Reklam
Reklam
Karabük Postası Avatarı
Karabük Postası tarafından
16 Ekim, 2023 10:44 tarihinde yayınlandı
0

Uzman doktordan ‘Eris’ açıklaması

Tüm dünyada paniğe neden olan Eris varyantıyla ilgili konuşan Beykent Üniversitesi Tıp Fakültesi Enfeksiyon Hastalıkları ve Klinik Mikrobiyoloji Anabilim Dalı Başkanı Prof. Dr. Emine Sönmez, “Son günlerde Eris çok konuşuluyor, 50’ye yakın ülkede Eris varyantlarının hızla yayıldığını görüyoruz. Hakikaten çok hızla yayılan bir virüs, vaka sayısı fazla, çoğu ayakta atlatıyor, yatan hasta sayısı yok denecek kadar az. MRNA aşıları Omicron’a etkiliydi, bunlarda çok etkili olduğu düşünülmüyor. Kış aylarında Eris’in yayılımının artacağını düşünüyorum. Tamamen kapanma ya da kısıtlama geleceğini düşünmüyorum” dedi.

Çin’de 2019 yılında ortaya çıkmasının ardından dünyayı etkisi altına alan korona virüs alt varyantlarıyla varlığını sürdürürken, son günlerde görülen Eris varyantı endişeye neden oldu. Sağlık Bakanı Fahrettin Koca yaptığı açıklamada, “Eris varyantının virülansı yani hasta etme gücü daha düşük fakat bulaşıcılığı daha fazla. Bu dönemde hasta sayısının arttığını söyleyebiliriz. Fakat hastaneye yatış oranları oldukça düşük. Paniğe gerek yok” derken, uzmanlar da Eris varyantına ilişkin bilgi verdi. Beykent Üniversitesi Tıp Fakültesi Enfeksiyon Hastalıkları ve Klinik Mikrobiyoloji Anabilim Dalı Başkanı Prof. Dr. Emine Sönmez, Eris sebebiyle herhangi bir kısıtlama beklemediğini ifade ederek, vakalardaki gidişata ilişkin değerlendirmelerde bulundu.

Prof. Dr. Emine Sönmez, “Son günlerde Eris çok konuşuluyor. Eris ile birlikte Covid tekrar gündeme geldi. Varyantlar, mutasyonlar devam etti, en son Omicron varyantıyla salgın pik yapmıştı. Bu Eris de Omicron’un bir alt varyantı, çok hafif seyirli klinik vakalara neden oluyor. İlk Endonezya’da şubat ayında bir vaka bildirildi. Sonra temmuz ve ağustos ayında Dünya Sağlık Örgütü dikkat çeken varyant diye bildirimde bulundu. ABD, İngiltere, Japonya, 50’ye yakın ülkede şu anda Eris varyantının hızla yayıldığını görüyoruz. Hakikaten çok hızla yayılan bir virüs Eris varyantı fakat çok hafif seyirli. Vaka sayısı fazla, hafif solunum yolu enfeksiyonu, grip nezle gibi seyrediyor, yatan hasta sayısı yok denecek kadar az. Hem sağlıkçıların hem de hasta olan kişilerin başkalarına bulaştırmamak, hastalığın ağır seyrini engellemek adına dikkat etmesi lazım” dedi.

“Yayılımının artacağını düşünüyorum”

