Reklam
Reklam
43
Yapay Zeka
Yazıyı sesli dinle
0

Tezgah kurulmuş biz figüranlık yapmışız

Yıl 1994.

DYP-SHP koalisyonu. Çiller Başbakan, Karayalçın Başbakan Yardımcısı.

Ekonomik kararlar açıklanıyor, öyle böyle değil, Karabük’te deprem etkisi görüyor bu kararlar.

“Karabük Demir ve Çelik Fabrikaları ya özelleştirilecek ya da kapatılacak.”

İşçi teyakkuza, esnaf şaşkın, bölge halkı diken üstünde.

İşçi sendikası bu karar uygulanırsa işçilerle birlikte bu şehri yakarız diyor.

Bu kararı alan iktidar partisinin genel sekreteri Karabüklü.

“Buranın hurdasından jilet fabrikalarına iyi ham madde çıkar.” diyor.

Şehir meclisini kuruyor.

Toplantılar, görüşmeler, 8 Kasım Eylemleri, yürüyüşler gırla gidiyor.

Bir telefon görüşmesi sonradan ortaya çıkıyor.

O günlerde tilki ile koyunu yiyip çobanla ağlayanlara görüşme;

Kamil Güleç’in panelde gerçekleştirdiği konuşmasından öğreniyoruz ki;

DYP Genel Sekreteri Şinasi Altıner Kamil Güleç’i (Zamanın TSO Başkanı) arayarak şöyle söyler; “Başkanım, bu kararlar çıktı, engelleyemedik.

O gün siz de geldiniz bir çare bulamadık ama canınız sağ olsun.

Karabük demir çelik fabrikalarının hurdasını

50-60 milyon dolara satarsınız. Şinasi Altıner’in telafi niyetine Kamil Güleç’e ve artık siz diye kimi kastediyorsa?

Onlara babasının malını bahşeder gibi bahşettiği 50-60 milyon dolarlık fabrikanın kamu malı olduğunu hatırlatalım.

Demek ki fabrikanın dirisini bir şekilde Karabük burjuvazisine teslim ettikleri gibi işler farklı şekilde ilerleseydi. 50 60.000.000 $ değerindeki ölüsünü de onlara teslim etmeyi planlıyorlardı.”(1)

Bu Yıllardır Kardemir’de yönetimde bulunan Güleç’in anlattığı.

Ya Mutlullah Yolbulan?

2 Nisan 2016’da Karabük Üniversitesi bünyesinde düzenlenen 3 Nisan 1937’den bugüne

Karabük isimli panelde Karabük Demir Çelik Fabrikalarının Kardemir AŞ’ye dönüştürülerek işçilere ve yöre halkına devir süreci hakkında bu devirden 20 yıl sonra şunları anlatmaktadır.

“Kamil’e daha en başında bu işi çözebilirsek Metin’den (Çelik İş Sendikası Genel Başkanı) çözeriz. Sendika başkanlığına gideceğiz, ona anlatacağız. Onunla kendimizi kabul ettireceğiz. Metin bul işe tamam derse bu iş olur dedim. Vardık yanına oturduk neyse ben

böyle şeyler düşünüyoruz, ne dersin diye konuyu açtım. Şöyle bir baktı, rahmetli ne abi bunu siz mi yapacaksınız? dedi.

Evet, biz yapacağız yani niye yapmayalım ki devlet yapıyor da biz niye yapmayalım? dedim.

Valla bir düşünelim dedi. Ondan sonra bir hafta 10 gün sonra tekrar bir araya geldik. Tabii konuşmalar ilerledikçe de iş olumlu hale dönüştü. Yalım Erez Bey, o zaman Odalar Birliği başkanıydı ve onun çok büyük katkısı oldu. Bu işin liderliğini yaptı hemen hemen.

Onun Tansu Hanımla da (Başbakan Tansu Çiller) arası çok iyiydi. O günün Türkiye’sinde Tansu Hanımla birlikte kafa kafaya vererek bu işi olur hale getirdik.” Diyor.(2)

Şehir Meclisi kenti ve fabrikası için mücadele verdiğini zannediyor bunlar olurken.

Aslında kader birilerinin iştahlarını kabartan ağlarını örmüş.

İşi bu noktaya getirmek için epey uğraşmışlar.

Hiçbir şey saklı kalmaz derler ya?

Zaman her şeyi gösteriyor.

 

11 Mayıs 1994 tarihli Milliyet Gazetesinin  birinci sayfa manşeti senaryoyu faşlamış.

Haber;

“İnanılmaz olay demir çelik’te yaşandı.

Demir Çelik İşletmeleri Genel Müdürlüğü’nün Ankara’dan Karabük’e.

30 Kasım 1993 tarihinde.

Faksla bir emir göndererek Karabük demir çelik işletmelerinin 1994 yılında 5 trilyon zarar gösterilmesini istediği belirlendi.

