Reklam
Reklam
Karabük Postası Avatarı
Karabük Postası tarafından
30 Kasım, 2019 10:52 tarihinde yayınlandı
0

Kardemir Genel Müdürü Dr. Hüseyin Soykan: “Ülkemiz güvende olmadan, ne sanayi olur, ne çelik sektörü olur”

Kardemir Genel Müdürü Dr. Hüseyin Soykan, Sabah Gazetesi tarafından  Lütfi Kırdar Kongre Merkezi‘nde bu yıl ikincisi düzenlenen ‘Türkiye 2023 Zirvesi‘ kapsamındaki Savunma Sanayii panelinde konuştu. Soykan “ Savunma ve Havacılık sektörleri, tüm dünyada sanayinin gelişimi için en önemli itici güç olmuştur. Sanayileşmeden kalkınmak, çok özel durumlar haricinde, pek olası da değil, sürdürülebilir de değildir. Sanayide kullanılan yegâne malzeme ise, demir ve çeliktir. Güçlü bir çelik sanayiniz yoksa güçlü bir savunma sanayine sahip olamazsınız”dedi.

Türkiye’nin 2023 vizyonu ve gelecek stratejilerinin tartışıldığı  zirvenin Savunma Sanayii oturumuna Kardemir Genel Müdürü Dr. Hüseyin Soykan’ın yanısıra TUSAŞ Genel Müdürü Prof. Dr. Temel Kotil, Aselsan Yönetim Kurulu Başkanı ve Genel Müdürü Prof. Dr. Haluk Görgün, BMC Kara Araçları Genel Müdürü Bülent Santırcıoğlu konuşmacı olarak katıldı.

Ticaret Bakanı Ruhsar Pekcan’ın açılış konuşması ile başlayan oturumda çeliğin savunma sanayiindeki yeri ve önemi konusunda bilgiler veren Kardemir Genel Müdürü Dr. Hüseyin Soykan dünyada geçtiğimiz yıl üretilen 1,8 milyar ton çeliğin yarısından fazlasını tek başına üreten Çin’de çelik için‘sanayinin pirinci’ denildiğini, ABD Başkanı Trump’ın, ticaret savaşlarında kullandığı ana argümanların başında çeliğin geldiğini, Avrupa Birliği’nin kökeninin, Avrupa Kömür ve Çelik Topluluğu’na dayandığını belirterek, güçlü bir çelik sanayiine sahip olmayan ülkelerin, savunma sanayiinde de zafiyetler yaşayacağına kaydetti. 1990’lı yılların sonunda ülkemizin teröre karşı operasyonları esnasında, çelik tedarik edilen birçok Batılı ülkenin Türkiye’ye ambargo uyguladığını hatırlatan Soykan, “aradan 20 yıl geçti, değişen bir şey yok. Bu sefer de Barış Pınarı harekâtımızı bahane ederek, yine askeri araçların ana bileşeni olan çelik malzemeleri göndermiyorlar”dedi.

Konuşmasında bu konuda yaşanan sorunların giderilmesi için önerilerini de sıralayan Soykan, öncelikle savunma sanayisinde kullanılan çeliklerin miktar, ebat, fiziksel şekil ve kalite olarak bir envanterinin çıkarılmasının gerektiğini ve sonrasında kısa, orta ve uzun vadeli projeksiyonların ortaya konularak, çelik sektörünün savunma sanayi ile tam entegrasyonunu sağlayacak, sektör temsilcilerini bir araya getirecek ve gerekli işlemleri kolaylaştıracak bir ara yüz otoritesinin tanımlanması gerektiğini dile getirdi.

Türkiye çelik sektörünün yılda 40 milyon tona yaklaşan üretimiyle, Dünyanın 8., Avrupa’da ise Almanya’dan sonra ise 2. büyük üreticisi olduğuna dikkat çeken Dr. Hüseyin Soykan, Kardemir’in savunma sanayiine yönelik çalışmaları hakkında da bilgiler verdi. Kardemir’in genç Cumhuriyetin henüz 14. yılında Gazi Mustafa Kemal Atatürk ve kurucu lider kadronun vizyonuyla1930’ lu yılların sonunda faaliyete geçtiğini ve ‘fabrikalar kuran fabrika’ unvanıyla Türkiye’nin sanayi gelişiminin temel yapıtaşlarından birisi olduğunu dile getiren Soykan konuşmasını şöyle sürdürdü:

