Reklam
Reklam
yunanistanin pontus iddialarina iliskin aciklamasina trabzondan tepki BlEtviWh
Ihlas Haber Ajansı Avatarı
Ihlas Haber Ajansı tarafından
21 Mayıs, 2026 12:07 tarihinde yayınlandı
0

Yunanistan’ın Pontus iddialarına ilişkin açıklamasına Trabzon’dan tepki

Yunanistan’da düzenlenen bazı etkinlikler ve yapılan açıklamalardaki “Pontus” iddialarına Trabzon’dan tepki geldi. Karadeniz Teknik Üniversitesi (KTÜ) Karadeniz Araştırmaları Enstitüsü Müdür Yardımcısı Doç. Dr. Yüksel Küçüker ve KTÜ İktisadi ve İdari Bilimler Fakültesi Uluslararası İlişkiler Bölümü Öğretim Üyesi Prof. Dr. İsmail Köse, yaşananlarda asıl mağdur olan tarafın Müslüman Türkler olduğunu kaydetti.

Dışişleri Bakanlığı, Yunanistan’da 19 Mayıs’ta düzenlenen bazı etkinlikler ve yapılan açıklamalarda “Pontus” iddialarına sert tepki göstererek, Yunanistan’ın tarihi gerçekleri çarpıttığını ve asılsız suçlamaları eğitim müfredatına taşıdığını belirtmişti. Konuyla ilgili değerlendirmelerde bulunan Karadeniz Araştırmaları Enstitüsü Müdür Yardımcısı Doç. Dr. Yüksel Küçüker, Yunanistan’ın Mustafa Kemal Atatürk’ün Kurtuluş Savaşı sürecinde Samsun’a ayak basmasını Pontus soykırımının başlangıç tarihi olarak gördüğünü belirtti. Küçüker, “Bizim tarihimizde 19 Mayıs 1919 önemli bir güne denk geliyor. Mustafa Kemal Atatürk’ün Samsun’a ayak bastığı gün, Millî Mücadele’nin başlangıcı olarak kabul ediliyor. Yunanistan için de bu tarihin bir anlamı var. Kendilerince Mustafa Kemal’in Samsun’a ayak basmasını Pontus soykırımının başlangıç tarihi olarak kabul ediyorlar. Nitekim 24 Şubat 1994 tarihinde Yunan Parlamentosu’nda alınan bir kararla Pontus meselesi siyasi bir nitelik kazandı ve bu gün Yunanistan açısından Pontus soykırımının başlangıç günü, aynı zamanda anma günü olarak kabul edilmeye başlandı. Konunun tarihsel boyutuna baktığınız zaman ben de bir tarihçi olarak bunu araştırdım. Esasında bunun bir propagandadan ibaret olduğunu ve tarihsel noktada bir mesnetten uzak olduğunu çok rahatlıkla söyleyebilirim. Bu, tarihsel dayanaktan yoksun, tamamen propaganda söylemleri üzerine inşa edilmiş bir dil. Türkiye’nin 1974 yılındaki Kıbrıs Barış Harekâtı’ndan sonra bu söylemin Yunanistan nezdinde daha fazla ağırlık kazandığını ve daha fazla ön plana çıkarılmaya çalışıldığını görüyoruz. Türkiye’nin ise bu konuda biraz daha savunma pozisyonunda kaldığını söyleyebiliriz. Hâlbuki biz tarihimizde bu konuda özellikle Ermeni meselesinde olsun, Pontus meselesinde olsun bu tür konularda aslında cevabını veremeyeceğimiz hiçbir soru olmadığını düşünüyoruz. Tarihsel gelişmeler ve belgeler ışığında baktığımız zaman Türkiye’nin bu konuda zan altında bırakılabilecek herhangi bir olayda rol almadığını çok rahat bir şekilde söyleyebiliriz. Ancak siyasi boyutta biraz daha pasif kaldığımızı da ifade edebiliriz. Daha çok savunmada kalıyoruz. Bu konuda Türkiye’nin tezlerini farklı bir şekilde dile getirmemiz gerektiğini düşünüyorum” dedi.

