Nurdan
•Evet bizim bahçemiz. Yamanın alt tarafında çıkıp yukarı bizim bahçeye sarmış. Şu anız yakanlara neden müsade ediliyor acaba. Keşke halkımız biraz daha duyarlı olsa bu konuda. Sebep olanları Allah’a havale ediyorum
Karabük'te otluk alanda çıkan yangının sıçradığı garaj ve baraka kullanılamaz hale geldi. Edinilen bilgiye göre, Cumhuriyet Mahallesi'nde otluk alanda yangın çıktı. Rüzgarın etkisiyle yangın kısa sürede yayılırken, çevredekiler itfaiyeye ihbarda bulundu. Olay yerine Karabük Orman İşletme Müdürlüğü, Karabük Belediyesi itfaiye ekipleri, polis ve 112 sağlık ekipleri sevk edilirken, alevler kısa sürede çevredeki sitelerin garaj ve barakaya sıçradı. Bir garaj ve baraka alevlere teslim olurken, itfaiye ekiplerinin müdahalesiyle alevler evlere sıçramadan kontrol altına alındı. İtfaiye ekipleri tarafından soğutma çalışmaları başlatılırken, polis ekipleri yangının çıkış nedenini araştırıyor. (İHA) https://youtu.be/wZ03QWVaECw
Son yıllarda Karabük dahil birçok ilde çocuk yaşta işlenen ağır suçlar, yalnızca adli bir vaka olarak değil, derin bir toplumsal sorun olarak değerlendiriliyor.
Uzmanlar, çocukları şiddete sürükleyen sürecin tek bir nedene değil; eğitimden kopuş, yoksulluk, kötü çevre etkisi, dijital içerikler ve psikososyal eksikliklerin birleşimine dayandığını vurguluyor.
EĞİTİM DIŞINA İTİLEN ÇOCUKLAR RİSK ALTINDA
Bilimsel araştırmalar, eğitim çağındaki çocukların okuldan uzaklaşmasının, suça sürüklenme riskini ciddi oranda artırdığını ortaya koyuyor. Uzmanlara göre okul; çocuk için yalnızca akademik bilginin verildiği bir alan değil, aynı zamanda denetim, rehberlik ve sosyal aidiyet sağlayan temel bir yapı niteliği taşıyor.
Araştırmalar, çocukların eğitimden kopmasının yalnızca bireysel bir sorun olmadığını; aile içi iletişim ve eğitim yetersizliğiyle de doğrudan bağlantılı olduğunu gösteriyor. Aile ortamında şiddete maruz kalan, aşağılanan ya da sürekli küçümsenen çocukların, özgüven eksikliği yaşadığı ve bu durumun eğitim sürecini olumsuz etkilediği belirtiliyor.
Uzmanlar, sağlıklı bir eğitim sürecinin yalnızca okulda değil, aile içinde destekleyici ve güvenli bir ortamın varlığıyla mümkün olduğuna dikkat çekiyor. Aksi durumda, eğitimden uzaklaşan çocukların sosyal risklerle daha kolay karşı karşıya kaldığı vurgulanıyor.
Eğitim dışında kalan çocuklar, boş zamanlarını kontrolsüz ortamlarda geçirirken, bu durum kötü alışkanlıklara ve yanlış rol modellere daha açık hale gelmelerine neden oluyor.
PARASIZLIK VE KIRILGANLIK
Uzmanlara göre, ceplerinde harçlığı olmayan ve temel ihtiyaçlarını karşılamakta zorlanan çocuklar, kısa yoldan kazanç vadeden kişi ve grupların etkisine daha açık hale geliyor. Sosyolojik araştırmalar, ekonomik yoksunluğun çocukları kırılganlaştırarak “kullanılabilir” bir konuma ittiğini ve bu durumun suç örgütleri ile kötü niyetli çevreler için önemli bir risk alanı oluşturduğunu ortaya koyuyor. Bunun yanı sıra, gençlerin geleceklerine dair umutlarının zayıflaması, birikimlerin yetersizliği ile ev ya da araba satın almak gibi temel yaşam hedeflerine ulaşamayacakları düşüncesiyle büyümeleri; gündelik yaşamda artan tüketim alışkanlıkları, kaliteli yaşam algısı ve markalı giyimin bir prestij göstergesi olarak sunulması da çocuklar üzerindeki baskıyı artıran unsurlar arasında yer alıyor.
