Karabük Haber Postası Karabük Haber Postası

Kuru incir adeta Dolar bastı, 121 ülkeye 241 milyon dolarlık ihracat yapıldı

Ekonomi Yayın: 28.08.2023 15:51
Kuru incir adeta Dolar bastı, 121 ülkeye 241 milyon dolarlık ihracat yapıldı

Aydın’ın milli meyvesi kuru incirin ihracat rakamları ve ihracat yapılan ülke sayısı her geçen gün artıyor. Ege İhracatçı Birlikleri tarafından yapılan açıklamada geçtiğimiz 11 aylık dönem içerisinde 121 ülkeye 241 milyon dolarlık kuru incir ihracatı yapıldığı açıklandı.

 

Türkiye, 7 Ekim 2022-19 Ağustos 2023 tarihine kadar geçen süreçte toplam 67 bin 713 ton kuru inciri 121 ülkeye ihraç ederek, ihracatını toplam 241 milyon dolara taşıdı. Kuru incir ihracatı miktar bazında yüzde 6 artarken değer bazında yüzde 2 yükseliş gösterdi.

 

Ege İhracatçı Birlikleri verilerine göre; 19 Ağustos 2023 tarihi itibariyle kuru incir, kuru üzüm ve kuru kayısının 2021/22 sezonunda 1 milyar 42 milyon dolar olan ihracatı, 2022/23 sezonunun aynı döneminde yüzde 5 artışla 1 milyar 103 milyon dolara yükseldiği belirtildi.

 

Dünya Sağlık Örgütü tarafından sağlıklı gıda ürünleri listesinde yer verilen kuru inciri en fazla alan ülkeler arasında ABD, Fransa, Almanya ilk 3 sırada yer aldı. Konuyla ilgili açıklama yapan Aydın Ticaret Borsası Başkanı Fevzi Çondur, Ege İhracatçı Birlikleri verilerini paylaşarak “ABD yüzde 23 artışla 38 milyon dolarlık kuru incir talebiyle öne çıkarken, Fransa’ya 28 milyon dolar, Almanya 27 milyon dolar kuru incir ihraç ettik. Kuru meyve sektöründeki başarının arkasında 35-40 yıldır devam eden sürdürülebilirlik eksenli çalışmalar yatıyor. Organikte de dünyada lideriz, organik gibi zor bir ürünü yapan ülkemiz pestisitte de önemli bir yol kat etti. Kuru incirin üretim kalitesi ve gıda güvenliğinin arttırılması için uzun yıllardır çalışmalarımızı titizlikle sürdürüyoruz. Kuru incirde hedef 250 milyon doları Türkiye’ye kazandırmak” diye konuştu.(İHA)e

 

Kuru incir adeta Dolar bastı, 121 ülkeye 241 milyon dolarlık ihracat yapıldı

Görüş Bildir

Gönderdiğiniz yorum moderasyon ekibi tarafından incelendikten sonra yayınlanacaktır.

VURDUK EN DİBE, SÖYLE ŞİMDİ NEREYE?

Manşet Yayın: 26.05.2024 14:00
VURDUK EN DİBE, SÖYLE ŞİMDİ NEREYE?

Ekonomi bir bilim dalıdır. Ekonominin değişmez gerçekleri vardır.
Mesela;
▪︎ Faizlerin artırılması ile piyasada talep azalır. Bu sayede harcama eğilimi de azalmaya başlar.

▪︎ Faiz ile enflasyon arasında ters yönlü bir ilişki vardır. Faiz düşerse enflasyon artar yani enflasyon artarsa düşürmek için faizi artırmak gerekir.

▪︎ 2002 yılından bu yana, TL’ nin değerlenmesinin arkasında “yüksek faiz düşük kur” sarmalı yatmaktadır. Türkiye’de, ülke riskinin yüksek olması, kaynaklarından daha fazlasını kullanması nedeniyle faizler dünya standartlarının çok üzerinde. Bu durumda da iş dünyası ve yatırımcılar kredi kullanamıyor. Kısır döngü de işte burada başlıyor.

