OYUNU GÖRELİM
Gündem malum.
Durduk yerde MHP Genel başkanının bir katili, vatan hainini, vatana ihanetten mahkumu, hatta idamın kaldırılması ile hayatını kurtardığı terörist başını kurucu önder ilan edip meclise daveti ile başladı.
5 Günde bir yasa geçti.
Vekiller içeriğini bilmeden imzaladılar önergeyi.
Bölücü katilleri sokağa salmanın kanunu çıkardılar.
Çok şey var söylenecek.
Biz susalım işin uzmanı konuşsun.
Malum burada gördüklerimizi, işittiklerimizi söylüyor, yazıyoruz.
Abdullah AĞAR.
Kahraman bir vatan evladı.
Şimdilerle sözde barış adına sokağa salınmak istenenlerle dişe diş mücadele etmiş.
Abdullah Ağar, (d. 1967, Ankara) Türk asker ve güvenlik uzmanı.
1989 yılında Kara Harp Okulundan mezun oldu. Birinci tercihten Piyade sınıfına ayrıldı, özel kura çekerek Komando, sonra da Özel Kuvvetler Komutanlığında Tim Komutanı oldu. Bestler, Gabar, Cudi, Kuzey Irak, Menteş, Azerbaycan, Deve Geçidi, Dicle, Ergani, Baykan, Siirt, Şırnak, Diyarbakır gibi kırsal, meskun mahal ve dağlarda görev aldı. Kıdemli Üsteğmen rütbesinde iken kendi isteği ile ordudan ayrıldı.
Bir şehit mezarının başından sesleniyor.
Bu mezarda 15 Ağustos 1984’te Eruh’ta PKK’nın ilk saldırısında şehit edilen Mehmetçik yatıyor.
- Onb. Süleyman Aydın.
Erzincan/Mertekli.
Şimdi Abdullah Komutan’a kulak verelim;
“Türkiye’de “Terörsüz Türkiye Süreci”ne ve PKK türevlerinin “kök yasa”, “çerçeve yasa” dedikleri çıkan yasaya rağmen…
Terör örgütü PKK’nın sözde “atılım”, “ilk kurşun”, “diriliş” günü olarak tanımladığı bu 15 Ağustos yıldönümünde bazı yerlerde kutlamalar, havai fişekler vardı.
Ve tam da o meşum günün yıldönümünde Başyılan Karayılan, kör göze parmak aymaz bir mesaj yayınladı.
Diyor ki:
“Silah bırakma, Apo’nun fiziki özgürlüğü ve siyasi muhataplığı sağlanmadan olmaz. Çerçeve yasa yetersiz. Mesele sadece silah bırakmaya indirgenemez…”
Ve ardından:
“Zap ve Metina’da tıkandılar; ilerleyemediler. Silahla, şiddetle bizi yok edemeyeceklerini anlayınca tekrar çağrı oldu.”
//
Öyle mi Başyılan?
O zaman sana tek bir soru:
Senin “devlet kurdum” dediğin, “kurtarılmış bölge” ilan ettiğin Sinath, Haftanin, Parasiya, Gapnerk, Zap, Metina, Avaşin-Basyan ve Hakurk’ta bugün kim oturuyor?
Ve oraları nasıl aldı?
Martavalı bırak.
Hikâyeni ağababan üzerinden anlat…
//
Bir tarafta 42 yıllık kanlı terörünü “zafer” diye sunan bir terör örgütü…
Bir tarafta onu muhatap alanlar…
//
Peki terör örgütü PKK’nın sözde “atılım”, “ilk kurşun”, “diriliş” günü olarak tanımladığı; Başyılan’ın mesaj yayınladığı 15 Ağustos neyin yıldönümüydü?
Başında durduğum o mezarda, 15 Ağustos 1984’te Eruh’ta PKK’nın ilk saldırısında şehit edilen Mehmetçik yatıyor.
- Onb. Süleyman Aydın.
Erzincan/Mertekli.
