Reklam
Reklam
74
0

İLETİŞİM ÖZÜRLÜ SELAMSIZ KOMŞULAR

Selam verip selam almaktan aciz insanların sayısında artış var.

Aynı sitede aynı binada ikamet eden komşunuza selam veriyorsunuz karşılık alamıyorsunuz.
Bu durum insanı gerçekten şaşırtıyor. Apartman boşluğunda, kapı önünde yada, asansörde karşı karşıya kaldığınızda ciddi bir samimiyetsizlik ve huzursuzluk hissi yaratıyor.

Oturduğum sitede yabancı komşularım da var. Sitenin yanındaki otele de farklı ülkelerden turistler geliyor Onlarda karşılaştığımızda hepsi de içten bir tebessümle kendi dillerinde selam veriyor. Ne kadar hoş ve insani bir davranış.
İnsan doğası gereği sosyal bir varlık. Selamlaşmak bütün dinlerde ve toplumlarda var.

Bizim dinimizde ve kültürümüzde ise selamlaşmanın ayrı bir önemi var.
“Selamün aleyküm”, Arapça kökenli bir ifade olup “Allah’ın selamı, esenliği ve barışı sizin üzerinize olsun” anlamına gelen bir selamlama ve dua sözüdür.
Ne kadar, güzel bir ifade. Karşılaştığı kişiye veya bir odaya giren kişi “Selamün aleyküm” diyerek esenlik diler. Bu selamı alan kişi ise “Aleykümselam” (“Sizin de üzerinize selam olsun”) diyerek karşılık verir.
Selamlaşmanın o kadar çok çeşidi var ki, hepside güzel.
Günaydın, Merhaba, İyi günler, İyi akşamlar… Yeterki selamlaşın hangi dilde hangi kelime ile olursa olsun. Kelimeye bile gerek yok. Sıcak bir tebessüm de yeter.

Bu konu beni hem rahatsız ediyor hemde üzüyor. Aynı binayı, aynı siiteyi paylaştığım komşularıma selam veriyorum, hatır soruyorum. Tepki yok. Öncesinde aramızda herhangi bir tatsızlık geçmiş değil. Sohbetimiz dahi yok. Konuşmak istiyorum,, duvar örüp mesafe koymayı tercih ediyorlar. Hepsi değil tabii ki. Bir kaçı böyle.

Eskiden mahalle kültürü, komşuluk ilişkileri çok daha sıcaktı; şimdi ise aynı çatıyı paylaşan insanlar yabancıdan farksız hale geldi.
Yaşadığınız mahallede, oturduğunuz, sitede, apartmanda mutlaka sizlerinde böyle komşularınız vardır

Bunun nedenleri ne olabilir?
Toplum bilimciler bunu dijitalleşmeye bağlıyor
“İnsanlar kafalarını telefon ekranlarından kaldırıp çevreleriyle bağ kurmayı unutuyor” diyorlar. Bu durumun selamlaşma ile çok ilgisi yok bence.

Büyük şehirlerin koşturmacası insanları daha tahammülsüz ve içe dönük yapıyor.

Toplumsal güven azaldıkça bireyler yabancılara (ve hatta komşularına) karşı duvar örüyor.

“Kimse bana bulaşmasın, ben de kimseye bulaşmayayım” düşüncesi çok yaygınlaştı.

Ben bu tiplerle karşılaştığımda ısrarla selam vermeye devam ediyorum. Sözle olmasa da, hafifçe başımı sallayarak selamlıyorum. Çizgimi bozmaya hiç niyetim yok. Onların kabalığı nezaketimi elimden alamaz. İlk zamanlar göz teması da kurmaya gayret ederek konuşmaya zorluyordum sevgili komşucuklarımı. Bunda başarılı oldum diyebilirim. Bir kaçına, selamlaşmayı öğrettim.
Selam verirken doğrudan gözlerine bakmak, görmezden gelmelerini zorlaştırıyor.

Aslında doğru olan şu; selam verdiğimiz halde selamımızı almayan bir komşuya karşı mesafemizi korumalı, nezaketimizi bozmamalıyız. Durumu kişiselleştirmeden selam vermeyi bırakmalıyız. Ben ısrar ederek risk aldım.

Karşılık alamadığınızda bunu kişisel bir saldırı değil, o kişinin sosyal beceri eksikliği olarak görün. Bu tarz durumlar canınızı sıksa da nezaketinizden ödün vermemek en asil duruştur.

Sosyal ilişkilerde ve apartman kültüründe bu tür durumlarla maalesef sıkça karşılaşılıyor. Unutmayalım en sağlıklı yaklaşım kendi huzurumuzu korumaktır.

İlyas Erbay