Reklam
Reklam
15
0

YEREL YÖNETİMLERİN ÇÖPLE SAVAŞI…

DÜŞÜNCE VE GÖRÜŞ
       Fevzi Aydın
YEREL YÖNETİMLERİN ÇÖPLE SAVAŞI…
İnsanoğlunun varlığından beri, ihtiyaçları doğadan karşılamakta, bunu yaparken de ister istemez doğayı dönüştürmekte…
Ancak günümüzün doğasında, hızlı nüfus artışı ve tüketimin artması nedeniyle, çöple savaş önemini daha da artırmakta…
Yerel yönetimler adı üzerinde, o yöre halkının yol, su, imar, katı atık yönetimi, çevre sağlığı gibi temel ve yaşamsal ihtiyaçlarını karşılamak ve bu çerçevede ortaya çıkan güncel sorunlarını kendi aralarında, demokratik katılımla çözümleyebilmek için oluşturulan organizasyonlar…
Yerel yönetimlerin çöp ile mücadelesi, evsel atıkların toplanması, taşınması ve bertaraf edilmesini kapsayan temel bir kamu hizmeti olarak yapılmakta…
Çevre sorunları ise insanın yaşamla ilgili etkinliklerinden kaynaklanmakta.
Geri dönüşüm oranları bir ülkenin gelişmişlik varlığını göstermesi açısından önemli.
Çevre sorunlarının önlenmesi ve çevre kalitesinin iyileştirilmesi
sorumluluğunu üstlenen Yerel yönetimler, hizmet ettikleri yerin, sosyal ve çevresel özelliklerine uygun, bir çevre politikası geliştirmeli ve yaşama geçirmeli…
Toplumun ve çevrenin yerel özelliklerini dikkate alarak geliştirdikleri çevre politikasını, merkezi yönetimin müdahalesi olmaksızın yaşama geçirebilmek için “özerk” bir yönetim yapısına da sahip olmalı.
Yerel yönetimlerin görev ve sorumlulukları, daha da önemlisi temel varlık nedenleri, insan yaşamı ve insan yaşamı kalitesinin iyileştirilmesiyle ilgilidir.
Bu yüzden yerel yönetimler dışarıda bırakılarak, çevrenin korunması ve geliştirilmesi beklenemez…
Çevre sorunlarının başlıca nedeni olan insan etkinliklerinin büyük bir çoğunluğu, belediyelerin yetki sınırları içinde, ya belediyelerin izni ve denetimi altında ya da doğrudan doğruya belediyelerce gerçekleştirilmekte…
Özelikle şehirlerde artan sorunlarla birlikte, genel olarak Yerel
Yönetimlerin, özelde ise belediyelerin, planlama hizmetleri, Yerel Kamu hizmetleri, çevre yönetimi ile işlevleri yoğunlaşmıştır…
Gerek Türkiye’de gerekse dünyada yerel yönetimler, yerel yaşama yakınlık özelliği bakımından, sosyal ve ekonomik sorunlardan ve bunların bir uzantısı olan çevre sorunlarından sorumludur.
Yerel yönetimlerin bu sorumluluğunu yerine getirebilmesi, etkili yerel çevre politikaları geliştirilmesine bağlı…
Günümüz de yerel yönetimler, milli irade tarafından göreve seçilmesine rağmen, siyasi iktidarların seçimle alamadığı yerel yönetimleri, yolsuzluk iddiaları, kayyum gibi yöntemlerle görevden el çektirilmesiyle etkisizleştirilmekte…
Böylece, Türkiye’de yerel yönetimler sisteminin çöküşü, belediye örgütlerinin zaafları, açmazları ve sıkıntılarını da ortaya çıkarmış oldu…
Çeşitli nedenlerle yeterince dile getirilmiyor ama, belediyelere yönelik bu tutuklamalar sürecinin en önemli sonucu, Yerel Yönetim Sistemlerinin çöküşü olmuş…
 Bütün bu olaylar, Türkiye’de yerel yönetimler sisteminin ve belediyelerin yönetim yapılarının kendi kendilerini yeniden üretememesinden, sistemin tıkanmasından ve fonksiyonlarını yitirmesinden kaynaklanmakta.
Bu nedenle, belediye örgütlerinin yönetim yapılarını, tüm yönleriyle değiştirecek, onları çağdaş, dinamik ve fonksiyonel birimler hale getirecek, köklü bir yerel yönetimler reformuna ihtiyaç duyulmakta…
Ama tarihin hiçbir döneminde belediyeler konusunda bugün yaşadığımız süreçlere benzer süreçler yaşanmamış.
12 Eylül 1980 öncesi düzende belediye başkanları yargı kararı olmadan görevlerinden alınamıyordu…
Günümüzde belediye başkanlarına buna benzer güvenceler sağlanmalı.
Düşünce ve görüşlerin ışık olması dileğiyle…