Karabük merkeze bağlı Cumayanı köyü içinden geçen karayolunda meydana gelen trafik kazasında bir anne ve oğlunun ölmesine tepki gösteren vatandaşlar, yolu trafiğe kapatarak eylem yaptı.
Karabük’ü İstanbul ve Ankara’ya bağlayan D-755 karayolunun geçtiği Cumayanı köyünde meydana gelen trafik kazasında bir anne ve oğlu hayatını kaybederken, kazalara tepki gösteren köylüler karayolunu trafiğe kapattı. Karabük’ün en büyük köyü olan ve 5 bin nüfusun bulunduğu Cumayanı köyünde toplanan yaklaşık bin kişi eylem yaptı. Çöp bidonları ve trafik levhalarını yerinden sökerek yolu çift yönlü kapatan köylüleri ikna etmek için köye gelen İl Jandarma Alay Komutanı Yardımcısı Yarbay Hasan Bal’ın da girişimleri sonuç vermedi. Köylülerin ısrarla valinin gelmesini istemesi üzerine köye gelen Vali Yardımcısı Abdullah Acar, köy muhtarı ve ihtiyar heyeti ile görüştü. İkna olan köylüler, 2 saat sonra karayolunu trafiğe açtı. Uzun kuyrukların oluştuğu yolda bazı sürücülerin yan yoldan köyün içinden geçerek karayoluna çıkmak istemesine karşı köylüler köy içindeki yolu da kapattı.
Yolun açılmasının ardından gazetecilere açıklamalarda bulunan Vali Yardımcısı Abdullah Acar, “Trafik kazasında burada iki vatandaşımız hayatını kaybetti. Köylüler de haklı olarak tepkilerini ortaya koyuyor. Bizden bir takım talepler istediler ve bunları inceleteceğiz. Ne yapılması gerekiyorsa trafik ve karayolu noktasında gerekli tedbirleri alacağız” dedi.


Karayolunu Ulaşıma Kapatan Köylülerden Eylem
BARÜ’de Filistin’in dünü, bugünü ve yarını anlatıldı
Bartın Üniversitesinde (BARÜ) Filistin’in geçmişten günümüze tarihi süreci anlatılırken bölgede yaşanan insanlık dramına dikkat çekildi.
Bartın Üniversitesi (BARÜ) Filistin’de yaşanan insanlık dramına dikkat çekmek ve toplumsal farkındalığı artırmak hedefiyle çalışmalarını sürdürüyor. Bu doğrultuda Kariyer Planlama Uygulama ve Araştırma Merkezi tarafından “Ölümcül ve Ölümsüz Kimliklerin Coğrafyası: Filistin’in Dünü, Bugünü ve Yarını” başlıklı bir program düzenlendi. Filistin meselesinin farklı boyutlarıyla ele alındığı etkinlikte konuşmacı olarak İnsan ve Toplum Bilimleri Fakültesi Tarih Bölümünden Prof. Dr. Hasan Hüseyin Güneş yer aldı.
Rektör Akkaya, boykota devam edilmesinin önemini vurguladı
Programın açılışında konuşan BARÜ Rektörü Prof. Dr. Ahmet Akkaya, “Bugün burada ölümcül ve ölümsüz kimliklerin coğrafyasını konuşacağız. Aklımıza burada şair Mehmet Akif İnan geliyor. ‘Mescid-i Aksayı gördüm düşümde. Bir çocuk gibiydi ve ağlıyordu.’ Bu dizelerde ifade edilen Mescid-i Aksa’da 2,5 yıldır insanlığa sığmayan bir zulüm yaşatılıyor. Bu noktada bizler ne kadar somut adım atarsak o kadar kıymetlidir. Lütfen, her daim boykota devam edelim. Çocuklar öldü, kadınlar öldü, aileler dağıldı. Yaşanan acılarını unutmayalım, boykotu uygulayalım.” ifadelerini kullandı.
Filistin meselesini toplumsal hafıza, insan onuru, hukuk ve vicdan çerçevesinde değerlendiren Prof. Dr. Hasan Hüseyin Güneş, Filistin’de bir halkın kendi vatanında nasıl görünmez kılınmaya çalışıldığını ve buna rağmen kimliğini, hafızasını ve yaşama iradesini nasıl koruduğunu anlattı.
“Filistin’de kimlik, hafıza ve insanlık mücadelesi yaşanıyor”
Konuşmasında “ölümcül kimlik” ve “ölümsüz kimlik” kavramlarını değerlendiren Prof. Dr. Güneş, “Ölümcül kimlik, bir halkı insan olarak değil; tehdit, güvenlik sorunu ya da ortadan kaldırılması gereken bir engel olarak görmeye dayanıyor. Buna karşılık ölümsüz kimlik ise yıkılan evlere rağmen saklanan anahtarlarda, boşaltılan köylere rağmen yaşatılan hatıralarda, kaybedilen çocukların isimlerinde ve bir halkın sesini dünyaya duyurma kararlılığında varlığını sürdürüyor.” dedi.
Programda Gazze’de yaşanan insani dram detaylarıyla anlatıldı. Bombardımanlar, zorunlu göç, açlık, susuzluk, yıkılan hastaneler, okullar, ibadethaneler ve evlerin yalnızca savaşın bir sonucu olarak görülemeyeceği ifade edildi. Bir okulun yıkılmasının çocukların geleceğini, bir hastanenin vurulmasının yaralıların yaşama hakkını, bir evin yok edilmesinin ise aile hafızasını ve güven duygusunu ortadan kaldırdığı da vurgulandı.
İlgiyle takip edilen program, Filistin meselesinin insanlığın adalet, hukuk ve vicdan sınavı olduğuna dikkat çekilmesi ve bu konuda farkındalığı artırmaya yönelik çalışmaların sürdürülmesi gerektiği mesajıyla sona erdi.


