Cumhuriyet Halk Partisi Karabük İl Başkanı Erdoğan Dinçel, Şanlıurfa’nın Suruç ilçesinde yapılan terör saldırısı ile ilgili basın açıklaması yaptı.
Cumhuriyet Halk Partisi Karabük İl Başkanı Erdoğan Dinçel, Şanlıurfa’nın Suruç ilçesinde yapılan saldırının, iktidarın çarpık Suriye politikasının tabii bir sonucu olduğunu söyledi.
Saldırı ile ilgili bir basın bildirisi yayınlayan CHP İl Başkanı Erdoğan Dinçel “Şanlıurfa’nın Suruç ilçesindeki hain terör saldırısı yüreklerimizi yakmıştır.
Genç yaştaki 32 evladımızı kaybetmenin tarifsiz acısı içindeyiz. Hayatını kaybeden gençlerimizin yakınlarına ve ülkemize başsağlığı, onlarca yaralı evladımıza acil şifalar diliyoruz. Terörü ve onu besleyenleri lanetliyoruz. Suruç’ ta meydana gelen terör saldırısı iktidarın çarpık Sureyi politikasının tabii bir sonucudur. İktidarın, tüm uyarılara rağmen sürdürdüğü yanlış dış politika ve Suriye politikası Türkiye’ nin terör bataklığına saplanıp kalmasına yol açmıştır. Suriye sınırımız delik deşik olmuş, yol geçen hanına dönmüştür. Kim olduğu bilinmeyen adına “sığınmacı” denilen binlerce kişi arasında yabancı ajanlar, İŞİD militanları kaynamaktadır. Bugün ülkemiz sınırlarında 3 milyona yakın Suriyeli yaşamakta, Karabük nüfusunun 30 katı kadar olan bu Suriyelilerin bakım, barınma ve geçimleri devlet tarafından karşılanmaktadır. Siyasi iktidar Türkiye Cumhuriyeti sınırlarını koruyamaz hale gelmiş, ülkemizde güven ve huzur kalmamıştır. Bu son derece yanlış dış politika değişmeli, ülke bu siyasi iktidardan ve uyguladığı yanlış politikalardan biran önce kurtulmalıdır. Bu nedenle MHP tavrını tekrar gözden geçirmeli, hatadan dönmeli ve sorumluluk almalıdır. Seçmen bize muhalefet görevi verdi diyerek AKP’ siz her türlü seçeneğin önünü kapatmak, ülkeyi AKP’ ye mahkum etmek sorumlu bir davranış değildir. AKP iktidarından ve yanlış politikalarından biran önce kurtulmanın gereği yapılmalıdır. Ülkemizin başı sağolsun, yaralılara acil şifalar diliyor, katliamın arkasındaki güçlerin ortaya çıkarılmasını bekliyoruz” dedi


Dinçel “ Hain terör saldırısı yüreklerimizi yakmıştır”
BARÜ’de Filistin’in dünü, bugünü ve yarını anlatıldı
Bartın Üniversitesinde (BARÜ) Filistin’in geçmişten günümüze tarihi süreci anlatılırken bölgede yaşanan insanlık dramına dikkat çekildi.
Bartın Üniversitesi (BARÜ) Filistin’de yaşanan insanlık dramına dikkat çekmek ve toplumsal farkındalığı artırmak hedefiyle çalışmalarını sürdürüyor. Bu doğrultuda Kariyer Planlama Uygulama ve Araştırma Merkezi tarafından “Ölümcül ve Ölümsüz Kimliklerin Coğrafyası: Filistin’in Dünü, Bugünü ve Yarını” başlıklı bir program düzenlendi. Filistin meselesinin farklı boyutlarıyla ele alındığı etkinlikte konuşmacı olarak İnsan ve Toplum Bilimleri Fakültesi Tarih Bölümünden Prof. Dr. Hasan Hüseyin Güneş yer aldı.
Rektör Akkaya, boykota devam edilmesinin önemini vurguladı
Programın açılışında konuşan BARÜ Rektörü Prof. Dr. Ahmet Akkaya, “Bugün burada ölümcül ve ölümsüz kimliklerin coğrafyasını konuşacağız. Aklımıza burada şair Mehmet Akif İnan geliyor. ‘Mescid-i Aksayı gördüm düşümde. Bir çocuk gibiydi ve ağlıyordu.’ Bu dizelerde ifade edilen Mescid-i Aksa’da 2,5 yıldır insanlığa sığmayan bir zulüm yaşatılıyor. Bu noktada bizler ne kadar somut adım atarsak o kadar kıymetlidir. Lütfen, her daim boykota devam edelim. Çocuklar öldü, kadınlar öldü, aileler dağıldı. Yaşanan acılarını unutmayalım, boykotu uygulayalım.” ifadelerini kullandı.
Filistin meselesini toplumsal hafıza, insan onuru, hukuk ve vicdan çerçevesinde değerlendiren Prof. Dr. Hasan Hüseyin Güneş, Filistin’de bir halkın kendi vatanında nasıl görünmez kılınmaya çalışıldığını ve buna rağmen kimliğini, hafızasını ve yaşama iradesini nasıl koruduğunu anlattı.
“Filistin’de kimlik, hafıza ve insanlık mücadelesi yaşanıyor”
Konuşmasında “ölümcül kimlik” ve “ölümsüz kimlik” kavramlarını değerlendiren Prof. Dr. Güneş, “Ölümcül kimlik, bir halkı insan olarak değil; tehdit, güvenlik sorunu ya da ortadan kaldırılması gereken bir engel olarak görmeye dayanıyor. Buna karşılık ölümsüz kimlik ise yıkılan evlere rağmen saklanan anahtarlarda, boşaltılan köylere rağmen yaşatılan hatıralarda, kaybedilen çocukların isimlerinde ve bir halkın sesini dünyaya duyurma kararlılığında varlığını sürdürüyor.” dedi.
Programda Gazze’de yaşanan insani dram detaylarıyla anlatıldı. Bombardımanlar, zorunlu göç, açlık, susuzluk, yıkılan hastaneler, okullar, ibadethaneler ve evlerin yalnızca savaşın bir sonucu olarak görülemeyeceği ifade edildi. Bir okulun yıkılmasının çocukların geleceğini, bir hastanenin vurulmasının yaralıların yaşama hakkını, bir evin yok edilmesinin ise aile hafızasını ve güven duygusunu ortadan kaldırdığı da vurgulandı.
İlgiyle takip edilen program, Filistin meselesinin insanlığın adalet, hukuk ve vicdan sınavı olduğuna dikkat çekilmesi ve bu konuda farkındalığı artırmaya yönelik çalışmaların sürdürülmesi gerektiği mesajıyla sona erdi.


