Karabük Üniversitesi Tıp Mühendisliği ile ilgili olarak son günlerde kapatıldığı, kapatılacağı, KPSS’de tanımının olmadığı, yetkisiz olacağı şeklinde çıkan haberler üzerine Rektörlük tarafından açıklama yapıldı
Karabük Üniversitesi Tıp Mühendisliği ile ilgili olarak son günlerde kapatıldığı, kapatılacağı, KPSS’de tanımının olmadığı, yetkisiz olacağı şeklinde çıkan asılsız haberler üzerine Rektörlük tarafından kamuoyuna açıklama yapılırken, açıklamada; 16 kontenjanın bulunduğu ve herhangi bir mağduriyetin söz konusu olmadığı bildirildi.
Rektörlükten yapılan açıklama şöyle:
“Tıp Mühendisliği bölümünün kapatıldığı ve/veya kapatılacağına ilişkin olarak; 2015-ÖSYS Yükseköğretim Programları ve Kontenjanları Kılavuzu’nda da görüleceği üzere 16 kontenjanı bulunmaktadır. Dolasıyla normal eğitim öğretim programı devam etmektedir.
KPSS Kılavuzunda yer almadığından Devlet Personel Başkanlığı’nda tanınırlığı olmadığına ilişkin olarak; Üniversitemiz Tıp Mühendisliği bölümünün Merkezi Yerleştirme Nitelik Kod Kılavuzunda yer alması ilgili Türkiye Cumhuriyeti Devlet Personel Başkanlığı’ndan talepte bulunulmuş ve bu talebe ilişkin Devlet Personel Başkanlığı’da; “Üniversitelerde açılan yeni bir bölüm veya programdan mezun olan adayların söz konusu sınava girmelerini müteakip Nitelik Kod Kılavuzunda gerekli güncellemeler yapılmaktadır. Bu itibarla, ‘Tıp Mühendisliği” bölümünden mezun olan adayları B grubu kadrolar için yapılan KPSS’ye girmelerini müteakip, anılan Kılavuzda konuya ilişkin düzenleme yapılacaktır.” şeklinde yazılı açıklama yapmıştır.
Yetki Belgesi bulunmadığına ilişkin olarak; Öğrencilerle yapılan bilgilendirme toplantılarında dile getirilen Tıbbi Cihaz Kurumu’nun yönetmelik taslağı tamamlanıp Resmi Gazete’de yayınlanarak hayata geçti. 25 Haziran 2015 Perşembe tarihli ve 29397 saylı Resmi Gazete’de Türkiye İlaç ve Tıbbi Cihaz Kurumundan; Tıbbi Cihazların Test, Kontrol Ve Kalibrasyonu Hakkında Yönetmelik (http://www.resmigazete.gov.tr/eskiler/2015/06/20150625-4.htm) ve Ek-2 Yetki Grupları Ve Açıklamaları kısmında Çalışacak Uzmanın Öğrenim Durumu kısmında ‘TIP MÜHENDİSLİĞİ’de (http://www.resmigazete.gov.tr/eskiler/2015/06/20150625-4-1.pdf )yer almaktadır.
Açıklamalarda da anlaşılacağı üzere, Tıp Mühendisliği bölümü ile ilgili olarak Üniversitemiz yönetimi gereken çalışmaları titizlikle yapıp, takip etmektedir. Öğrenci merkezli yönetim anlayışı güden Üniversitemizde Öğrencilerimizin mağduriyeti söz konusu olamaz.”


KBÜ’den Asılsız Haberlere Yalanlama
BARÜ’de Filistin’in dünü, bugünü ve yarını anlatıldı
Bartın Üniversitesinde (BARÜ) Filistin’in geçmişten günümüze tarihi süreci anlatılırken bölgede yaşanan insanlık dramına dikkat çekildi.
Bartın Üniversitesi (BARÜ) Filistin’de yaşanan insanlık dramına dikkat çekmek ve toplumsal farkındalığı artırmak hedefiyle çalışmalarını sürdürüyor. Bu doğrultuda Kariyer Planlama Uygulama ve Araştırma Merkezi tarafından “Ölümcül ve Ölümsüz Kimliklerin Coğrafyası: Filistin’in Dünü, Bugünü ve Yarını” başlıklı bir program düzenlendi. Filistin meselesinin farklı boyutlarıyla ele alındığı etkinlikte konuşmacı olarak İnsan ve Toplum Bilimleri Fakültesi Tarih Bölümünden Prof. Dr. Hasan Hüseyin Güneş yer aldı.
Rektör Akkaya, boykota devam edilmesinin önemini vurguladı
Programın açılışında konuşan BARÜ Rektörü Prof. Dr. Ahmet Akkaya, “Bugün burada ölümcül ve ölümsüz kimliklerin coğrafyasını konuşacağız. Aklımıza burada şair Mehmet Akif İnan geliyor. ‘Mescid-i Aksayı gördüm düşümde. Bir çocuk gibiydi ve ağlıyordu.’ Bu dizelerde ifade edilen Mescid-i Aksa’da 2,5 yıldır insanlığa sığmayan bir zulüm yaşatılıyor. Bu noktada bizler ne kadar somut adım atarsak o kadar kıymetlidir. Lütfen, her daim boykota devam edelim. Çocuklar öldü, kadınlar öldü, aileler dağıldı. Yaşanan acılarını unutmayalım, boykotu uygulayalım.” ifadelerini kullandı.
Filistin meselesini toplumsal hafıza, insan onuru, hukuk ve vicdan çerçevesinde değerlendiren Prof. Dr. Hasan Hüseyin Güneş, Filistin’de bir halkın kendi vatanında nasıl görünmez kılınmaya çalışıldığını ve buna rağmen kimliğini, hafızasını ve yaşama iradesini nasıl koruduğunu anlattı.
“Filistin’de kimlik, hafıza ve insanlık mücadelesi yaşanıyor”
Konuşmasında “ölümcül kimlik” ve “ölümsüz kimlik” kavramlarını değerlendiren Prof. Dr. Güneş, “Ölümcül kimlik, bir halkı insan olarak değil; tehdit, güvenlik sorunu ya da ortadan kaldırılması gereken bir engel olarak görmeye dayanıyor. Buna karşılık ölümsüz kimlik ise yıkılan evlere rağmen saklanan anahtarlarda, boşaltılan köylere rağmen yaşatılan hatıralarda, kaybedilen çocukların isimlerinde ve bir halkın sesini dünyaya duyurma kararlılığında varlığını sürdürüyor.” dedi.
Programda Gazze’de yaşanan insani dram detaylarıyla anlatıldı. Bombardımanlar, zorunlu göç, açlık, susuzluk, yıkılan hastaneler, okullar, ibadethaneler ve evlerin yalnızca savaşın bir sonucu olarak görülemeyeceği ifade edildi. Bir okulun yıkılmasının çocukların geleceğini, bir hastanenin vurulmasının yaralıların yaşama hakkını, bir evin yok edilmesinin ise aile hafızasını ve güven duygusunu ortadan kaldırdığı da vurgulandı.
İlgiyle takip edilen program, Filistin meselesinin insanlığın adalet, hukuk ve vicdan sınavı olduğuna dikkat çekilmesi ve bu konuda farkındalığı artırmaya yönelik çalışmaların sürdürülmesi gerektiği mesajıyla sona erdi.


