Reklam
Reklam
ASDASDASD
Mustafa Akgün Avatarı
Mustafa Akgün tarafından
10 Haziran, 2025 14:14 tarihinde yayınlandı
0

Safranbolu’nun Yönetim Planı Bulunmuyor

UNESCI Dünya Miras Kentleri arasında yer alan Safranbolu’nun yönetim planı eksikliği endişe yaratıyor.

Türkiye’nin UNESCO Dünya Mirası Listesi’nde yer alan Safranbolu ilçesi, önümüzdeki günlerde korumanın 50. yılını kutlamaya hazırlanırken, kentteki koruma çalışmalarında önemli bir eksiklik dikkat çekiyor.

Türkiye’nin taraf devlet olarak 1983 yılında Sözleşmeyi kabul etmesi sonucunda, dünya miras listesinde 18 (16 kültürel, 2 karma), Geçici listesinde 85 (78 kültürel, 4 karma, 3 doğal), miras alanı yer alıyor. Kültür ve Turizm Bakanlığı, Kültür Varlıkları ve Müzeler Genel Müdürlüğü’nde Arkeolog Doç. Dr. Şehnaz Eraslan 2021 yılında konuyla ilgili yayınladığı makalede, Safranbolu’nun 1994 yılında miras listesine alındığını ancak hala yönetim planının oluşturulmadığını kaleme almıştı.

Birçok UNESCO miras kenti, sürdürülebilir ve etkin koruma sağlamak amacıyla kapsamlı yönetim planlarına sahipken, Safranbolu’nun bu alanda henüz resmi bir yönetim planı bulunmuyor.

UNESCO Dünya Mirası Listesi’nde bulunan diğer tarihi kentler, koruma ve yönetim faaliyetlerini düzenleyen ve kentlerin kültürel dokusunu gelecek nesillere aktarmayı amaçlayan detaylı yönetim planlarıyla öne çıkıyor. Bu planlar, kentlerin korunmasında ortak akıl ve disiplinli bir yaklaşım sağlarken, yerel yönetimlerin de sorumluluklarını netleştirmelerine imkan tanıyor.

Ancak, Safranbolu’da bu alanda eksikliğin olması, özellikle kentin tarihi dokusunun sürdürülebilirliği açısından endişeleri beraberinde getiriyor. Koruma ve restorasyon çalışmalarında bazı belirsizlikler yaşanırken, kentteki yaşam alanlarının ve turizm altyapısının geleceği açısından da kaygılar artıyor.

UNESCO’nun koruma kriterleri arasında yer alan yönetim planlarının, kentlerin tarihsel ve kültürel değerlerinin korunmasında temel unsur olduğu belirtiliyor. Safranbolu’nun 50. yılını kutlaması öncesinde, bu önemli eksikliğin giderilmesi ve resmi bir yönetim planının hazırlanması, kentin geleceği açısından büyük önem taşıyor.

Eraslan makalede: “Her ne kadar, söz konusu alanların 2863 sayılı Kanun ile korunması garanti altına alınmış olsa da, yönetim planları sayesinde bu alanlarda nitelikli koruma sağlanıyor. Ayrıca, dünya miras listesine dahil olan bölgelerimizde, sadece koruma değil, aynı zamanda alanların yönetim hedeflerinin değerlendirilmesi ve bu hedeflere ulaşmak için detaylı, gerçekçi eylem planlarının oluşturulması da mümkün oluyor. Böylece, hem bugünkü nesil hem de gelecek nesiller için bu mirasın sürdürülebilirliği temin ediliyor. Aynı zamanda, bu alanların uluslararası camialarda kabul görmesi, kültür turizminin gelişimi ve yerel halkın ekonomik ve sosyal açıdan ilerlemesine de katkı sağladığını düşünüyoruz.” ifadelerinde bulunuyor. Safranbolu’nun UNESCO standartlarına uygun olarak yönetilmesi ve korunması adına acil adımlar atılması bekleniyor.

Bizi sosyal medyadan takip edin
prof dr gurdal yilmaz hanta virusu yeni bir salgin degil K5v6eWSQ
Ihlas Haber Ajansı Avatarı
Ihlas Haber Ajansı tarafından
07 Haziran, 2026 16:37 tarihinde yayınlandı
0 0

Prof. Dr. Gürdal Yılmaz: “Hanta virüsü yeni bir salgın değil”

Dünyada yeniden gündeme gelen hanta virüsü vakaları endişe oluştururken, uzmanlar hastalığın yeni bir salgın olmadığını ve uzun yıllardır görüldüğünü belirtiyor.

