Düzce Belediyesi, şehrin turizmine katkı sağlamak amacıyla Akçakoca Kalkın köyünde, daha önce milli takımlar kamp merkezi olarak kullanılan yapıyı otele dönüştürdü. Sahili, havuzu ve lüks konseptiyle dikkat çeken otelin, Düzce turizmine büyük katkı sağlaması bekleniyor.
Akçakoca Kalkın köyünde bulunan Milli Takımlar Kamp Merkezi, geçtiğimiz yıllarda Vilayetler Birliği ile dönüşüme başladı. Daha sonra Düzce Belediyesi, bu yapıyı devralarak turizme katkı sunmak amacıyla otele çevirdi. Bahçesine havuz yapılarak sahiline özel kum getirildi ve odalarda lüks bir konsept ile yenilemeler yapıldı. Düzce Belediyesi bünyesinde Bel-Tur Otel adıyla hizmet vermeye başlayan otel, 52 oda ve 4 süit oda ile dikkat çekiyor.
“Mavi ile yeşilin birleştiği bir yerdeyiz”
Toplantı, konferans ve düğün salonu konseptiyle de hizmet veren Bel-Tur Otel’in, Düzce turizmine katkı sağladığını belirten Düzce Belediye Başkanı Dr. Faruk Özlü, “Burası daha önce Vilayetler Evi’nin oteliydi. Biz anlaşma yapıp devir aldık. Kamu misafirhanesi havası vardı. Şimdi otele çevirdik. Akçakoca’nın en güzel otellerinden birisi oldu. Düzce, Sapanca ve Bolu arasında adeta bir cennet. Biz bu bölgede turizmi geliştirmek istiyoruz. Sadece Akçakoca değil, Düzce’nin birçok bölgesi; yaylası, şelalesi, gölü, mağarası ve tarihi olan bir bölge. İnşallah önümüzdeki dönemde turizmin geliştirilmesi faaliyetleri çerçevesinde Düzce’ye her hafta en az 10 bin kişinin gelebileceği mekanlar oluşturuyoruz. Burası da bunlardan birisi. Burası butik bir otel. Türkiye’nin her tarafından vatandaşlarımızın buraya gelmesini, burada kalmasını arzu ediyor ve davet ediyoruz. Gelsinler konaklasınlar, güneşi, denizi, sahili güzel ve sakin bir ortam. Bir tarafı yemyeşil orman, diğer tarafı masmavi deniz. Mavi ile yeşilin birleştiği bir yerdeyiz” dedi.
“Yatak kapasitemizi artırmaya çalışıyoruz”
Düzce’nin turizmde büyük hedefleri olduğunu ve yatak kapasitesini artırmayı amaçladıklarını dile getiren Düzce Belediye Başkanı Dr. Faruk Özlü, sözlerini şöyle sürdürdü:
“Yatak kapasitemizi artırmaya çalışıyoruz. Önümüzdeki günlerde Düzce’ye uluslararası bir markanın otelinin temelini atacağız. Düzce, aslında iş merkezi statüsünü taşıyan bir şehir. Düzce’de çok fazla iş merkezi, fabrika, iş yeri var. Dünyanın en prestijli otomobil fabrikalarına parça üreten fabrikalarımız var. İnsanlar hafta içi Düzce’ye geliyorlar. Biz bunu hafta sonuna yayacak şekilde geliştirmeye çalışıyoruz. Bu çerçevede yol açıyoruz. Biliniyor ki yol medeniyettir. Farklı bölgelerden Düzce’nin ve çevresinin güzel mekanlarına ulaşımı kolaylaştıracak yollar açıyoruz. Bu çalışmaları sürdürmeye devam edeceğiz. Bölgesel kalkınma planı peşindeyiz. Sadece Düzce değil, Düzce’nin çevresinin de gelişmesini arzu ediyoruz. Burası Batı Karadeniz ve Doğu Marmara bölgesi. Sakarya’dan başlayıp Sinop’a kadar olan bölgeyi düşünün; çok güzel ve huzurlu bir bölge. İnsanların zamanlarını geçirebilecekleri güzel mekanlar inşa ediyoruz”
“Ata binmek isteyenler Düzce’ye gelecek”
Önümüzdeki dönemde ata binmek için insanların Düzce’ye geleceğini belirten Özlü, “Türkiye Binicilik Federasyonu ile beraber bir çalışma yürütüyoruz. Atçılık sporunun Düzce’nin dağlarında, yaylalarında, şelalelerinde gelişmesini sağlayacak bir program üzerinde çalışıyoruz. Türkiye Binicilik Federasyonu ve Düzce Belediyesi olarak bu sporu yaygınlaştırmak istiyoruz” şeklinde konuştu.
