Reklam
Reklam
Karabük Postası Avatarı
Karabük Postası tarafından
12 Ekim, 2023 11:45 tarihinde yayınlandı
0

Prof.Dr. İsmail Demir: “Algı üzerinden Savunma Sanayi’yi dövmeye, suçlamaya kalktılar”

Eski Cumhurbaşkanlığı Savunma Sanayi Başkanı İsmail Demir, ALTAY Ana Muharebe Tankı’nın (AMT) seri üretime geçememesinin nedeninin anlaşma yapılan ülkenin güç paketini vermemesinden kaynaklandığını belirtti. Demir, “Algı üzerinden Savunma Sanayi’yi dövmeye, suçlamaya kalktılar. Bu adil değil. Şimdi ne oldu? Güç paketimiz belli bir aşamaya geldi. Ara çözüm olarak da Kore’den güç paketi meselesi gündem aldık. Onunla tankımızı koşturduk. İlk seri üretimler onunla başlayacak” dedi.
Karabük Üniversitesinde 2023-2024 Akademik yılı açılış töreni yapıldı. 15 Temmuz Şehitleri Konferans Salonunda düzenlenen tören saygı duruşu ve İstiklal Marşı ile başladı. Açılış töreninde konuşan Karabük Valisi Mustafa Yavuz, “Üniversitemizden kendi alanında öncü 13 akademisyenlerimiz dünyanın en etkili bilim insanı listesinin adını yazdırarak ilimiz ve ülkemiz için büyük gurur kaynağı olmuştur. Tüm bu başarıla Karabük Üniversitesi’nin eğitimdeki kalite anlayışını yansıtmaktadır. Bu nedenle 2023-2024 akademik yılında da üniversitemizin ulusal ve uluslararası alandaki başarılarını sürdüreceğine şüphem yoktur” dedi.

“Türkiye 100 yılını inşa etmek, Türkiye 100 yılını inşa edecek nesilleri yetiştirmek, tüm dünyada aklı vicdanı, merhameti, adaleti, bilimi, kalkınmayı, ilerlemeyi, barışı, kardeşliği tesis etmek ve insanlığa daha iyi bir miras bırakmak için hiç durmadan çalışacağız” diyen KBÜ Rektörü Prof. Dr. Fatih Kırışık, “Çeşitli projeler üzerinde göreve geldiğimiz günden bu yana çalışmalar ve planlamalar yürütüyoruz. Bu projelerimizin meyvelerini toplamaya başladık. Tasarım aşaması tamamlanmış, sosyal bilimler festivalini inşallah Karabük’te gerçekleştireceğiz. Üniversite, lise ve ortaokul kategorilerinde yarışma başlıkları açarak Türkiye çapından öğrencilerin bu yarışmalara katılmasını teşvik edeceğiz. Hem üniversite düzeyinde diğer üniversitelerle işbirliği içerisinde bu programı oluşturacağız hem Milli Eğitim Bakanlığımızla lise ve ortaokul düzeyinde bu yarışmalara katılımı teşvik edeceğiz. Böylelikle Türkiye’de daha önce hiç yapılmamış, boşluğu çok ciddi bir şekilde hissedilen sosyal bilimler sahasında düşünmeyi, proje üretmeyi, sosyal modern tasarlamayı, ülkesinin sorunlarına geliştirilmesi gereken noktalara dünyanın sorunlarına ve geliştirilmesi gereken noktalara proje üreten, sosyal model tasarlayan bir nesli Türkiye yüzyılı neslini hep birlikte inşa edeceğiz” ifadelerini kullandı.
Törende KARDEMİR Yönetim Kurulu Başkanı Prof.Dr. İsmail Demir 100. Yılda Türkiye Vizyonu’na yönelik ders verdi.

