Karabük Kültür Varlıklarını Koruma Bölge Kurulu Müdürlüğü’nün Safranbolu Belediyesi tarafından hazırlanan Hasan Dede Tepesi bölgesine yapılacak olan otopark projesini iptal edilmesine tepkiler büyüyor.
Karabük Kültür Varlıklarını Koruma Bölge Müdürlüğü’nün Hasan Dede tepesine yapılması planlanan otopark projesinin iptal edilmesine bir tepkide Safranbolu TSO Meclis Başkanı Ahmet Şahin’den geldi.
Şahin, uygulanan keyfi uygulamaların 1 milyon turist hedefi koyan Safranbolu’nun turizmini baltalamaya dönük olduğunu söyledi.
Karabük Kültür Varlıklarını Koruma Bölge Kurulu Müdürlüğü’nün Safranbolu’nun turizminin ileriye dönük gelişmesine yönelik aldığı olumsuz kararların hem esnafları hem de Sivil Toplum Örgütlerini endişeye sevk ettiğini kaydeden Safranbolu TSO Meclis Başkanı Ahmet Şahin, “Safranbolu’nun sorunlarından birisi olan otopark sorunu için Belediyemiz tarafından güzel bir proje hazırlanmıştı. Herkesin bildiği gibi eski çarşı bölgesinin üst tarafından yer alan Hasan Dede bölgesine yapılması planlanan ve hatta projeleri dahi tamamlanmış olan bu otopark projesinin Korkuma Kurulu tarafından iptali Safranbolu’da turizm camiasında ve esnaflarımızda ciddi rahatsızlık getirmiştir. Hedefi 1 Milyon turist olan Safranbolu’nun böylesi keyfi uygulamalara maruz kalması gelecekteki turizmine de büyük oranda balta vurmaktadır. Çoğu uygulamaların koruma kurulunun keyfi uygulaması olduğunu düşünüyorum. Örnek verirsek, mevcut Belediye Başkanımızdan önce göreve yapan Belediye Başkanı Nihat Cebeci tarafından Aslanlar kültür merkezi ile Kavaklar Cami arasındaki yaklaşık 600 metre uzunluğundaki yola döşenen kilit parke taşının bile koruma kurulu tarafından tescillenip asfalt yapılmasına izin verilemiyor. Şuan bozulmuş olan yolu kullanan Safranbolulu vatandaşlarımızın da yoğun tepkisine neden olmaktadır. Koruma kurulunun Safranbolu’nun geleceği için turizm için ne yapmaya çalıştığını ve ne yapmak istediğini anlamakta adeta güçlük çekiyoruz” dedi.


Koruma Kuruluna Bir Tepkide Şahin’den Geldi
BARÜ’de Filistin’in dünü, bugünü ve yarını anlatıldı
Bartın Üniversitesinde (BARÜ) Filistin’in geçmişten günümüze tarihi süreci anlatılırken bölgede yaşanan insanlık dramına dikkat çekildi.
Bartın Üniversitesi (BARÜ) Filistin’de yaşanan insanlık dramına dikkat çekmek ve toplumsal farkındalığı artırmak hedefiyle çalışmalarını sürdürüyor. Bu doğrultuda Kariyer Planlama Uygulama ve Araştırma Merkezi tarafından “Ölümcül ve Ölümsüz Kimliklerin Coğrafyası: Filistin’in Dünü, Bugünü ve Yarını” başlıklı bir program düzenlendi. Filistin meselesinin farklı boyutlarıyla ele alındığı etkinlikte konuşmacı olarak İnsan ve Toplum Bilimleri Fakültesi Tarih Bölümünden Prof. Dr. Hasan Hüseyin Güneş yer aldı.
Rektör Akkaya, boykota devam edilmesinin önemini vurguladı
Programın açılışında konuşan BARÜ Rektörü Prof. Dr. Ahmet Akkaya, “Bugün burada ölümcül ve ölümsüz kimliklerin coğrafyasını konuşacağız. Aklımıza burada şair Mehmet Akif İnan geliyor. ‘Mescid-i Aksayı gördüm düşümde. Bir çocuk gibiydi ve ağlıyordu.’ Bu dizelerde ifade edilen Mescid-i Aksa’da 2,5 yıldır insanlığa sığmayan bir zulüm yaşatılıyor. Bu noktada bizler ne kadar somut adım atarsak o kadar kıymetlidir. Lütfen, her daim boykota devam edelim. Çocuklar öldü, kadınlar öldü, aileler dağıldı. Yaşanan acılarını unutmayalım, boykotu uygulayalım.” ifadelerini kullandı.
Filistin meselesini toplumsal hafıza, insan onuru, hukuk ve vicdan çerçevesinde değerlendiren Prof. Dr. Hasan Hüseyin Güneş, Filistin’de bir halkın kendi vatanında nasıl görünmez kılınmaya çalışıldığını ve buna rağmen kimliğini, hafızasını ve yaşama iradesini nasıl koruduğunu anlattı.
“Filistin’de kimlik, hafıza ve insanlık mücadelesi yaşanıyor”
Konuşmasında “ölümcül kimlik” ve “ölümsüz kimlik” kavramlarını değerlendiren Prof. Dr. Güneş, “Ölümcül kimlik, bir halkı insan olarak değil; tehdit, güvenlik sorunu ya da ortadan kaldırılması gereken bir engel olarak görmeye dayanıyor. Buna karşılık ölümsüz kimlik ise yıkılan evlere rağmen saklanan anahtarlarda, boşaltılan köylere rağmen yaşatılan hatıralarda, kaybedilen çocukların isimlerinde ve bir halkın sesini dünyaya duyurma kararlılığında varlığını sürdürüyor.” dedi.
Programda Gazze’de yaşanan insani dram detaylarıyla anlatıldı. Bombardımanlar, zorunlu göç, açlık, susuzluk, yıkılan hastaneler, okullar, ibadethaneler ve evlerin yalnızca savaşın bir sonucu olarak görülemeyeceği ifade edildi. Bir okulun yıkılmasının çocukların geleceğini, bir hastanenin vurulmasının yaralıların yaşama hakkını, bir evin yok edilmesinin ise aile hafızasını ve güven duygusunu ortadan kaldırdığı da vurgulandı.
İlgiyle takip edilen program, Filistin meselesinin insanlığın adalet, hukuk ve vicdan sınavı olduğuna dikkat çekilmesi ve bu konuda farkındalığı artırmaya yönelik çalışmaların sürdürülmesi gerektiği mesajıyla sona erdi.