(EB-HFV-RFK


Yıllarca milli takımlar kamp merkeziydi, bakın ne oldu
Tarihi kalıntıların da bulunduğu iki köy arasında kalan kanyon, keşfedilmeyi bekliyor
Kastamonu’nun Araç ilçesinde iki köy arasında yer alan ve tarihi kalıntılarıyla görsel şölen sunan kanyonun koruma altına alınarak, tabiat parkı ilan edilmesi için çalışma başlatıldı.
Kastamonu Üniversitesi ile Kastamonu Doğa Koruma ve Milli Parklar Müdürlüğü ortaklığında yürütülen proje ile Kastamonu’nun kanyonlarının milli park, tabiat parkı, tabiat anıtı ya da sit alanı olarak ilan edilerek koruma altına alınmasının amaçlanıyor. Bu çerçevede Kastamonu Üniversitesi Öğretim Görevlisi Hikmet Haberal öncülüğünde Kastamonu Doğa Koruma ve Milli Parklar Müdürlüğü ekipleri Araç ilçesindeki Saltuklu ve Oycalı köyleri arasındaki Cibiş (Saltuklu) Kanyonunda incelemede bulundu, kanyonun tabiat anıtı olarak ilan edilmesi için çalışmalarda bulundu.
Yaklaşık 3 yıl önce Saltuklu kanyonunda geniş kapsamlı yürütülen çalışma ve uzman ekiplerce kanyonun geçilmesi sonrasında tarihi yaşam kalıntıları da tespit edildi. Bölge halkı tarafından ‘saklı cennet’ ve ‘Cibiş Kanyonu’ olarak da adlandırılan Saltuklu Kanyonunun gizli kalmış güzelliklerini ortaya çıkarmak amacıyla yapılan incelemelerde Kastamonu Üniversitesi Araç Rafet Vergili Meslek Yüksekokulu Öğretim Görevlisi Hikmet Haberal tarafından kanyon bölgesinde rota çalışması da yapıldı.
Haberal, tarihi yaşam kalıntılarının olduğu bölgenin turizme kazandırılması ve koruma altına alınması için yaklaşık 3 yıl önce çalışma başlattıklarını hatırlatarak, Ormancılık ve Tabiat Turizmi alanında ihtisaslaşma çalışmaları yürüten Kastamonu Üniversitesinin bu alanda çalışmalarına başladığını ve Saltuklu Kanyonunun turizme kazandırılması noktasında girişimlerde bulunduklarını kaydetti.
“Kanyonu, tabiat parkı ya da tabiat anıtı olarak ilan ettirip turizme kazandırmak istiyoruz”
Saltuklu Kanyonunun Araç ilçesine bağlı Oycalı ile Saltuklu köyleri arasında kaldığını söyleyen Haberal, “Saltuklu Kanyonundan 3 yıl önce geçiş yapmıştık. Burada 3 kilometrelik bir kanyon güzergahı var. Başından sonuna kadar biz, kanyon içerisini gezdik uzman kanyonu bilen arkadaşlarımızla birlikte. Kanyonu bizler turizme kazandırmak istiyoruz. Çünkü kanyonun etrafında muhteşem bir coğrafya var. Burasını biz, korunan alan ilan etmek istiyoruz. Bu kapsamda bölgenin tabiat parkı ya da tabiat anıtı olarak ilan edilmesi için Kastamonu Doğa Koruma ve Milli Parklar Müdürlüğü’ndeki arkadaşlarımızla birlikte incelemede bulunuyoruz. Kanyonun Tabiat Parkı veya Tabiat Anıtı ilan ettirip burayı turizme kazandırma gayemiz var” dedi.