Gösterilen zararın daha sonra Karabük’ün kapatılması için gerekçe olarak kullanıldığı ortaya çıktı. Üstelik 5 trilyon zarar emrine rağmen işletmenin ilk üç ayında zarar etmediği belirlendi.

Böylelikle Karabük’ün zarar etmesine 1993, 3 Kasım ayında Ankara’da karar verildiği belirtildi. Faks emrinde yer alan 5 trilyonluk zararın Çiller’in açıklamasında da aynen yer almasının, Karabük’ün kapatılması için bir gerekçe oluşturduğuna dikkat çeken yetkililer, kapatma kararının tesisleri görerek ve durumunu bilerek değil, kağıt üzerinde verildiğini bildirdiler.”(3)

Yukarıda gerçekleri gördünüz.

Yıllarca Kardemir’i Yolbulan ve Güleç yönetti.

Kardemir önceki Yönetim Kurulu Başkanı Prof. Dr. İsmail Demir’in ifade ettiği gibi Yolbulan ve Güleç’lerin şirketleri kar ederken Kardemir zarar etti.

Önce işçinin etkinliği kırıldı yönetimde.

Sonra “Buranın hurdasından jilet fabrikalarına iyi ham madde olur.” Diyen kapatma kararını alan iktidar partisinin genel sekreteri yönetim kurulu başkanı oldu.

Göreve geldiği gün konkardato dan bahsetti.

Geçmişini bilmeyen geleceğine yön veremez.

Gerçekler gün yüzüne çıksın diye yazıyoruz.

Biz de canhıraş şehrimizi kurtarma cengaverliğinde iken sermayeye figüran olmuşuz.

Dahası Kardemir olağan genel kuruluna kadar gelecek.

 

Ormanlara dikkat

 

Kritik günlerden geçiyoruz.

Artan hava sıcaklarını yüreğimiz ağzımızda aman diyerek izliyoruz.

Orman Yangınları için canım.

Daha kritik günleri atlatamadık.

Hava şartları riski artırıyor.

Geçtiğimiz yıl şehrimizde yaşadığımız o büyük felaketin izlerini silememiş, ateş görüntüleri hafızalarımızdaki yerini korurken dikkat çekmek istedik tehlikeye.

Devlet üzerine düşeni yapıyor.

Ormandan çıkarılan köylü görevini biliyor.

Orman teşkilatının fedakar insanları tetikte.

Eskişehir Orman Bölge Müdürü Rıfat Ataş sosyal medya hesabından bir paylaşım yaptı konuya dikkat çekmek için.

Bakın ne diyor?

“Ateşle imtihanımızın en ağır tarafı, insanlarımızın dikkatsizliği ve bilinçsiz davranışlarıdır. Özellikle anız yangınlarının ormanlara sirayet etmesi, sadece ormanlarımızı ve doğal yaşamı tehdit etmekle kalmamakta; canla başla mücadele eden orman teşkilatımızı da ciddi şekilde yormaktadır. Birkaç dakikalık dikkatsizlik, yıllarca büyütülen ormanlarımızın yok olmasına ve büyük emeklerin heba olmasına neden olabilmektedir. Orman yangınlarıyla mücadelede en güçlü silahımız, yangın çıkmadan önce göstereceğimiz bilinç, dikkat ve tedbirdir.”

Değil mi ya?

Rıfat Ataş’ın Karabük’te görev yaparken yanan ağaçları söndürmek için verdikleri insan üstü çaba ile gözlerinden süzülen yaşları gören biri olarak sesine ses olmak istedik.

Aman dikkat.

Lütfen dikkat.

 

Bu tavuk işi başka

 

Hani bir tavuk satıcısı bir gazeteciye tavuk satmamıştı ya?

Öyle böyle değilmiş işin aslı.

Hani dükkanın önünde elinde poşetle poz verenler de oldu ya?

Aman Allah’ım.

Öncesinde devlet malına verilen zarar, ihanet hikayeleri, parça parça verilen ihaleler.

Biz bizce bilen ve bize anlatanların yalancısıyız.

İktidar partisinin yerel muktedirlerinin bize bu konuda gelmeyin diye üstünü kapatarak şımarttıkları bürokratların devleti uğrattığı zararın hesabını kim soracak merak ediyoruz ve bekliyoruz?

Bu işe tavuk satmama gibi bakanlar yanılır.

Bu konu üzerinden nemalanmaya çalışan koftiler çufallar.

İki kişinin bildiği sır değildir.

Ve;

Her zaman dediğimiz gibi.

Devlet yarına bırakır ama kimsenin yaptığını yanına bırakmaz.

Bilirsiniz de.

İşinize gelmez.

 (1-2-3) Demir Çelik Karabük Bir İşçi kentinin hikâyesi Ali Karatay