“Cumhuriyetimizin 2. yüzyılına yaklaştığımız bir dönemde, yine büyük lider vizyonuyla Sayın Cumhurbaşkanı’mızın ortaya koyduğu 2023 hedeflerine entegre olan ve katkı veren bir Kardemir var. Bir yandan mali ve teknik sürdürebilirliği için gerekli çalışmalar yaparken, diğer yandan ülkemizin ve milletimizin bekası için başta savunma olmak üzere otomotiv, imalat gibi kritik sektörlere girdi tedarik ediyoruz. Tank palet ve namlu çeliklerinin, askeri kara araçlarında kullanılan bağlantı elemanları çeliklerinin, aşınmaya dayanıklı muhtelif aktarma elemanlarında kullanılan çeliklerin, gemi ve denizaltılarda kullanılan dar yassı çelikler ileprofil malzemelerin ve döküm parçaların, özellikledegünümüzde çok daha kıymetli hale gelen ülkemizin ve bölgenin tek demiryolu rayı ve demiryolu tekeri üreticisiyiz.Bütün bu çalışmalarda motivasyonumuzu artıran husus ise, tarihimizde gizli. Şirketimizin kuruluş yeri olarak Karabük’ün seçilmesinde en önemli nedenlerden biriside savunma refleksi. Bu refleksle fabrika, uçakların kolay kolay bombalayamayacağı, etrafı dağlarla çevrili bir konumda olan Karabük’te kurulmuştur”dedi. Soykan sözlerini “ Şunu net biliyoruz ki, ülkemiz güvende olmadan, ne sanayi olur, ne çelik sektörü olur, nede bizler huzur içinde oluruz” diyerek tamamladı.

Bizi sosyal medyadan takip edin
barude filistinin dunu bugunu ve yarini anlatildi YbJlKGrF
Ihlas Haber Ajansı Avatarı
Ihlas Haber Ajansı tarafından
15 Mayıs, 2026 00:07 tarihinde yayınlandı
0
0

BARÜ’de Filistin’in dünü, bugünü ve yarını anlatıldı

Bartın Üniversitesinde (BARÜ) Filistin’in geçmişten günümüze tarihi süreci anlatılırken bölgede yaşanan insanlık dramına dikkat çekildi.

Bartın Üniversitesi (BARÜ) Filistin’de yaşanan insanlık dramına dikkat çekmek ve toplumsal farkındalığı artırmak hedefiyle çalışmalarını sürdürüyor. Bu doğrultuda Kariyer Planlama Uygulama ve Araştırma Merkezi tarafından “Ölümcül ve Ölümsüz Kimliklerin Coğrafyası: Filistin’in Dünü, Bugünü ve Yarını” başlıklı bir program düzenlendi. Filistin meselesinin farklı boyutlarıyla ele alındığı etkinlikte konuşmacı olarak İnsan ve Toplum Bilimleri Fakültesi Tarih Bölümünden Prof. Dr. Hasan Hüseyin Güneş yer aldı.

Rektör Akkaya, boykota devam edilmesinin önemini vurguladı

Programın açılışında konuşan BARÜ Rektörü Prof. Dr. Ahmet Akkaya, “Bugün burada ölümcül ve ölümsüz kimliklerin coğrafyasını konuşacağız. Aklımıza burada şair Mehmet Akif İnan geliyor. ‘Mescid-i Aksayı gördüm düşümde. Bir çocuk gibiydi ve ağlıyordu.’ Bu dizelerde ifade edilen Mescid-i Aksa’da 2,5 yıldır insanlığa sığmayan bir zulüm yaşatılıyor. Bu noktada bizler ne kadar somut adım atarsak o kadar kıymetlidir. Lütfen, her daim boykota devam edelim. Çocuklar öldü, kadınlar öldü, aileler dağıldı. Yaşanan acılarını unutmayalım, boykotu uygulayalım.” ifadelerini kullandı.

Filistin meselesini toplumsal hafıza, insan onuru, hukuk ve vicdan çerçevesinde değerlendiren Prof. Dr. Hasan Hüseyin Güneş, Filistin’de bir halkın kendi vatanında nasıl görünmez kılınmaya çalışıldığını ve buna rağmen kimliğini, hafızasını ve yaşama iradesini nasıl koruduğunu anlattı.

“Filistin’de kimlik, hafıza ve insanlık mücadelesi yaşanıyor”

Konuşmasında “ölümcül kimlik” ve “ölümsüz kimlik” kavramlarını değerlendiren Prof. Dr. Güneş, “Ölümcül kimlik, bir halkı insan olarak değil; tehdit, güvenlik sorunu ya da ortadan kaldırılması gereken bir engel olarak görmeye dayanıyor. Buna karşılık ölümsüz kimlik ise yıkılan evlere rağmen saklanan anahtarlarda, boşaltılan köylere rağmen yaşatılan hatıralarda, kaybedilen çocukların isimlerinde ve bir halkın sesini dünyaya duyurma kararlılığında varlığını sürdürüyor.” dedi.

Programda Gazze’de yaşanan insani dram detaylarıyla anlatıldı. Bombardımanlar, zorunlu göç, açlık, susuzluk, yıkılan hastaneler, okullar, ibadethaneler ve evlerin yalnızca savaşın bir sonucu olarak görülemeyeceği ifade edildi. Bir okulun yıkılmasının çocukların geleceğini, bir hastanenin vurulmasının yaralıların yaşama hakkını, bir evin yok edilmesinin ise aile hafızasını ve güven duygusunu ortadan kaldırdığı da vurgulandı.

İlgiyle takip edilen program, Filistin meselesinin insanlığın adalet, hukuk ve vicdan sınavı olduğuna dikkat çekilmesi ve bu konuda farkındalığı artırmaya yönelik çalışmaların sürdürülmesi gerektiği mesajıyla sona erdi.

Bizi sosyal medyadan takip edin