehidimizin beş yaşında bir kızı vardı ve elindeki mavi balonu hiç kimseye vermiyordu. “Beraber oynayalım mı?” dedim. “Olmaz, patlarsa ölürüm” dedi. “Patlarsa ben sana binlerce balon alırım” dedim. Minik kız, beni bir mıh gibi yere saplayan ve karşılığında hiçbir şey söyleyemediğim şu cevabı verdi: “Babam şişirdi bu balonu, içinde onun nefesi var…”
Şehidimizin beş yaşındaki küçük kızının elindeki balonda babasının nefesini saklaması duygusu karşısında söylenecek söz olabilir mi?
Terör örgütüyle yapılan bu hain pazarlık ihanet değilse, nedir?”
Safranbolu’da FETövari taktikli TSO Seçimi
Okuyucularımız uyardı baktık.
Tık yok.
Seçimin S si yok.
Sayfada üye bilgileri duvar.
Meclis başkanın çocuğunun düğün haberi var.
Yönetim kurulu başkanın kendi düğün haberi var.
1 Ekim’de yapılması beklenen meclis seçimleri ile ilgili ne bir haber, ne bir duyuru yok.
Karabük’te kıyamet kopuyor, Safranbolu tilki kurnazlığı ile baskın havasında.
Anladınız siz konuyu TSO seçimlerine getireceğimizi.
Karabük 3 Ekim’de yapıyor meclis seçimlerini.
Safranbolu’nun resmi internet sitesi seçime karanlık.
Site’nin üye bilgileri bölümüne tıklıyorsunuz ulaşılamıyor.
Oraya ulaşılamıyor ama online aidat ödeme butonu açık.
Safranbolu TSO meclis seçimlerinin 1 Ekim’de yapılacağını işittik.
Tam bir FETÖvari taktik.
Baskın basanındır anlayışı.
Yönetim 10 gün sonra yapacağı seçimi neden saklar ki?
Karabük TSO günler öncesinden ilan etti.
Hatta listeleri aslıya çıkardı duyurdu.
Tam bir şeffaflıkla süreci yönetti.
Üyelerini her safhada bilgilendirdi.
Demokrasi anlayışı diyebiliriz buna.
FETÖ ne yapmıştı?
FETÖ 15 Temmuz’la demokrasiyi askıya almaya kalkmıştı.
Başaramadı değil mi?
Başaramazdı.
Adana’nın otobanında TIR durdurmaya benzemez TSO seçimleri.
Her vali değiştiğinde, koltuğunuzun altında ben Onlardan değilim demek için özel kalemde beklemeye de benzemez.
Değil mi?
İşi bilenler hesaplamış
Yorum yapmaya gerek var mı?
Sadece konunun uzmanları hesaplamış bize de sizlere duyurmak düşer.
İki boğaz köprüsü ile sekiz otoyolun özelleştirme kapsamına alınmasına yönelik tartışma sürüyor. Yapı-Yol Sen, hazırladığı raporda özelleştirme bedelinin 3,5-4 milyar dolar civarında hedeflendiğini, buna karşılık söz konusu köprü ve otoyolların 30 yıllık tahmini gelirinin 25,2 milyar dolara ulaşabileceğini savundu.
Sendika, ayrıca halen ücretsiz olan bazı bağlantı yolları ve şehir geçişlerinin de ücretli hale getirilebileceğini öne sürdü.
Özelleştirme lehine dile getirilen argümanlardan biri de köprü ve otoyolların kamu bütçesine getirdiği bakım maliyetlerinin azaltılması.
Sendika, köprülerde büyük bakım çalışmalarının yakın zamanda tamamlandığını ve bu nedenle uzun süre ağır bakım ihtiyacının sınırlı olacağını savundu.
Raporda, Ulaştırma Bakanı’nın 23 Kasım 2023 tarihinde Fatih Sultan Mehmet Köprüsü’nde yaptığı incelemeler sonrasında kullandığı belirtilen:
“FSM’de 80 yıl gidecek bakım çalışmaları tamamlandı.” açıklaması hatırlatıldı.
Sendikaya göre bu durum, özelleştirme sonrasında işletmeyi devralacak şirketlerin yakın gelecekte çok büyük bakım harcamalarıyla karşılaşacağı tezini zayıflatıyor.
Bu güne kadar neden geri adım atıllar ki?
Şimdi seçim zamanı.
Seçim ekonomisi için para lazım.
Ne derseniz deyin.
Gerisi Lafı güzaf aceleciler için.
Operasyonlar iyi hoş da
Hoşumuz gidiyor mu?
Hem vallahi hem billahi evet.
