Kıbrıs Barış Harekâtının 41. Yıldönümü münasebetiyle Muharip Gaziler Derneği Karabük Şube Başkanı Sebahattin Çorbacı basın açıklaması yaptı. Basın açıklamasından Vali Orhan Alimoğlu makamında ziyaret edildi.Ziyarete Dernet Başkanı çorbacı ve Dernek Üyeleri katıldılar.
Garnizon Komutan Vekili J. Yarbay Hasan Bal ve İl Emniyet Müdürü Serhat Tezsever’in de hazır bulunduğu ziyarette, Kıbrıs Barış Harekâtına katılmış hakkın rahmetine kavuşan gazilerimizi ve Kıbrıs’ta kahramanca mücadele eden mücahitleri anmak için Atatürk Anıtında sade bir tören gerçekleştirdiklerini ifade eden Muharip Gaziler Derneği Karabük Şube Başkanı Sebahattin Çorbacı “Kıbrıs Barış Harekâtında savaşa bizzat katılan gaziler olarak sizleri ziyaret etmek istedik, bizleri kabul ettiğiniz için teşekkür ederiz. Dünyada en fazla şehit veren bir ülkeyiz, inşallah bundan sonra herhangi bir savaş olmaz, şehit ve gazimiz olmaz huzur, mutluluk ve güven içersinde yaşarız diye ümit ediyorum.”dedi
Ziyaretten duyduğu memnuniyeti dile getirerek sözlerine başlayan Vali Orhan Alimoğlu “Başkanın da ifade ettiği gibi biz en fazla şehit ve gazisi olan bir milletiz. Şehit olmak en yüksek mertebedir ama savaş olmamasını temenni ederiz. Ama icap ettiği zaman da atalarımızın da dediği gibi “ Hazır ol cenge eğer ister isen sulh-u salah” ben korkarım dersen sana rahat vermezler, ama icap ettiği zaman varız dersen de rahat edersin. Bunu da bizim milletimiz yıllardır yaptı ve yapıyor. Bizim en son sıcak savaşımız Kıbrıs Barış Harekâtı olduğu için Kıbrıs şehit ve gazilerimiz var. Şehitlerimize rahmet, gazilerimize sağlıklı uzun ömür diliyorum. İnşallah bundan sonra huzur içersinde hepimiz hayatımızı devam ettirelim temennisindeyiz” dedi.


Kıbrıs Gazilerinden Vali Alimoğlu’na ziyaret
BARÜ’de Filistin’in dünü, bugünü ve yarını anlatıldı
Bartın Üniversitesinde (BARÜ) Filistin’in geçmişten günümüze tarihi süreci anlatılırken bölgede yaşanan insanlık dramına dikkat çekildi.
Bartın Üniversitesi (BARÜ) Filistin’de yaşanan insanlık dramına dikkat çekmek ve toplumsal farkındalığı artırmak hedefiyle çalışmalarını sürdürüyor. Bu doğrultuda Kariyer Planlama Uygulama ve Araştırma Merkezi tarafından “Ölümcül ve Ölümsüz Kimliklerin Coğrafyası: Filistin’in Dünü, Bugünü ve Yarını” başlıklı bir program düzenlendi. Filistin meselesinin farklı boyutlarıyla ele alındığı etkinlikte konuşmacı olarak İnsan ve Toplum Bilimleri Fakültesi Tarih Bölümünden Prof. Dr. Hasan Hüseyin Güneş yer aldı.
Rektör Akkaya, boykota devam edilmesinin önemini vurguladı
Programın açılışında konuşan BARÜ Rektörü Prof. Dr. Ahmet Akkaya, “Bugün burada ölümcül ve ölümsüz kimliklerin coğrafyasını konuşacağız. Aklımıza burada şair Mehmet Akif İnan geliyor. ‘Mescid-i Aksayı gördüm düşümde. Bir çocuk gibiydi ve ağlıyordu.’ Bu dizelerde ifade edilen Mescid-i Aksa’da 2,5 yıldır insanlığa sığmayan bir zulüm yaşatılıyor. Bu noktada bizler ne kadar somut adım atarsak o kadar kıymetlidir. Lütfen, her daim boykota devam edelim. Çocuklar öldü, kadınlar öldü, aileler dağıldı. Yaşanan acılarını unutmayalım, boykotu uygulayalım.” ifadelerini kullandı.
Filistin meselesini toplumsal hafıza, insan onuru, hukuk ve vicdan çerçevesinde değerlendiren Prof. Dr. Hasan Hüseyin Güneş, Filistin’de bir halkın kendi vatanında nasıl görünmez kılınmaya çalışıldığını ve buna rağmen kimliğini, hafızasını ve yaşama iradesini nasıl koruduğunu anlattı.
“Filistin’de kimlik, hafıza ve insanlık mücadelesi yaşanıyor”
Konuşmasında “ölümcül kimlik” ve “ölümsüz kimlik” kavramlarını değerlendiren Prof. Dr. Güneş, “Ölümcül kimlik, bir halkı insan olarak değil; tehdit, güvenlik sorunu ya da ortadan kaldırılması gereken bir engel olarak görmeye dayanıyor. Buna karşılık ölümsüz kimlik ise yıkılan evlere rağmen saklanan anahtarlarda, boşaltılan köylere rağmen yaşatılan hatıralarda, kaybedilen çocukların isimlerinde ve bir halkın sesini dünyaya duyurma kararlılığında varlığını sürdürüyor.” dedi.
Programda Gazze’de yaşanan insani dram detaylarıyla anlatıldı. Bombardımanlar, zorunlu göç, açlık, susuzluk, yıkılan hastaneler, okullar, ibadethaneler ve evlerin yalnızca savaşın bir sonucu olarak görülemeyeceği ifade edildi. Bir okulun yıkılmasının çocukların geleceğini, bir hastanenin vurulmasının yaralıların yaşama hakkını, bir evin yok edilmesinin ise aile hafızasını ve güven duygusunu ortadan kaldırdığı da vurgulandı.
İlgiyle takip edilen program, Filistin meselesinin insanlığın adalet, hukuk ve vicdan sınavı olduğuna dikkat çekilmesi ve bu konuda farkındalığı artırmaya yönelik çalışmaların sürdürülmesi gerektiği mesajıyla sona erdi.


