Reklam
Reklam
Karabük Postası Avatarı
Karabük Postası tarafından
21 Kasım, 2019 08:20 tarihinde yayınlandı
0

Kardemir’e AR-GE Merkezi Belgesi

Sanayi ve Teknoloji Bakanlığı Ar-Ge Teşvikleri Genel Müdürlüğü, Karabük Demir ve Çelik Fabrikaları A.Ş (KARDEMİR) Ar-Ge Merkezi için Araştırma ve Geliştirme Faaliyetlerinin Desteklenmesi Hakkında Kanun çerçevesinde yapılan tescil başvurusunu, iki aşamalı değerlendirme ve denetim süreci sonrasında oy birliği ile kabul etti. KARDEMİR Ar-Ge Merkezi, Türk Demir-Demirdışı Metal Sektöründe 28’inci, Karabük’ün ise ilk Ar-Ge Merkezi oldu.

KARDEMİR’e Ar-Ge Merkezi Belgesi, Ankara Ticaret Odası Kongre Merkezi’nde düzenlenen 7. Teknoloji Geliştirme Bölgeleri ve Ar-Ge Merkezleri Ödül Töreninde Sanayi ve Teknoloji Bakanı Mustafa Varank tarafından KARDEMİR adına törene katılan Yatırımlar ve Teknik Hizmetler Genel Müdür Yardımcısı Mansur Yeke ve Ar-Ge Müdürü Mücahit Sevim’e takdim edildi. Bakan Varank’ın yanı sıra bakan yardımcıları Mehmet Fatih Kacır, Çetin Ali Dönmez, Hasan Büyükdede, Milli Savunma Bakan Yardımcısı Muhsin Dere, TÜBİTAK Başkanı Hasan Mandal, Türk Standartları Enstitüsü Başkanı Adem Şahin, Türk Patent ve Marka Kurumu Başkanı Habip Asan, Türkiye Uzay Ajansı Başkanı Serdar Hüseyin Yıldırım ile Ar-Ge ve yenilik ekosisteminin önemli aktörlerinin katıldığı törende, KARDEMİR’inde aralarında bulunduğu 735 firmaya Ar-Ge Merkezi Belgesi verildi.

KARDEMİR Genel Müdürü Hüseyin Soykan, KARDEMİR Ar-Ge Merkezinin bakanlık tarafından onaylanması ve belgenin alınmış olmasından dolayı mutlu olduklarını söyledi.

Merkezin, gerçekleştirdiği yatırımlarla üretim kapasitelerini artırırken, ürün yelpazesinin katma değeri yüksek ileri teknoloji ürünlerle çeşitlendiren ve savunma sanayi ve otomotiv sektörü gibi ülkenin iddialı olduğu sektörler için sürdürülebilir tedarikçi olmayı odak noktasına almış olan KARDEMİR için en önemli itici güç olacağını ifade eden Soykan, “Dünyada yaşanan hızlı teknolojik gelişim ve yoğun rekabet ortamında şirketlerin ayakta kalabilmesinin ancak yeni ürün ve teknolojilerin geliştirilmesi ve Ar-Ge çalışmaları ile mümkün olabilecek” dedi.

Soykan, KARDEMİR Ar-Ge Merkezinin temel amacının da, Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan tarafından “Daha fazla değer üreten, daha adil paylaşan, daha güçlü ve müreffeh Türkiye” vizyonu ile onaylanan ve ana ekseninde rekabetçi üretim ve verimliliğinde yer aldığı 2019-2023 dönemini kapsayan 11. Kalkınma Planı ile uyumlu şekilde, KARDEMİR’in stratejik hedefleri doğrultusunda özellikle otomotiv, savunma ve raylı sistemler sektöründe milli ürün üretmek ve bu ürünlerin kullanım oranlarının artırılmasına hizmet etmek olduğunu kaydetti.

Burada gelişecek inovasyon kültürünün hem KARDEMİR’e hem de Türk demir çelik sektörünün gelişimine katkı sunacağını vurgulayan Soykan, şunları kaydetti:

“Bu merkez, sahip olduğu yetkin insan kaynağı ile birlikte, dünyayı takip eden, ulusal ve uluslararası ihtiyaçlar için daha akılcı ve daha yenilikçi çözümler üreten, katma değeri daha yüksek ve daha ileri teknolojili ürünlere odaklanan, çalışmalarda elde edilecek olan bilgilerin kurumsal hafızaya aktarılmasını sağlayan, yeni işbirlikleri geliştiren, geleceğin teknolojilerine yatırımın kapılarını aralayan, girdi maliyetlerinde düşüş ve verimliliklerde artış sağlayacak projeler geliştiren bir merkez olacaktır. Ana hedefimiz daha yenilikçi, ileri teknolojili ve yüksek katma değerli bir üretim yapısına geçmek, şirketimizde bilim, yenilik ve teknoloji ekosisteminin her yönüyle geliştirilmesini ve güçlendirilmesini sağlamaktır. Bu merkezin kurulmasında verdikleri desteklerden dolayı yönetim kurulumuza da ayrıca teşekkür ediyoruz.”

