Reklam
Reklam
28
Yapay Zeka
Yazıyı sesli dinle
0

Gördük işittik söylüyoruz 6 temmuz 2026

21 B ihaleleri neye hizmettir?

 

Şehre şöyle bir bakınca gözle görülebilen estetik değişikliler fark edilebiliyor.

Şimdilerde 38, seçildiğinde 36 yaşında olan genç, şanslı, iktidar nimetlerini iyi değerlendirebilen Özkan Çetinkaya ve ekip arkadaşlarının hizmet karnesinde şu ana kadar eksiklik yok gibi.

Bazı uygulamalarda sıkıntı sızlanmaları geliyor.

Mesela ihalelerde 21-B uygulaması.

Hayırdır, bu şehirde bizim göremediğimiz bir afet mi oldu, büyük yangın mı çıktı, etrafı seller bastı hayat mı durdu?

Nedir bu acelecilik?

Önce 21-B nedir ona bakalım?

“4734 sayılı Kamu İhale Kanunu’nun 21/b maddesi, doğal afetler veya öngörülemeyen ani tehlikeler gibi durumlarda, idarelerin ilansız ve hızlıca pazarlık yaparak ihale gerçekleştirmesine imkân tanıyan istisnai bir usuldür. Temel usullere göre daha esnek işleyen bu süreç, idarenin davet ettiği en az 3 firmayla doğrudan müzakere yürütmesine dayanır.

21-B Usulünün Temel Kuralları ve İşleyişi Uygulama Gerekçeleri aşağıda sıralandı.

Doğal afetler, salgın hastalıklar, can veya mal kaybı tehlikesi ya da idarenin iradesi dışında gelişen önceden öngörülemeyen olaylar sebebiyle işin acilen yapılması şarttır.

İlan Zorunluluğu: Bu bent kapsamında yapılacak ihalelerde ilan yapılması zorunlu değildir.

Davet Süreci: İdare, ilansız olarak en az 3 istekliyi ihaleye davet eder. Firmalardan yeterlik belgelerini ve fiyat tekliflerini aynı anda sunmaları istenir.

Teklif Kabulü: Davet edilen firmalardan en az 1 isteklinin geçerli teklif vermesi ihalenin geçerli olması için yeterlidir.

İtiraz Süresi: Bu usulle yapılan ihalelerde idareye yapılacak şikâyet başvuru süresi 5 gündür.”

Karabük Belediyesinde çoğu ihalenin bu kapsamda yapıldığı iddiaları var.

Bu acelecilik işaret fişekleri yanmaya başlayan baskın seçime hazırlıksa etik değil.

Karabük çok zaman kaybetti bir önce bu işleri yapalım düşüncesi ise ihale kanunu ne güne duruyor?

İyi şeyler yapmak, hafızalarda çalışkanlık ile kalmak farklı bir şey.

Gel velakin sınırlı sayıda insanın çağırıldığı 21-B ihaleleri ile anılmak istemeyiz biz şahsen böyle bir makamda olsak.

Allah aşkına Aklıselim birisi cevap versin?

Bulak kavşağına yapılan peyzaj düzenlemesi 21- B kapsamında ise ne diyelim?

Sadece;

“Dam üstünde saksağan vur beline kazmayı.”

Değil mi?

Ha, değil mi?

Doğal afetler veya öngörülemeyen ani tehlikeler mi var ki Karabük’te ihaleler 21-B?

Neye hizmettir bu 2-B ihaleleri?

 

 

 

Yenice köyleri kanalizasyon.

 

Yenice’ye bir dokunuyorsun, bin ah geliyor.

Özellikle köylerde sorunlar bitmiyor.

Allah’tan Yenice’nin ablası Birsen Yirmibeş sosyal medya kısa videolar ile açıklamalar yapıyor da birçok şeyden haberimiz oluyor.

