İran’ın yeni Cumhurbaşkanı Pezeşkiyan mazbatasını aldı - Karabük Haber Postası
5y6y67 1 jpg
Ihlas Haber Ajansı Avatarı
Ihlas Haber Ajansı tarafından
28 Temmuz, 2024 15:12 tarihinde yayınlandı
0
0

İran’ın yeni Cumhurbaşkanı Pezeşkiyan mazbatasını aldı

İran’da 14’üncü dönem cumhurbaşkanlığı seçimlerinde oyların yüzde 53.7’sini alarak cumhurbaşkanı seçilen Mesut Pezeşkiyan mazbatasını aldı.

İran’da 14’üncü dönem cumhurbaşkanlığı seçimlerinde oyların yüzde 53,7’sini alarak ülkenin 9’uncu cumhurbaşkanı seçilen Mesut Pezeşkiyan, bugün mazbatasını aldı. Başkent Tahran’da İmam Hüseyni Hüseyniyesi’nde düzenlenen törene İran Dini Lideri Ali Hamaney başta olmak üzere 8’inci cumhurbaşkanı İbrahim Reisi’nin helikopter kazasında hayatını kaybetmesinin ardından cumhurbaşkanı vekili olarak görev yapan Muhammed Muhbir, Eski Cumhurbaşkanı Hasan Ruhani, Meclis Başkanı Muhammed Bakır Kalibaf, eski Meclis Başkanı Ali Laricani, eski Ulusal Güvenlik Yüksek Konseyi Genel Sekreteri ve seçimlerde Pezeşkiyan’ın rakibi olan Said Celili’nin yanı sıra çok sayıda üst düzey siyasi ve askeri yetkili katıldı. İran İçişleri Bakanı Ahmet Vahidi tarafından 14’üncü dönem cumhurbaşkanlığı seçimlerine ilişkin raporu sunulmasıyla başlayan törende Pezeşkiyan’a mazbatası Hamaney tarafından verildi.

 

“Böylesi hassas bir dönemden geçerken sandıklara giderek bana oy verenlere teşekkür ediyorum”

Pezeşkiyan mazbata töreninde yaptığı konuşmada, Cumhurbaşkanı seçilmesi nedeniyle İran dini lideri Ayetullah Ali Hamaney ve İran milletine teşekkür ederek, “Böylesi hassas bir dönemden geçerken sandıklara giderek bana oy verenlere teşekkür ediyorum. Seçimlere katılarak herhangi bir adaya oy verenler ya da sandığa gitmeyenler ülkede değişim ve gelişim için bize sorumluluk yüklediler. An itibariyle rehber (Hamaney) Cumhurbaşkanlığı mazbatasını bana vererek İran milleti karşısında bu sorumluluğu resmi hale getirmiş oldu” dedi.

“Birlikte hareket etmeliyiz”

Ülke yönetiminde farklı siyasi gruplar arasında ihtilaf ve sorunları çözerek “vahdet” bilinciyle hareket edeceklerini kaydeden Pezeşkiyan, “Anayasaya bağlı güçlü bir hükümet ve devlet, ülkenin karşı karşıya olduğu sorunları çözmeyi sağlayacaktır. Hukuk çerçevesinde birliktelik ruhuyla hareket eden bir topluluk kalkınmanın ve gelişimin önünü de açacaktır. Hükümetimizin kalkınma hedeflerine ulaşması dini lider Ayetullah Ali Hamaney’in belirlediği vizyon ve mevcut hükümet programı ile mümkün olabilir. Bu doğrultuda ülke içerisinde farklı gruplar arasındaki siyasi sorunları ve ihtilafları sonlandırmalı ve ülkeyi kalkındırma vizyonu ile birlikte hareket etmeliyiz” ifadelerini kullandı.

“İran’ın hak ettiği konuma gelmesi vahdet ve birliktelik ile mümkündür”