Ekonomi; “bir insan topluluğunun ya da bir ülkenin, yaşayabilmek için üretme, üretileni bölüşme biçimlerinin ve bu eylemlerden doğan ilişkilerinin tümü” şeklinde tanımlanıyor.
Yaşayabilmek için üretme ve bölüşme ! Görüldüğü gibi ekonominin temelinde üretim var. Ayrıca, ülkenin varlığını sürdürebilmesi için üretilenin adaletle ve hakkaniyetle bölüşülmesi gerekiyor.
Peki, günümüz Türkiyesinde yeteri kadar üretiyor muyuz?
Ürettiğimizi hakça bölüşüyor muyuz? Başka bir deyişle, gelir dağılımında adaleti sağlayabilmiş miyiz?
Bu sorulara evet diyebilir misiniz?

Ekonomimizin en istikrarlı yılları 1923 den1950 ye kadar olan dönemdir. Türk Lirasının da dünya ekonomisinde en değerli olduğu 27 yıl bu döneme denk geliyor.
Bu döneme baktığımızda, devlet destekli, üretime dayalı müthiş bir kalkınma hamlesi görüyoruz.
Bu ivme Atatürk’ün vefatından sonraki 12 yıl daha devam etti.

1950 den 1990 a kadar olan dönemde;
▪︎50 li yıllarda ABD ile yapılan ve elimizi kolumuzu bağlayan anlaşmalar, tarımımıza, eğitim sistemimize müdahaleler. Antikominist hedefleri olan Marshall yardımları.
▪︎ 1974 Kıbrıs Barış Harekatı nedeniyle maruz kaldığımız ağır ambargolar.
▪︎ 1980 askeri müdahalesi ve cunta yönetimi dönemi.
Bu 40 yıl da böyle heba oldu.

Sonrasında, 1990 – 2002 yıllarında yaşanan ekonomik bunalımların temel sebebi ise, siyasi istikrarsızlık, dolayısıyla orta ve uzun vadeli ekonomi politikasına sahip olamama durumudur. Bu dönemde Türkiye’de 6 farklı başbakan tarafından 11 farklı hükûmet kuruldu ve bu hükûmetlerin ortalama ömürleri 1 yıl civarında gerçekleşti.

Ülkenin enerjisini ve kaynaklarını terörle mücadeleye harcamasını da unutmayalım.
1984 yılından buyana terörle mücadele ediyoruz.

2002 den sonra tek parti iktidarı ile bir siyasi istikrar sağlandı. Terörle mücadelede de başarı sağlandı diyebiliriz. Peki buna rağmen neden ekonomik istikrar sağlanamadı? Bu sorunun o kadar çok yanıtı var ki, hangi birini yazayım.

Uzun vadeli ve kalıcı çözümler üretmek yerine;
▪︎ Faizlerle oynayarak,
▪︎ Yüzyılın buluşu diye kur korumalı mevduat ismi altında ucube sistemlerden medet umarak,
▪︎ Vergileri artırarak, yeni vergiler icat ederek
▪︎ Karşılıksız para basarak bu sarmaldan çıkmamız mümkün değil.

Haberlere bakıyorum. Enflasyonda tek haneye düşecek mişiz. İhracatta tarihi rekorlar kırmışız!
Neye göre rekor? İhracatımız ithalatımızın önüne mi geçti? Cari fazla mı vermeye başladık?
İhracat rakamlarını verirken neden ithalat rakamlarını da vermiyorsunuz?
Ekonomide çuvallıyoruz ama algı yönetiminde maşallahımız var.

Gerçek şu ki, yeteri kadar üretmiyoruz ve üretmediğimiz için yoksullaşıyoruz. Bu gerçekleri görüp, topyekün bir üretim seferberliğini çoktan başlatmalıydık.

Athenanın o meşhur şarkısı geliyor aklıma;
Vurduk en dibe
Söyle şimdi nereye?
Yol almalısın
Ufak ufak yerine
Sıyrıl da gel buraya
Sıyrıl da gel buraya
Dön baba
Dön baba dönelim
Dön baba
Dön baba dönelim…