Reklam
Reklam
Karabük Postası Avatarı
Karabük Postası tarafından
22 Temmuz, 2015 14:03 tarihinde yayınlandı
0

Soylu: Suruç Katliamının Sorumluları Bulunmalı”

KESK Şubeler Platformu Dönem Sözcüsü ve Eğitim-Sen Karabük Şube Başkanı Cevat SOYLU, AKP’nin etnik, milliyetçi ve hegomonik Ortadoğu politikasının can almaya devam ettiğini söyledi.
Soylu “ Kobanê’nin Yeniden İnşa çalışmalarına katılmak üzere İstanbul’dan Urfa’nın Suruç ilçesine gelen SGDF’li 300 gencimizin konakladığı Amara Kültür Merkezi’nde kelimelerle ifade edilemeyecek kadar alçakça bir saldırı sonucu meydana gelen patlamada 30’dan fazla gencimiz yaşamını yitirdi, çoğu ağır olmak üzere onlarcası yaralandı. Bu vahşi saldırıyı nefretle ve şiddetle kınıyor, protesto ediyoruz.
Öfkemiz de, acımız da çok büyük! Kobanêli çocuklara oyuncak getirip Kobanê’nin yeniden inşası için gönüllü olan, tatillerinden feragat eden bu gençlerimize kıyan katiller sürüsünü hepimiz yakından tanıyoruz. Kobanê’de daha bir ay önce çoğu çocuk ve kadın olmak üzere 250’den fazla insanı katledenler dün de Suruç’ta gençlerimizi katlettiler.
AKP politikaları nedeniyle Ülkemiz Suriye’ye, Irak’a, Yemen’e, Afganistan’a dönme tehlikesi ile karşı karşıyadır. Hamasi nutuklarla gizlenemeyecek kadar tehlike büyümüştür. Katiller masum, sivil, çocuk demeden onlarca, yüzlerce insanı katletmeyi hedefliyorlar. Ne yazık ki, bu zemini yaratan ve büyüten AKP hala geldiğimiz noktanın farkında değil ya da zaten istedikleri böylesi bir ortam olduğu için farkında değilmiş gibi davranıyorlar! Oysa AKP’nin dış politikasının kamuoyu nezdinde ve vicdanında mahkûm olduğu 7 Haziran seçimlerinde de ortaya çıkmıştır.
AKP ve Cumhurbaşkanına buradan bir kez daha sesleniyoruz; etnik, mezhepçi ve “Yeni-Osmanlıcılık” politikasından vazgeçin! Emperyalizmin ve AKP’nin Ortadoğu’yu kan gölüne çeviren bu politikaları ülkemizi de aynı tehditle karşı karşıya getirmiştir.
Bilinmelidir ki, katliam, savaş ve kaos zemini hazırlayan politikaları uygulayanlar tarih önünde hesap vermekten kurtulamamışlardır, bundan sonra da kurtulamayacaklardır.
Karanlık hesaplar ve hevesler uğruna insanlarımızın, gençlerimizin, çocuklarımızın katledilmesine seyirci kalmak da en az katiller kadar suça ortak olmaktır. İnsani değerlere dair en ufak bir kaygısı olan tüm kesimleri katliamlara ve zemin hazırlayan politikalara karşı seslerini yükseltmeye çağırıyoruz.
Geldiğimiz nokta vahimdir. Geleceğe dair endişe ve kaygımız büyüktür. IŞİD’i Suriye’de, Irak’ta ya da herhangi bir ülkede aramaya gerek yoktur. Ortaya çıkaranlar, büyütenler ve besleyenler şimdi ülkemizde harekete geçirdiler. IŞİD aracılığıyla demokratik eylem ve etkinlik gerçekleştirmemizi engellemek istiyorlar. Kendilerine engel olarak gördükleri demokrasi güçlerini IŞİD üzerinden tehdit ediyor, katlediyorlar. IŞİD kimi zaman bir maşa kimi zaman özlem duydukları bir rejimin adı olarak kullanılıyor.
Halklarımız bu gerçeğin farkında ve bu farkındalık onların tüm kurgularını bozacak en büyük güçtür. Birarada, özgür ve onurlu yaşama iradesi oynanacak tüm oyunları ve saldırıları bozacak, katilleri açığa çıkaracaktır.
KESK olarak şimdiye kadar olduğu gibi bundan sonra da savaş, gerilim ve katliam politikalarına karşı ısrarla barışı örmeye, halkların kardeşliğini savunmaya devam edeceğiz.
En ufak insani değerden nasibini almamış katiller sürüsünün gerçekleştirdiği saldırıyı bir kez daha nefretle kınıyor, yaşamlarını yitirenlere başsağlığı, yakınlarına sabır ve metanet, yaralılara acil şifalar diliyoruz” dedi

