Evinde uyuşturucu olduğunu söyleyip kendisini ihbar eden sanık tahliye edildi - Karabük Haber Postası
evinde uyusturucu oldugunu soyleyip kendisini ihbar eden sanik tahliye edildi n4pLq5js
Ihlas Haber Ajansı Avatarı
Ihlas Haber Ajansı tarafından
31 Ocak, 2026 04:15 tarihinde yayınlandı
0
0

Evinde uyuşturucu olduğunu söyleyip kendisini ihbar eden sanık tahliye edildi

Kastamonu’da sokakta bilinci kapalı şekilde bulunan ve evinde uyuşturucu madde bulunduğunu söylemesi üzerine tutuklanan sanık tahliye edildi.

Olay, Kastamonu’da il merkezinde 29 Nisan 2025 tarihinde meydana geldi. Edinilen bilgiye göre, sokakta bilincini kaybetmiş bir kişinin bulunduğu yönündeki ihbar üzerine bölgeye ekipler sevk edildi. Baygın halde bulunan E.A.’nın beyanı doğrultusunda, Kastamonu merkezdeki evinde arama yapıldı. Yapılan aramalarda uyuşturucu madde ele geçirildi. Gözaltına alınan E.A. tutuklandı.

Olayın ardından E.A. hakkında “Uyuşturucu veya Uyarıcı Madde Ticareti Yapmak” suçlarından davada açıldı. Davanın ikinci celsesinde sanık, avukatı ve tanıklar hazır bulundu. Duruşmada kendisini savunan E.A., “Uzun yıllardır uyuşturucu kullanıyorum. Madde masraflarını karşılayabilmek için internet üzerinden ayakkabı satışı yaptım ancak bu gelir yeterli olmadı. Bu nedenle uyuşturucu temin ederek benimle irtibata geçen kişilere verdim. Yaşananlardan dolayı çok pişmanım. Yaklaşık 8 aydır tutukluyum ve bu süreçte uyuşturucudan uzaklaştım. Tahliyemi ve beraatımı talep ediyorum” dedi.

Tanık polis memuru İ.K. ise, “Sanık, evinde uyuşturucu madde bulunduğunu bize kendisi söyledi. Tam olarak kendinde değildi. Adresi de sanığın kendi beyanı üzerine tespit ettik” diye konuştu.

Tanık polis memuru K.K. ise, “Uyuşturucu kullanan bir şahıs olduğu yönündeki ihbar üzerine sanığın bulunduğu konuma gittik. Kendisi iyi olmadığını, halüsinasyonlar gördüğünü ve evinin karşıda olduğunu söyledi. Evinde uyuşturucu madde bulunduğunu beyan etti. Savcıya bilgi verilmesinin ardından talimatla evinde arama yapıldı ve uyuşturucu maddeler ele geçirildi. Evin adresini sanık kendisi tarif etti” ifadelerini kullandı.

Tanık beyanlarıyla ilgili savunma yapan E.A., “Beni bulduklarında evimi ve evimde bulunan uyuşturucu maddeyi ben söyledim. Etkin pişmanlık hükümleri uyarınca hakkımda ceza verilmesine yer olmadığına karar verilmesini talep ediyorum” dedi.

Cumhuriyet savcısının mütalaasını açıklamasının ardından, mahkeme heyeti, Türk Ceza Kanunu’nun 192/1 ve 223/4-a maddeleri gereğince atılı suçtan ceza verilmesine yer olmadığı belirtilerek tahliyesine karar verdi.

Bizi sosyal medyadan takip edin
swwsws
İlyas Erbay Avatarı
İlyas Erbay
23 Nisan, 2026 10:40 tarihinde yayınlandı
0
0

RTÜK GÖREVİNİN GEREĞİNİ YAPIYOR MU ?

Televizyon kanallarında yayınlanan bazı diziler ve gündüz kuşağı programları; çarpık ilişkiler, şiddet ve ahlaki erozyona yol açan sahnelerle toplumsal yapıyı tehdit ediyor.
Bu içeriklerin meşrulaştırılması, özellikle çocukların ve gençlerin değerlerinden kopmasına sebep oluyor.
Sanırım toplum olarak bu konuda hemfikiriz.

Bir şeyleri düzeltmek istiyorsak işe buradan başlayabiliriz. Zira TV ler ve telefonlar yoluyla ulaştığımız kontrolsüz ve denetimsiz yayınlar, toplum sağlığını ve ahlaki yapıyı ciddi şekilde tehdit ediyor.

Tehlikenin farkında olan sağduyulu vatandaşlardan RTÜK’e yoğun şikâyetler gittiğini biliyoruz. Buna rağmen bu tür yayınlar devam ediyor.

