Reklam
Reklam
51
Yapay Zeka
Yazıyı sesli dinle
0

Gördük işittik söylüyoruz 28 Eylül 2026

Torbacılara sattılar

 

Parti genel merkezlerinde artık mafya babaları bir araya gelir hale geldi.

Kimin eli kimin cebinde belli değil.

Nereden nereye yuvarlandığımız meçhul?

Dün birbirimiz için kurşunlara siper oluyorken, bu gün bizi birbirimizle kavga ortamına çekmek isteyenler mafya barıştırıyor.

Sokak ortalarında yiğitler torbacılara vurduruluyor.

Vel hasıl uzun lafın kısası.

Aklımıza gelmişken şurada dursun

“Can kumarda; gün dolar, kin dolar, bin dolar, sattılar bizi ağam, sattılar.”

Sinan ateş 18.11.2014

 

Emekli “Açım” diyor

 

Türk İş’in araştırmasına göre Aralık ayı sonu itibarı ile, Ankara’da yaşayan dört kişilik bir ailenin sağlıklı, dengeli ve yeterli beslenebilmesi için yapılması gereken aylık gıda harcaması tutarı (Yani açlık sınırı) 37.388,30 TL’ye,  gıda harcaması ile giyim, konut (kira, elektrik, su, yakıt), ulaşım, eğitim, sağlık ve benzeri ihtiyaçlar için yapılması elzem diğer aylık harcamalarının toplam tutarı ise (yoksulluk sınırı) 121.786,00 TL’ye, bekâr bir çalışanın ‘yaşama maliyeti’ de aylık 48.305,38 TL ’ye yükseldi.

En düşük emekli maaşı ve asgari ücret hesaba katıldığında milyonlarca emekli açlık ve yoksulluk sınırının altında ücret alıyor.

28 yaşındaki tosuncukların fonlarla parayı götürürken korunduğu, ömrünü bu ülkeye verenlerin ölüme mahkum edildiği bir memleket burası ve bu memlekette hem de Anayasa Mahkemesinin önünde emekli bir polis memuru intihar ederek hayatına son verdi.

Ali Şekeroğlu emekli eyleminde elinde  “Para için değil onurumuz için’ yazısını taşıyan iki kız evladı olan bir emekli idi. geride bırakmayı göze alacak kadar nasıl hayattan vazgeçebilir ki?

Şimdi gelin bir şeyler anlatın bu emekliye?

Gelin bir şeyler anlatın Ali Şekeroğlu’nun kızlarına ve “doğumunda bir altın bile alamadım” dediği torununa büyüdüğünde.

Siz anlatırsınız 25 yıldır yaptığınız gibi.

Anlatırsınız, anlatırsınız.

 

 

Fonun buharlaşması ve düşündürdükleri

 

Turan çömez vatandaşa güven veren bir politikacı.

Gündemi iyi takip ediyor ve hakim olduğu her konuda gündem yaratmayı başarıyor.

Şu patlayan fon olayında, buharlaşan paranın TIR hesabını yaparak konuya dikkat çekti.

Milyarlarca liranın ancak 188 tırla taşınabileceğini hesapladı ve bakana sordu?

Yaptığı bir başka X paylaşımında ise skandalın kilit isimlerinden birisi için;

“AKP İstanbul Gençlik Kolları’nda yönetim kurulu üyesiydi.

Piyasa bozucu” eylemler yaptığı için 2020’den beri her yıl ya geçici işlem yasağı uygulandı ya da para cezasına çarptırıldı.

Bu siciline rağmen Pusula Portföy Yönetim Kurulu Başkanı yapıldı.

Ve ardından büyük soygun başladı.

Yüz binlerce küçük yatırımcının yüz milyarlarca lirası manipülasyonlarla fon çetelerinin cebine boca edilirken en büyük paylardan birini de o aldı.

AKP’nin 28 yaşındaki parlak çocuğu, götürdüğü milyarlarca liranın bir kısmını da lüks yaşamına ayırdı.

3 ay önce 750 milyon TL vererek dünyanın en lüks yatlarından birini satın aldı.

Yanına da, hız zevkini tatmin etmek için, on milyonlarca lira harcayarak sürat botu ekledi.

Bu ülkenin 5.5 milyon genci, evinde iş ve aş umudunu kaybetmiş çaresizce beklerken,

AKP’nin parlak genci Muhammed Yarız ve arkasındakiler lüks, ışıltılı ve şatafatlı bir hayat sürüyor.”

Deyivermiş.

Yalan mı şimdi bu?

Gerçeğin etrafından dolanıp duruyorlar.

Ya karşı mahallenin yaza çizer ve düşünürleri?

Yeni Şafak yazarı İsmail Kılıçaslan

Kendi mahallesine ve Cumhurbaşkanı Erdoğan’a bir mektup yazdı.

“Türkiye sevgimizi ve Recep Tayyip Erdoğan’a bağlılığımızı kullanarak bizi “salak” zannetmenize de en hafif tabirle, içerliyoruz artık. “ Diye başladığı yazısında;

“Farkında olup olmadığınızı çok merak ettiğimiz bazı şeyler var. Bunlardan ilki, son 4-5 yılda nasıl bu denli yoksullaştığımızın farkında olup olmadığınız. Aracımıza benzin almaya korkuyoruz, marketten gönlümüzce alışveriş yapmaya korkuyoruz, ev kiralamaya korkuyoruz, işçi çalıştırmaya korkuyoruz, işçi olarak çalıştığımızda aldığımız paranın geçimimize yetmeyeceğinden korkuyoruz. Siz de arada bir çıkıp yeni vergi kalemlerini sayıyor, hatta “savaş olmasaydı enflasyon şu kadar olurdu” falan diyorsunuz. Okullar olmasaydı da maarifi yönetmek çok kolay olurdu zaten.

