Karabük Demir ve Çelik Fabrikalarında A.Ş. (KARDEMİR) 2020 yılı içerisinde 6.6 milyon TL Ar-Ge harcaması yapıldı.
KARDEMİR Yönetim Kurulu tarafından 2019 yılında şirket bünyesinde gerçekleştirilen Ar-Ge faaliyetlerinin kurumsal politika ve stratejiler doğrultusunda, daha sistematik ve bilimsel yöntemlerle gerçekleştirilmesi amacıyla AR-GE Merkezi kurulmuştu. Fabrikanın yayınladığı 2020 yılı sürdürülebilirlik raporunda Ar-Ge merkezinin 2020 yılı içerisinde 91 yeni ürün geliştirdiği açıklandı.
Dönem içerisinde Ar-Ge çalışmaları için 6.6. milyon TL harcama yaptıklarını belirten Genel Müdür Necdet Utkanlar, “Sanayi ve Teknoloji Bakanlığı tarafından 2019 yılında tescil edilen Ar-Ge Merkezimiz, çalışmalarını katma değeri yüksek otomotiv, savunma, demiryolu, imalat sanayilerinin ihtiyaç ve beklentilerine yönelik olarak yürütmeye devam etti. Bu kapsamda, Ar-Ge Merkezi olarak tescil edildiğimiz Ekim 2019-Aralık 2019 döneminde toplam 10 adet yeni ürün devreye alınırken, 2020 yılında bu sayıyı 91’e ulaştırdık. Dönem içerisinde 6.6 milyon TL Ar-Ge harcaması gerçekleştirdik” dedi.


KARDEMİR’den 2020 yılında 6.6 milyon TL Ar-Ge harcaması
BARÜ’de Filistin’in dünü, bugünü ve yarını anlatıldı
Bartın Üniversitesinde (BARÜ) Filistin’in geçmişten günümüze tarihi süreci anlatılırken bölgede yaşanan insanlık dramına dikkat çekildi.
Bartın Üniversitesi (BARÜ) Filistin’de yaşanan insanlık dramına dikkat çekmek ve toplumsal farkındalığı artırmak hedefiyle çalışmalarını sürdürüyor. Bu doğrultuda Kariyer Planlama Uygulama ve Araştırma Merkezi tarafından “Ölümcül ve Ölümsüz Kimliklerin Coğrafyası: Filistin’in Dünü, Bugünü ve Yarını” başlıklı bir program düzenlendi. Filistin meselesinin farklı boyutlarıyla ele alındığı etkinlikte konuşmacı olarak İnsan ve Toplum Bilimleri Fakültesi Tarih Bölümünden Prof. Dr. Hasan Hüseyin Güneş yer aldı.
Rektör Akkaya, boykota devam edilmesinin önemini vurguladı
Programın açılışında konuşan BARÜ Rektörü Prof. Dr. Ahmet Akkaya, “Bugün burada ölümcül ve ölümsüz kimliklerin coğrafyasını konuşacağız. Aklımıza burada şair Mehmet Akif İnan geliyor. ‘Mescid-i Aksayı gördüm düşümde. Bir çocuk gibiydi ve ağlıyordu.’ Bu dizelerde ifade edilen Mescid-i Aksa’da 2,5 yıldır insanlığa sığmayan bir zulüm yaşatılıyor. Bu noktada bizler ne kadar somut adım atarsak o kadar kıymetlidir. Lütfen, her daim boykota devam edelim. Çocuklar öldü, kadınlar öldü, aileler dağıldı. Yaşanan acılarını unutmayalım, boykotu uygulayalım.” ifadelerini kullandı.
Filistin meselesini toplumsal hafıza, insan onuru, hukuk ve vicdan çerçevesinde değerlendiren Prof. Dr. Hasan Hüseyin Güneş, Filistin’de bir halkın kendi vatanında nasıl görünmez kılınmaya çalışıldığını ve buna rağmen kimliğini, hafızasını ve yaşama iradesini nasıl koruduğunu anlattı.
“Filistin’de kimlik, hafıza ve insanlık mücadelesi yaşanıyor”
Konuşmasında “ölümcül kimlik” ve “ölümsüz kimlik” kavramlarını değerlendiren Prof. Dr. Güneş, “Ölümcül kimlik, bir halkı insan olarak değil; tehdit, güvenlik sorunu ya da ortadan kaldırılması gereken bir engel olarak görmeye dayanıyor. Buna karşılık ölümsüz kimlik ise yıkılan evlere rağmen saklanan anahtarlarda, boşaltılan köylere rağmen yaşatılan hatıralarda, kaybedilen çocukların isimlerinde ve bir halkın sesini dünyaya duyurma kararlılığında varlığını sürdürüyor.” dedi.
Programda Gazze’de yaşanan insani dram detaylarıyla anlatıldı. Bombardımanlar, zorunlu göç, açlık, susuzluk, yıkılan hastaneler, okullar, ibadethaneler ve evlerin yalnızca savaşın bir sonucu olarak görülemeyeceği ifade edildi. Bir okulun yıkılmasının çocukların geleceğini, bir hastanenin vurulmasının yaralıların yaşama hakkını, bir evin yok edilmesinin ise aile hafızasını ve güven duygusunu ortadan kaldırdığı da vurgulandı.
İlgiyle takip edilen program, Filistin meselesinin insanlığın adalet, hukuk ve vicdan sınavı olduğuna dikkat çekilmesi ve bu konuda farkındalığı artırmaya yönelik çalışmaların sürdürülmesi gerektiği mesajıyla sona erdi.


