Reklam
Reklam
60
Yapay Zeka
Yazıyı sesli dinle
0

SİZ SUSUN, ELOĞLU İFTİRAYA ANIT DİKSİN!

Avrupa Parlementosunda, bir Yunan kadın vekil Mehmetçiğe yönelik ağır bir iftira ortaya atıyor.
Sonra bu iftira Parlamentosu’nun koridorlarına taşınıyor.
Ardından siyasi bir karara dönüştürülüyor.
Şimdi ise o iddiaların üzerine Kıbrıs Rum kesiminde bir de anıt dikiliyor!

Şimdi, konuyu arıntılarıyla sorgulayalım;
Yunanistan’dan Avrupa Parlamentosu’na seçilen Eleonora Meleti’nin raportörlüğünü yaptığı çalışma, 1974 Kıbrıs olayları sırasında Türk askerlerinin Rum kadın ve kız çocuklarına yönelik cinsel şiddet uyguladığı iddialarını Avrupa Parlamentosu’nun gündemine taşıdı. Avrupa Parlamentosu da 8 Temmuz 2026’da bu iddiaları içeren kararı 575’e karşı 33 oyla kabul etti. Kararda, söz konusu kadınların anısına Lefkoşa’da bir anıt yapılması da desteklendi. Anıtı Avrupa Parlamentosu finanse ediyor.

Bu aşağılık kadının iftiraları Avrupa Parlamentosunda oylanıp kabul edildiğinde bir yazı yazmıştım.
“YUNAN VEKİL ELENORA’YA HADDİNİ BİLDİREMEYECEKSENİZ NE İŞİNİZ VAR ORADA?” diye bizim Avrupa’daki vekillere seslenmiştim.

Avrupa’da Türkiye’yi temsil eden 18 vekilimiz var. Bu vekillerimiz kabul edilemez alçaklığa karşı dünyayı ayağa kaldırmalıydı.
Tek tek isimlerini vermeye gerek yok. 9’u AKP, 4’ü CHP, 1’i MHP, 1’i İYİ Parti, 1’i Yeni Yol, 2′ si DEM Partili. Hadi DEM li vekilleri saymayalım. 16 kişiler.
Bunların Strazburg da katıldıkları her toplantının ulaşım, konaklama, yeme-içme masrafları meclis tarafından karşılanıyor. Üstüne üstlük bir de dövizle günlük harcırah alıyorlar.

Yunan vekil Elenora Meleti Türk askerinin1974 te Rum çetelerin soydaşlarımıza yaptıkları kanlı katliamları durdurmak için yaptıkları harekatla ilgili “Türk askerleri kadınlarımıza cinsel şiddet uyguladı” iftirasını atıyor. Küstah tasarıda birde, Türkiye’ye sorumluluk üstlenme ve tazminat ödeme çağrısı yapılıyor.

Türkiye ve Türk Silahlı Kuvvetlerini zan altında bırakan bu raporu engellemek için Strazburg’da bulunan AP nezdinde daimi temsilciliğimiz ve Fransa ile Belçikadaki diplomatik misyonumuzun ne yaptığını tabii ki sorgulayacağız.
Avrupa Konseyi Parlamenterler Meclisinde arslan parçası 18 milletvekilimiz görev yapıyor.!
Bunlara da ne iş yaptıklarını soracağız. Biz parlementoda görevli değiliz diye sıyrılamazlar Avrupa’da olmaları fazlasıyla yeterli.

Avrupada görev yapan millet vekillerimize “O parlementoyu başlarına yıkmalıydınız, yazıklar olsun!
Hepiniz yaşını başını almış insanlarsınız. Unuttunuz mu o günleri? Tarih bilginiz de mi yok” diye de sormuştum.

Bugün bir iftiranın geldiği noktayı ibretle ve çaresizce izlemek zorunda mı bu aziz millet?

