Reklam
Reklam
kastamonu universitesinin 6 projesine destek Qtg9gaWC jpg
Ihlas Haber Ajansı Avatarı
Ihlas Haber Ajansı tarafından
30 Mayıs, 2024 12:22 tarihinde yayınlandı
0

Kastamonu Üniversitesi’nin 6 projesine destek

Kastamonu Üniversitesi’nin 6 projesi, TÜBİTAK 2237-A Programı’nın 2024/I. döneminde desteklenmeye hak kazandı.

Kastamonu Üniversitesi, Türkiye Bilimsel ve Teknolojik Araştırma Kurumu (TÜBİTAK) Bilim İnsanı Destek Programları Başkanlığı (BİDEB) tarafından yürütülen 2237-A Bilimsel Eğitim Etkinlikleri Desteği Programı’nın 2024/1. döneminde 6 projenin kabul edilmesiyle büyük bir başarıya imza attı. Kastamonu Üniversitesi Orman Fakültesi öğretim üyelerinden Doç. Dr. Alperen Kaymakçı’nın “İhtisas Odaklı Ar-Ge Fikirlerin Sınai Mülkiyete Dönüştürülmesi ve Patent Dilinin Anlaşılması” ve Dr. Öğretim Üyesi Hakan Aydoğan’ın “Fen Bilimleri Alanında Lisansüstü Öğrencilerine Yönelik Tez Öneri Formu Hazırlama Eğitimi” ile Tosya Meslek Yüksekokulu öğretim üyelerinden Dr. Öğretim Üyesi Mehmet Karamanoğlu’nun “Akademisyenlerin Bilimsel Etkinlik Düzenleme Yetkinliklerinin Geliştirilmesi”, Fen Fakültesi Araştırma Görevlisi Dr. Aysun İnan Genç’in ise “Hipotezden Ürüne Biyolojik Bilimler ve Uygulamalı Doğa Bilimleri Alanlarında Bilimsel Sürecin Bileşenleri Eğitimi”, İktisadi ve İdari Bilimler Fakültesi Öğretim Üyesi Doç. Dr. Erol Tekin’in “Genç Araştırmacıların Ar-Ge Kültürünün Tekno-Girişimcilik Dikeyinde Geliştirilmesi-III” ve Sağlık Bilimleri Fakültesi Doç. Dr. Nesrin İçli’nin Analitik Metot Validasyonu/Verifikasyonu Ölçüm Belirsizliği İleri Uygulama Eğitimi ” projeleri program çerçevesinde desteklendi.

Kastamonu Üniversitesi Rektörü Prof. Dr. Ahmet Hamdi Topal, Kastamonu Üniversitesi’nin bu başarısının, akademisyenlerinin güncel ve nitelikli konulardaki çalışmalarının bir sonucu olduğunu belirterek, Kastamonu Üniversitesi’nde verilen proje eğitimlerinin üniversitenin proje başarılarının daha da arttırdığının altını çizdi. Bu tür başarıların, Kastamonu Üniversitesi’nin ulusal ve uluslararası alandaki prestijini yükselttiğini ifade eden Rektör Topal, Türkiye’nin AR-GE, proje ve nitelikli eğitim çalışmaları ile ilgili projelere verdikleri destekler ve teşvikleri için TÜBİTAK Başkanı Prof. Dr. Hasan Mandal, TÜBİTAK Bilim İnsanı Destek Programı Başkanı Prof. Dr. Ömer Faruk Ursavaş, YÖK Başkanı Prof. Dr. Erol Özvar ve YÖK üyelerine, üniversiteye verdikleri destek için teşekkürlerini iletti.

Rektör Topal, “Üniversitemizin bilimsel araştırmalarda öncü rol üstlenmesi ve akademik başarılarının artarak devam etmesi en büyük temennimizdir. Bu başarıda emeği geçen tüm akademisyenlerimizi gönülden tebrik ediyor ve çalışmalarında başarılar diliyorum. Gelecekte de Üniversitemizin adını bilimsel başarılarla duyurmaya devam edeceğiz” şeklinde konuştu.

Bizi sosyal medyadan takip edin
ilyaserbayyeni
İlyas Erbay Avatarı
İlyas Erbay
06 Mayıs, 2026 09:40 tarihinde yayınlandı
0

ÜLKEYİ FELAKETE SÜRÜKLEYEN BÜYÜK İHANET!

