Reklam
Reklam
Ihlas Haber Ajansı Avatarı
Ihlas Haber Ajansı tarafından
18 Eylül, 2024 00:00 tarihinde yayınlandı
0

Yıllarca milli takımlar kamp merkeziydi, bakın ne oldu

Düzce Belediyesi, şehrin turizmine katkı sağlamak amacıyla Akçakoca Kalkın köyünde, daha önce milli takımlar kamp merkezi olarak kullanılan yapıyı otele dönüştürdü. Sahili, havuzu ve lüks konseptiyle dikkat çeken otelin, Düzce turizmine büyük katkı sağlaması bekleniyor.
Akçakoca Kalkın köyünde bulunan Milli Takımlar Kamp Merkezi, geçtiğimiz yıllarda Vilayetler Birliği ile dönüşüme başladı. Daha sonra Düzce Belediyesi, bu yapıyı devralarak turizme katkı sunmak amacıyla otele çevirdi. Bahçesine havuz yapılarak sahiline özel kum getirildi ve odalarda lüks bir konsept ile yenilemeler yapıldı. Düzce Belediyesi bünyesinde Bel-Tur Otel adıyla hizmet vermeye başlayan otel, 52 oda ve 4 süit oda ile dikkat çekiyor.
“Mavi ile yeşilin birleştiği bir yerdeyiz”
Toplantı, konferans ve düğün salonu konseptiyle de hizmet veren Bel-Tur Otel’in, Düzce turizmine katkı sağladığını belirten Düzce Belediye Başkanı Dr. Faruk Özlü, “Burası daha önce Vilayetler Evi’nin oteliydi. Biz anlaşma yapıp devir aldık. Kamu misafirhanesi havası vardı. Şimdi otele çevirdik. Akçakoca’nın en güzel otellerinden birisi oldu. Düzce, Sapanca ve Bolu arasında adeta bir cennet. Biz bu bölgede turizmi geliştirmek istiyoruz. Sadece Akçakoca değil, Düzce’nin birçok bölgesi; yaylası, şelalesi, gölü, mağarası ve tarihi olan bir bölge. İnşallah önümüzdeki dönemde turizmin geliştirilmesi faaliyetleri çerçevesinde Düzce’ye her hafta en az 10 bin kişinin gelebileceği mekanlar oluşturuyoruz. Burası da bunlardan birisi. Burası butik bir otel. Türkiye’nin her tarafından vatandaşlarımızın buraya gelmesini, burada kalmasını arzu ediyor ve davet ediyoruz. Gelsinler konaklasınlar, güneşi, denizi, sahili güzel ve sakin bir ortam. Bir tarafı yemyeşil orman, diğer tarafı masmavi deniz. Mavi ile yeşilin birleştiği bir yerdeyiz” dedi.
“Yatak kapasitemizi artırmaya çalışıyoruz”
Düzce’nin turizmde büyük hedefleri olduğunu ve yatak kapasitesini artırmayı amaçladıklarını dile getiren Düzce Belediye Başkanı Dr. Faruk Özlü, sözlerini şöyle sürdürdü:
“Yatak kapasitemizi artırmaya çalışıyoruz. Önümüzdeki günlerde Düzce’ye uluslararası bir markanın otelinin temelini atacağız. Düzce, aslında iş merkezi statüsünü taşıyan bir şehir. Düzce’de çok fazla iş merkezi, fabrika, iş yeri var. Dünyanın en prestijli otomobil fabrikalarına parça üreten fabrikalarımız var. İnsanlar hafta içi Düzce’ye geliyorlar. Biz bunu hafta sonuna yayacak şekilde geliştirmeye çalışıyoruz. Bu çerçevede yol açıyoruz. Biliniyor ki yol medeniyettir. Farklı bölgelerden Düzce’nin ve çevresinin güzel mekanlarına ulaşımı kolaylaştıracak yollar açıyoruz. Bu çalışmaları sürdürmeye devam edeceğiz. Bölgesel kalkınma planı peşindeyiz. Sadece Düzce değil, Düzce’nin çevresinin de gelişmesini arzu ediyoruz. Burası Batı Karadeniz ve Doğu Marmara bölgesi. Sakarya’dan başlayıp Sinop’a kadar olan bölgeyi düşünün; çok güzel ve huzurlu bir bölge. İnsanların zamanlarını geçirebilecekleri güzel mekanlar inşa ediyoruz”
“Ata binmek isteyenler Düzce’ye gelecek”
Önümüzdeki dönemde ata binmek için insanların Düzce’ye geleceğini belirten Özlü, “Türkiye Binicilik Federasyonu ile beraber bir çalışma yürütüyoruz. Atçılık sporunun Düzce’nin dağlarında, yaylalarında, şelalelerinde gelişmesini sağlayacak bir program üzerinde çalışıyoruz. Türkiye Binicilik Federasyonu ve Düzce Belediyesi olarak bu sporu yaygınlaştırmak istiyoruz” şeklinde konuştu.
(EB-HFV-RFK