“Kanyonun etrafında tarihi kalıntılar ile Selçuklu ve Osmanlı mezarları bulunuyor”
Saltuklu Kanyonunun Valla Kanyonu, Horma Kanyonu ya da Çataklı Kanyonunun geçilebilmesi için amatör kanyonculara yönelik eğitim alanının da olabileceğini söyleyen Haberal, “Saltuklu kanyonu Valla, Horma ve Çataklı kanyonunun alt yapısını oluşturabilecek, adeta bir antrenman yapılabilecek bir kanyon. Öncelikli olarak kanyonu sporlarını seven insanların, kanyon geçişi yapan insanların gelip burada antrenman yapmaları, ondan sonra büyük kanyonlara geçmeleri gerekir” diye konuştu.
Kanyonun etrafında tarihi kalıntıların bulunduğunu söyleyen Haberal, “Kanyonun içerisinde inanılmaz göletler var, şelaleler var ve tabiat harikası görseller var. İçerisinde bir de kale kalıntısı, sur kalıntısı var. Buranın da karşımızda kanyonun Oycalı tarafına bakan kesimin de Selçuklu ve Osmanlı mezarları da bulunuyor. O dönemden buraya gelen tarihi kaynaklarımızın da, kültürel kaynaklarımızın da halen devam ettiğini görmekteyiz. Kanyonun başlangıcında, giriş noktasında 5 tane değirmen gördük. Bu değirmenler eskiden suyla çalışıyordu. Sonradan faal olarak bir tanesi kalmış. Ayrıca kanyonun çıkışında çok güzel bir alanlar var. Adeta mesire alanı olabilecek yerler mevcut. Eğer tabiat parkı alanı olursa zaten Doğa Koruma ve Milli Parklar Müdürlüğü çok güzel sosyal donatılar yapıyor” şeklinde konuştu.
“İki köyü birbirine bağlayan kanyon üzerinde cam teras ya da bir köprü talep etmekteyiz”
Oycalı ve Saltuklu köylerinin arasında kalan Cibiş Kanyonunda çalışmalar yürütüldüğünü belirten Araç’ın Saltuklu Köyü Muhtarı Cevat Tüzün ise “Bizler de bu arkadaşlarımıza bilgiler veriyoruz. Kanyonumuzun iki tarafı taşlı, bir tarafı Oycalı köyüne ait, diğer tarafı Saltuklu köyüne aittir. Bu iki köyü birbirine bağlayan kanyon üzerinde cam teras ya da bir köprü talep etmekteyiz. Bu konuda bizlere yardımcı olmanızı arz ederiz. Oycalı ile Saltuklu köyleri arkasında tahta köprü vardı. Fakat tahta köprü yıkıldı. Şu anda oraya bir köprü talebinde bulunmaktayız ulaşım sağlanması için. Eskiden İğdir pazarından alınan hayvanlar, Eflani’ye getirildi. Bu güzergah kullanılırdı. İki köyün arasında bir ticari ulaşım olurdu. Şimdi hepsinden mahrum kaldık. Tarihi değirmenlerimiz var. Önceden elektrikli değirmenler yoktu. Su ile çalışan değirmenlerimiz vardı. 20-30 köy buraya gelip orada buğdaylarını merkeple veya atla öğütüp giderlerdi. Yemlerini, unlarını orada yaparlardı. Şimdi o değirmenler de afetten dolayı, çayın fazla kabarmasından dolayı yolların çalışmamasından dolayı onlar da iptal oldu. Şu anda halen çalışma yerleri açık duruyor değirmenlerin ama çalıştırılmıyor” ifadelerini kullandı.