//
Onların “ilk kurşun”, “atılım”, “diriliş” diye kutladığı, bugün bile mesajlar yayınladığı şey…
Bizim için Mehmetçiğin sırtına saplanan ilk kurşundu.
O gün sırtımıza saplanan kurşunu, PKK bugün çok daha sinsi ve tehlikeli siyasi bir kurşuna dönüştürmek istiyor.
Farkında mısınız bilmem, ama Başyılan tam da bunu anlatıyor.
//
Oysa asıl gerçek bambaşka…
Mehmetçiğin kanı ve canıyla;
Terör örgütü Türkiye’de eylem kabiliyet ve kapasitesini büyük ölçüde yitirmiş,
“Devlet kurdum”, “kurtarılmış bölge ilan ettim” dediği;
Sinath, Haftanin, Metina, Parasiya, Gapnerk, Zap, Avaşin-Basyan ve Hakurk’ta ezilmiş,
Suriye’de sıkışmış durumda…
//
Bütün bunlara rağmen…
Terör örgütü;
Kayıtsız şartsız silah bırakmıyorsa,
Kayıtsız şartsız kendini tasfiye etmiyorsa,
“Kan akmasın” umudunu siyasi bir fırsat ve baskı aracına çevirmeye çalışıyorsa,
Suriye’de “YPG/PYD’yi tasfiye ediyoruz” diyerek yapısal bütünlüğünü koruyor ve statü kazanıyorsa,
Irak’ta yeni alanlara açılıyorsa,
İran’a karşı yeni pozisyonlar arıyorsa,
Siyasi türevleri “İşler istediğimiz gibi gitmezse Türkiye’de her yer Gazze’ye döner” diyerek tehditler savurmaya, gözdağı vermeye kalkışabiliyorsa,
Ve ilk Mehmetçiği arkadan vurdukları 15 Ağustos’ta bile hâlâ “diriliş”, “atılım”, “ilk kurşun” söylemleriyle mesajlar yayınlayabiliyorsa…
Burada sadece silah bırakma ve tasfiye umutlarını değil, çok daha büyük bir siyasi, stratejik ve ontolojik bir oyunun oynandığını görmek zorundayız.
//
Bunu bize sadece Başyılan’ın anlattığı masal değil…
Saha anlatıyor.
42 yıllık tecrübe anlatıyor.
Ve en önemlisi;
İlk şehidin kabrinden yükselen gerçek anlatıyor.”
Ali Öğüten 1 Mart Tezkeresi
Aynı konudan devam edelim.
Durum biraz farklı
Yıl 2003.
Akp hükümetinin ilk yılları.
Abdulah Gül Başbakan.
. O dönemin hükümet yetkilileri 62 bin ile 80 bin arası ABD askerinin Türkiye’de konuşlanması, Türk hava sahası ile üslerin kullanımı için müzakereler yürüttü.
Bunun üzerine 1 Mart tezkeresi TBMM’ye geldi.
ABD askerleri Mersin açıkları da dahil olmak üzere gemilerde ve sınırlarda Türkiye’ye girmek için bekliyor.
Garanti görmüşler, ya da onlara böyle bir söz verilmiş.
Ama TBMM 1 Mart tezkeresine onay vermiyor, reddediyor.
Ortalık toz duman.
1970’li yılların sonundan itibaren tanıdığım, ağabeyim Ali Öğüten 22. Dönem Karabük Milletvekili.
O da genel kurul salonunda.
Kendisini telefonla aradım ve dedim ki;
“Ağabey bu tezkere ülkenin bağımsızlığına ve birliğine karşı bir büyük oyun. Bu bir ihanet tezkeresi, bu tezkereye evet dersen yarınlarda çocukların ve torunlarına bile bunu anlatamazsın.”
O yiğit adam gereğini yaptı.
O gereğini yaptı ama akp O’nu bir daha hiçbir şey yapmadı.
Bilinsin, tarihe not düşülsün diye anlattık.
Mekânı cennet ruhu şâd olsun.
