Reklam
Reklam
Karabük Postası Avatarı
Karabük Postası tarafından
08 Mart, 2023 12:56 tarihinde yayınlandı
0

CHP’li Vekiller Karabük’te Depremzedeleri Ziyaret Etti

Cumhuriyet Halk Partisi (CHP) Tokat Milletvekili Kadim Durmaz, Amasya Milletvekili Mustafa Tuncer ve Tunceli Milletvekili Polat Şaroğlu, Genel Başkan Kemal Kılıçdaroğlu’nun görevlendirmesi ile Karabük’e geldiler. İl olarak Parti İl binasını ziyaret eden Milletvekilleri parti yöneticileri ile bir araya gelerek istişarelerde bulundular.

Milletvekillerinin Karabük ziyareti ile ilgili bilgi veren İl Başkanı Vedat Yaşar;
“Tokat Milletvekilimiz Kadim Durmaz, Amasya Milletvekilimiz Mustafa Tuncer ve Tunceli Milletvekilimiz Polat Şaroğlu CHP Genel Başkanımız Kemal Kılıçdaroğlu’nun görevlendirmesi ile ilimize geldi. İl Başkanlığımıza ziyarette bulundular. Ziyarette yöneticilerimizle bir araya geldiler. Depremin ilk gününden itibaren deprem bölgesine yaptığımız yardımlar hakkında bilgi verdik. İlimize gelen depremzedelerle ilgili neler yaptık, neler yapmalıyız bununla ilgili istişare ettik.

Ardından Deprem bölgesinden gelip ilimizde konaklayan misafirlerimizi ziyaret ettik. İhtiyaçları, istekleri ve talepleri olduğunda her zaman misafirlerimizin yanında olacağız. Milletvekillerimize de ilimize kadar gelip vatandaşlarımızı ziyaret edip, bir istekleri ihtiyaçları var mı diye sordukları ve misafirimiz olan depremzedelerimizin bölgede yaşayan yakınları ile ilgili talepleriyle ilgilendikleri için çok teşekkür ederiz. Gün dayanışma günü. Gün yaraları birlikte sarma günü” dedi.

Tokat Milletvekili Kadim Durmaz ise yaptığı açıklamada; “Genel Başkanımız Sn Kemal Kılıçdaroğlu’nun talimatıyla Erzincan’dan başladık, Gümüşhane, Bayburt, Rize, Erzurum, Kars, Ardahan, Iğdır, Van, Hakkari, Şırnak, Mardin, Batman, Siirt, Bitlis, Muş, Bingöl, Çankırı ve bugün Karabük’teyiz. Buradan Bolu’ya geçeceğiz. Depremzedelerimizi konakladıkları yerlerde ziyaret ediyoruz. Genel Başkanımız Sn Kemal Kılıçdaroğlu’nun selam ve geçmiş olsun dileklerini iletiyoruz. Bir istekleri, talepleri, ihtiyaçları var mı diye soruyoruz. İl Başkanımızın da ifade ettiği gibi gün dayanışma günü. Dayanışmayla bu süreci atlatacağız” diye konuştu.

Bizi sosyal medyadan takip edin
ilyaserbayyeni
İlyas Erbay Avatarı
İlyas Erbay
06 Mayıs, 2026 09:40 tarihinde yayınlandı
0

ÜLKEYİ FELAKETE SÜRÜKLEYEN BÜYÜK İHANET!

Aydın’ın Kuşadası ilçesinde, pazarda, dün, yaşlı bir üretici ile sohbet ettim. Davutlar yoluna cepheli 8 dönüm arazisinde; şeftali, mandalina, portakal ve limon üretiyor. Binbir zahmetle ürettiği meyveleri pazarda satarak geçimini sağlıyor.
“Yakın bir gelecekte, sebzeyi ve meyveyi para ile de alamayacağız. Bizden sonrakiler nasıl beslenecekler merak ediyorum” dedi. “Neden?” dedim. Örnekler vererek uzun uzun anlattı. Arkadaşları, komşuları; sebze ve meyve tarımı yaptıkları arazilerini villa karşılığı inşaat şirketlerine satmışlar. Aldıkları villaları satarak yada kiralayarak tarımdan kazandıklarından kat kat fazla gelir elde ediyorlarmış. Buna direnen bir kaç kişi kalmışlar. Arazisine müteahhitler 16 villa teklif etmişler. Bu yüzden çocuklarıyla arası açılmış. “Ben öleyim, bir gün beklemez satarlar bahçeleri” diyor. Arkadaşına bir kaç yıl önce, 10 dönüm arazisine karşılık 20 villa vermişler. “Zengin olunca ne oldum delisi oldu. Elindeki varlık bitmeyecek zannetti, har vurup harman savurdu. Şimdi elinde 2 villası kaldı. Yakındır onlarıda satması” dedi. Toprak geleceğimizdir, candır, hayattır hiç satılır mı? diye de ekledi.