Şimdi konu, köylerdeki foseptik çukurları ve Yenice’nin duru akan derelerine karışan kanalizasyon atıkları.

Güney ve Camiyanı’nın kanalizasyonu Güney köyünden ibcedere’ye akan çaya, İncebacak’ların kanalizasyonu Şeker Kanyonu’na akıyormuş.  Kelemen Sarayköy’de de durum pek farklı değil.

Bu dere güzergâhlarda bu tarım alanları var buradan sulanıyorlar.

Yine bu derelerin geçtiği yerlerde oluşan göletciklerde çocuklar yüzüyor.

Yıllardır böyle bu iş.

Halk sağlığını tehdit eden bu durumun çaresi var elbet.

Bu köylerde modern foseptik çukurları açılarak derelerin temiz akması sağlanabilir.

Suyun gittikçe önem kazandığı bu zamanda basit önlemlerle bu tatlı su kaynakları korunabilir.

Öyle ise ne duruyoruz?

 

İpin ucu Puştun elinde

 

Baştan söyleyelim.

Kimse alınmasın, gücenmesin.

Hikâye bu.

Zamanı geldiğinde yerine cuk oturan bir hikâye.

Anlatalım istedik, duymayan duysun. Bilmeyen öğrensin.

Yine de alınanlar mı?

Amaan canım.

Çok da tın.

“Yozgat diyarının bir köyünde caminin imamı yaşlanmış

Sureleri, rükuyu-secdeyi birbirine karıştırıyor.

Ettahüyati’ye oturuyor, gerekli gereksiz sevih secde yapıyor.

Köylüler “Emektardır” diye ses etmiyor.

İmam efendi de biliyor her şeyi karıştırdığını; fakat nadir imamlardan. Muska yazmıyor, hatim satmıyor.

“Fakirin hakkıdır” diyerek cenazede alt üst almıyor. Bizim hoca gibi keseyi er günüzken şişirmemiş.

Evladü iyal var, çoluk çocuk ekmek istiyor.

Yaşlansa da, rükuyu-secdeyi karıştırsa da para kazanmak mecburiyetinde.

En zor namaz Cuma namazı.

Cuma günleri hutbede konuşurken, okuyacağı dualarda şaşırmaya başlayınca düşünüyor taşınıyor, çareyi bir ahbabından yardım istemekte buluyor.

Aralarındaki anlaşmaya göre, hoca hutbede yanlış yaptığı zaman, ahbabı halıların altından geçirerek, hutbeye kadar götürüp hocanın ayağına bağladığı ipi çekecektir. Hoca da hata yaptığını anlayıp, vaziyeti düzeltecektir.

Bu hesap tutmuş.

Ahbabı, her Cuma gelip minberin hemen yanındaki ipin başına oturuyor, o yeri kimseye kaptırmıyor.

Hoca da çıkıp hutbeyi okuyor. Arada bir yaptığı hataları da ahbabın yardımıyla düzeltiyor.

Ama o gün ne olmuş.

Gözü açığın birisi, vaziyeti fark edip, hocanın ahbabından önce gelip, ipin başına oturmuş.

Ahbap bakmış, yer elden gitmiş. Camide yer için kavga edilmez ya. İçinden;

“Hocaya Allah yardım etsin” diyerek, geçmiş bir kenara oturmuş.

Hoca başlamış hutbeye, başlamış konuşmaya.

İpin ucunda başka birinin olduğundan haberi yok.

O da ne?

Ağzını açar açmaz ip çekilmiş.

Söylediğini değil, söyleyeceğini düzeltmiş yaşlı imam. Biraz sonra ikinci cümle.

Yine ip çekilmiş.

Yine bir iki kendince düzeltmiş.

Üçüncü cümle, yine ip çekilmiş, yine sözü değiştirmiş.

İpin başındaki adam işin gırgırında.