Ahlaksızlığı özendirdiği için şikayet konusu olan yayınları,
* Toplumsal değerlerin yozlaşması, iffetsizliği sıradanlaştıran ve meşrulaştıran, aile yapısını zayıflatan diziler.
* Toplumun manevi yapısını bozan, şiddet ve suç temalarını işleyen programlar.
* İnanç ve ahlak değerleri hedef alarak, İslam’ı sembolize eden kişileri “kötü karakter” olarak gösteren programlar olarak sıralayabiliriz.

Toplumda, bu tür içeriklere karşı RTÜK’ün yetersiz kaldığı, nadiren ceza uyguladığı görüşü hakim.
Şiddet sahneleri içeren dizilerin genç izleyiciler üzerindeki olumsuz etkileri tartışılmaz bir gerçek.
Bu yapımlara dair eleştiriler, öz değerlerden kopuşu ve aile yapısının dinamitlenmesini gerekçe göstermektedir. En tehlikelisi de, genç kuşakların dizi karakterlerini rol model alarak şiddete özenmesidir.

RTÜK NE İÇİN VAR?
RTÜK ÜYELERİ TV İZLEMİYOR MU?

RTÜK (Radyo ve Televizyon Üst Kurulu) Türkiye Büyük Millet Meclisi tarafından seçilen 9 üyeden oluşuyor. RTÜK Türkiye’deki radyo, televizyon ve isteğe bağlı yayın hizmetlerini (internet platformları dahil) düzenlemek ve denetlemek amacıyla kurulmuş, idari ve mali özerkliğe sahip tarafsız(!) bir kamu kurumudur.

Kurumun temel varlık nedenleri ve görevleri şunlardır:
Yayın Denetimi: Yayınların kanunlara ve toplumsal değerlere uygunluğunu kontrol eder.
Medya kuruluşlarının yayın yapabilmesi için gerekli olan yayın izin ve lisanslarını tahsis eder.
BURAYA DİKKAT !
Çocukların ve gençlerin gelişimini olumsuz etkileyebilecek içeriklere karşı koruyucu tedbirler (akıllı işaretler gibi) alır.
Yayın ilkelerine aykırı hareket eden kuruluşlara uyarı, para cezası veya program durdurma gibi cezalar verir.
Toplumu ve kamu düzenini koruma gerekçesiyle kritik durumlarda yayın yasağı kararları alabilir veya duyurabilir.

RTÜK’ü tek sorumlu olarak göremeyiz. Toplumda şiddetin artması, insanların birbirine olan saygısının azalması, tabiiki tek bir nedene bağlı değil. Bu, toplumsal, teknolojik ve psikolojik birçok faktörün birleşimiyle ortaya çıkan karmaşık bir durumdur.
* Teknoloji, insanları ekranlara bağlarken gerçek dünyadaki etkileşimlerini kısıtlıyor. Sosyal medyada anonim kimliklerin arkasına sığınan bireyler, daha sabırsız ve saygısız davranışlar sergileyebiliyor.
* Temel nezaket kurallarının ve görgü kurallarının zamanla unutulması, saygısız davranışların artmasına neden olabiliyor.
* Ekonomik zorluklar, bireylerin stres seviyesini artırarak birbirlerine karşı tahammülsüz ve saygısız davranmalarına yol açabiliyor.
* İnsanların birbirine güvenmemesi, iyi niyetin azalması ve empati kurma yeteneğinin zayıflaması saygıyı azaltan önemli faktörlerdendir.
* Kendine saygısı olmayan bireyler, iç dünyalarındaki huzursuzluğu ve öfkeyi çevrelerine yansıtarak başkalarına saygı duymakta zorlanabiliyor.
* Bireysel farklılıkları (inanç, düşünce, yaşam tarzı) kabul etme konusundaki eksiklikler, toplumsal huzuru bozuyor ve çatışmayı artırıyor.

Saygının yok olması, toplumda birlik ve beraberliği sağlayan manevi değerlerin kaybolmasına, nesiller arası çatışmalara ve insanların birbirini ezdikleri, huzursuz bir ortama yol açıyor.

Toplum ahlakını yeniden tesis etmek, bireysel bilinçlenmeden kurumsal yapıların iyileştirilmesine kadar uzanan çok boyutlu bir süreçtir.

Ahlakın temeli ailede atılır. Çocuklara küçük yaşta sorumluluk bilinci, haya ve adalet duygusu aşılanmalıdır.
Kitle iletişim araçlarının yozlaştırıcı etkilerine karşı farkındalık oluşturulmalı ve kamu yayıncılığında ahlaki değerler ön plana çıkarılmalıdır.

Zordur yitirileni yerine koymak.
İşimiz hiç kolay değil.

İlyas Erbay