SEN GERÇEKLERİ ANLATMAKTA ACİZ KALIRSAN, ELOĞLU İFTİRALARINI DÜNYAYA İŞTE BÖYLE KABUL ETTİRİR.

Onlar yalanlarıyla dünyayı ayağa kaldırırken, biz bu gerçekleri dünyaya ne kadar anlatabildik.?

Mesela EOKA’nın Kıbrıstaki katliamlarını yeterince anlattık mı?
1963 yılının Aralık ayında, EOKA militanları tarafından gerçekleştirilen Kanlı Noel katliamında 364 Türk şehit edildi. Lefkoşanın Kumsal semtinde bir tabip binbaşımızın evinin basılmasıyla eşi ve 3 çocuğu vahşice katledildi. Kuvete, saklanan eşi ve çocuklarını, EOKA lı caniler eteş ederek, süngüleyerek hunharca katletti. O dönem, radyo ve TV de her gün bu katliam haberlerini kahrolarak büyük bir üzüntü ile izliyorduk.

BUGÜN AYDIN’IN GERMENCİK İLÇESİNDEKİ KANLI BAHÇE KATLİAMININ YILDÖNÜMÜ İDİ

Aydın’ın Germencik ilçesindeki Kanlı Bahçe Katliamı, kaynaklarda 4–5 Eylül 1922 tarihlerinde gerçekleşen olay olarak geçiyor.
Milli Mücadele’nin son günlerinde, Yunan birliklerinin Germencik’ten geri çekilişi sırasında, Koç Kuyusu mevkiinde çok sayıda Türk sivilin öldürüldüğü ve bazı yaralıların kuyulara atıldığı aktarılıyor. Olayda 94 kişinin hayatını kaybettiği bilgisi Germencik’teki anma ve tarih kaynaklarında yer alıyor.

Kuşadasından eşimi ve kızımı da yanıma alarak, kalktım Germenciğe Kanlı Bahçeye gittim. 5 Eylül bu kanlı katliamın yıldönümü idi Anıtta, içim yanarak dua ettim.

Bunlar gibi yüzlerce örnek var hangi birini anlatayım. Tarihini unutan zavallılılara!

Ya tarihinizden birhabersiniz yada unuttunuz bunları çok sayın vekiller?
Onlar yalanlarını gerçekmiş gibi anlatırken hiç mi içiniz sızlamadı?

Tekrar soruyorum, bu aziz milletin ve soydaşlarımızın hakkını savunamayacaksanız ne işiniz var oralarda?

Gelelim Elenoranın iftirasına.
Bir iddia nasıl oluyor da birkaç yıl içerisinde siyasi karara, siyasi karar da anıta dönüşebiliyor?
Üstelik mesele yalnızca bir anıt meselesi değildir.
Mesele, tarihin nasıl yazıldığı meselesidir.
Mesele, Mehmetçiğin dünyaya nasıl anlatıldığı meselesidir.
Mesele, Türkiye’nin uluslararası alanda kendi tezlerini ne kadar güçlü savunduğu meselesidir.
Ben Mehmetçiğin şerefini, herhangi bir siyasetçinin kişisel saldırısına karşı korumaya çalışmıyorum.
Mehmetçik zaten tarihimizin şeref sayfalarında yerini almıştır.
Ama devletlerin görevi, kendi askerleri hakkında ortaya atılan ağır iddialar karşısında suskun kalmamak ve belgeleriyle, arşivleriyle, tanıklarıyla, uluslararası hukukla cevap vermektir.
Çünkü propaganda boşluk kabul etmez.
Siz boş bırakırsanız, başkaları o boşluğu kendi hikâyesiyle doldurur.
Bugün yapılan tam da budur.
Rum tarafı kendi anlatısını Avrupa kurumlarına taşıyor.
Yunan siyasetçiler bunu sahipleniyor.
Avrupa Parlamentosu bunu karar haline getiriyor.
Sonra da bu kararın sembolü olacak bir anıt gündeme geliyor.

