Reklam
Reklam
72
Yapay Zeka
Yazıyı sesli dinle
0

“YENİ PARTİ”Yİ SEÇİMDE DEVRE DIŞI BIRAKMAK İÇİN DÜĞMEYE Mİ BASILDI ?

Hazine, seçim dönemlerinde artan kamu harcamalarını finanse etmek ve seçmen nezdinde ekonomik istikrar algısını korumak amacıyla yüksek borçlanmaya gider. İktidarlar, seçmen desteğini artırmak için maaş zamları, sosyal yardımlar, tarımsal destekler ve dev altyapı projeleri gibi harcamaları hızlandırır. Bu yüksek harcama temposu, vergi gelirlerinin üzerinde bir finansman ihtiyacı doğurur. Olası bir ekonomik durgunluğun veya hoşnutsuzluğun önüne geçmek amacıyla piyasaya sıcak para pompalanır. Devlet, genişletici maliye politikalarıyla piyasayı canlandırmaya çalışır ve bu süreç borçlanılarak fonlanır. Seçim belirsizliği dönemlerinde kurlarda yaşanabilecek spekülatif atakları önlemek amacıyla Hazine, döviz cinsi borçlanmalara ağırlık vererek Merkez Bankası rezervlerini desteklemeyi hedefleyebilir. Seçim öncesinde yabancı yatırımcıların belirsizlik nedeniyle ülkeden çıkış yapma riski artar. Bu durum piyasada döviz veya TL likidite sıkışıklığına yol açabileceğinden, Hazine önceden yüksek borçlanma yaparak gerekli fonları güvence altına alır. Olası hükümet değişiklikleri veya seçim belirsizliğinin piyasalarda yaratabileceği borçlanma zorluklarına karşı, Hazine seçim öncesinde “ön tampon” oluşturmak amacıyla normalden daha fazla miktarda borçlanma ihaleleri düzenleyebilir.

Bu kısa bilgilendirmeden sonra hazine cephesine bir göz atalım

Hazine 2026 yılının ilk 6 ayında % 35 faizle 3 trilyon lira (63 milyar dolar) borç aldı. 2.2 trilyon lira (46.5 milyar dolar) borç ödedi. Kasadaki 800 milyar liraya rağmen bu ay % 42 faizle 600 milyar lira daha borçlanması bekleniyor.
Türkiye dünyada en yüksek faizle borçlanan ülke.
İki yıllık tahvil faizi bu yılın başında %36 idi. Şimdi %42 ye çıktı. Hazine 5 yıllık tahville % 39, 10 yıllık tahvile %35 faiz ödüyor. Bu konuda Türkiye açık ara dünya lideri. Bizim ardımızdan %22 ile Mısır, %16 ile Rusya geliyor. Rusya’nın savaşta olduğunu unutmayalım.
Hazinenin altın borcu da katlandı.Altın cinsi borçlanma 1 yılda 251 milyar lira dan (5.3 milyar dolar dan) 914.6 milyar liraya (19.3 milyar dolar’a) yükseldi. Döviz cinsi borçlanmamız ise 10.6 milyar dolar oldu.
Neden kasayı doldurmak gereği hissedildi, neden bu kadar büyük borçlandık? Bu soruların ilk akla getirdiği yanıt baskın bir erken seçimdir.

Hazine cephesindeki bu aşırı hareket seçim ekonomisine geçişin ilk işaretleri diyebiliriz.

Seçim ekonomisi, siyasi iktidarların yaklaşan seçimlerde yeniden seçilebilmek veya oy kaybını telafi etmek amacıyla kamu kaynaklarını seçmen lehine ve genellikle piyasa gerçeklerini göz ardı ederek yönlendirmesidir. Bu süreçte hükümetler, kısa vadeli bir refah görüntüsü yaratmak için ekonomik dengeleri zorlayan genişletici maliye ve para politikalarına başvururlar.

Seçim ekonomisi, iktidarların oy kazanmak için bütçe dengesini bozmasıdır. Bu durum yüksek enflasyon, bütçe açığı ve döviz krizi gibi ağır sorunlara yol açar.

İktidarların seçimi kazanmak, iktidarı kaybetmemek için seçim ekonomisi uyguladıklarını biliyoruz. Bedeli seçim sonrası millete ödettiklerini de…Maalesef bu ülkemizin gerçeği.

“YENİ PARTİ”NİN SEÇİME GİREMEME RİSKİ !

Özgür Özel liderliğinde kurulan YENİ Parti’nin baskın bir seçim karşısında devre dışı kalma (seçime girememe) riski yasal olarak mevcut. Bu riskin hukuki gerekçeleri, parti yönetiminin aldığı önlemler ve siyasi dengelere bir göz atalım.
Yasal Engel: “Mecliste Grubu Olma” Şartının Kaldırılması Türkiye’deki eski seçim mevzuatında, yeni kurulan bir partinin TBMM’de en az 20 milletvekiliyle grup kurması, seçime doğrudan katılabilmesi için yeterli oluyordu. Ancak Mart 2022’de yapılan kanun değişikliğiyle mecliste grubu bulunma şartı seçime katılım kriterlerinden tamamen çıkarıldı.
Siyasi Partiler Kanunu’nun 36. maddesine göre bir partinin seçime girebilmesi için şu iki şartı yerine getirmesi zorunludur: İllerin en az yarısında (en az 41 ilde) oy verme gününden en az 6 ay önce teşkilatlanmış olmak. Büyük Kongresini yasal süreler içinde tamamlamış olmak.YENİ Parti, 24 Temmuz 2026 tarihinde kurulduğu için yasal olarak bu 6 aylık teşkilatlanma ve kongre sürecini henüz tamamlamamıştır. Dolayısıyla iktidar bloku bu süreç tamamlanmadan (örneğin önümüzdeki birkaç ay içinde) bir baskın seçim kararı alırsa, YENİ Parti kendi adı ve logosuyla oy pusulasında yer alamaz.

Yazımın başında, hazinenin aşırı borçlanmasının nedenlerini anlatmaya çalıştım. Seçim ekonomisine geçiş hazırlığı açık ve net ortada. Yeni Parti’nin anketlerdeki hızlı yükselişi de dikkate alındığında baskın bir seçim ihtimalini yüksek görüyorum.

İlyas Erbay