Bize son zamanlarda topluma umut aşılama gibi gelen ama sonuç itibarı ile demek ki olabiliyormuş denilen operasyonların birisinde;
Yaş sebze ve meyve piyasasında fahiş fiyat uygulandığı, fiyatları manipüle ederek haksız kazanç sağladıkları iddiasıyla gözaltına alınan 41 büyük dağıtıcı firma yöneticisinden 40’ı tutuklandı.
25 yıldır b ülkeyi tek başına yöneten iktidar bu işin böyle olduğunu yeni mi anladı?
Hadi canım sende.
Aynı performansı, terör ile mücadelede, terör örgütünü ve elamanlarını övenlerle mücadelede, Sinan Ateş cinayetinin aydınlatılmasında da bekliyoruz.
Yok öyle eşeğin ipini çözüp sonra aratmak.
Karaname mi eziyet mi?
Devlet kademesinde her bakan kendi kadrosu ile çalışmak ister.
İktidar tabi ki.
İl emniyet müdürleri kararnamesi yayınlandı.
Bu kararname ile39 ilin emniyet müdürü değişirken, 24 il emniyet müdürü de merkeze alındı.
Merkeze alınan müdürler arasında Karabük İl Emniyet Müdürü Ahmet Canver de var.
Karabük’te göreve başlaması ile merkeze alınması dün itibarı ile bir yıl.
Niye atadınız?
Niye merkeze çektiniz?
Elbette görevler kişiye çakılı, koltuğa zımbalı yerler değildir. Bu kararname son yılların belki de en kapsamlı kararnamesi.
Madem bu kararname çıkacaktı, niye okullar açılmadan çıkarmadınız.
Aileler, taşınma telaşını, çocukların oku hazırlığını, yeni arkadaş ve okul tedirginliğini.
Ben yaptım oldu.
Olur, ama ailelerin mağduriyeti ile.
Devlet kendisine hizmet edene zulmetmez.
Hem, giden bakan AKP li, şimdiki de öyle.
Fark ne öyle ise?
AKP her yerde
Helal olsun.
Her şeyleri ile, tüm güçleri ile, tüm insan kaynakları ile sahadalar.
Siz bakmayın muhalefetin “Sokağa çıkamıyorlar.” Sıkmalarına.
Cem Şahin, Ali Keskinkılıç, Özkan Çetinkaya, Ferhat Salt, Ahmet Okan Kirman yönetimleri, kadın kolları, gençlik kolları ile sokaktalar.
Pazardalar, köydeler, düğündeler, cenazedeler, esnaf ziyaretindeler.
İlçelerde ilçe yöneticileri de öyle.
Muhalefet protokollerin dışında hiçbir yerde yok.
Parti binalarında çay sohbetlerinde varlar.
Birbirlerinin kuyularını derince kazmalarda varlar.
AKP içerisinde çekişme yok mu*
En alasından.
Ama toplum önünde birlikteler.
Sokakta birbirleri ile kol kola yürüyenlerin çoğunun, koluna girdiklerinin yerinde gözü yok mu?
Bal gibi var.
Ama oturmuyorlar kardeşim.
Yatmıyorlar.
Fellik fellik sokaktalar.
Siyaset dokunarak, gidilerek, göz teması ile yapılır.
Adamlar bunu yapıyorlar.
Helal olsun.
Tilkinin korkusu
Hikaye bu.
Olur mu?
Olmaz, diyemeyiz.
Burası benim canım memleketim Karabük.
“Tilkinin biri ormanda nefes nefese, son hızla kaçıyormuş.
Onu kan ter içinde gören kurt (ya da aslan) önüne geçip sormuş:
— “Yahu tilki kardeş, bu ne telaş? Arkandan avcılar mı kovalıyor, niye kaçıyorsun?”
Tilki arkasına bile bakmadan cevap vermiş:
— “Duymadın mı, kral emir vermiş; ülkedeki bütün develer yakalanıp kesilecekmiş!”
Kurt şaşkınlıkla gülmüş:— “İlahi tilki, bundan sana ne? Sen deve değilsin ki, deveye benzer bir tarafın da yok. Niye bu kadar korkuyorsun?”
Tilki duraksamış, kurda ibretlik bir cevap vermiş:
— “Öyle deme kurt kardeş… Bu ülkede öyle iftiracılar, öyle dalkavuklar var ki; biri beni yakalatıp ‘İşte bu devedir’ diye ihbar etse, ben aksini ispatlayana kadar iş işten geçer.
Deve olmadığımı kanıtlayıncaya kadar kim bilir postum hangi tüccarın tezgahında kürk olur!”