Pezeşkiyan, konuşmasını şu şekilde sürdürdü:
“Halkın ve dini liderimizin önünde adalet ve insaf ile hükmedeceğime, tüm varlığım ile halka hizmet edeceğime ve bu yolda şehit olanlar yolunu devam ettireceğime söz veriyorum. İran’ın hak ettiği konuma gelmesi ve kalkınması ancak ülke içerisinde vahdet ve birliktelik ile mümkündür. Hükümet olarak İran’ı görmek istediğimiz konum, sağlıktan sosyal adalete, teknolojiden kültüre ve askeri caydırıcılığından bölgesel varlığına kadar hak ettiği yerde olmasıdır. İran bilimde, teknolojide ve ekonomide bölgenin birinci devleti olmalıdır”
“Seçim döneminde gördüğümüz kutuplaşma devam etmemeli”
Törende konuşan dini lider Hamaney ise, 14’üncü dönem Cumhurbaşkanlığı seçimlerinin ülke için önemli bir sınav olduğunu ve ülkenin bu sınavda başarılı olduğunu belirterek “Ülke yönetiminde yasama, yürütme ve yargı ortak hareket etmeli ve öncelikler unutulmamalı. Bu öncelik içerisinde ekonomi ilk sırada yer alıyor. Ülke içerisinde seçim döneminde gördüğümüz kutuplaşma devam etmemeli” dedi.

Hamaney, “İran milleti kendisine yakışır bir şekilde yeni Cumhurbaşkanını seçti. Kendisinin buradaki konuşması da son derece anlamlı, derin ve İslami ilkelere uygundu. Allah’ın yardımı onunla ile olsun ve bizlerde elimizden geldiği kadar ülke yönetiminde ona destek olacağız” dedi. Yeni kurulacak hükümet için bazı tavsiyeler veren Hamaney, hükümetin farklı görüşlere ve eleştirilere açık olması gerektiğini söyleyerek, ülke yönetiminde “cihat” anlayışı ile hareket edilerek liyakat, fedakarlık ve çok çalışmaya önem verilmesini, yasama, yürütme ve yargı arasında tam uyum sağlanmasını ve yönetimde ülke içerisindeki potansiyellere odaklanılması gerektiğini belirtti.

 

“Önceden planlanmış, etkili ve güçlü bir ekonomik programa ihtiyacımız var”

Hamaney, konuşmasını şu şekilde sürdürdü:
“Hükümet önceliklerin neler olduğu konusuna dikkat etmeli. Kültürel konulara önem verdiğim herkes tarafından biliniyor ancak ekonomi ilk sırada yer alan önceliğimiz. Kültürel ve toplumsal konular çok önemli olmakla birlikte, bugünün öncelikli konusu ekonomi ve buna bağlı sorunlardır. Önceden planlanmış, etkili ve güçlü bir ekonomik programa ihtiyacımız var. Bir önceki hükümet bu konuda iyi başlangıçlar yaptı, bunun devam ettirilmesi ve üzerine yeni projelerin hayata geçirilmesi gerekiyor”

Pezaşkiyan, Salı günü yemin edecek

Pezeşkiyan, 30 Temmuz Salı günü Meclis’te yemin edecek. Ardından 2 hafta içerisinde Pezeşkiyan’ın kabinesini oluşturarak meclise güven oyu alması için sunması bekleniyor.
İran’da 5 Temmuz’da yapılan 14’üncü cumhurbaşkanlığı seçimlerinin ikinci turunda Türk kökenli Tebriz Milletvekili Mesut Pezeşkiyan, oyların yüzde 53.7’sini alarak ülkenin yeni cumhurbaşkanı olmuştu.(İHA)

Bizi sosyal medyadan takip edin
swwsws
İlyas Erbay Avatarı
İlyas Erbay
23 Nisan, 2026 10:40 tarihinde yayınlandı
0
0

RTÜK GÖREVİNİN GEREĞİNİ YAPIYOR MU ?

Televizyon kanallarında yayınlanan bazı diziler ve gündüz kuşağı programları; çarpık ilişkiler, şiddet ve ahlaki erozyona yol açan sahnelerle toplumsal yapıyı tehdit ediyor.
Bu içeriklerin meşrulaştırılması, özellikle çocukların ve gençlerin değerlerinden kopmasına sebep oluyor.
Sanırım toplum olarak bu konuda hemfikiriz.

Bir şeyleri düzeltmek istiyorsak işe buradan başlayabiliriz. Zira TV ler ve telefonlar yoluyla ulaştığımız kontrolsüz ve denetimsiz yayınlar, toplum sağlığını ve ahlaki yapıyı ciddi şekilde tehdit ediyor.

Tehlikenin farkında olan sağduyulu vatandaşlardan RTÜK’e yoğun şikâyetler gittiğini biliyoruz. Buna rağmen bu tür yayınlar devam ediyor.

