DÜŞÜNCE VE GÖRÜŞ
Fevzi Aydın
Genel seçimlere uzun süre kalmasına rağmen iktidar, olası erkene alınabilecek seçime, iktidar alternatifi olan Ana Muhalefet partisini, bölme-parçalama sürecine hızla devam ediyor…
Geçmişte, Kemal Kılıçdaroğlu’nun, CHP Genel Başkanı Deniz Baykal’ın kaset olayı sonucu, CHP Genel Başkanlığına gelmesi…
Yine geçmişte Meral Akşener’in MHP Genel Başkanlığına aday olmasıyla başlayan süreçte, MHP Genel Başkanı Devlet Bahçeli’nin, süreci iktidar ile birlikte, kendi lehine iyi yönetmesiyle, MHP Genel Başkanlığını Meral Akşener’e kaptırmaması…
Gerek Kemal Kılıçdaroğlu’nun CHP Genel Başkanlığına yeniden oturması ve Meral Akşener’in MHP Genel Başkanlığı adaylığı sürecine, İktidar her alana müdahale ederek, kendi deyimiyle milli iradeyi yok saydı…
Bu arada ana muhalefet partisi CHP’nin siyaset arenasına saçılan kirli çamaşırların izahını, maalesef bugün Ana muhalefet CHP yapamamakta…
Parti içi mücadele ve partililerin gizli tanık ve partisini suçlayıcı bilgileri, yargıya intikal ettirerek, soruşturma, gözaltı ve görevden almalarla boşalan belediyeler, iktidarın eline geçerken, iktidar seçimle alamadığını yargı gücüyle almanın mutluluğunda…
İktidarın yargıya ve medyaya yol vermesiyle alevlenen, Ana muhalefet partisi CHP’de ortaya saçılan kirli çıkar ilişkileri, ana muhalefetin milli iradeyle kazandığı belediye başkanlıklarını kayyum ve gözaltılar ile kaybetmesi, kritik Türkiye gündemini, mecrasından saptırmaya devam yetiyor…
Siyasete yeni giren terim, Butlan suçlamasıyla, Ana Muhalefet CHP’yi kayyım olarak yöneten Kemal Kılıçdaroğlu, partisini siyaseten arındıracağını özellikle ifade ederken, 13 yıllık genel başkanlık döneminde, seçimi kaybeden lider olarak da arınmaya ihtiyaç duymuş olması gerek…
Ana muhalefetin, iktidar kanadını oluşturma görevini alan Kemal Kılıçdaroğlu, eski yol arkadaşlarının bir kısmıyla, Atatürk’ün partisi olarak öğündükleri CHP’yi, siyasetten silme hamlesinin son perdesini oynamaya başladı…
Geçmişten günümüze, laik karşıtlarının heyecanla izlediği bu senaryonun her geçen gün aşama kaydetmesi, günümüz muhafazakâr iktidarı ile Atatürk, CHP ve sol laik kesim arasındaki kutuplaşmanın her geçen gün artmasına yol açmakta…
Cumhur ittifakının en büyük siyasi destekçisi olan Anti-laik siyaset alanı, siyasette kutuplaşmayı artırırken, günümüz muhafazakâr iktidarı, siyasi rantı da kutuplaşmanın anti-laik kanadından sağladı…
Çeyrek asırlık döneminde, siyasetin her alanında iktidar olma mücadelesini başarı ile sürdüren iktidar, bu özelliğini son dönemde kaybetmeye başladı…
Yanlış sosyo-ekonomik iç ve dış politikalar, milli irade ile kazandığı siyasi zaferleri, yine milli irade ile kaybetmeye başladı…
Türkiye’nin iç ve dış politikasıyla, halkın refah ve huzurunu sağlayacak önlem ve politikalar yerine, kırmızı çizgisi olduğu ABD-İsrail karşıtlığı yerine, aksine bu iki İslam karşıtı küresel aktörle stratejik ilişkileri sürdürmekte…
Beyaz et devlerine yapılan operasyon ile göz altına alınan ve kayyım atanan şirketlerin tepkisi, anında sonuç getirerek, göz altı ve kayyımlar yumuşatılıyor…
Kısaca ana gündem, yeniden iktidar için, ana muhalefeti bölüp yönetmeye yoğunlaşırken, milli iradenin talep ve ihtiyaçları arka plana atılmakta, sermayenin talep ve ihtiyaçları ise anında karşılanmakta…
Düşünce ve görüşlerin ışık olması dileğiyle…