İmam ne dese ipi çekiyor. İmam efendi, en iyi bildiği yerlerde bile ipin çekildiğini görünce, şöyle bir başını ipin ucuna doğru çevirmiş.

Ne görsün?

İpin başında başka biri var.

Bakmış olacak gibi değil, söylene söylene minberden inmeye başlamış.

Demiş ki:

“Benden bu kadar cemaat-i müslimin. İpin ucu puştun eline geçti.”

 

 

 

Kardemir’de kim hakkını helal eder?

 

Gündemin yoğunluğunda ertelediğimiz bir konu var.

Kardemir’de 2010 yılında yaşanan işçi kıyımı.

Yasal haklarını kullanarak işverenin alt çenesi haline gelen ve hala Karabük Şubesi işverenin mülkünde hizmet veren, Öz çelik İş sendikasından istifa edip Türk Metal Sendikası’na üye olan 29 işçi Haziran 2010’da kendilerine gönderilen SMS mesajları ile işten atıldı.

Ortalık karıştı tabi ki.

Polis jop ve biber gazı kullandı.

Sonra işten çıkarmalar arttı.

Yeni personel alındı, beyaz yakalılar işveren yandaşı (Halen de öyle) sendikaya üye yapıldı.

Vesaire, vesaire.

FETÖ kahpe terör örgütünün her şeye hakim olduğu dönem.

Hakimi savcısı.

Bakanı, görmeyeni.

O günleri çok iyi biliyoruz.

Hakkını arayan işçi ve aileleri ile MGİC FM Radyosunda günlerce hak arayışlarına destek verdik, baskıları, haksızlıkları anlatmaya çalıştık.

İktidarı elinde tutan FETÖ çetesine yenildiğimizi çok geç anladık.

O günün Kardemir Başkan vekili hala Kardemir yönetiminde.

O günün mahkemeleri, hakimleri, savcıları nerede şimdi?

Hadi söyleyelim. Bir kısmı kaçak, bir kısmı hapis cezasını tamamladı.

İşçinin ekmeğine ve alın terine kan doğrayan, önceki Kardemir Yönetim Kurulu Başkanı İsmail Demir’in ifadesi ile “Bu şirketi yönetenlerin şirketleri kar ederken, şirket zarar etmiş.” Diye atıf yaptığı isimlerden Kamil Güleç hala yönetim kurulu üyesi.

O dönemlerde, eza ve sıkıntılardan, rahatsızlanan, kanser olup hayatını kaybeden, aile düzeni bozulanlar bu insanlara hakkını helal eder mi?

Hafızası yetmeyenlere Mutullah Yolbulan’ın cenazesini hatırlatmakla yetinelim.

Bu konulara ara ara detaylı devam edeceğiz.

 

Suyundan da koy

 

Hep derler ya?

Dini dinci partiye, milliyetçiliği milliyetçi partiye tasfiye ettirirler diye.

MHP genel başkanın durduk yerde DEM partililerle başlayan ve terörist başı bebek katilini meclise davet etmesi ile devam eden süreçte yeni eşiklere geldi.

Bahçeli’nin desteği ile şımaran bölücü güruh devlet, dil ve bayrak istemeye başladı.

Adamlar artık kanun istemeye başladılar.

CB hükümet sisteminin görevlileri de gereği için çalışıyorlar.

Bu çabalar arasında;

İçişleri Bakanı Mustafa Çiftçi:

“‘Terörsüz Türkiye’ hedefimiz doğrultusunda; 2763 kontrol ve arama noktası uygulamasına son verdik.” Deyiverdi.

PKK’nın finansının büyük bölümünün uyuşturucu olduğunu bilmeyen kaldı mı?

Bu durum rahat rahat İran Irak’tan bol kaçakçılık yapılmasına ve artmasına, suç ve suçluyu önlemede zafiyet yaratmasına neden olmayacak mı?

Suyundan da koy.

Geçmişten Sur ve Hendek kalkışmalarını de unutmamak gerek.