Bizi sosyal medyadan takip edin
barude filistinin dunu bugunu ve yarini anlatildi YbJlKGrF
Ihlas Haber Ajansı Avatarı
Ihlas Haber Ajansı tarafından
15 Mayıs, 2026 00:07 tarihinde yayınlandı
0
0

BARÜ’de Filistin’in dünü, bugünü ve yarını anlatıldı

Bartın Üniversitesinde (BARÜ) Filistin’in geçmişten günümüze tarihi süreci anlatılırken bölgede yaşanan insanlık dramına dikkat çekildi.

Bartın Üniversitesi (BARÜ) Filistin’de yaşanan insanlık dramına dikkat çekmek ve toplumsal farkındalığı artırmak hedefiyle çalışmalarını sürdürüyor. Bu doğrultuda Kariyer Planlama Uygulama ve Araştırma Merkezi tarafından “Ölümcül ve Ölümsüz Kimliklerin Coğrafyası: Filistin’in Dünü, Bugünü ve Yarını” başlıklı bir program düzenlendi. Filistin meselesinin farklı boyutlarıyla ele alındığı etkinlikte konuşmacı olarak İnsan ve Toplum Bilimleri Fakültesi Tarih Bölümünden Prof. Dr. Hasan Hüseyin Güneş yer aldı.

Rektör Akkaya, boykota devam edilmesinin önemini vurguladı

Programın açılışında konuşan BARÜ Rektörü Prof. Dr. Ahmet Akkaya, “Bugün burada ölümcül ve ölümsüz kimliklerin coğrafyasını konuşacağız. Aklımıza burada şair Mehmet Akif İnan geliyor. ‘Mescid-i Aksayı gördüm düşümde. Bir çocuk gibiydi ve ağlıyordu.’ Bu dizelerde ifade edilen Mescid-i Aksa’da 2,5 yıldır insanlığa sığmayan bir zulüm yaşatılıyor. Bu noktada bizler ne kadar somut adım atarsak o kadar kıymetlidir. Lütfen, her daim boykota devam edelim. Çocuklar öldü, kadınlar öldü, aileler dağıldı. Yaşanan acılarını unutmayalım, boykotu uygulayalım.” ifadelerini kullandı.

Filistin meselesini toplumsal hafıza, insan onuru, hukuk ve vicdan çerçevesinde değerlendiren Prof. Dr. Hasan Hüseyin Güneş, Filistin’de bir halkın kendi vatanında nasıl görünmez kılınmaya çalışıldığını ve buna rağmen kimliğini, hafızasını ve yaşama iradesini nasıl koruduğunu anlattı.

“Filistin’de kimlik, hafıza ve insanlık mücadelesi yaşanıyor”

Konuşmasında “ölümcül kimlik” ve “ölümsüz kimlik” kavramlarını değerlendiren Prof. Dr. Güneş, “Ölümcül kimlik, bir halkı insan olarak değil; tehdit, güvenlik sorunu ya da ortadan kaldırılması gereken bir engel olarak görmeye dayanıyor. Buna karşılık ölümsüz kimlik ise yıkılan evlere rağmen saklanan anahtarlarda, boşaltılan köylere rağmen yaşatılan hatıralarda, kaybedilen çocukların isimlerinde ve bir halkın sesini dünyaya duyurma kararlılığında varlığını sürdürüyor.” dedi.

Programda Gazze’de yaşanan insani dram detaylarıyla anlatıldı. Bombardımanlar, zorunlu göç, açlık, susuzluk, yıkılan hastaneler, okullar, ibadethaneler ve evlerin yalnızca savaşın bir sonucu olarak görülemeyeceği ifade edildi. Bir okulun yıkılmasının çocukların geleceğini, bir hastanenin vurulmasının yaralıların yaşama hakkını, bir evin yok edilmesinin ise aile hafızasını ve güven duygusunu ortadan kaldırdığı da vurgulandı.

İlgiyle takip edilen program, Filistin meselesinin insanlığın adalet, hukuk ve vicdan sınavı olduğuna dikkat çekilmesi ve bu konuda farkındalığı artırmaya yönelik çalışmaların sürdürülmesi gerektiği mesajıyla sona erdi.

Bizi sosyal medyadan takip edin