Çok değil, 15-20 yıl önce Kuşadasından Güzelçamlı ya kadar yolun iki tarafı uçsuz bucaksız meyve ve sebze bahçeleri ile kapliydı. Şimdi gidin bakın, beton tarlaları göreceksiniz.

Davutlar ve Güzelçamlı bölgesinde, özellikle ana yol kenarlarındaki tarım arazilerinin yapılaşmaya açılması, bölgedeki ekolojik denge ve tarımsal üretim için ciddi bir tehdit oluşturmaktadır. Son gelişmeler, bu alanların geri dönülmez bir şekilde betonlaştığı yönündeki endişeleri haklı çıkarmaktadır.

Tarım arazilerinin inşaata açılması, sadece “yeşil alan kaybı” değil, bir ülkenin geleceğini tehdit eden çok boyutlu bir krizdir. Bu durumun yol açtığı başlıca büyük tehlikeler şunlardır:

1. Gıda Güvenliğinin Yok Olması; en temel tehlike, beslenme kaynağımızın kurumasıdır. Birinci sınıf tarım arazilerinin betonlaşması, tarımsal üretimi düşürür. Bu da gıda arzında azalmaya, dışa bağımlılığın artmasına ve mutfak enflasyonunun kontrol edilemez hale gelmesine neden olur.

2. Geri Dönüşü İmkansız Toprak Kaybı; 1 santimetre kalınlığında verimli toprağın oluşması için doğada yaklaşık 100 ila 1000 yıl gerekir. Üzerine beton dökülen toprak “ölü toprak” haline gelir. İnşaat yapıldıktan sonra o arazinin tekrar tarıma kazandırılması binlerce yıl sürer; yani bu kayıp kalıcıdır.

3. Yeraltı Su Kaynaklarının Kuruması; tarım arazileri, yağmur sularını emerek yeraltı su depolarını (akiferleri) besleyen doğal süngerlerdir. Betonlaşma bu emilimi engeller; su yer altına sızamaz, yüzey akışına geçer ve sele dönüşür. Bu da hem su kıtlığına hem de afetlere davetiye çıkarır.

4. Ekosistemin ve Biyoçeşitliliğin Bozulması; tarım alanları birçok canlı türüne ev sahipliği yapar. Betonlaşma; tozlaşmayı sağlayan arılardan faydalı mikroorganizmalara kadar tüm ekosistemi yok eder. Bu dengenin bozulması, tarımsal zararlıların artmasına ve doğal döngünün kopmasına neden olur.

5. Mikroklima Değişikliği ve Isı Adaları; beton ve asfalt ısıyı hapseder. Geniş tarım arazilerinin yerini binaların alması, o bölgenin yerel iklimini (mikroklima) değiştirerek sıcaklığı artırır. Bu durum hem enerji tüketimini artırır hem de kalan tarım alanlarındaki verimliliği düşürür.

6. Ekonomik Kırılganlık; kendi kendine yetemeyen bir ekonomi, küresel gıda fiyatlarındaki dalgalanmalara karşı savunmasız kalır. Çiftçinin topraktan kopup kente göç etmesi, işsizlik ve çarpık kentleşme gibi sosyal sorunları da beraberinde getirir.Özetle: Tarım arazisine yapılan her bina, gelecek nesillerin ekmeğinden ve suyundan çalınan bir bedeldir.

Yaşam kaynaklarımızı yok ediyoruz, can damarlarımızı kesiyoruz. Dünyanın en cahil toplumlarında bile böylesi bir ihanet göremezsiniz.

İlyas Erbay