Reklam
Reklam
Karabük Postası Avatarı
Karabük Postası tarafından
19 Temmuz, 2015 11:25 tarihinde yayınlandı
0

Şahin “ Demirtaş’ın samimi olduğuna inanmakta zorlanıyoruz”

AK Parti Genel Başka Yardımcısı Mehmet Ali Şahin, Karabük İl Başkanlığının düzenlediği bayramlaşma programına katıldı. Şahin, bayramlaşma programı sonrası gazetecilere gündeme dair açıklamalarda bulundu
AK Parti Genel Başkan Yardımcısı Mehmet Ali Şahin, HDP Eş Genel Başkanı Selahattin Demirtaş’ın örgüt silah bıraksın şeklinde yaptığı açıklamasını samimi olduğuna inanmakta zorlandıklarını söyledi
AK Parti Genel Başkan Yardımcısı Mehmet Ali Şahin, HDP Eş Genel Başkanı Selahattin Demirtaş’a yüklenerek, “ Kod adı barış, gerçek adı savaş” dedi.
Partisinin Karabük İl Başkanlığı’nca düzenlenen bayramlaşma programına katılan AK Parti Genel Başkan Yardımcısı Mehmet Ali Şahin, bayramlaşma programı sonrası gazetecilere gündeme dair açıklamalarda bulundu. Şahin, 7 Haziran seçimlerinden sonra ortaya çıkan siyasi tablonun tüm siyasi partilerin özellikle parlamentoda temsil edilen 4 siyasi partinin vatan, bayrak ve millet sevgisi konusunda paylaşıcı bir tavır içinde olması gerektiğini söyledi. “Bunun olmadığını ifade etmek istemiyorum” diyen Şahin, “Milletimiz 7 Haziran seçimlerinde bir tek partiyi iktidara getirmedi ve koalisyonun yolunu açtı. Koalisyon için siyasi partimizin önceliklerinden ziyade ülkenin ve milletin önceliklerini ön plana almalıyız. Önce, vatanın mı, ülken mi, milletin mi dendiğinde önce vatanım, milletim ve ülkem demek durumundayız. Biz AK Parti olarak 7 Haziran seçimlerinde tek başımıza iktidara gelmeyi amaçladığımız halde milletimiz böyle takdir etti, yüzde 41 oyla tek başımıza iktidara gelemedik. En yakın rakibimize 16 puanla seçimlerin birinci partisi olduk. Cumhurbaşkanımız da Genel Başkanımızı yeni hükümeti kurmakla görevlendirdi. Parlamentoda grubu bulunan 3 siyasi partiye ziyaretlerimiz oldu. Tabii iki siyasi partiye CHP ve MHP’ye koalisyon önerisinde bulunduk, HDP’yi ziyaret ederek koalisyon önerisinde bulunmadık. Bunun sorumlusu biz değiliz. Bunun sorumlusu HDP’ye oy veren vatandaşlarımız da değildir, bizzat HDP’nin yöneticileridir. Çünkü terörle, şiddetle arasına mesafe koyamamıştır. Şiddeti ve silahı siyasetlerinin teminatı olarak görmüşlerdir ve hala bu anlayışlarına devam ediyorlar. Şiddeti ve silahı bir hak arama olarak görmüşlerdir ve bunu devam ettiriyorlar” dedi.

“KOD ADI BARIŞ, GERÇEK ADI SAVAŞ”
“Her ne kadar son hafta Demirtaş, örgüt silah bıraksın demişse de bunun samimi olduğuna inanmakta zorlanıyoruz” diyen Şahin, şunları söyledi:
“Çünkü HDP’nin Meclis’teki Grup Başkanvekili Pervin Buldan, ‘PKK bir terör değildir’ demiştir. Peki nedir? Daha dün bir TIR’ı içindeki malzemelerle yaktılar. Geçen hafta Ağrı Doğubeyazıt’ta 3 TIR’ı içindeki malzemelerle yaktılar. Diyarbakır Şirvan’da 2.5 milyon dönüm araziyi sulayacak olan barajın yapımını engellemek için 3 ay içinde 12 kez sabotaj yaptılar. Şimdi böyle bir örgüt terör örgütü değilse nedir. Sizin kırsal kesimde birçok köyde almanızı sağlayan bu örgüt ve bunun silahlı unsurları değil mi silah bıraksın ama buna bizim gücümüz yetmez demek inandırıcı olmuyor. Barış sözcüğünü çok sık kullanıyorlar. Demirtaş, barış dedikçe benim gözümün önünde canlanan insan figürü şu; bir insan bir elinde keleş, bir elinde bomba, belinde C-4 patlayıcılar. Ama bu adamın ismi barış. Böyle bir adamın isminin barış olması neyi değiştirir. Aslında barış kod adlarıdır. Aslında bu adamın ismi savaştır. Bu konuda kamuoyunu tatmin edici açıklamaların ötesinde adımlar atılması düşüncesindeyiz.”