“Prototip geliştirmede motor ve transmisyon veren ülke o safhada vermedi”
Demir, bir katılımcının ALTAY Tankının seri üretime geçememesinin nedenini sorması üzerine şunları söyledi:
“Yani ALTAY tankı prototip olarak üretildi. Testleri geçti. Seri üretim aşamasına geldiğimizde ise geliştirme yapan şirketten seri üretim teklifi istedik. Fiyat bizim hesaplarımıza göre çok pahalı geldi. Bir daha teklif istedik, fiyat biraz düşük ama yine pahalı. Açık ihaleye çıktık. Diğer 3 tekliflerde ve geliştiren şirketin verdiği tekliften 600 milyon euro daha düşük teklifle ihaleyi başka bir şirkete verdik. Sonra prototip geliştirme safhasında güç paketi dediğimiz motor ve transmisyon veren ülke o safhada vermedi. Şimdi vermeyince siz bütün prototipinizi, bütün sisteminizi bir güç paketi etrafında geliştirmişsiniz ve güç paketiniz yok. Seri üretime nasıl geçeceksiniz ve daha da ilginci bu ülke vermem demiyor, ‘müsaadeler işlemde’ diyor. Sayın Cumhurbaşkanımız o ülkenin Başbakanı ve bir fiil görüşmede birkaç kere gündeme getirmesine rağmen ‘Çalışıyoruz benim yetkim de değil’ cevaplarıyla karşılaştı. Bu durumda tankınızı nasıl yapacaksınız? İş başa düştü. Kendi motor ve transmisyonuzu geliştireceksiniz. Motor bir nebze daha kısa zamanda yapılabilir ama transmisyonu dünyada sadece 2 ülke yani 2 firma yapabiliyor.”

“Algı üzerinden Savunma Sanayi’yi dövmeye, suçlamaya kalktılar”
Seri üretime geçilmemesine yönelik yapılan eleştirilerle ilgili de konuşan Demir, “Bu arada algı olarak Altay Tankı ne için gecikti denildi. Ya kardeşim hırsızın hiç mi suçu yok? Yani bunu vermeyen ülkeye, genelde bu eleştiriyi yapanların ben bir tanesini bile o ülkeye ‘Bir dakika kardeşim biz bir Türkiye olarak bütünüz. İktidar-muhalefet fark etmez. Siz bu kötülüğü, NATO müttefiki olduğumuz halde bu art niyeti nasıl yaparsınız’ demedi. O algı üzerinden Savunma Sanayi’yi dövmeye, suçlamaya kalktılar. Bu adil değil. Şimdi ne oldu? Güç paketimiz belli bir aşamaya geldi. Ara çözüm olarak da Kore’den güç paketi meselesi gündem aldık. Onunla tankımızı koşturduk. İlk seri üretimler onunla başlayacak” diye konuştu.
Konuşmaların ardından öğretim üyelerine Akademik Teşvik Ödülleri Başarı Belgeleri teslim edildi. (İHA)

Bizi sosyal medyadan takip edin
ilyaserbayyeni
İlyas Erbay Avatarı
İlyas Erbay
06 Mayıs, 2026 09:40 tarihinde yayınlandı
0

ÜLKEYİ FELAKETE SÜRÜKLEYEN BÜYÜK İHANET!

Aydın’ın Kuşadası ilçesinde, pazarda, dün, yaşlı bir üretici ile sohbet ettim. Davutlar yoluna cepheli 8 dönüm arazisinde; şeftali, mandalina, portakal ve limon üretiyor. Binbir zahmetle ürettiği meyveleri pazarda satarak geçimini sağlıyor.
“Yakın bir gelecekte, sebzeyi ve meyveyi para ile de alamayacağız. Bizden sonrakiler nasıl beslenecekler merak ediyorum” dedi. “Neden?” dedim. Örnekler vererek uzun uzun anlattı. Arkadaşları, komşuları; sebze ve meyve tarımı yaptıkları arazilerini villa karşılığı inşaat şirketlerine satmışlar. Aldıkları villaları satarak yada kiralayarak tarımdan kazandıklarından kat kat fazla gelir elde ediyorlarmış. Buna direnen bir kaç kişi kalmışlar. Arazisine müteahhitler 16 villa teklif etmişler. Bu yüzden çocuklarıyla arası açılmış. “Ben öleyim, bir gün beklemez satarlar bahçeleri” diyor. Arkadaşına bir kaç yıl önce, 10 dönüm arazisine karşılık 20 villa vermişler. “Zengin olunca ne oldum delisi oldu. Elindeki varlık bitmeyecek zannetti, har vurup harman savurdu. Şimdi elinde 2 villası kaldı. Yakındır onlarıda satması” dedi. Toprak geleceğimizdir, candır, hayattır hiç satılır mı? diye de ekledi.

