Vefa insanı insan yapan en temel değerlerden biridir. Tıpkı sevgi, saygı, adalet, dürüstlük, hoşgörü gibi. Bu evrensel ve ahlaki değerler bireyin hem kendisine hem de çevresine karşı sorumluluklarını belirler.
Ne yazık ki, son zamanlarda bu insani değerlerimizi yitirdik. En fazlada vefa duygusunu. En yakınlarımızdan bile artık vefa göremiyoruz.
Değerlerimizi yitirmemizin temel nedeni; küreselleşme, hızlı teknolojik dönüşüm ve değişen ekonomik sistemlerin bireyleri daha bencil, maddeci ve yüzeysel bir yaşam tarzına yönlendirmesidir. Bu durum empati, sevgi, saygı, samimiyet ve dayanışma gibi insanı insan yapan bağların zayıflamasına yol açıyor.
Sosyologlar, psikologlar ve eğitimciler tarafından yapılan analizlere göre, insani değerlerin erozyona uğramasının arkasındaki ana etkenler şunlardır:
* Sosyal medya ve dijital platformlar, yüz yüze ve derinlemesine iletişimin yerini aldı.
* Ekran arkasına sığınan bireyler arasında samimiyet azaldı ve duygusal bağlar zayıfladı.
İnsanlar çevrelerindeki gerçek dünyadan ve toplumsal sorunlardan koparak mekanikleşti.
* Toplumsal dayanışma yerine sadece kendi zevkini ve çıkarını düşünen birey profili öne çıktı.
* Küreselleşmeyle birlikte başarı ve mutluluk, tamamen maddi varlıklar ve statü üzerinden tanımlanmaya başladı.
* Makam, mevki ve finansal güç elde etmek uğruna dürüstlük ve adalet gibi değerler arka plana itildi.
* Hızlı kültürel değişimler nedeniyle köklü gelenekler ve toplumsal kimlik zayıfladı.
İnsanların birlikte geçirdikleri zamanın azaldı.
* Tüm bunlar değerlerin aile içinde kuşaktan kuşağa aktarılmasını engelledi.
Değerlerin bu şekilde kaybolması toplumda derin bir mutsuzluk, yalnızlık ve güvensizlik ortamı yarattı. Bu erozyonu durdurmak için bireysel farkındalık oluşturmak, aile bağlarını güçlendirmek ve eğitimde etik değerlere daha fazla yer ayırmak kritik bir önem taşıyor.
Şair Ahmet Telli, “vefa” ve “ahde vefa” kavramlarını dizelerinde en zarif işleyen günümüz şairlerindendir. Şairin dostluğa ve vefaya olan bağlılığını vurguladığı ve sosyal medyada da sıkça paylaşılan o meşhur dizeleri şu şekildedir:
“İnsana en çok şiir yakışıyor,
Sonra yeryüzüne yağmur,
Gökyüzüne mavi…Ve en çok insana vefa yakışıyor,
Yüreğe sevda, Gözlere haya…Ve en çok yaşamak yakışıyor;
İnsanca, sevdaca, duruca…”
Ahmet Telli’nin vefa ile ilgili düşünceleri, onun insani değerleri varoluşun merkezine koyan ve toplumsal duyarlılıkla harmanlayan şiirsel yaklaşımını yansıtır. Şair, vefayı sadece bir borç veya yükümlülük olarak değil, insan olmanın en temel ve en estetik gerekliliklerinden biri olarak görür.
Şaire göre vefa, doğadaki kusursuz bir uyum gibidir. Gökyüzünün rengi maviyle nasıl bütünleşiyorsa, insanın özü de vefa duygusuyla öyle tamamlanır.
En çok yaşamak yakışır insana; ancak bu yaşam insanca, sevdaca ve duruca olmalıdır.
Vefa ve iyilik bilmek, insan ahlakının en yüksek mertebesi ve vicdanın en sadık hafızasıdır. Ünlü düşünürler, yazarlar ve filozoflar tarih boyunca bu iki erdemin insan ilişkilerindeki hayati önemini vurgulamışlar.
Toplumsal yozlaşma ve değerler erozyonu; sadece bireysel değil, tüm toplumu derinden etkileyen çok boyutlu bir medeniyet krizi haline geldi.
İnsani değerlerimizi hızla yitiriyoruz. Çok Endişeliyim, çok üzgünüm.
İlyas Erbay