Eris varyantını diğer varyantlardan ayıran bir belirti olup olmadığına yönelik soruya yanıt veren Prof. Dr. Emine Sönmez, “Belirtilere bakarak varyantları ayırt edemeyiz. Boğaz ağrısı, ateş, boğazda batma hissi, kas, eklem ağrıları, bazı vakalarda ishal, bazı vakalarda koku, tat almada bozukluk var ama çok hafif seyirli. 1 hafta 10 gün değil de 3-4 gün içinde hasta ayakta atlatıyor, altta yatan hastalığı yoksa çabucak iyileşiyor. Bütün solunum yolu enfeksiyonları genellikle kış aylarında artar. Çünkü kapalı mekanlarda daha kalabalık insanlar var. Kış aylarında Eris varyantının yayılımının artacağını düşünüyorum. Grip, diğer solunum yolları enfeksiyonları gibi hepsi de birlikte solunum yolu enfeksiyonlarında artış düşünüyorum. Eğer yaşlı hastalar, 65 yaş üstü, kronik hastalığı olanlar varsa kanser tedavisi görüyor, bağışıklığı bastıracak ilaçlar alıyor ise mesela onlarda ağır seyredebilir. Onun için dikkat etmemiz lazım. Çocuklarda da aynı şekilde hafif seyrediyor. Çocuklar için kişisel hijyene; el yıkaması, tuvalet temizlikleri, sınıfların havalandırılması, okullarda bu önlemlerin alınması gerekir. Kapalı mekanlar için erişkin ve kronik hastalığı olanlar için maskeyi öneririm. Yeni varyantların ikisi de hızla yayılıyor, yayılmaları çok hızlı ama ağır hastalık tablosu yapmıyor” şeklinde konuştu.

Uzmanından 'Eris' açıklaması: 'Yayılımının artacağını düşünüyorum'

“Aşıların yeni suşlarda (alt tür) çok etkili olduğu düşünülmüyor”

Aşıların yeni varyantlara karşı etkisi üzerine konuşan Prof. Dr. Sönmez, “Şu ana kadar yapılan aşılar, MRNA aşıları Omicron’a etkiliydi, bu Omicron’un alt suşu (alt tür), aşıların bu alt suşlarda, yeni suşlarda çok etkili olduğu düşünülmüyor. Yeni suşlar için yeni aşılar geliştiriliyor şu anda. Grip aşısını her sonbaharda öneriyoruz. Belki korona virüs için de kronik hastalığı olanlara, risk gruplarına önerebileceğiz diye düşünüyorum. Tamamen kapanma ya da kısıtlama geleceğini düşünmüyorum. Vakalar hafif. Kişiler kendi önlemlerini alsa belki bu yayılmayı da azaltacaklar. Benim önerim; kapalı mekanlarda, soğukta, metro, uçak, metrobüs, otobüsleri düşünün, kalabalık alanlarda maskeyi öneririm. Onun dışında kısıtlamalar gelmez ama mutlaka el hijyeni, hapşırık, öksürürken mendil veya kol içine öksürmek gerekir. Viral enfeksiyonlar hep olacak, değişik virüslerle de enfeksiyonlar olacak. Solunum yolu enfeksiyonlarından kaçamayız, her virüse de aşı geliştirmek zor. Biz immün sistemimizi güçlü tutmak zorundayız. Dengeli beslenme çok önemli, protein tüketmek lazım, D ve C vitamini takviyeleri olabilir. Düzenli uyku, gece uykusu önemli. Spor, stresi yönetebilmek de önemli. Hastalar için de eğer solunum yolu belirtileri varsa, boğazı ağrıyor, hapşırıyor, öksürüyorsa mümkünse evde kalmalı. Diğer insanları korumak adına evde kalıp birkaç gün dinlenmeli. Hastalığı hafif bir şekilde evde atlatıp, sonra toplum içine karışmalı” ifadelerini kullandı.

Bizi sosyal medyadan takip edin
yagislardan dolayi arilar calisamadi dollerme olmayinca meyvede dokulme riski artti 7CvmVRYX
Ihlas Haber Ajansı Avatarı
Ihlas Haber Ajansı tarafından
09 Haziran, 2026 12:15 tarihinde yayınlandı
0 0

Yağışlardan dolayı arılar çalışamadı, döllerme olmayınca meyvede dökülme riski arttı

Tokat Gaziosmanpaşa Üniversitesi Ziraat Fakültesi Dekanı Prof. Dr. Resul Gerçekcioğlu, son yılların en yoğun yağışlarının özellikle meyve ağaçlarında tozlanma ve döllenmeyi olumsuz etkileyerek verim kayıplarına neden olabileceğini söyledi.

