Reklam
Reklam
28
Yapay Zeka
Yazıyı sesli dinle
0

İşittik söylüyoruz 31 Ağustos 2026

Sizce 26 Ağustos’lar tesadüf mü?

Aylardan Ağustos, günlerden Cuma,

Gün doğmadan evvel İklim-i Rum’a,

Bozkurtlar ordusu geçti hücuma

 

Yeni bir şevk ile gürledi gökler

Ya Allah… Bismillah… Allahuekber!..

 

Önde yalın kılıç Türkmen Başbuğu,

Ardında Oğuz’un ellibin tuğu

Andırır Altay’dan kopan bir çığı

 

Budur, Peygamberin övdüğü Türkler…

Ya Allah.. Bismillah… Allahuekber!..

 

Türk, Ulu Tanrının soylu gözdesi

Malazgirt, Bizans’ın Türk’e secdesi

Bu ses insanlığın, Hakkın müjdesi…

 

Bu seste birleşir bütün yürekler

Ya Allah… Bismillah… Allahuekber!..

 

Nağramızdır bugün gök gürültüsü

Kanımızdır bugün yerin örtüsü

Gazı atlarımın nal pırıltısı

 

Kılıçlarımızdır çakan şimşekler

Ya Allah… Bismillah… Allahuekber!..

 

Yiğitler kan döker bayrak solmaya

Anadolu başlar vatan olmaya

Kızılelma’ya hey… Kızılelma’ya!

 

En güzel marşını vurmada mehter

Ya Allah… Bismillah… Allahuekber!.. Diyordu Niyazi Yıldırım Gençosmanoğlu Malazgirt marşında.

Sultan Alparslan Komutasında Malazgirt’te destan yazan ve Türk’e Anadolu’nun kapılarını açan  ordunun,  kendinden kat ve kat üstün düşman karşısında zafer kazandığı gün 26 Ağustos 1071 dir.

Kadere bak.

İşgal edilmiş, bir milletin kaderinin başta Sarı Saçlı Bozkurt Mustafa Kemal komutasında düşmanı vatan topraklarından atmak üzere başlatılan Büyük Taarruz ’un başlangıç günü de 26 Ağustos’tur.

26 Ağustos 1071-26 Ağustos 1922

Aradan 851 yıl geçmiş.

Tesadüf olması mümkün mü sizce?

Bekir Tünay’ın Anlatımı ile;

26 Ağustos 1922

Gün ışıkları alınlara değmedi…Şafak alabildiğine al… KOCATEPE’de MUSTAFA KEMAL…

Başladı zorlu savaş…Çatladı gök…Çöktü dağ… Koptu kızılca kıyamet… Vatan

yolunda bir döğüş bu…Ölen, sağ…..”

26/27 Ağustos 1922  Savaş bitmedi ki… Olanca hızıyla yürüyor… Zafer Mustafa Kemal’e yürüyor…Zafer Mustafa Kemal’e gülüyor…

Mustafa Kemal ateş… Mustafa Kemal kor…Mustafa Kemal vatanlaşıyor!…

Tepeler: yiğit yiğit…Tepeler; kilit kilit…Anahtar Mustafa Kemal’in…Mustafa Kemal geliyor; çekilin…

Bir ordu şahlanmış…Bir millet; vatan aşkıyla yanmış…Mustafa Kemal bir imanmış…”

 

27 Ağustos 1922

Taarruzda Mustafa Kemal’in askeri… Kurt Kaya; bizim…Erkmen Tepe elimizde…

Afyon yaslı…Ama; umut umut…Kayalıklarınca yüce…Bizim olacak alaca karanlık çökünce…

 

28 Ağustos 1922

Düşmanı kuşatıyoruz.

Yürüyor Kocatepe…Yürüyor; denizlere…Yürüyor; yerden göke…Gökte yıldızlar iri…Kocatepe de özlemiş denizleri…Yürüyor denizlere doğru, ağaç, su…Mustafa Kemal’in askeri bu…”

 

29 Ağustos 1922

Yollar; İzmir’e doğru…Düşman; kurtulma çabasında…Bakmıyor arkasına…Kaçıyor… Kaçanlar; az…Yollar kapalı Yunan’a…Kaçamaz…

Amansız bir izleme…Durma, duraklama yok…Sürecek gündüz, gece…Her zaman, Her yerde taarruz” Artık, gediksiz kuşatıyoruz…”

 

30 Ağustos 1922

Başkumandanlık savaşı…

En küçük birliklere dek, Mustafa Kemal emredecek… Son koz… Düşman sıkıca çemberlenecek…Yorgunluk ötelere…Çemberden kurtulana, arasız izleme…

Amaç; açık… Emir; kesin… Suları MUSTAFA KEMAL’i bekliyor Akdeniz’in…

“ORDULAR! HEDEFİNİZ AKDENİZ’DİR İLERİ!”

