Hizmete girdiği günden buyana başta Karabük olmak üzere, Zonguldak, Bartın, Kastamonu ve Çankırı olmak üzere çevre illere A plus kalitesinde hizmet veren bölgenin en büyük özel hastanesi olan Özel MEDİKAR Hastanesi yeni bölümleri devreye almaya hazırlanıyor.
Özel MEDİKAR Hastanesine yeni atanan Genel Müdür ve Başhekimi Op. Dr Ziya Boyacıoğlu göreve başlaması ile birlikte hastanenin hizmet kalitesini daha ileriye getirmek Karabük ve bölge halkına kaliteli verimli hizmeti sunma adına atılımlarını sürdürüyor.
Boyacıoğlu, Karabük Özel MEDİKAR Hastanesi’nin bölgeye hitap eden önemli bir özel hastane olduğunu da belirterek, farklı ünite ve bölümleri kazandırmak için yoğun bir gayret içersinde olduklarını söyledi.
Op. Dr Ziya Boyacıoğlu, hastane içersine daha önce Medikal onkoloji ve kemoterapi ünitesi kurulumu ile ilgili görüşmeler yaptıklarını kaydederek, “ Bu hastaneden insanlar kemoterapi ilaçlarını Ankara ve İstanbul gibi illerde nasıl alıyorsa öyle alsın diye çalışma yapıyoruz. Bununla ilgili bir ekip ve yer projesi ürettik. Onun donanımını kurmaya başladık. Medikal onkolojinin kemoterapi ayağını burada planlamaya çalışıyoruz. Kozmoteloji ile ilgili çalışmalarımız var. Yerini, teçhizatını ve elemanlarını belirledik. Yoğum bakım yatak sayıları ile ilgili çalışmalarımız devam ediyor. Bunun yanında Acil bölümünün içersine multi disipline alan oluşturuyoruz. Bil hassa anjiyo olan hastaların rahat etmesi için bir alan oluşturuyoruz. İnşallah bu çalışmalar kapsamında verdiğimiz sözler çerçevesinde yerine getirdiğimizi Karabük halkı görecek” dedi.
“ İNSANLARIN GÜVENİNİ GÖRDÜK”
Başhekim Op. Dr Ziya Boyacıoğlu, geçtiğimiz Ramazan ayında ‘Eller Hakka, Medikar halka açılsın’ adından proje yaptıklarını ve insanların beklediklerinin üzerinde yoğun bir teveccühü olduğunu da kaydederek, “ İnsanların güvenini gördük ve yaşanan yoğunluğu Medikar’ın başarılı bir şekilde yürüttüğünü gördük. Geçen yıla oranla bu yıl ramazan ayında 2-3 kat hastaya bakmışız. Ramazan öncesi 400’lerde olan polikinik sayısı Ramazan ayında 800’leri aştı. Karabük ve çevre halkına hizmetlerimiz devam edecek” ifadesinde bulundu.


MEDİKAR Hastanesi’nden Kozmeteloji ve Kemoterapi Bölümü Hazırlığı
BARÜ’de Filistin’in dünü, bugünü ve yarını anlatıldı
Bartın Üniversitesinde (BARÜ) Filistin’in geçmişten günümüze tarihi süreci anlatılırken bölgede yaşanan insanlık dramına dikkat çekildi.
Bartın Üniversitesi (BARÜ) Filistin’de yaşanan insanlık dramına dikkat çekmek ve toplumsal farkındalığı artırmak hedefiyle çalışmalarını sürdürüyor. Bu doğrultuda Kariyer Planlama Uygulama ve Araştırma Merkezi tarafından “Ölümcül ve Ölümsüz Kimliklerin Coğrafyası: Filistin’in Dünü, Bugünü ve Yarını” başlıklı bir program düzenlendi. Filistin meselesinin farklı boyutlarıyla ele alındığı etkinlikte konuşmacı olarak İnsan ve Toplum Bilimleri Fakültesi Tarih Bölümünden Prof. Dr. Hasan Hüseyin Güneş yer aldı.
Rektör Akkaya, boykota devam edilmesinin önemini vurguladı
Programın açılışında konuşan BARÜ Rektörü Prof. Dr. Ahmet Akkaya, “Bugün burada ölümcül ve ölümsüz kimliklerin coğrafyasını konuşacağız. Aklımıza burada şair Mehmet Akif İnan geliyor. ‘Mescid-i Aksayı gördüm düşümde. Bir çocuk gibiydi ve ağlıyordu.’ Bu dizelerde ifade edilen Mescid-i Aksa’da 2,5 yıldır insanlığa sığmayan bir zulüm yaşatılıyor. Bu noktada bizler ne kadar somut adım atarsak o kadar kıymetlidir. Lütfen, her daim boykota devam edelim. Çocuklar öldü, kadınlar öldü, aileler dağıldı. Yaşanan acılarını unutmayalım, boykotu uygulayalım.” ifadelerini kullandı.
Filistin meselesini toplumsal hafıza, insan onuru, hukuk ve vicdan çerçevesinde değerlendiren Prof. Dr. Hasan Hüseyin Güneş, Filistin’de bir halkın kendi vatanında nasıl görünmez kılınmaya çalışıldığını ve buna rağmen kimliğini, hafızasını ve yaşama iradesini nasıl koruduğunu anlattı.
“Filistin’de kimlik, hafıza ve insanlık mücadelesi yaşanıyor”
Konuşmasında “ölümcül kimlik” ve “ölümsüz kimlik” kavramlarını değerlendiren Prof. Dr. Güneş, “Ölümcül kimlik, bir halkı insan olarak değil; tehdit, güvenlik sorunu ya da ortadan kaldırılması gereken bir engel olarak görmeye dayanıyor. Buna karşılık ölümsüz kimlik ise yıkılan evlere rağmen saklanan anahtarlarda, boşaltılan köylere rağmen yaşatılan hatıralarda, kaybedilen çocukların isimlerinde ve bir halkın sesini dünyaya duyurma kararlılığında varlığını sürdürüyor.” dedi.
Programda Gazze’de yaşanan insani dram detaylarıyla anlatıldı. Bombardımanlar, zorunlu göç, açlık, susuzluk, yıkılan hastaneler, okullar, ibadethaneler ve evlerin yalnızca savaşın bir sonucu olarak görülemeyeceği ifade edildi. Bir okulun yıkılmasının çocukların geleceğini, bir hastanenin vurulmasının yaralıların yaşama hakkını, bir evin yok edilmesinin ise aile hafızasını ve güven duygusunu ortadan kaldırdığı da vurgulandı.
İlgiyle takip edilen program, Filistin meselesinin insanlığın adalet, hukuk ve vicdan sınavı olduğuna dikkat çekilmesi ve bu konuda farkındalığı artırmaya yönelik çalışmaların sürdürülmesi gerektiği mesajıyla sona erdi.