KTÜ İktisadi ve İdari Bilimler Fakültesi Uluslararası İlişkiler Bölümü Öğretim Üyesi Prof. Dr. İsmail Köse ise, asıl mağdur olan ve ağır kayıplar veren kesimin Müslüman Türkler olduğunu kaydederek, “Pontus’ ifadesi siyasallaştırılıncaya kadar daha çok coğrafi bir isim olarak kullanılmış, çok fazla siyasi anlam ifade etmemiş. 19 Mayıs 1919’dan sonra ise Yunanistan’ın yenilginin etkisiyle bu meseleyi gündemde tutmaya çalıştığı, özellikle aşırı milliyetçi çevreler ve kilisenin etkisiyle milliyetçi söylemleri teşvik ederek, iddiaları diri tutmayı tercih ettiği görülmektedir. Ancak bunu yaparken asılsız söylemlerden kaçınılması gerektiği düşünülmektedir. Zira Anadolu’da halklar arasında 1918 öncesinde de çatışmalar yaşanmış, 1919 sonrasında da savaş koşullarında bu çatışmalar devam etmiştir. Bu süreçte halklar karşılıklı olarak birbirlerine zarar vermiştir. Ancak burada asıl mağdur olan ve ağır kayıplar veren kesim Müslüman Türkler. Çünkü o dönemde Pontus çetelerinin oldukça güçlü olduğu, arkalarında İngiltere’nin bulunduğu, İngiliz donanmasının, kontrol subaylarının ve bazı bölgelerde İngiliz askerlerinin varlık gösterdiği belirtilmektedir. Örneğin Samsun’da İngiliz askerleri ve bir İngiliz birliğinin bulunduğu, donanmanın da bölgede etkin olduğu ifade edilmektedir. Bu nedenle bir katliamdan söz edilecekse bunun Türk halkına karşı işlendiği görüşü dile getirilmektedir. Karadeniz Teknik Üniversitesi bünyesindeki Karadeniz Araştırmaları Enstitüsü olarak bu konuda araştırmalar yaparak raporlar hazırlıyoruz ve yayımlıyoruz. Hazırlanan çalışmaları bakanlığa gönderiyoruz ve üniversite yönetimine sunuyoruz. Temel amacımız doğruların bilinmesi, korkulacak ya da saklanacak bir durum bulunmadığı; arşivlerimiz açık, sözlerimiz açık” diye konuştu.

Bizi sosyal medyadan takip edin
caykur genel muduru alim ureticinin cayi bitene kadar alimlarimiz devam edecek ZqxlA3LD
Ihlas Haber Ajansı Avatarı
Ihlas Haber Ajansı tarafından
10 Haziran, 2026 16:37 tarihinde yayınlandı
0 0

ÇAYKUR Genel Müdürü Alim: “Üreticinin çayı bitene kadar alımlarımız devam edecek”

ÇAYKUR Genel Müdürü Yusuf Ziya Alim, yaş çay alımlarının kesintisiz sürdüğünü belirterek, “150 bin tonu geçtik. Biz limit koymuyoruz. Üreticinin çayı ne zaman biterse o güne kadar alımlarımız devam edecek” dedi.

Çay İşletimleri (ÇAYKUR) Genel Müdürü Yusuf Ziya Alim, yaş çay alımlarında zaman zaman yaşanan yoğunluk nedeniyle üreticilere sakin olmaları çağrısında bulundu. Kampanyanın planlandığı şekilde devam ettiğini belirten Alim, üreticilerin elindeki tüm yaş çayın alınacağını vurguladı. Alim, üreticileri paniğe kapılmaması gerektiğini dile getirerek, “Yaş çay kampanyamız devam ediyor. 20 Mayıs’ta kampanyayı açtık. Bu yıl biliyorsunuz hava şartları nedeniyle biraz ötelenme oldu, normal şartlar altında alımlarımız devam ediyor. Bayram tatili 9 gün olması çay dönemine denk gelince, il dışından gelen üreticilerimiz de biraz acele edince oradan gelen bir yoğunluk oldu. Üreticilerimiz gelmişken çayı bitirip gidelim düşüncesiyle yola çıktılar. 19 bin ton stok olunca ister istemez iki günlük çay birikti. Bir gün ara verdik, bugün tekrar alımlarımıza başladık. Çay zaten şimdi tam kıvamına gelmiş durumda. Biz çayın tamamını almak için var gücümüzle çalışıyoruz. Sonuna kadar da üreticinin yanındayız. İnşallah tüm çayı alacağız. Üreticimizin de sıkıntı olur, alım durur gibi düşüncesi olmasın. Hiçbir kesintiye uğratmadan hayırlısıyla kampanyamızı bitirmeye çalışacağız” dedi.

Yaş çay alımlarında kampanya süresince 150 bin tonu aşan çay alımı yaptıklarını sözlerine ekleyen Alim, “Ara vermek zorunda kalıyoruz, kontenjanı hiçbir şekilde 30 kilonun altına düşürmüyoruz. Kapasite belli, işleyeceğimiz çay belli ve çay 24 saatten fazla beklemiyor. Üreticilerimize her zaman söylüyoruz; makineleşmeye karşı değiliz, daha sağlıklı ve rahat çay hasadına karşı değiliz. Fakat acele edip herkes bir günde çayını bitirmeye çalışınca ister istemez sıkıntı oluyor. Bu sıkıntıyı aşabilmek için arada bir stoklar aşırı derecede yoğunlaşınca ara vermek zorunda kaldık. Birincide 20 bin ton gibi bir stok oluşmuştu. Bunun 24 saat içerisinde işlenmesi gerekiyor. Bugün itibarıyla çay alımlarımız devam ediyor. 150 bin tonu geçtik. Biz limit koymuyoruz. Üreticinin çayı ne zaman biterse o güne kadar alımlarımız devam edecek” ifadelerini kullandı.

Bizi sosyal medyadan takip edin