Reklam
Reklam
50
Yapay Zeka
Yazıyı sesli dinle
0

Gördük işittik söylüyoruz, 10 Ağustos 2026.

Açıklayın tantana bitsin

İşverenin binasında kiracı Öz Çelik-İş Sendikası genel merkezi ile ilgili mali sular bir türlü durulmuyor.

Tartışılan, yöneticilerin maaşları ve ödenekleri.

Geçtiğimiz günlerde de bazı yaygın basın yayın organlarından muhataplarının tahrif edilmiş diye itiraz ettiği bordrolar yayınlandı.

Aman Allah’ım gök kubbe gürültüsü gibi açıklamalar.

Efendim;

“Belirli bir plan dahilinde sürdürülen bu alçakça saldırılar karşısında geçmişte olduğu gibi bugün de asla bir adım dahi geri atmayacağız! Üyelerimizin emanetine sonuna kadar sahip çıkacak, kirli odakların sendikamızın itibarını zedelemesine izin vermeyeceğiz. Kamuoyunu bu yalan haberlere itibar etmemeye davet ediyoruz.” Diyorlar.

Kim bu kirli odaklar?

İsim verin.

Adres gösterin.

Yahu hadi madem bordrolar tahrif edilmiş, siz gerçeğini açıklayın da işçiniz de kamuoyu da gerçeği bilsin.

Niye sır gibi saklıyorsunuz?

Mesela niye işverenin binasındasınız?

Ne kadar yolluk alıyorsunuz, başkanlık tahsisatı ne kadar, kaç danışmanınız var?

Bunlar ne kadar maaş alıyor.

Madem kirli odaklar kaşıyor.

Siz de açıklayın fırsat vermeyin değil mi?

İtiraz ediyorum

Ben tüm gücümle itiraz ediyorum.

Benim fikrim ve iradem bu siz ne düşünürseniz düşünün.

Türkiye’de Kürt sorunu yoktur.

Kürtçülük sorunu vardır.

Tartışmalara, yaşananlara böyle bakıyorum.

Bu memlekette Karabük’te yaşayan 1 lira vergi ödüyor da Diyarbakır’da 5 lira mı ödüyor?

Bu ülkede “Ben kürdüm” Diyen Cumhurbaşkanı, Başbakan, Genel Kurmay Başkanı, Bakan, Milletvekili, genel müdür, belediye başkanı olamadı mı?

Ankara’daki havayı bedava,  Şırnak’taki para ile mi soludu?

Kim, sen kürtsün denilerek hastanelerden, okullardan geri çevrildi?

Vali, emniyet müdürü, general olamadılar mı?

Bölgenin kalkınması için başlatılan yatırımların şantiyeleri basılıp, oradaki işçiler ve mühendisler kalleş örgüt tarafından katledilmedi mi?

Bölgedeki öğretmenler gece evlerinden alınıp kalleşçe kurşunlanmadı mı?

Neyin sorunundan bahsediyorsunuz?

Yüksek sesle itiraz ediyorum.

Teröre boyun eğilmesine, TBMM eli ile meşrulaştırılmasına, her ne kadar inkar edilse de bebek katillerinin af edilmesine.

Haa ilk tavizi aldılar ya?

Sıradaki gelsin diyecekler.

Sadece ben mi itiraz ediyorum?

Hayır.

Cumhurbaşkanı Erdoğan’a yıllarca danışmanlık yapan Prof. Dr. İzzet Ergenç hoca da itirazcılardan.

Özgenç hoca sözde “Milli Dayanışma ve Toplumsal Bütünleşmenin Güçlendirilmesine Dair Kanun Teklifine ilişkin Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan’a yazdığı mektupta;

Teklife göre Türkiye Cumhuriyeti Devletinin varlığını, milli birliği ve ülke bütünlüğünü hedef alan ayrılıkçı terör örgütü PKK’nin kontrolü altında bulunan her nevi silah ve mühimmatın teslimine ve fiili varlığına son vermesine bağlı olarak, “terör örgütünün kurucusu veya yöneticisi olmak”,  “bu örgüte üye olmak”,  “bu örgüte yardım etmek”,  “örgütün propagandasını yapmak”  ve “kasten öldürme suçu hariç, bu örgütün faaliyeti çerçevesinde suç işlemekten” hakkında cezaya hükmedilmiş olan kişilerin cezalarının infazının ve hakkında soruşturma veya kovuşturma yapılan kişilerle ilgili soruşturma veya kovuşturmanın muayyen bir süre ertelenmesi kararı verileceğini” Belirtti.

Teklifin hükümlülerle ilgili düzenlemelerinin bir koşullu özel af mahiyeti taşıdığını ifade eden Özgenç, mektubunda şu değerlendirmelerde bulundu:

“Bu düzenlemelere göre, mahkumiyet hükümleri hukuki varlığını devam ettireceği için kapsama giren hükümlüler mahkum oldukları cezaya bağlı olarak denetim süresi zarfından örneğin seçilme veya atama yoluyla herhangi bir kamu görevi üstlenemeyeceklerdir. Ancak, teklifle oluşturulması düşünülen kurulun talebi üzerine ‘infaz hakimi’, PKK mensubu hükümlülerin denetim süresi dolmadan seçilme veya atama yoluyla kamu görevi üstlenebilmelerine karar verebilecektir. Bu suretle özel af uygulaması, kapsama giren bazı hükümlüler bakımından denetim süresi henüz dolmadan genel affa dönüşebilecektir.

