Zonguldak Bülent Ecevit Üniversitesi (BEUN) camiası, Mühendislik Fakültesi idari personeli Abdulkerim Arslan’ı kaybetmenin üzüntüsünü yaşıyor.
Uzun yıllar üniversiteye özveriyle hizmet eden Arslan, sağlık sorunları nedeniyle tedavi gördüğü BEUN Hastanesinde vefat etti. Arslan için Mühendislik Fakültesi Dekanlığı önünde helallik alındı. Burada yapılan duaların ardından İncivez Camisinde ikindi namazını müteakip kılınan cenaze namazı sonrasında Arslan, İncivez Yeni Mezarlığına defnedildi.
Sağlık sorunları nedeniyle tedavi gördüğü hastanede vefat eden Abdulkerim Arslan içinMühendislik Fakültesi Dekanlığı önünde helallik alındı. Yapılan duaların ardından İncivez Camisinde ikindi namazını müteakip kılınan cenaze namazının ardından merhum Arslan, İncivez Yeni Mezarlığına defnedildi. Cenaze törenine BEUN Rektörü Prof. Dr. İsmail Hakkı Özölçer, Rektör Yardımcıları Prof. Dr. Şenol Hakan Kutoğlu ve Prof. Dr. Servet Karasu, akademik ve idari personel ile çok sayıda vatandaş katıldı.
Rektör Prof. Dr. İsmail Hakkı Özölçer, Mühendislik Fakültesi önünde helallik alınması sırasında yaptığı açıklamada şu sözleri dile getirdi:
“Kıymetli çalışma arkadaşımız Abdulkerim kardeşimiz, üniversitemize uzun yıllar boyunca büyük bir özveri, samimiyet ve gayretle hizmet etti. Onun güler yüzü, yardımseverliği ve çalışkanlığı hepimiz için unutulmaz bir hatıra olarak kalacaktır. Kaybı bizler için tarifsiz bir üzüntü kaynağıdır. Merhuma Allah’tan rahmet; yakınlarına ve tüm üniversite camiamıza başsağlığı ve sabır ihsan etmesini diliyorum. Abdulkerim kardeşimizin aziz hatırası, BEUN ailesinin gönlünde daima canlı kalacak; birlikte paylaştığımız güzel anılar, değerli katkıları ve alçakgönüllü varlığı hep hatırlanacaktır.Böylesi günlerde bir arada olmanın, birbirimize destek olmanın ne denli kıymetli olduğunu bir kez daha idrak ediyoruz. Değerli arkadaşımızı rahmetle anıyor; Yüce Allah’tan mekânının cennet etmesini niyaz ediyorum.”
Zonguldak Bülent Ecevit Üniversitesi ailesi, merhum Abdulkerim Arslan’a Allah’tan rahmet; ailesine, yakınlarına ve üniversite camiasına başsağlığı diledi.


Hayatını kaybeden BEUN personeli son yolculuğuna uğurlandı
BARÜ’de Filistin’in dünü, bugünü ve yarını anlatıldı
Bartın Üniversitesinde (BARÜ) Filistin’in geçmişten günümüze tarihi süreci anlatılırken bölgede yaşanan insanlık dramına dikkat çekildi.
Bartın Üniversitesi (BARÜ) Filistin’de yaşanan insanlık dramına dikkat çekmek ve toplumsal farkındalığı artırmak hedefiyle çalışmalarını sürdürüyor. Bu doğrultuda Kariyer Planlama Uygulama ve Araştırma Merkezi tarafından “Ölümcül ve Ölümsüz Kimliklerin Coğrafyası: Filistin’in Dünü, Bugünü ve Yarını” başlıklı bir program düzenlendi. Filistin meselesinin farklı boyutlarıyla ele alındığı etkinlikte konuşmacı olarak İnsan ve Toplum Bilimleri Fakültesi Tarih Bölümünden Prof. Dr. Hasan Hüseyin Güneş yer aldı.
Rektör Akkaya, boykota devam edilmesinin önemini vurguladı
Programın açılışında konuşan BARÜ Rektörü Prof. Dr. Ahmet Akkaya, “Bugün burada ölümcül ve ölümsüz kimliklerin coğrafyasını konuşacağız. Aklımıza burada şair Mehmet Akif İnan geliyor. ‘Mescid-i Aksayı gördüm düşümde. Bir çocuk gibiydi ve ağlıyordu.’ Bu dizelerde ifade edilen Mescid-i Aksa’da 2,5 yıldır insanlığa sığmayan bir zulüm yaşatılıyor. Bu noktada bizler ne kadar somut adım atarsak o kadar kıymetlidir. Lütfen, her daim boykota devam edelim. Çocuklar öldü, kadınlar öldü, aileler dağıldı. Yaşanan acılarını unutmayalım, boykotu uygulayalım.” ifadelerini kullandı.
Filistin meselesini toplumsal hafıza, insan onuru, hukuk ve vicdan çerçevesinde değerlendiren Prof. Dr. Hasan Hüseyin Güneş, Filistin’de bir halkın kendi vatanında nasıl görünmez kılınmaya çalışıldığını ve buna rağmen kimliğini, hafızasını ve yaşama iradesini nasıl koruduğunu anlattı.
“Filistin’de kimlik, hafıza ve insanlık mücadelesi yaşanıyor”
Konuşmasında “ölümcül kimlik” ve “ölümsüz kimlik” kavramlarını değerlendiren Prof. Dr. Güneş, “Ölümcül kimlik, bir halkı insan olarak değil; tehdit, güvenlik sorunu ya da ortadan kaldırılması gereken bir engel olarak görmeye dayanıyor. Buna karşılık ölümsüz kimlik ise yıkılan evlere rağmen saklanan anahtarlarda, boşaltılan köylere rağmen yaşatılan hatıralarda, kaybedilen çocukların isimlerinde ve bir halkın sesini dünyaya duyurma kararlılığında varlığını sürdürüyor.” dedi.
Programda Gazze’de yaşanan insani dram detaylarıyla anlatıldı. Bombardımanlar, zorunlu göç, açlık, susuzluk, yıkılan hastaneler, okullar, ibadethaneler ve evlerin yalnızca savaşın bir sonucu olarak görülemeyeceği ifade edildi. Bir okulun yıkılmasının çocukların geleceğini, bir hastanenin vurulmasının yaralıların yaşama hakkını, bir evin yok edilmesinin ise aile hafızasını ve güven duygusunu ortadan kaldırdığı da vurgulandı.
İlgiyle takip edilen program, Filistin meselesinin insanlığın adalet, hukuk ve vicdan sınavı olduğuna dikkat çekilmesi ve bu konuda farkındalığı artırmaya yönelik çalışmaların sürdürülmesi gerektiği mesajıyla sona erdi.