Aydın’ın Kuşadası ilçesinde, pazarda, dün, yaşlı bir üretici ile sohbet ettim. Davutlar yoluna cepheli 8 dönüm arazisinde; şeftali, mandalina, portakal ve limon üretiyor. Binbir zahmetle ürettiği meyveleri pazarda satarak geçimini sağlıyor.
“Yakın bir gelecekte, sebzeyi ve meyveyi para ile de alamayacağız. Bizden sonrakiler nasıl beslenecekler merak ediyorum” dedi. “Neden?” dedim. Örnekler vererek uzun uzun anlattı. Arkadaşları, komşuları; sebze ve meyve tarımı yaptıkları arazilerini villa karşılığı inşaat şirketlerine satmışlar. Aldıkları villaları satarak yada kiralayarak tarımdan kazandıklarından kat kat fazla gelir elde ediyorlarmış. Buna direnen bir kaç kişi kalmışlar. Arazisine müteahhitler 16 villa teklif etmişler. Bu yüzden çocuklarıyla arası açılmış. “Ben öleyim, bir gün beklemez satarlar bahçeleri” diyor. Arkadaşına bir kaç yıl önce, 10 dönüm arazisine karşılık 20 villa vermişler. “Zengin olunca ne oldum delisi oldu. Elindeki varlık bitmeyecek zannetti, har vurup harman savurdu. Şimdi elinde 2 villası kaldı. Yakındır onlarıda satması” dedi. Toprak geleceğimizdir, candır, hayattır hiç satılır mı? diye de ekledi.

Çok değil, 15-20 yıl önce Kuşadasından Güzelçamlı ya kadar yolun iki tarafı uçsuz bucaksız meyve ve sebze bahçeleri ile kapliydı. Şimdi gidin bakın, beton tarlaları göreceksiniz.

Davutlar ve Güzelçamlı bölgesinde, özellikle ana yol kenarlarındaki tarım arazilerinin yapılaşmaya açılması, bölgedeki ekolojik denge ve tarımsal üretim için ciddi bir tehdit oluşturmaktadır. Son gelişmeler, bu alanların geri dönülmez bir şekilde betonlaştığı yönündeki endişeleri haklı çıkarmaktadır.

Tarım arazilerinin inşaata açılması, sadece “yeşil alan kaybı” değil, bir ülkenin geleceğini tehdit eden çok boyutlu bir krizdir. Bu durumun yol açtığı başlıca büyük tehlikeler şunlardır:

1. Gıda Güvenliğinin Yok Olması; en temel tehlike, beslenme kaynağımızın kurumasıdır. Birinci sınıf tarım arazilerinin betonlaşması, tarımsal üretimi düşürür. Bu da gıda arzında azalmaya, dışa bağımlılığın artmasına ve mutfak enflasyonunun kontrol edilemez hale gelmesine neden olur.

2. Geri Dönüşü İmkansız Toprak Kaybı; 1 santimetre kalınlığında verimli toprağın oluşması için doğada yaklaşık 100 ila 1000 yıl gerekir. Üzerine beton dökülen toprak “ölü toprak” haline gelir. İnşaat yapıldıktan sonra o arazinin tekrar tarıma kazandırılması binlerce yıl sürer; yani bu kayıp kalıcıdır.

3. Yeraltı Su Kaynaklarının Kuruması; tarım arazileri, yağmur sularını emerek yeraltı su depolarını (akiferleri) besleyen doğal süngerlerdir. Betonlaşma bu emilimi engeller; su yer altına sızamaz, yüzey akışına geçer ve sele dönüşür. Bu da hem su kıtlığına hem de afetlere davetiye çıkarır.

4. Ekosistemin ve Biyoçeşitliliğin Bozulması; tarım alanları birçok canlı türüne ev sahipliği yapar. Betonlaşma; tozlaşmayı sağlayan arılardan faydalı mikroorganizmalara kadar tüm ekosistemi yok eder. Bu dengenin bozulması, tarımsal zararlıların artmasına ve doğal döngünün kopmasına neden olur.

5. Mikroklima Değişikliği ve Isı Adaları; beton ve asfalt ısıyı hapseder. Geniş tarım arazilerinin yerini binaların alması, o bölgenin yerel iklimini (mikroklima) değiştirerek sıcaklığı artırır. Bu durum hem enerji tüketimini artırır hem de kalan tarım alanlarındaki verimliliği düşürür.

6. Ekonomik Kırılganlık; kendi kendine yetemeyen bir ekonomi, küresel gıda fiyatlarındaki dalgalanmalara karşı savunmasız kalır. Çiftçinin topraktan kopup kente göç etmesi, işsizlik ve çarpık kentleşme gibi sosyal sorunları da beraberinde getirir.Özetle: Tarım arazisine yapılan her bina, gelecek nesillerin ekmeğinden ve suyundan çalınan bir bedeldir.

Yaşam kaynaklarımızı yok ediyoruz, can damarlarımızı kesiyoruz. Dünyanın en cahil toplumlarında bile böylesi bir ihanet göremezsiniz.

İlyas Erbay