SOSYAL MEDYA VE TELEFON BAĞIMLILIĞI
Son yıllarda yapılan akademik çalışmalar, kontrolsüz sosyal medya ve telefon kullanımının çocukların duygu düzenleme becerilerini zayıflattığını ortaya koyuyor. Şiddet içerikli paylaşımlar, zorbalık ve sanal dünyada kurulan kimlikler, çocukların gerçeklik algısını olumsuz etkileyebiliyor.
Uzmanlar, özellikle ergenlik döneminde sosyal medyanın, öfke ve saldırgan davranışları normalleştiren bir etki oluşturabildiğine dikkat çekiyor.
KÖTÜ ÇEVRE VE ÇOCUKLARIN KULLANILMASI
Araştırmalar, suça karışan birçok çocuğun eylemi planlayan değil, uygulayan konumda olduğunu ortaya koyuyor. Yetişkinler ya da daha büyük yaş grupları tarafından yönlendirilen çocuklar, çoğu zaman yaptıkları eylemin sonuçlarını tam olarak kavrayamıyor.
Uzmanlar, çocukların bu şekilde kullanılmasının hem hukuki hem de ahlaki açıdan ağır bir istismar biçimi olduğuna dikkat çekiyor.
SOSYAL MEDYA, FİLM VE DİZİ ÖZENTİSİ
Kontrolsüz sosyal medya kullanımı ile şiddet içerikli film ve diziler, çocukların dünyayı algılama biçimini doğrudan etkiliyor. Psikologlar, özellikle suçun “kahramanlık”, “güç” veya “intikam” üzerinden yüceltildiği yapımların, kimlik arayışındaki çocuklarda özenti davranışları tetiklediğini belirtiyor.
Bu tür içerikler, çocuklarda şiddeti meşrulaştıran ve empati duygusunu zayıflatan bir etki oluşturabiliyor.
MADDE KULLANIMI VE ZİHİNSEL GELİŞİM SORUNLARI
Madde kullanımının erken yaşlara inmesi, çocuklarda dürtü kontrolünü zayıflatırken saldırgan davranış riskini artırıyor. Bunun yanı sıra zihinsel gelişim geriliği, dikkat eksikliği ve davranış bozuklukları gibi sorunların erken teşhis edilmemesi, şiddet eğilimini besleyen bir başka önemli faktör olarak öne çıkıyor.
UZMANLAR: ÇOCUKLAR KORUNMAZSA TOPLUM KAYBEDER
Uzmanlar, çocuk suçluluğunun bireysel bir problem değil, önlenememiş bir toplumsal sorumluluk olduğunun altını çiziyor. Çözümün; eğitimden kopuşun önlenmesi, ekonomik destek mekanizmalarının güçlendirilmesi, dijital içerik denetimi, psikolojik danışmanlık hizmetlerinin yaygınlaştırılması ve risk altındaki çocukların erken dönemde tespit edilmesinden geçtiği ifade ediliyor. Bilimsel veriler, bir çocuğu suça sürükleyen temel unsurun doğuştan kötülük değil; ihmal edilen eğitim, yoksulluk ve yanlış rol modeller olduğunu açıkça ortaya koyuyor.
Nurdan
•Evet bizim bahçemiz. Yamanın alt tarafında çıkıp yukarı bizim bahçeye sarmış. Şu anız yakanlara neden müsade ediliyor acaba. Keşke halkımız biraz daha duyarlı olsa bu konuda. Sebep olanları Allah’a havale ediyorum