2 nci Harekat BM’nin kararıyla güya 22 Temmuz saat 17.00’de sona ermişti ama çatışmalar devam ediyordu.
29 Temmuz gece yarısı telsizle gelen zayıf bir mesajla Hava İndirmenin 2 nci Taburunun düşmanla temas halindeki bir birliği yardım istiyordu. Sayıca üstün düşman Sihari köyü kuzeyinde bulunan eski bir manastır ile Bufavento kalesine konuşlanmıştı. Alay komutanımız hemen iki takım hazırlanmasını emretti. Alayımızın en genç iki teğmeni birden öne atıldı; ” Bizi gönderin komutanım, biz hazırız” dediler. Bu iki kahraman teğmen, Murat KORNOŞOR ve Vedat TÜFEKÇİ hemen takımlarıyla hareket ettiler. Sabaha kadar süren çarpışmalarda Vedat ve birkaç askerimiz yaralanmış, Murat’ın telsizcisi şehit olmuş, düşmanın bir kısmı esir alınmış, kalanı bertaraf edilmişti.
Bu iki kahraman arkadaşımız binbaşı iken emekli oldular.
Damadım Prof.Dr. Necat İMİRZALIOĞLU’da eski bir askerdi. GATA’da Genetik Bölüm Başkanıyken albay olarak emekli olmuştu. Şimdi Izmir’de bir üniversitede görev yapıyor.
10 Temmuz’da çocuklarımızı ziyaret etmek için eşimle İzmir’e gitmiştik. Narlıdere’ de oturuyorlardı. Ertesi günü evden çıktığımda yanımızdaki binanın bahçe kapısı üzerinde büyükçe bir metalden yapılmış KORNOŞOR yazısını gördüm. Kapının önünde kumsalda plaj iskemlesinde oturan bir kadın güneşleniyordu. Merakla “Afedersiniz, bu Kornosor yazısının anlamı nedir” diye sordum. “Kocamın soyadı, Balkanlardan buraya göç etmişler, oradaki köylerinin adıymış” dedi. ” Peki, Murat KORNOŞOR diye birisini tanıyor musunuz” deyince ” O benim eşimdi, 6 yıl önce vefat etti” yanıtını verince şaşkına döndüm.
Kıbrıs Barış Harekati’nda birlikte savaştığımız, son derece nazik ve kibar, kahraman teğmenimizin eşi demek burada çocuklarımın komşusuydu. 52 yıl sonra Ondan haber almak, burada yaşadığını öğrenmek beni şok etmişti. Dünya bu kadar küçük müydü ? Yarım asır
sonra bu manevi buluşma, sadece bir rastlantı ya da bir kader miydi ?
Birkaç gün sonra Güzin Hanım bizi evine davet etti. Murat’ın odası savaş ve askerlik anılarıyla doluydu. Silahları, dürbünü, bıçağı, kılıcı, kitapları kutsal yadigarlar olarak duruyordu. Ama bir tek O yoktu.,
Murat’ın indirdiği Yunan bayrağını görünce benim de gönderinden indirdiğim Yunan komanda birliğinin bayrağı aklıma geldi. 2 nci Harekat’ın ikinci günü 15 Ağustos’ta tabur komutanım Yarbay Burhanettin KANIT’ın (Arap Burhan) emriyle takımımla taarruz ettiğim Yunan birliğinin bayrağı ve sancağıyla duvara yapıştırılmış düşman kuvvetlerinin konumu ve silahlarının işaretlendigi büyük haritayı sökerek süratle komutanıma göndermiştim.
Sevgili eşinden öğrendiğime göre;İ Murat, sonra hukuk eğitimi almış ve iyi bir avukat olmuş. Daha sonra İzmir BB ESHOT Genel Müdürlüğü ile İZULAS Yönetim Kurulu Başkanlığı yapmıştı.
Yaralanan kahraman teğmen Vedat ile vefat ettiği 10 yıl öncesine kadar ilişkilerimiz devam etmişti. Hatta 2007 yılında eşiyle birlikte Karabük ve Safranbolu’da konuğumuz olan kurucu Cumhurbaşkanımız rahmetli Rauf R. DENKTAŞ’ın verdiği konferansta da bizimle olmuştu.
20 Temmuz’la ilgili bu yazımı hazırlarken Güzin Hanım bize geldi. Elindeki eşinin emaneti Yunan bayrağı ile Alay Karargahımizin konuşlandığı Timbu köyüne ait bir büyük flamayı “Fikret Bey, ben bunları saklayamam, bana hüzün veriyor, bu ancak eşimin savaş arkadaşı olarak size yakışır, size emanet ediyorum” diyerek bana verdi. Şaşırdım, kabul edemem dediysem de, ısrar etti. Bir kere daha şok olmuştum. Demek kahraman teğmen Murat’ın anılarını saklayan bu iki değerli yadigarını ömrümün sonuna kadar muhafaza görevi bana verilmişti.
Bu duygu ve düşüncelerle 20 Temmuz Kıbrıs Barış Harekatı’nın 52 nci yılını kutluyor, tüm şehitlerimizi ve kahraman iki teğmenimizi rahmet ve saygıyla anıyorum. Hayatta olan gazilerimize sağlık ve uzun ömürler dilerken, yaşama veda eden gazilerimizin ruhları şad olsun diyorum.
Görsel 1 : O gün ben alay nöbetçi subayıydım. Sol baştaki Atğm. Nihat GÜNGÖR Istanbul’da yaşıyor. Aramızdaki arkadaşlarımız Atğm. Akın AKSOY, Tğm. Murat KORNOŞOR ve Tğm. Korhan KOROĞLU hayatta değiller.
Görsel 2 ve 3 : Yunan bayrakları
Fikret GÖKÇE
Kıbrıs Gazisi – Mak. Müh