Özellikle bir gemide ortaya çıkan toplu vakaların dikkat çekmesiyle yeniden konuşulan hanta virüsünün farklı türlerinin bulunduğunu belirten uzmanlar, Türkiye’deki vakaların gemide görülen türle aynı olmadığını vurguluyor.

Karadeniz Teknik Üniversitesi (KTÜ) Farabi Hastanesi Enfeksiyon Hastalıkları ve Klinik Mikrobiyoloji Anabilim Dalı Başkanı Prof. Dr Gürdal Yılmaz, gemide görülen vakaların kısa sürede ortaya çıkması dikkat çekse de hanta virüsü dünyanın birçok bölgesinde uzun zamandır bilinen bir enfeksiyon hastalığı olduğunu hatırlattı.

Türkiye’de daha çok böbrek tutulumuyla seyreden ve böbrek yetmezliğine neden olabilen formların görüldüğünü kaydeden Yılmaz, bu türlerin tedaviye yanıt verme ihtimalinin daha yüksek olduğunu gemide görülen vakaların ise daha çok akciğerleri etkileyerek solunum sıkıntısına yol açan ve ölüm oranı daha yüksek türler olduğunu belirtti.

Hanta virüsünün de Kırım Kongo Kanamalı Ateşi (KKKA) gibi viral bir enfeksiyon olduğunu kaydeden Yılmaz, özellikle İskandinav ülkeleri, Almanya, Kuzey Avrupa ve Amerika’da görülen tiplerin daha fazla öne çıktığını, Türkiye’de görülen formların ise Balkanlar ve Karadeniz bölgesinde rastlanan, daha hafif seyirli tipler olduğunu ifade etti.

“Hanta virüsü salgını aslında daha önceden bu yana görülen bir salgın”

Dünyada bildirilen hanta virüsü salgınının daha önceden bu yana görülen bir salgın olduğunu belirten Yılmaz, “Yani yeni bir salgın değil. Geminin içinde olmasıyla birlikte etkilenen kişiler bir anda ortaya çıktı. Ancak hanta virüsü her yerde görülebiliyor. Bizde de eskiden beri hanta virüsü vardı ve tanı koyuyorduk. Ancak bizde görülen hanta virüsü, o gemide görülen türle aynı değil. Bizde daha çok böbrek tutulumuyla seyreden, böbrek yetmezliğine yol açabilen ancak tedavi edilme ihtimali daha yüksek olan formlar görülüyor. Oradaki vakalar ise daha çok akciğeri tutup solunum sıkıntısıyla ilerleyen ve daha öldürücü tiplerdi. O da bir virüstür. KKKA nasıl bir virüsse, hanta virüs enfeksiyonları da viral bir enfeksiyondur. Dünyayı tehdit eden noktasında, İskandinav ülkelerinde, Almanya’da, Kuzey Avrupa’da ve Amerika’da görülebilen tipleri öne çıkıyor. Bizdeki form ise Balkanlar ve Karadeniz’de görülen, daha hafif seyreden formlardır” dedi.

“Viral enfeksiyonlar her zaman birer tehdit”

Viral enfeksiyonların her zaman bir tehdit olduğunu belirten Yılmaz, ancak büyük bir salgına neden olabilecek bir hastalık olmadığını kaydederek, “Viral enfeksiyonlar her zaman bir tehdittir. Ancak böyle büyük bir salgına neden olabilecek bir hastalık değildir. Ebola virüsü de var. Ebola, Afrika kökenli bir hastalıktır ve daha tehlikelidir. Çünkü yakalandığında yüzde 90’lara varan ölüm oranları vardır. Özellikle oralara seyahat eden kişiler açısından önem arz eder. Dünya artık küçük, herkes her yere gidebiliyor. Oradan kişiler buraya gelebilir” diye konuştu.

Enfeksiyon hastalıklarından korunmanın yolları

Enfeksiyon hastalıkları, virüsler ve bakterilerden korunmanın yolları ile ilgili olarak ise Yılmaz “Kalabalık yerlerde maske kullanımı ve el yıkama çok önemlidir. Toplu bir yere girerken ’bana bir şey bulaşır mı’ sorusunu kendimize sormamız bile önlem almak açısından yeterlidir. Bu virüsler ülkemize her an gelebilir. Örneğin Batı Nil ensefaliti daha önce ülkemizde yoktu, sonradan görülmeye başlandı. Özellikle Batı Anadolu ve Marmara bölgelerinde görülüyor. Batı Nil ensefaliti de bir virüstür ve artık ülkemizde de görülmeye başladı” şeklinde konuştu.

Bizi sosyal medyadan takip edin