Duyuldu dört yönde bu sesin akisleri…”

Ağustos Türk’ün zaferler ayı.

Ağustos Türk’ün bayram ayı.

Kutlu olsun. Kutlu olsun.

 

 

Ne yani şimdi, Kurucu kim?

1978’de kurulan PKK, 1984’te silahlı saldırılarılara başladı.

Şimdi birileri çıkıp  “yüz yıllık sorunu çözüyoruz” diyorsa takvimi terörden değil, 1923’ten başlatıyor demektir.

Yeniden kuruluş diyen, mevcut kuruluşu hükümsüz sayar.

Meseleyi Cumhuriyet’le başlatan, hedefini de Cumhuriyet olarak ilan eder.

PKK’nın yaşı elliyi bulmadı; fakat anlaşılan o ki kinleri yüz yıllık.

Teröriste af getiren çerçeve yasanın TBMM’de kabulü ve kanunlaşması ile terör örgütü uzantılarının küstah açıklamalarını açıklamalarını günlerdir izliyoruz.

Öylesine şımardılar ki, akıl alır gibi değil.

Biri çıkıyor,

“Bu yasa uygulanmaz ile ülke Gazze’ye döner.” Diyebiliyor.

Birileri öldürülen teröristlere şehit diyerek taziye çadırları açabiliyor.

Nerede TCK?

Terör ve terör örgütünü övme suç değil mi?

Bakalım daha neler göreceğiz?

Prof Dr. Nur Serter’in açıklamaları ile;

“40 yılı aşkın süredir Türk Silahlı Kuvvetlerinin PKK ile sürdürdüğü kahramanca mücadele, Yasama Organı eliyle PKK ve Öcalan’ın amacına ulaştığı bir pazarlıkla sonuçlandırılmıştır. Öcalan’ın DEM Partililere verdiği; “PKK miadını doldurdu, yeni bir yapılanma ile devam edeceğiz” mesajı, yaşama geçirilmiştir.

Bu sürecin kazananı Öcalan ve PKK’dır.

PKK’nın silah bırakma şovunun gerçekleri yansıtmadığı ve kendini fesh edeceği taahhüdünün karşılıksız olmadığı teröristlerin salıverilmesine ilişkin yapılan yasal düzenleme ile itiraf edilmiştir.

Yasanın sadece Milletten değil, Yasama Organı üyelerinden de gizlenmesi, işlenen suçun açık bir itirafı olmuştur.

ÇERÇEVENİN İÇİNDE NE VAR?

Çerçevenin içi, kapak açılınca ortaya yayılacak kötülükleri barındıran Pandora’nın kutusu gibidir.

Hiç kuşku yok ki, Yasanın içerdiği 12 madde ve 5-6 bin teröristin serbest bırakılmasından ibaret de değildir.