Çok değil, 15-20 yıl önce Kuşadasından Güzelçamlı ya kadar yolun iki tarafı uçsuz bucaksız meyve ve sebze bahçeleri ile kapliydı. Şimdi gidin bakın, beton tarlaları göreceksiniz.

Davutlar ve Güzelçamlı bölgesinde, özellikle ana yol kenarlarındaki tarım arazilerinin yapılaşmaya açılması, bölgedeki ekolojik denge ve tarımsal üretim için ciddi bir tehdit oluşturmaktadır. Son gelişmeler, bu alanların geri dönülmez bir şekilde betonlaştığı yönündeki endişeleri haklı çıkarmaktadır.

Tarım arazilerinin inşaata açılması, sadece “yeşil alan kaybı” değil, bir ülkenin geleceğini tehdit eden çok boyutlu bir krizdir. Bu durumun yol açtığı başlıca büyük tehlikeler şunlardır:

1. Gıda Güvenliğinin Yok Olması; en temel tehlike, beslenme kaynağımızın kurumasıdır. Birinci sınıf tarım arazilerinin betonlaşması, tarımsal üretimi düşürür. Bu da gıda arzında azalmaya, dışa bağımlılığın artmasına ve mutfak enflasyonunun kontrol edilemez hale gelmesine neden olur.

2. Geri Dönüşü İmkansız Toprak Kaybı; 1 santimetre kalınlığında verimli toprağın oluşması için doğada yaklaşık 100 ila 1000 yıl gerekir. Üzerine beton dökülen toprak “ölü toprak” haline gelir. İnşaat yapıldıktan sonra o arazinin tekrar tarıma kazandırılması binlerce yıl sürer; yani bu kayıp kalıcıdır.

3. Yeraltı Su Kaynaklarının Kuruması; tarım arazileri, yağmur sularını emerek yeraltı su depolarını (akiferleri) besleyen doğal süngerlerdir. Betonlaşma bu emilimi engeller; su yer altına sızamaz, yüzey akışına geçer ve sele dönüşür. Bu da hem su kıtlığına hem de afetlere davetiye çıkarır.

4. Ekosistemin ve Biyoçeşitliliğin Bozulması; tarım alanları birçok canlı türüne ev sahipliği yapar. Betonlaşma; tozlaşmayı sağlayan arılardan faydalı mikroorganizmalara kadar tüm ekosistemi yok eder. Bu dengenin bozulması, tarımsal zararlıların artmasına ve doğal döngünün kopmasına neden olur.

5. Mikroklima Değişikliği ve Isı Adaları; beton ve asfalt ısıyı hapseder. Geniş tarım arazilerinin yerini binaların alması, o bölgenin yerel iklimini (mikroklima) değiştirerek sıcaklığı artırır. Bu durum hem enerji tüketimini artırır hem de kalan tarım alanlarındaki verimliliği düşürür.

6. Ekonomik Kırılganlık; kendi kendine yetemeyen bir ekonomi, küresel gıda fiyatlarındaki dalgalanmalara karşı savunmasız kalır. Çiftçinin topraktan kopup kente göç etmesi, işsizlik ve çarpık kentleşme gibi sosyal sorunları da beraberinde getirir.Özetle: Tarım arazisine yapılan her bina, gelecek nesillerin ekmeğinden ve suyundan çalınan bir bedeldir.

Yaşam kaynaklarımızı yok ediyoruz, can damarlarımızı kesiyoruz. Dünyanın en cahil toplumlarında bile böylesi bir ihanet göremezsiniz.

İlyas Erbay