Peki Türkiye ne yapıyor?
Açıklama yapıyor.
İtiraz ediyor.
“Bu karar yok hükmündedir” diyor.
Evet, itiraz edilmelidir.
Ama yalnızca açıklama yetmez.

ULUSAL TV KANALLARIMIZ NE İŞE YARIYOR?

Bugün, Germenciğe Kanlı Bahçe Anıtına gelip katliamın yıl dönümünde tüm dünyaya bu katliamı anlatamaz mıydılar?
CNN TÜRK ve diğerleri sizlere bunu hatırlatmak mı lazım?
Magazin haberlerini saatlerce vermesini biliyorsunuz

Türkiye’nin de Kıbrıs’ın bütün tarihini, 1963-1974 arasındaki Türk toplumunun yaşadığı acıları, saldırıları, kayıpları ve yerinden edilmeleri aynı kararlılıkla uluslararası kamuoyunun önüne koyması gerekir.
Çünkü tarih tek taraflı yazılmaz.
Kıbrıs’ın tarihi yalnızca 20 Temmuz 1974’ten ibaret değildir.
Mehmetçiğin Kıbrıs’a neden çıktığını anlatmadan, yalnızca Mehmetçiğin Kıbrıs’a çıkışından sonrasını anlatmak; tarihi eksik anlatmaktır.

Bizim asıl kızmamız gereken sadece Eleonora Meleti değildir.
Asıl kızmamız gereken, Türkiye’nin haklı olduğunu düşündüğü bir konuda dünyaya kendi hikâyesini yeterince güçlü anlatamamasıdır.
Bir siyasetçi çıkıyor, Türk askerini ağır suçlamalarla itham ediyor.
Biz tepki gösteriyoruz.
Sonra konu kapanıyor.
Karşımızdaki ise çalışmaya devam ediyor.
Dosya hazırlıyor.
Komisyonlarda anlatıyor.
Avrupa Parlamentosu’nda konuşuyor.
Oy topluyor.
Karar çıkartıyor.
Sonra anıt dikiyor.
İşte devlet aklı tam burada devreye girmelidir.
Sertlik, hakaret etmek değildir.
Sertlik; belgeyle konuşmaktır.
Sertlik; karşı tarafın propagandasını boşa çıkaracak araştırmaları dünyanın önüne koymaktır.
Sertlik; Mehmetçik hakkında söylenen her ağır iddianın karşısına tarihî belgeleri dikmektir.
Ve en önemlisi…
Mehmetçik üzerinden Türkiye’ye yöneltilen suçlamaların uluslararası alanda cevapsız kalmasına izin vermemektir.

Bugün Lefkoşa’da bir anıt dikiliyorsa, Türkiye’nin de kendi tarihî hafızasını çok daha güçlü biçimde ortaya koymasının zamanı gelmiştir.
Çünkü mesele bir taş parçası değildir.
Mesele, o taşın üzerine hangi tarihin yazılacağıdır.
Ve tarihin başkaları tarafından bizim adımıza yazılmasına izin verirsek, yarın çocuklarımıza anlatacak başka bir hikâyemiz kalmayabilir.

Bir iddia anıta dönüşmeden önce cevap verilmeliydi.
Şimdi ise yapılması gereken bellidir:
Belgeyle, hukukla, diplomasiyle ve tarihî gerçeklerle çok daha güçlü bir karşılık vermek.
Mehmetçik bunu hak ediyor.
Türkiye bunu hak ediyor.
Kıbrıs Türkü bunu fazlasıyla hak ediyor.

O sıcak koltuklarınızdan kalkın da harekete geçin. Sesinizi duyalım vekillerimiz milletimizin hakkını arslanlar gibi savunuyor diyelim, alkışlayalım sizleri.

İlyas Erbay

WhatsApp Image 2026 09 06 at 13.57.48 1 WhatsApp Image 2026 09 06 at 13.57.48