Doğal ve aromatik ürünleri tattılar - Karabük Haber Postası
Karabük Postası Avatarı
Karabük Postası tarafından
15 Ekim, 2023 16:26 tarihinde yayınlandı
0
0

Doğal ve aromatik ürünleri tattılar

UNESCO Dünya Miras Listesi’nde yer alan Karabük’ün Safranbolu ilçesinde yapılan 7. Safran Festivali etkinliklerinin son gününde “Tıbbi ve Aromatik Bitkiler” bahçesi gezilerek elde edilen ürünler tanıtıldı.

Safranbolu Kaymakamlığı, Safranbolu Belediyesi, Safranbolu Kültür ve Turizm Vakfı ve Safranbolu Turizm İşletmecileri Derneği ortaklığında düzenlenen festival çerçevesinde Zonguldak Orman Bölge Müdürlüğü tarafından Beştepeler mevkiinde oluşturulan Tıbbi ve Aromatik Bitkiler bahçesinde elde edilen doğal ürünler tanıtıldı. Safran’dan kekiğe birçok doğal ürünün yetiştirildiği bahçede düzenlenen törene Safranbolu Kaymakamı Şaban Arda Yazıcı, Belediye Başkanı Elif Köse, Zonguldak Orman Bölge Müdürü Faruk Bayraktaroğlu, kurum müdürleri ile çok sayıda vatandaş katıldı.

AW053454 03 scaled

Etkinlikte konuşan Faruk Bayraktaroğlu, 1999 yılında Avrupa çevresinde belirlenen 100’ü aşkın sıcak noktadan 9’unun Türkiye’de olduğunu ikisinin ise Yenice ormanları ve Küre dağları olduğunu belirterek, bu alanların gen kaynakları ve biyolojik çeşitleri bakımından zengin olduğunu söyledi.
Safranbolu Kaymakamı Şaban Arda Yazıcı ise, Safranbolu’nun dünyada örneğine az rastlanan kıymetli maddi ve manevi değerleri ihtiva eden özgün bir şehir olduğunu söyledi.

Her bir canlının anavatanı olduğu gibi safranın anavatanının da Safranbolu olduğunu belirten Yazıcı, “Safran dünyanın en kıymetli baharatlarından bir tanesidir. Biz bu değeri bu güzelliğe gerek festivallerle gerekse kamu kuruluşları ve bireysel üreticilerin katkılarıyla anlamlandırabildiğimiz kadar anlamlandırarak görev yaptığımız sürece katabildiğimiz kadar değer katacağız. Safran bitkisi sadece doğadaki güzellikleri ve sofradaki aşa kattığı lezzeti ile değil, aynı zamanda endüstriyel bir bitki. Bize düşen görev zaman içerisinde bu anlamlı ve değerli bitkiyi ilçemiz geneline yayarak, üreticilerimizi teşvik ederek ileri taşıyoruz ve taşıyacağız. Hak ettiği değeri bulmasa da günden güne yapılan projelerle dekar başına yapılan üretimler atmaktadır” dedi.

AW053454 04 scaled

Etkinlik kapsamında Karabük’ün Safranbolu, Eflani, Eskipazar ve Yenice ilçelerinde üretilen doğal ve aromatik ürünlerden elde edilen ürünlerin yer aldığı stantları gezenler daha sonra 2.5 kilometre uzunluğunda Safran doğa yürüyüşü yaptı. (İHA)

VİDEO İZLEMEK İÇİN >>>TIKLAYINIZ<<<

Bizi sosyal medyadan takip edin
swwsws
İlyas Erbay Avatarı
İlyas Erbay
23 Nisan, 2026 10:40 tarihinde yayınlandı
0
0

RTÜK GÖREVİNİN GEREĞİNİ YAPIYOR MU ?

Televizyon kanallarında yayınlanan bazı diziler ve gündüz kuşağı programları; çarpık ilişkiler, şiddet ve ahlaki erozyona yol açan sahnelerle toplumsal yapıyı tehdit ediyor.
Bu içeriklerin meşrulaştırılması, özellikle çocukların ve gençlerin değerlerinden kopmasına sebep oluyor.
Sanırım toplum olarak bu konuda hemfikiriz.

Bir şeyleri düzeltmek istiyorsak işe buradan başlayabiliriz. Zira TV ler ve telefonlar yoluyla ulaştığımız kontrolsüz ve denetimsiz yayınlar, toplum sağlığını ve ahlaki yapıyı ciddi şekilde tehdit ediyor.

Tehlikenin farkında olan sağduyulu vatandaşlardan RTÜK’e yoğun şikâyetler gittiğini biliyoruz. Buna rağmen bu tür yayınlar devam ediyor.