Ahlaksızlığı özendirdiği için şikayet konusu olan yayınları,
* Toplumsal değerlerin yozlaşması, iffetsizliği sıradanlaştıran ve meşrulaştıran, aile yapısını zayıflatan diziler.
* Toplumun manevi yapısını bozan, şiddet ve suç temalarını işleyen programlar.
* İnanç ve ahlak değerleri hedef alarak, İslam’ı sembolize eden kişileri “kötü karakter” olarak gösteren programlar olarak sıralayabiliriz.

Toplumda, bu tür içeriklere karşı RTÜK’ün yetersiz kaldığı, nadiren ceza uyguladığı görüşü hakim.
Şiddet sahneleri içeren dizilerin genç izleyiciler üzerindeki olumsuz etkileri tartışılmaz bir gerçek.
Bu yapımlara dair eleştiriler, öz değerlerden kopuşu ve aile yapısının dinamitlenmesini gerekçe göstermektedir. En tehlikelisi de, genç kuşakların dizi karakterlerini rol model alarak şiddete özenmesidir.

RTÜK NE İÇİN VAR?
RTÜK ÜYELERİ TV İZLEMİYOR MU?

RTÜK (Radyo ve Televizyon Üst Kurulu) Türkiye Büyük Millet Meclisi tarafından seçilen 9 üyeden oluşuyor. RTÜK Türkiye’deki radyo, televizyon ve isteğe bağlı yayın hizmetlerini (internet platformları dahil) düzenlemek ve denetlemek amacıyla kurulmuş, idari ve mali özerkliğe sahip tarafsız(!) bir kamu kurumudur.

Kurumun temel varlık nedenleri ve görevleri şunlardır:
Yayın Denetimi: Yayınların kanunlara ve toplumsal değerlere uygunluğunu kontrol eder.
Medya kuruluşlarının yayın yapabilmesi için gerekli olan yayın izin ve lisanslarını tahsis eder.
BURAYA DİKKAT !
Çocukların ve gençlerin gelişimini olumsuz etkileyebilecek içeriklere karşı koruyucu tedbirler (akıllı işaretler gibi) alır.
Yayın ilkelerine aykırı hareket eden kuruluşlara uyarı, para cezası veya program durdurma gibi cezalar verir.
Toplumu ve kamu düzenini koruma gerekçesiyle kritik durumlarda yayın yasağı kararları alabilir veya duyurabilir.

RTÜK’ü tek sorumlu olarak göremeyiz. Toplumda şiddetin artması, insanların birbirine olan saygısının azalması, tabiiki tek bir nedene bağlı değil. Bu, toplumsal, teknolojik ve psikolojik birçok faktörün birleşimiyle ortaya çıkan karmaşık bir durumdur.
* Teknoloji, insanları ekranlara bağlarken gerçek dünyadaki etkileşimlerini kısıtlıyor. Sosyal medyada anonim kimliklerin arkasına sığınan bireyler, daha sabırsız ve saygısız davranışlar sergileyebiliyor.
* Temel nezaket kurallarının ve görgü kurallarının zamanla unutulması, saygısız davranışların artmasına neden olabiliyor.
* Ekonomik zorluklar, bireylerin stres seviyesini artırarak birbirlerine karşı tahammülsüz ve saygısız davranmalarına yol açabiliyor.
* İnsanların birbirine güvenmemesi, iyi niyetin azalması ve empati kurma yeteneğinin zayıflaması saygıyı azaltan önemli faktörlerdendir.
* Kendine saygısı olmayan bireyler, iç dünyalarındaki huzursuzluğu ve öfkeyi çevrelerine yansıtarak başkalarına saygı duymakta zorlanabiliyor.
* Bireysel farklılıkları (inanç, düşünce, yaşam tarzı) kabul etme konusundaki eksiklikler, toplumsal huzuru bozuyor ve çatışmayı artırıyor.

Saygının yok olması, toplumda birlik ve beraberliği sağlayan manevi değerlerin kaybolmasına, nesiller arası çatışmalara ve insanların birbirini ezdikleri, huzursuz bir ortama yol açıyor.

Toplum ahlakını yeniden tesis etmek, bireysel bilinçlenmeden kurumsal yapıların iyileştirilmesine kadar uzanan çok boyutlu bir süreçtir.

Ahlakın temeli ailede atılır. Çocuklara küçük yaşta sorumluluk bilinci, haya ve adalet duygusu aşılanmalıdır.
Kitle iletişim araçlarının yozlaştırıcı etkilerine karşı farkındalık oluşturulmalı ve kamu yayıncılığında ahlaki değerler ön plana çıkarılmalıdır.

Zordur yitirileni yerine koymak.
İşimiz hiç kolay değil.

İlyas Erbay