Tokat Gaziosmanpaşa Üniversitesi (TOGÜ) Ziraat Fakültesi Dekanı Prof. Dr. Resul Gerçekcioğlu, bu yıl etkili olan aşırı yağışların tarımsal üretime etkilerini değerlendirdi. Türkiye’nin son 30 yılın en fazla yağış alan yıllarından birinin yaşandığını belirten Gerçekcioğlu, kuraklık ve donun etkili olduğu geçen yılın ardından bu yıl ise aşırı yağışların üreticileri zorladığını söyledi.

Yağış bereketi bazı bölgelerde zarara dönüştü

Geçen yıl kuraklık ve don nedeniyle açık alanda yetiştirilen ürünlerde ciddi kayıplar yaşandığını hatırlatan Gerçekcioğlu, bu yıl ise uzun yıllardır atıl durumda bulunan baraj ve göletlerin dahi dolduğunu ifade etti. Yağışların genel anlamda su kaynaklarını beslediğini belirten Gerçekcioğlu, taşkınlardan kaynaklı büyük çaplı bir zarar görülmediğini ancak özellikle ırmak kenarındaki tarım alanlarında bazı ürünlerin etkilenmiş olabileceğini kaydetti.

Yağışlar nedeniyle çiftçi tarlaya geç girdi

Tokat’ta önemli tarımsal ürünlerden biri olan domates üretiminde de yağışların etkisinin hissedildiğini belirten Gerçekcioğlu, çiftçilerin uzun süre tarlaya girememesi nedeniyle ekimlerin geciktiğini söyledi. Haziran ayının başından itibaren dikimlerin başladığını ifade eden Gerçekcioğlu, sebze üretiminde ciddi bir kayıp beklemediğini dile getirdi.

Aşırı yağışların en büyük etkisinin meyvecilik sektöründe görülebileceğine dikkat çeken Gerçekcioğlu, özellikle çiçeklenme döneminde yaşanan yağışların arı faaliyetlerini olumsuz etkilediğini belirtti. Meyve ağaçlarında tozlanma ve döllenmenin sağlıklı şekilde gerçekleşebilmesi için arıların polen taşımasının büyük önem taşıdığını vurgulayan Gerçekcioğlu, aralıksız süren yağışlar nedeniyle arıların yeterince çalışamadığını söyledi.

Tozlanma sorunu verime yansıyabilir

Ağaçlarda meyve görünmesine rağmen önemli bir kısmının dökülme riski taşıdığına işaret eden Gerçekcioğlu, “Tozlanma ve döllenme yeterli düzeyde gerçekleşemediği için ağaç üzerindeki meyvelerin bir kısmı gelişimini tamamlayamayabilir. Ağaç hafifçe silkelendiğinde çok sayıda meyvenin döküldüğü görülebilir. Bu durum özellikle çiçeklenme döneminde yağış alan türlerde verim düşüklüğüne neden olabilir” dedi.

Erkenci çeşitlerde hasar büyük

Kiraz, erik, elma, armut ve ayva gibi meyve türlerinin yağışlardan farklı düzeylerde etkilenebileceğini ifade eden Gerçekcioğlu, çiçeklenme süresi kısa olan kiraz ve erikte riskin daha yüksek olduğunu belirtti. Çiçeklenme döneminde yağmura yakalanan meyve türlerinde verim kaybı yaşanabileceğini söyleyen Gerçekcioğlu, Tokat’ta özellikle erkenci kiraz çeşitlerinde yoğun çatlamalar görüldüğünü kaydetti.

Çatlamalar tamamen önlenemiyor

Kirazdaki çatlamaların doğrudan yağışlarla bağlantılı olduğunu belirten Gerçekcioğlu, “Dünyada bu sorunun önüne geçebilmek için çok sayıda araştırma yapılıyor. Çatlamalar azaltılabiliyor ancak tamamen önlenemiyor. Aşırı yağış ve ağacın aldığı suyu yeterince dışarı verememesi nedeniyle meyvede çatlamalar meydana geliyor” ifadelerini kullandı.

Geç olgunlaşan kiraz çeşitlerinde çatlama riskinin daha düşük olabileceğini belirten Gerçekcioğlu, buna rağmen döllenme yetersizliğine bağlı meyve dökülmelerinin görülebileceğini sözlerine ekledi.

Bizi sosyal medyadan takip edin