Ahlaksızlığı özendirdiği için şikayet konusu olan yayınları,
* Toplumsal değerlerin yozlaşması, iffetsizliği sıradanlaştıran ve meşrulaştıran, aile yapısını zayıflatan diziler.
* Toplumun manevi yapısını bozan, şiddet ve suç temalarını işleyen programlar.
* İnanç ve ahlak değerleri hedef alarak, İslam’ı sembolize eden kişileri “kötü karakter” olarak gösteren programlar olarak sıralayabiliriz.

Toplumda, bu tür içeriklere karşı RTÜK’ün yetersiz kaldığı, nadiren ceza uyguladığı görüşü hakim.
Şiddet sahneleri içeren dizilerin genç izleyiciler üzerindeki olumsuz etkileri tartışılmaz bir gerçek.
Bu yapımlara dair eleştiriler, öz değerlerden kopuşu ve aile yapısının dinamitlenmesini gerekçe göstermektedir. En tehlikelisi de, genç kuşakların dizi karakterlerini rol model alarak şiddete özenmesidir.

RTÜK NE İÇİN VAR?
RTÜK ÜYELERİ TV İZLEMİYOR MU?

RTÜK (Radyo ve Televizyon Üst Kurulu) Türkiye Büyük Millet Meclisi tarafından seçilen 9 üyeden oluşuyor. RTÜK Türkiye’deki radyo, televizyon ve isteğe bağlı yayın hizmetlerini (internet platformları dahil) düzenlemek ve denetlemek amacıyla kurulmuş, idari ve mali özerkliğe sahip tarafsız(!) bir kamu kurumudur.

Kurumun temel varlık nedenleri ve görevleri şunlardır:
Yayın Denetimi: Yayınların kanunlara ve toplumsal değerlere uygunluğunu kontrol eder.
Medya kuruluşlarının yayın yapabilmesi için gerekli olan yayın izin ve lisanslarını tahsis eder.
BURAYA DİKKAT !
Çocukların ve gençlerin gelişimini olumsuz etkileyebilecek içeriklere karşı koruyucu tedbirler (akıllı işaretler gibi) alır.
Yayın ilkelerine aykırı hareket eden kuruluşlara uyarı, para cezası veya program durdurma gibi cezalar verir.
Toplumu ve kamu düzenini koruma gerekçesiyle kritik durumlarda yayın yasağı kararları alabilir veya duyurabilir.

RTÜK’ü tek sorumlu olarak göremeyiz. Toplumda şiddetin artması, insanların birbirine olan saygısının azalması, tabiiki tek bir nedene bağlı değil. Bu, toplumsal, teknolojik ve psikolojik birçok faktörün birleşimiyle ortaya çıkan karmaşık bir durumdur.
* Teknoloji, insanları ekranlara bağlarken gerçek dünyadaki etkileşimlerini kısıtlıyor. Sosyal medyada anonim kimliklerin arkasına sığınan bireyler, daha sabırsız ve saygısız davranışlar sergileyebiliyor.
* Temel nezaket kurallarının ve görgü kurallarının zamanla unutulması, saygısız davranışların artmasına neden olabiliyor.
* Ekonomik zorluklar, bireylerin stres seviyesini artırarak birbirlerine karşı tahammülsüz ve saygısız davranmalarına yol açabiliyor.
* İnsanların birbirine güvenmemesi, iyi niyetin azalması ve empati kurma yeteneğinin zayıflaması saygıyı azaltan önemli faktörlerdendir.
* Kendine saygısı olmayan bireyler, iç dünyalarındaki huzursuzluğu ve öfkeyi çevrelerine yansıtarak başkalarına saygı duymakta zorlanabiliyor.
* Bireysel farklılıkları (inanç, düşünce, yaşam tarzı) kabul etme konusundaki eksiklikler, toplumsal huzuru bozuyor ve çatışmayı artırıyor.

Saygının yok olması, toplumda birlik ve beraberliği sağlayan manevi değerlerin kaybolmasına, nesiller arası çatışmalara ve insanların birbirini ezdikleri, huzursuz bir ortama yol açıyor.

Toplum ahlakını yeniden tesis etmek, bireysel bilinçlenmeden kurumsal yapıların iyileştirilmesine kadar uzanan çok boyutlu bir süreçtir.

Ahlakın temeli ailede atılır. Çocuklara küçük yaşta sorumluluk bilinci, haya ve adalet duygusu aşılanmalıdır.
Kitle iletişim araçlarının yozlaştırıcı etkilerine karşı farkındalık oluşturulmalı ve kamu yayıncılığında ahlaki değerler ön plana çıkarılmalıdır.

Zordur yitirileni yerine koymak.
İşimiz hiç kolay değil.

İlyas Erbay