Reklam
Reklam
Karabük Postası Avatarı
Karabük Postası tarafından
29 Temmuz, 2015 14:14 tarihinde yayınlandı
0

Memurun zam pazarlığı başlıyor!

Memurun zam pazarlığı 3 Ağustos’ta başlıyor. Toplu sözleşme görüşmelerinde memur temsilcileri, 2016 için toplam yüzde 16 zam talep ediyor.
Türkiye’de yaklaşık 2.9 milyon memur ve 1.9 milyon memur emeklisini ilgilendiren zam pazarlığı 3 Ağustos’ta başlıyor. 2016 ve 2017 yıllarını kapsayacak toplu sözleşme görüşmeleri için memur temsilcileri de hazırlıklarını tamamladı. Pazarlık masasında Memur Sen, 2016’da birinci 6 ay yüzde 8, ikinci 6 ay yüzde 8 olmak üzere toplam yüzde 16 zam talep edecek.
HÜKÜMETTEN % 3+3
Hükümetin ise Merkez Bankası’nın yüzde 5 enflasyon hedefi doğrultusunda yüzde 3+3 zam, refah payı ve enflasyon farkıyla masaya oturması bekleniyor. Kamu-Sen ise 2016 yılı için yüzde 22 zam, taban aylığa seyanen 100 lira net artış, 2017’de ise yüzde 20 zam ve 150 lira net zam talep ediyor. Ayrıca, bir defaya mahsus 2 bin lira telafi ödemesi için yüzde 5+5 zam istiyor. Bağımsız Sağlık-Sen de yüzde 10+10 zam, bayramlarda ikramiye, ek ödemelerin emekliliğe yansıtılmasının da bulunduğu 40 talep sunacak.
REFAH PAYIYLA 582 LİRA
Memur-Sen’in yüzde 16’lık artış talebi, en düşük 2 bin 191 lira memur maaşı üzerinden hesaplandığında net 350.56 lira zam anlamına geliyor. Böylelikle en düşük memur maaşı, refah payı ve enflasyon farkı olmadan net 2 bin 541 lira yükseliyor. Kesk-Sen’in yüzde 22 talebi üzerinden hesaplandığında, en düşük maaş net 482.02 lira,100 lira refah payı eklendiğinde 582 liraya yükseliyor. Bu oranlar, bütçeye 350 lira artışta 10.1 milyar, 582 lirada ise 16.8 milyar lire ek yük anlamına geliyor. Yasa gereği, görüşmelerin en geç 31 Ağustos’ta tüm süreçleriyle tamamlanması gerekiyor.

Bizi sosyal medyadan takip edin
barude filistinin dunu bugunu ve yarini anlatildi YbJlKGrF
Ihlas Haber Ajansı Avatarı
Ihlas Haber Ajansı tarafından
15 Mayıs, 2026 00:07 tarihinde yayınlandı
0
0

BARÜ’de Filistin’in dünü, bugünü ve yarını anlatıldı

Bartın Üniversitesinde (BARÜ) Filistin’in geçmişten günümüze tarihi süreci anlatılırken bölgede yaşanan insanlık dramına dikkat çekildi.

Bartın Üniversitesi (BARÜ) Filistin’de yaşanan insanlık dramına dikkat çekmek ve toplumsal farkındalığı artırmak hedefiyle çalışmalarını sürdürüyor. Bu doğrultuda Kariyer Planlama Uygulama ve Araştırma Merkezi tarafından “Ölümcül ve Ölümsüz Kimliklerin Coğrafyası: Filistin’in Dünü, Bugünü ve Yarını” başlıklı bir program düzenlendi. Filistin meselesinin farklı boyutlarıyla ele alındığı etkinlikte konuşmacı olarak İnsan ve Toplum Bilimleri Fakültesi Tarih Bölümünden Prof. Dr. Hasan Hüseyin Güneş yer aldı.

Rektör Akkaya, boykota devam edilmesinin önemini vurguladı

Programın açılışında konuşan BARÜ Rektörü Prof. Dr. Ahmet Akkaya, “Bugün burada ölümcül ve ölümsüz kimliklerin coğrafyasını konuşacağız. Aklımıza burada şair Mehmet Akif İnan geliyor. ‘Mescid-i Aksayı gördüm düşümde. Bir çocuk gibiydi ve ağlıyordu.’ Bu dizelerde ifade edilen Mescid-i Aksa’da 2,5 yıldır insanlığa sığmayan bir zulüm yaşatılıyor. Bu noktada bizler ne kadar somut adım atarsak o kadar kıymetlidir. Lütfen, her daim boykota devam edelim. Çocuklar öldü, kadınlar öldü, aileler dağıldı. Yaşanan acılarını unutmayalım, boykotu uygulayalım.” ifadelerini kullandı.

Filistin meselesini toplumsal hafıza, insan onuru, hukuk ve vicdan çerçevesinde değerlendiren Prof. Dr. Hasan Hüseyin Güneş, Filistin’de bir halkın kendi vatanında nasıl görünmez kılınmaya çalışıldığını ve buna rağmen kimliğini, hafızasını ve yaşama iradesini nasıl koruduğunu anlattı.

“Filistin’de kimlik, hafıza ve insanlık mücadelesi yaşanıyor”

Konuşmasında “ölümcül kimlik” ve “ölümsüz kimlik” kavramlarını değerlendiren Prof. Dr. Güneş, “Ölümcül kimlik, bir halkı insan olarak değil; tehdit, güvenlik sorunu ya da ortadan kaldırılması gereken bir engel olarak görmeye dayanıyor. Buna karşılık ölümsüz kimlik ise yıkılan evlere rağmen saklanan anahtarlarda, boşaltılan köylere rağmen yaşatılan hatıralarda, kaybedilen çocukların isimlerinde ve bir halkın sesini dünyaya duyurma kararlılığında varlığını sürdürüyor.” dedi.

Programda Gazze’de yaşanan insani dram detaylarıyla anlatıldı. Bombardımanlar, zorunlu göç, açlık, susuzluk, yıkılan hastaneler, okullar, ibadethaneler ve evlerin yalnızca savaşın bir sonucu olarak görülemeyeceği ifade edildi. Bir okulun yıkılmasının çocukların geleceğini, bir hastanenin vurulmasının yaralıların yaşama hakkını, bir evin yok edilmesinin ise aile hafızasını ve güven duygusunu ortadan kaldırdığı da vurgulandı.

İlgiyle takip edilen program, Filistin meselesinin insanlığın adalet, hukuk ve vicdan sınavı olduğuna dikkat çekilmesi ve bu konuda farkındalığı artırmaya yönelik çalışmaların sürdürülmesi gerektiği mesajıyla sona erdi.

Bizi sosyal medyadan takip edin