Bizi sosyal medyadan takip edin
barude filistinin dunu bugunu ve yarini anlatildi YbJlKGrF
Ihlas Haber Ajansı Avatarı
Ihlas Haber Ajansı tarafından
15 Mayıs, 2026 00:07 tarihinde yayınlandı
0
0

BARÜ’de Filistin’in dünü, bugünü ve yarını anlatıldı

Bartın Üniversitesinde (BARÜ) Filistin’in geçmişten günümüze tarihi süreci anlatılırken bölgede yaşanan insanlık dramına dikkat çekildi.

Bartın Üniversitesi (BARÜ) Filistin’de yaşanan insanlık dramına dikkat çekmek ve toplumsal farkındalığı artırmak hedefiyle çalışmalarını sürdürüyor. Bu doğrultuda Kariyer Planlama Uygulama ve Araştırma Merkezi tarafından “Ölümcül ve Ölümsüz Kimliklerin Coğrafyası: Filistin’in Dünü, Bugünü ve Yarını” başlıklı bir program düzenlendi. Filistin meselesinin farklı boyutlarıyla ele alındığı etkinlikte konuşmacı olarak İnsan ve Toplum Bilimleri Fakültesi Tarih Bölümünden Prof. Dr. Hasan Hüseyin Güneş yer aldı.

Rektör Akkaya, boykota devam edilmesinin önemini vurguladı

Programın açılışında konuşan BARÜ Rektörü Prof. Dr. Ahmet Akkaya, “Bugün burada ölümcül ve ölümsüz kimliklerin coğrafyasını konuşacağız. Aklımıza burada şair Mehmet Akif İnan geliyor. ‘Mescid-i Aksayı gördüm düşümde. Bir çocuk gibiydi ve ağlıyordu.’ Bu dizelerde ifade edilen Mescid-i Aksa’da 2,5 yıldır insanlığa sığmayan bir zulüm yaşatılıyor. Bu noktada bizler ne kadar somut adım atarsak o kadar kıymetlidir. Lütfen, her daim boykota devam edelim. Çocuklar öldü, kadınlar öldü, aileler dağıldı. Yaşanan acılarını unutmayalım, boykotu uygulayalım.” ifadelerini kullandı.

Filistin meselesini toplumsal hafıza, insan onuru, hukuk ve vicdan çerçevesinde değerlendiren Prof. Dr. Hasan Hüseyin Güneş, Filistin’de bir halkın kendi vatanında nasıl görünmez kılınmaya çalışıldığını ve buna rağmen kimliğini, hafızasını ve yaşama iradesini nasıl koruduğunu anlattı.

“Filistin’de kimlik, hafıza ve insanlık mücadelesi yaşanıyor”

Konuşmasında “ölümcül kimlik” ve “ölümsüz kimlik” kavramlarını değerlendiren Prof. Dr. Güneş, “Ölümcül kimlik, bir halkı insan olarak değil; tehdit, güvenlik sorunu ya da ortadan kaldırılması gereken bir engel olarak görmeye dayanıyor. Buna karşılık ölümsüz kimlik ise yıkılan evlere rağmen saklanan anahtarlarda, boşaltılan köylere rağmen yaşatılan hatıralarda, kaybedilen çocukların isimlerinde ve bir halkın sesini dünyaya duyurma kararlılığında varlığını sürdürüyor.” dedi.

Programda Gazze’de yaşanan insani dram detaylarıyla anlatıldı. Bombardımanlar, zorunlu göç, açlık, susuzluk, yıkılan hastaneler, okullar, ibadethaneler ve evlerin yalnızca savaşın bir sonucu olarak görülemeyeceği ifade edildi. Bir okulun yıkılmasının çocukların geleceğini, bir hastanenin vurulmasının yaralıların yaşama hakkını, bir evin yok edilmesinin ise aile hafızasını ve güven duygusunu ortadan kaldırdığı da vurgulandı.

İlgiyle takip edilen program, Filistin meselesinin insanlığın adalet, hukuk ve vicdan sınavı olduğuna dikkat çekilmesi ve bu konuda farkındalığı artırmaya yönelik çalışmaların sürdürülmesi gerektiği mesajıyla sona erdi.

Bizi sosyal medyadan takip edin