buhar olup, kuş olup uçan 15 milyar dolar. Hani fon şirketlerinin yol açtığı ekonomik tokatlama işinin neticesi olan 15 milyar dolar. Tamam. Elbette tamahkârla-sahtekârın buluşması meselesi bu. Sahtekâr umut satıyor, tamahkâr da kısa yoldan parayı bulmak için “haram helal ver Allah’ım, bu kulun yer Allah’ım” diyor. İşin orasını anlıyoruz. Anlamadığımız tarafları başka.” Diyerek sordu;

“İlk anlamadığımız taraf şu. Bu sahtekârların bu tamahkârları uğrattığı zararı karşılamak için yeni vergi kalemleri açıklamazsınız değil mi? Hastane, okul, yol, sosyal yardım ve benzeri şeyler için toplanan vergilerden bu tamahkârların paralarını ödemezsiniz değil mi? Faize bulaşmayan, kısa yoldan para bulmaya tenezzül etmeyen, helal yoldan rızkını arayan milyonlarca insanın cebinden ödenmez değil mi o zarar? 1 lira koyup onu 15 lira olarak almak için parasını riske eden tamahkârın zararını ödemek istemiyoruz biz.

İkinci anlamadığımız taraf şu. Kimin yetkili olduğunu bilmeden söylüyorum. Fonlar sahibi oldukları şirketleri borsada spekülasyonlarla milyar dolarlık hacimlere ulaştırıp vatandaşın parasını cukkalarken bu işin yetkilileri tam olarak ne işle meşguldü?”

AKP eski Gaziantep Milletvekili Şamil Tayyar da Tepkili.

Tayyar “Bir de madalyonun diğer yüzü var. Soruşturmanın yalnızca şirket yöneticileriyle sınırlı tutulmaması gerektiğini belirterek, denetim ve düzenleme görevini üstlenen kamu görevlilerinin sorumluluğuna dikkat çekti.

Tayyar, paylaşımında şu ifadeleri kullandı:

“Fon operasyonunda ilgili şirketlerin yöneticileri gözaltına alındı, tutuklananlar oldu.

Birinci derece yakınları dahil para hareketleri MASAK’a havale edildi.

Mal varlıkları donduruldu.

Bunlar doğru ve yerinde hareketler.

İğne ucu kadar sistemde açık bırakılmamalı.

Bir de madalyonun diğer yüzü var.

Bu olup bitenleri denetlemek ve düzenlemekle sorumlu kamu görevlileri görmezlikten mi gelinecek?

Hiçbir şey olmamış gibi görevlerine devam mı edecekler?

Beceriksizliğin, sorumsuzluğun veya ihmalin bir faturası olmayacak mı?

Piyasalarda yeniden güven inşa edilecekse denetleyici ve düzenleyici kamu kurumları da silbaştan ele alınmalıdır.

Kimsenin yaptığı yanına kalmamalıdır.”

Bu arada, kısa sürede milyarlar kazanan AKP genel başkan yardımcısı ve eski bakan Fatma Betül Sayan istifa etti. Kendisi eşi ve çocuklarının mal varlıkları da donduruldu.

Sayan’ı siz İstanbul Belediyesinden aldığı binlerce dolarlık burstan hatırlarsınız.

Bakalım fon gülüğünün altından daha neler çıkacak?

 

 

 

Eziyet et topuk kırılmasın

 

Ah abanın, topuklamaya meyilli, asabi Safranbolu sakini sen ne ettin?

Esnafını turizm fuarında şikayet ettiğin yetmedi, suratını asarak attığın tafralar yetmedi, şimdi de mali eziyet mi ediyon?

Seçilay Koymalı isimli bir hanımefendi esnafın sıkıntılarını dile getirmiş ve hem de mobing iddiaları ile cevap istemiş.

Aslında sorularında da dilekçelerine verilmeyen cevaplardan bahsetmiş.

Acep, şimdi verirler m iki cevap?

İstekler aşağıda;

“Denetimlerin açık ve önceden belirlenmiş hukuki kurallara göre yapılması.

 Yetkili kurumun kim olduğunun net biçimde ortaya konulması.

 Aynı durumda bulunan işletmelere aynı uygulamanın yapılması.

 Tarihi yapıların korunması.

 İşletmelerin gereksiz maliyetlere maruz bırakılmaması.

 Bakanlık tarafından verilen turizm belgelerinin hukuki sonuçlarının dikkate alınması

Vatandaşların bilgi edinme ve dilekçe haklarına açık ve gerekçeli cevap verilmesi.

Ortaya çıkan tablo, aslında tek bir işletmenin değil, Safranbolu turizminin geleceği açısından daha geniş bir tartışmayı gündeme getiriyor.”

Aha da sorular;

“Zorunlu olmayan bir uygulama nedeniyle işletmeler neden maliyete katlandı?

Tarihi yapılara yapılan müdahalelerin sorumluluğu kimde?

Canlı müzik konusunda yetki devri bulunuyor mu?

Yetki devri yoksa belediye hangi hukuki dayanakla yaptırım uyguluyor?

Bakanlık tarafından belgelenmiş turizm faaliyetleri belediye tarafından hangi gerekçeyle faaliyet dışı kabul ediliyor?

Bilgi edinme başvurularına neden doğrudan ve açık cevap verilmiyor?

Hak arama amacıyla başvuru yapan işletmelerin sonrasında farklı gerekçelerle denetlenmesi tesadüf mü, yoksa objektif denetim kriterleri mi uygulanıyor?”

Bu arada Kartalkaya yangınını bahane edip itfaiyenin kontrol parasını artırmak cince bir fikir.

Sosyal demokratlık iddiasındaki topuklamaya hazır kişiye yakışmış.