İŞKUR Karabük İl Müdürü Coşkun Güven; “Karabük’te işsizliğin önlenmesi açısından istihdamın artırılması yönünde bu tür projeleri desteklemeye devam edeceğiz” dedi
İŞKUR Karabük İl Müdürü Coşkun Güven, girişimcilik kurslarına da devam ettiklerini açıklayarak son başvuruların 30 Temmuz’da sona ereceğini söyledi.
Girişimcilik kurslarını en çok önemsedikleri programlardan bir tanesi olduğunu belirten Güven, “ Biz kendi işini kurma yönünde bir yol kat eden kişilere özellikle KOSGEB desteklerinden yararlanabilmeleri için lazım olan uygulamalı girişimcilik sertifika programlarıyla, kişilere sertifikalarını kazandırmayı hedeflemekteyiz. Arkasından da sertifika ile beraber kişiler kendi işini kurmak için KOSGEB desteklerinden yararlanabilecekler. Biz bu sene sonuna kadar 200 kişiye girişimcilik sertifikasını aldırmayı hedefliyorduk. TSO ile birlikte ortaklaşa yaptığımız Uygulamalı Girişimcilik Sertifika programları kapsamında yeni kurs kayıtlarına başladık. 30 Temmuz’a kadar başvurular devam edecek ve 31 Temmuz’da mülakat yaparak 5 Ağustos’ta ilk grubumuzun kursları başlayacak. Akabinde 14 Ağustos’ta ve 1 Eylül’de 3 etapta 125 kişiyi eğitime alacağız. İlk 6 ay içinde yaptığımız 75 kişilik kursumuzun sonuçlarının çok olumlu olduğunu gördük. Bunların 27 tanesi kendi işlerini kurdu. Bu kurslarda verilen eğitimlerde devletin vermiş olduğu teşviklerle ilgili doğru bilgilendirmelerde yapılıyor. Biz girişimcilik programlarıyla kişinin bir işyeri açtığında yanında mutlaka kendisi ile beraber bir kişiyi de istihdam edecek. Amacımız kurum olarak Karabük’te işsizliğin önlenmesi açısından istihdamın artırılması yönünde bu tür projeleri desteklemeye devam edeceğiz” dedi.


Karabük’te Girişimcilik Kursu Başvuruları Sürüyor
BARÜ’de Filistin’in dünü, bugünü ve yarını anlatıldı
Bartın Üniversitesinde (BARÜ) Filistin’in geçmişten günümüze tarihi süreci anlatılırken bölgede yaşanan insanlık dramına dikkat çekildi.
Bartın Üniversitesi (BARÜ) Filistin’de yaşanan insanlık dramına dikkat çekmek ve toplumsal farkındalığı artırmak hedefiyle çalışmalarını sürdürüyor. Bu doğrultuda Kariyer Planlama Uygulama ve Araştırma Merkezi tarafından “Ölümcül ve Ölümsüz Kimliklerin Coğrafyası: Filistin’in Dünü, Bugünü ve Yarını” başlıklı bir program düzenlendi. Filistin meselesinin farklı boyutlarıyla ele alındığı etkinlikte konuşmacı olarak İnsan ve Toplum Bilimleri Fakültesi Tarih Bölümünden Prof. Dr. Hasan Hüseyin Güneş yer aldı.
Rektör Akkaya, boykota devam edilmesinin önemini vurguladı
Programın açılışında konuşan BARÜ Rektörü Prof. Dr. Ahmet Akkaya, “Bugün burada ölümcül ve ölümsüz kimliklerin coğrafyasını konuşacağız. Aklımıza burada şair Mehmet Akif İnan geliyor. ‘Mescid-i Aksayı gördüm düşümde. Bir çocuk gibiydi ve ağlıyordu.’ Bu dizelerde ifade edilen Mescid-i Aksa’da 2,5 yıldır insanlığa sığmayan bir zulüm yaşatılıyor. Bu noktada bizler ne kadar somut adım atarsak o kadar kıymetlidir. Lütfen, her daim boykota devam edelim. Çocuklar öldü, kadınlar öldü, aileler dağıldı. Yaşanan acılarını unutmayalım, boykotu uygulayalım.” ifadelerini kullandı.
Filistin meselesini toplumsal hafıza, insan onuru, hukuk ve vicdan çerçevesinde değerlendiren Prof. Dr. Hasan Hüseyin Güneş, Filistin’de bir halkın kendi vatanında nasıl görünmez kılınmaya çalışıldığını ve buna rağmen kimliğini, hafızasını ve yaşama iradesini nasıl koruduğunu anlattı.
“Filistin’de kimlik, hafıza ve insanlık mücadelesi yaşanıyor”
Konuşmasında “ölümcül kimlik” ve “ölümsüz kimlik” kavramlarını değerlendiren Prof. Dr. Güneş, “Ölümcül kimlik, bir halkı insan olarak değil; tehdit, güvenlik sorunu ya da ortadan kaldırılması gereken bir engel olarak görmeye dayanıyor. Buna karşılık ölümsüz kimlik ise yıkılan evlere rağmen saklanan anahtarlarda, boşaltılan köylere rağmen yaşatılan hatıralarda, kaybedilen çocukların isimlerinde ve bir halkın sesini dünyaya duyurma kararlılığında varlığını sürdürüyor.” dedi.
Programda Gazze’de yaşanan insani dram detaylarıyla anlatıldı. Bombardımanlar, zorunlu göç, açlık, susuzluk, yıkılan hastaneler, okullar, ibadethaneler ve evlerin yalnızca savaşın bir sonucu olarak görülemeyeceği ifade edildi. Bir okulun yıkılmasının çocukların geleceğini, bir hastanenin vurulmasının yaralıların yaşama hakkını, bir evin yok edilmesinin ise aile hafızasını ve güven duygusunu ortadan kaldırdığı da vurgulandı.
İlgiyle takip edilen program, Filistin meselesinin insanlığın adalet, hukuk ve vicdan sınavı olduğuna dikkat çekilmesi ve bu konuda farkındalığı artırmaya yönelik çalışmaların sürdürülmesi gerektiği mesajıyla sona erdi.