“HDP’YE KOALİSYON ÖNERİSİNDE DE BULUNMALIYDIK AMA BUNUN SORUMLUSU KENDİLERİDİR”
Şahin, “Parlamentonun en güçlü partisi olarak 3 siyasi partiye de koalisyon önerisinde bulunmayı arzu ederdik. Onlara da bir koalisyon önerisinde bulunmalıydık ama bunun sorumlusu kendileridir. Dolayısıyla terör sorunu bizim çözmemiz bakımından HDP’ye çok önemli görevler düşmektedir. Silah bıraksınlar, Türkiye’ye doğrultmasınlar demek kafi değildir. Bugün Cumhurbaşkanımızın bayram namazı sonrası yaptığı açıklama son derece değerli ve isabetlidir. Bu bağlamda aynen katılıyorum” dedi.

Bizi sosyal medyadan takip edin
barude filistinin dunu bugunu ve yarini anlatildi YbJlKGrF
Ihlas Haber Ajansı Avatarı
Ihlas Haber Ajansı tarafından
15 Mayıs, 2026 00:07 tarihinde yayınlandı
0
0

BARÜ’de Filistin’in dünü, bugünü ve yarını anlatıldı

Bartın Üniversitesinde (BARÜ) Filistin’in geçmişten günümüze tarihi süreci anlatılırken bölgede yaşanan insanlık dramına dikkat çekildi.

Bartın Üniversitesi (BARÜ) Filistin’de yaşanan insanlık dramına dikkat çekmek ve toplumsal farkındalığı artırmak hedefiyle çalışmalarını sürdürüyor. Bu doğrultuda Kariyer Planlama Uygulama ve Araştırma Merkezi tarafından “Ölümcül ve Ölümsüz Kimliklerin Coğrafyası: Filistin’in Dünü, Bugünü ve Yarını” başlıklı bir program düzenlendi. Filistin meselesinin farklı boyutlarıyla ele alındığı etkinlikte konuşmacı olarak İnsan ve Toplum Bilimleri Fakültesi Tarih Bölümünden Prof. Dr. Hasan Hüseyin Güneş yer aldı.

Rektör Akkaya, boykota devam edilmesinin önemini vurguladı

Programın açılışında konuşan BARÜ Rektörü Prof. Dr. Ahmet Akkaya, “Bugün burada ölümcül ve ölümsüz kimliklerin coğrafyasını konuşacağız. Aklımıza burada şair Mehmet Akif İnan geliyor. ‘Mescid-i Aksayı gördüm düşümde. Bir çocuk gibiydi ve ağlıyordu.’ Bu dizelerde ifade edilen Mescid-i Aksa’da 2,5 yıldır insanlığa sığmayan bir zulüm yaşatılıyor. Bu noktada bizler ne kadar somut adım atarsak o kadar kıymetlidir. Lütfen, her daim boykota devam edelim. Çocuklar öldü, kadınlar öldü, aileler dağıldı. Yaşanan acılarını unutmayalım, boykotu uygulayalım.” ifadelerini kullandı.

Filistin meselesini toplumsal hafıza, insan onuru, hukuk ve vicdan çerçevesinde değerlendiren Prof. Dr. Hasan Hüseyin Güneş, Filistin’de bir halkın kendi vatanında nasıl görünmez kılınmaya çalışıldığını ve buna rağmen kimliğini, hafızasını ve yaşama iradesini nasıl koruduğunu anlattı.

“Filistin’de kimlik, hafıza ve insanlık mücadelesi yaşanıyor”

Konuşmasında “ölümcül kimlik” ve “ölümsüz kimlik” kavramlarını değerlendiren Prof. Dr. Güneş, “Ölümcül kimlik, bir halkı insan olarak değil; tehdit, güvenlik sorunu ya da ortadan kaldırılması gereken bir engel olarak görmeye dayanıyor. Buna karşılık ölümsüz kimlik ise yıkılan evlere rağmen saklanan anahtarlarda, boşaltılan köylere rağmen yaşatılan hatıralarda, kaybedilen çocukların isimlerinde ve bir halkın sesini dünyaya duyurma kararlılığında varlığını sürdürüyor.” dedi.

Programda Gazze’de yaşanan insani dram detaylarıyla anlatıldı. Bombardımanlar, zorunlu göç, açlık, susuzluk, yıkılan hastaneler, okullar, ibadethaneler ve evlerin yalnızca savaşın bir sonucu olarak görülemeyeceği ifade edildi. Bir okulun yıkılmasının çocukların geleceğini, bir hastanenin vurulmasının yaralıların yaşama hakkını, bir evin yok edilmesinin ise aile hafızasını ve güven duygusunu ortadan kaldırdığı da vurgulandı.

İlgiyle takip edilen program, Filistin meselesinin insanlığın adalet, hukuk ve vicdan sınavı olduğuna dikkat çekilmesi ve bu konuda farkındalığı artırmaya yönelik çalışmaların sürdürülmesi gerektiği mesajıyla sona erdi.

Bizi sosyal medyadan takip edin