KARDEMİR Ar-Ge Merkezinin; Karabük Üniversitesi, Yıldırım Beyazıt Üniversitesi, Ostim Teknik Üniversitesi, Newcastle Üniversitesi gibi üniversitelerle, Savunma Sanayi Başkanlığı, otomotiv ana ve yan sanayi kuruluşları, Türkiye Çelik Üreticileri Derneği, ARUS Türkiye Konsorsiyumu, TOBB, ihracatçı birlikleri gibi sektörel kurum ve kuruluşlar ve ulusal, uluslararası farklı Ar-Ge merkezleriyle de işbirliği halinde olduğu açıklandı.

Bizi sosyal medyadan takip edin
barude filistinin dunu bugunu ve yarini anlatildi YbJlKGrF
Ihlas Haber Ajansı Avatarı
Ihlas Haber Ajansı tarafından
15 Mayıs, 2026 00:07 tarihinde yayınlandı
0
0

BARÜ’de Filistin’in dünü, bugünü ve yarını anlatıldı

Bartın Üniversitesinde (BARÜ) Filistin’in geçmişten günümüze tarihi süreci anlatılırken bölgede yaşanan insanlık dramına dikkat çekildi.

Bartın Üniversitesi (BARÜ) Filistin’de yaşanan insanlık dramına dikkat çekmek ve toplumsal farkındalığı artırmak hedefiyle çalışmalarını sürdürüyor. Bu doğrultuda Kariyer Planlama Uygulama ve Araştırma Merkezi tarafından “Ölümcül ve Ölümsüz Kimliklerin Coğrafyası: Filistin’in Dünü, Bugünü ve Yarını” başlıklı bir program düzenlendi. Filistin meselesinin farklı boyutlarıyla ele alındığı etkinlikte konuşmacı olarak İnsan ve Toplum Bilimleri Fakültesi Tarih Bölümünden Prof. Dr. Hasan Hüseyin Güneş yer aldı.

Rektör Akkaya, boykota devam edilmesinin önemini vurguladı

Programın açılışında konuşan BARÜ Rektörü Prof. Dr. Ahmet Akkaya, “Bugün burada ölümcül ve ölümsüz kimliklerin coğrafyasını konuşacağız. Aklımıza burada şair Mehmet Akif İnan geliyor. ‘Mescid-i Aksayı gördüm düşümde. Bir çocuk gibiydi ve ağlıyordu.’ Bu dizelerde ifade edilen Mescid-i Aksa’da 2,5 yıldır insanlığa sığmayan bir zulüm yaşatılıyor. Bu noktada bizler ne kadar somut adım atarsak o kadar kıymetlidir. Lütfen, her daim boykota devam edelim. Çocuklar öldü, kadınlar öldü, aileler dağıldı. Yaşanan acılarını unutmayalım, boykotu uygulayalım.” ifadelerini kullandı.

Filistin meselesini toplumsal hafıza, insan onuru, hukuk ve vicdan çerçevesinde değerlendiren Prof. Dr. Hasan Hüseyin Güneş, Filistin’de bir halkın kendi vatanında nasıl görünmez kılınmaya çalışıldığını ve buna rağmen kimliğini, hafızasını ve yaşama iradesini nasıl koruduğunu anlattı.

“Filistin’de kimlik, hafıza ve insanlık mücadelesi yaşanıyor”

Konuşmasında “ölümcül kimlik” ve “ölümsüz kimlik” kavramlarını değerlendiren Prof. Dr. Güneş, “Ölümcül kimlik, bir halkı insan olarak değil; tehdit, güvenlik sorunu ya da ortadan kaldırılması gereken bir engel olarak görmeye dayanıyor. Buna karşılık ölümsüz kimlik ise yıkılan evlere rağmen saklanan anahtarlarda, boşaltılan köylere rağmen yaşatılan hatıralarda, kaybedilen çocukların isimlerinde ve bir halkın sesini dünyaya duyurma kararlılığında varlığını sürdürüyor.” dedi.

Programda Gazze’de yaşanan insani dram detaylarıyla anlatıldı. Bombardımanlar, zorunlu göç, açlık, susuzluk, yıkılan hastaneler, okullar, ibadethaneler ve evlerin yalnızca savaşın bir sonucu olarak görülemeyeceği ifade edildi. Bir okulun yıkılmasının çocukların geleceğini, bir hastanenin vurulmasının yaralıların yaşama hakkını, bir evin yok edilmesinin ise aile hafızasını ve güven duygusunu ortadan kaldırdığı da vurgulandı.

İlgiyle takip edilen program, Filistin meselesinin insanlığın adalet, hukuk ve vicdan sınavı olduğuna dikkat çekilmesi ve bu konuda farkındalığı artırmaya yönelik çalışmaların sürdürülmesi gerektiği mesajıyla sona erdi.

Bizi sosyal medyadan takip edin