Kanun teklifinin kaleme alınmasında hukuki terimler özensiz bir şekilde kullanılmıştır. Bu nedenle, teklifin kanunlaşması halinde hükümlerinin anlaşılması bağlamında uygulamada önemli sorunlar ortaya çıkacaktır. Teklifin teknik bakımdan sorunlu diğer düzenlemeleri ile ilgili olarak görüş açıklanmasını bu aşamada zait addetmekteyim. Teklif, bu yönleri itibarıyla yasama sürecinde düzeltilebilir bir mahiyet taşımamaktadır. Teklif bekletilerek, özellikle Kürt sorununun çözümüne ve buna bağlı olarak terör örgütünün fiili varlığına son verilmesine, örgüt mensuplarının topluma kazandırılabilmelerine yönelik olarak, uygun görülecek akademik kadronun da katkısı sağlanarak, hukuk devleti ilkeleri çerçevesinde yeniden bir çalışma başlatılmasını önermekteyim. Aksi takdirde, söz konusu teklif bu haliyle kanunlaştığı takdirde, uygulamada içinden çıkılamaz bir kaos ortamına sürüklenmiş olacağız.”

Evet, özetle Özgenç hoca böyle diyor.

Dinlemediler, dinlemeyecekler?

Tarihe not düşme adına biz işin uzmanının da görüşünü sunduk.

İtirazımız hep baki.

Zait kelimesi TDK ya göre “fazla, gereksiz veya matematiksel anlamda artı (+) demektir. Arapça kökenli (zāʾid) bu sözcük dilimizde eskimiş veya terimsel olarak kullanılır.”

Müjdeli işler

 Vallahi ben bizim çocukların yalancısıyım.

Onlar da açıklama yapanların.

Hoş, müjdeli açıklamalar.

Sevinmedik desek yalan olur.

Aha dediğimiz, 150 yatak ve Yenice Yolu.

Bakanlık iyi anlamış.

Bizim ahraz sağlık bürokratlarına kalsa ek bina. Ama Cumhurbaşkanlığı Strateji Başkanlığının planlaması hastane.

Sonra Yenice yolunun proje ihalesi haberi.

Haberi getiren de götüren de var olsun.

Teşekkürler Cem Şahin.

Var olasın D.Ali Keskinkılıç.

Hadi hayırlısı.

 

Adaletsizlik Araç Deresini geçmiş

İdarecilik zor iştir.

Yoğun emek, fedakarlık, empati ister.

Adalet ister.

Eşitlik ister.

Bunları yapamaz iseniz allemi cihan olsanız başarısız olursunuz.

Başarısızlığınızı eli maşalı halletmeye çalışır, zarta tutanak, zurta disiplin soruşturması açar, personelinizle mesafenin açılmasına neden olursunuz.

Dar kadro, katalog seçimleri ile kafaya göre sorumluluk makamları ihdas ederseniz eşitlik bozulur.

Tartı şaşar.

Yaşanmıştır, ayarı bozulan kantar, günü geldiğinde ayarı bozanları da tartar.

Bu söylediklerimiz her kurum ve kuruluş için geçerli, ancak konumuz Karabük Eğitim ve Araştırma Hastanesi.

Siz bir örnek;

Koordinatörler atanmış, sorumlular, sorumlu yardımcıları.

Çoğunun yasal karşılığı yok.

Sayı az buz da değil.

Bunların nöbet tuttukları da yok.

Arkasına dayı, güçlü bir emice, partiden bir güç bulan bir şey.

Kafaya göre görevlendirmelere bir de kılıf bulmuşlar, zamanın Karabük, şimdilerin Adana Valisi Mustafa Yavuz sözlü onay vermişmiş.

Ne ala değil mi?

Ne tasarruf genelgeleri, ne yönetmelikler?

Kafalarına göre iş.

Geçtiğimiz günlerde Karabük’ü ziyaret eden Sağlık Bakanı bunları görmüş ve yöneticileri ciddi şekilde uyarmış.

Hatta süre vermiş düzeltin diye.

İmtiyazlıların da nöbet listesine alınmasını, yıllar önce alınan bazı raporların güncellenmesini istemiş.

İnşallah bakan talimatlarının yerine getirilip getirilmediğini takip eder.

Ahbap çavuş görevlendirmeleri hastanede iş barışını bozuyor.

Bizden söylemesi.

Bu şimdilik bir girizgah.

İl emri OKU diyen, eşitliği önceleyen bir dinin mensubu, çok dindar idareciler Hazreti Ömer’in adaletini unutmasınlar.

İdarecilik biraz da kendisini sevdirmektir.

Her türlü olumsuz şart altında ihtiyaç sahiplerine gönülden hizmet vermeye çalışan fedakâr sağlık çalışanlarını ayrı tutuyor ve minnetlerimizi sunuyoruz.

Onlar da unutmasın;

“HAKSIZLIK KARŞISINDA SUSAN DİLSİZ ŞEYTANDIR.”

Hastanede adaletsizlik Araç Deresini geçmiş

Devam edeceğiz.

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

Diğer Yazılar