  • Devlet 50 bin kişinin katili Terörist başını muhatap alarak sürdürdüğü pazarlıkla, ona bugüne kadar asla ulaşamadığı bir makam armağan etmiştir. Artık Öcalan sadece PKK Terör Örgütünün Lideri değildir. Canına kıydığı, kurşuna dizdirdiği, kundak bezlerinden tutup ateşe attırdığı Kürt bebeklerin, dağa kaçırdığı Kürt gençlerinin, tehdit ettiği, malını, canını aldığı çaresiz bırakılmış Kürt Halkının da temsilcisi konumuna yükseltilmiştir.
  • Kendisinin 40 yılda başaramadığı bu statü, iktidar eliyle, altın tepsi içinde ona sunulmuştur. Öcalan İmralı’da bu durumu “Kürt eşittir PKK Oldu ya !” sözleriyle sevinç naraları atarak karşılamıştır. Bu kayıtlar, İmralı tutanaklarında yer almıştır.
  • Kürtleri, Türk Milletinden ayrıştıran ve onlar adına Devlet ile pazarlık yapma hadsizliğine kavuşturulan Öcalan’ın zaten işlevini yitirmiş bir örgüt olan PKK’ya karşı istedikleri sır değildir. Bu talepler DEM Partililer, PKK ve bizzat kendi açıklamaları ile kayıtlara girmiştir.
  • Öncelikle “Yeni bir Cumhuriyet” istenmektedir. Adı da konulmuştur; “Demokratik Türkiye Cumhuriyeti”. Bu Cumhuriyetin Kurucu Önder’i ise Bahçeli tarafından ilan edilmiştir: Öcalan.
  • Türkiye Cumhuriyeti Devletinin kuruluş belgesi olan Lozan Antlaşması; PKK ve DEM’in son açıklamaları ile hedef alınmıştır.
  • Kürtçenin resmi dil ve eğitim dili olması tartışılmaz bir talep olarak yetkililere iletilmiştir.
  • Kürt kimliğinin “eşit vatandaşlık” kapsamında Anayasal olarak tanınması ve yeni bir vatandaşlık tanımı yapılarak “Türklük” ibaresinin Anayasadan çıkarılması koşulu yıllardır öne sürülmektedir.
  • AB Yerel Yönetimler Özerklik Şartındaki çekincelerin kaldırılarak, yerel yönetimlerden başlayan ve ılımlı bir federasyona doğru evrilecek olan yolun açılması konusundaki talepler defalarca, hatta TBMM Komisyonunun İmralı ziyaretinde de seslendirilmiştir.
  • Milli üniter yapı ve ulus devlet üzerinden süre gelen pazarlıkları açıklayanların, bir kısım medya tarafında “paranoyak” olarak adlandırılması ve toplumu tehditler konusunda uyandırmalarının etkisiz kılınması boşuna değildir.
  • Çerçeve Yasa ile başlatılan sürecin yavaş ve aşamalarla uygulanacağı, Kürt teorisyenler tarafından yıllardır anlatılmaktadır.
  • Bölücü Projenin uluslararası mimarlarının kitapları, bu konuda izlenecek yol haritasının aşamalarını ortaya koymaktadır. İlginç olan ise, bu talimatların, pervasızca ve adım adım yerine getirilmekte oluşudur.

Çerçeve Yasayı 12 maddeden ibaret saymak, toplumu aldatarak, bölücü projeye giden yoldaki taşları temizlemekten öte bir anlam taşımaz.

Önce taşlar temizlenecek ardından Yeni Anayasa Masası hazırlığı başlatılacaktır.

ÇERÇEVE YASA OLACAKLARIN HABERCİSİDİR. YAKLAŞAN BÜYÜK FELAKETİN AYAK SESİDİR.

ATATÜRK CUMHURİYETİNDEN ÖC ALAMAK İSTEYENLERİN YILLARDIR KURGULADIKLARI ORTAK PROJELERİNİN İŞARET FİŞEĞİDİR.

Türkiye Cumhuriyeti Anayasasına ve Devletimizin kuruluş ideolojisine karşı taammüden işlenmiş bir suçtur.

Bu suçun ortaklarının Yasanın 10. Maddesindeki düzenleme ile kendilerini güvence altına almak istemeleri boşuna değildir.”

Fazla söze gerek var mı?

Her şey ayan beyan ortada değil mi?

 

 

Neden 21 B?

Karabük Belediye Başkanı Özkan Çetinkaya’nın göreve geldiğinden bu yana şehirde yeşil alan ve 40 bin metrekare yeni peyzaj alanı oluşturulurken, 58 bin ağaç ve çiçeğin toprakla buluşturulduğunu açıkladı.

Tamam güzel.

Düşünen de, emri veren de, uygulayan da var olsun.

Bu arada, 39 park ve sosyal tesisin peyzajı yenilenmiş, refüjlerde 19 bin metrekarelik alanda peyzaj düzenlemesi yapılmış.

Var olun da;

152 bin metrekare yeşil alanda çim biçme çalışması gerçekleştirilirken, çocukların ve ailelerin kullanımına yönelik 13 tema park da Karabüklülerin hizmetine sunulmuş.

Yine tebrikler de.

Yahu anlatamadığımız ve anlamadığımız şu.

Deprem mi oldu, sel mi geldi, salgın hastalık mı yaşandı?

Bu şehirde gözümüzden kaçan afet mi oldu da Bulak kavşağındaki, kutucuklarından zar zor anlam çıkarılan Bulak Kavşağına dikilen Karabük’e hoş Geldiniz tabelasının ihalesi 21 B den yapıldı.

Basit soru.

Cevap varsa alalım lütfen.