Reklam
Reklam
Karabük Postası Avatarı
Karabük Postası tarafından
11 Temmuz, 2015 15:28 tarihinde yayınlandı
0

Bektaş: “Kadir Gecesi Bin Aydan Daha Hayırlıdır”

Bugün Kadir Gecesi
Karabük İl Müftüsü Halil Bektaş, Kadir Gecesinin bin aydan daha hayırlı olduğunu söyledi.
Kadir Gecesi nedeniyle bir açıklama yapan İl Müftüsü Halil Bektaş, 13 Temmuz Pazartesini Salıya bağlayan gece mübarek kadir gecesidir” dedi.
Kadir Gecesi’nin Allah Telalanın, hakkında özel bir sure indirdiği ve diğer zamanlara göre fazilet yönünden daha üstün kıldığı çok mübarek bir gece olduğunu söyleyen Bektaş, yaptığı açıklamada şunları söyledi:
“Kadir gecesinden bahseden surenin meali şöyledir;”Şüphesiz biz onu (Kuranı) Kadir gecesinde indirdik. Kadir gecesinin ne olduğunu sen ne bileceksin! Kadir gecesi bin aydan daha hayırlıdır. Melekler ve Ruh (Cebrail) o gecede, Rablerinin izniyle her türlü iş için iner de iner. O gece tan yerinin ağarmasına kadar bir esenliktir.” (Kadir Suresi,1-5)
Kadir gecesine bu fazileti kazandıran ve Kadir Gecesi diye adlandırılmasına vesile olan en önemli şey, Kuran-ı Kerimin o gece indirilmeye başlanmış olmasıdır.
Yüce Rabbimiz çeşitli zamanlarda ve çeşitli vesilelerle bizlere sayısız fırsatlar sunmaktadır. Bizim de bu fırsat ve imkânları en iyi şekilde değerlendirmemiz gerekir. Kadir gecesi de Cenabı Allahın Muhammed ümmetine büyük bir ikramıdır. “Kadir gecesi bin aydan daha hayırlıdır” ayeti bizlerin, Kuranın indirildiği bu mübarek geceyi değerlendirmekle bin aylık bir ömrü hayırla geçirmiş ve bereketlendirmiş olacağımızı belirtmektedir. Yani bu gecede yapılan hayır ve ibadetlerin, içinde Kadir gecesi bulunmayan bin ayda yapılan ibadet ve hayırlardan daha fazla sevap kazandıracağı müjdelenmiştir. Ayrıca bu gece esenlik ve mutluluk gecesidir. Zira melekler gecenin başından tan yeri ağarıncaya kadar gruplar halinde inerek, müminlere selam verirler, onlara esenlik dilerler. Bunun için bu geceyi manevi bir fırsat bilmeli ve ona uygun şekilde ibadetle geçirmeli, Allahın affına, meleklerin selam ve dualarına mahzar olabilmeliyiz.
Kadir Gecesi Ne Zamandır?
Bu gece Ramazanın içinde olmakla beraber hangi gece olduğu konusunda kesin bir şey söylenmemiştir. Bir hadisi şerifte “Kadir gecesini Ramazanın son on gününün tekli gecelerinde arayınız” buyrulmuştur.(Buhari, Leyletül Kadr,3) Başka bir hadiste ise Peygamberimize Kadir gecesi sorulduğunda “O Ramazanın 27. gecesidir” (Ebûdavud, Ramazan,4) diye cevap vermiştir.
Biz de ramazanın her gecesini Kadir gecesi gibi geçirmeye çalışmalıyız. Özellikle son on geceye daha fazla önem vermeliyiz. Nitekim Hz.Aişe Validemiz Peygamberimizin bu konudaki tutumunu şöyle anlatmıştır. “Ramazanın son on gününe girildiğinde Resulullah Efendimiz geceleri ihya eder ve ev halkını da (ibadet için) uyandırır, tam bir ciddiyetle ibadete yönelirdi” (Buhari, Leyletül Kadr,5)
Kadir Gecesi Ne Yapmalıyız?
Bu geceyi namaz kılarak, Kuran okuyarak, tövbe istiğfar edip Allahtan af dileyerek, günahlarımıza gözyaşı dökerek, hayır hasenat yaparak, dua ederek geçirebiliriz. Bu geceyi ibadetle geçirmek hususunda Peygamber Efendimiz şöyle buyurmuştur. “ Kim inanarak ve karşılığını Allahtan bekleyerek Kadir gecesini ibadetle geçirirse onun geçmiş günahları bağışlanır.” (Buhari, İman,35) Fazileti ve bereketi bu kadar büyük olan geceyi boş geçirmemek gerekir.
Bu Gece Camiler Açık Olacak
Cemaatin kalabalık olduğu mahalle camileri sahur ve sabah namazına kadar açık olacak. Bu camilerde gecenin ihya edilmesine yönelik programlar gerçekleştirilecek.

Bu vesile ile Karabüklü kardeşlerimin ve bütün İslam âleminin mübarek Kadir Gecesini tebrik eder, hayırlar getirmesini ve İslam coğrafyasında yaşanan savaş ve huzursuzlukların son bulmasına, gözyaşlarının dinmesine vesile olmasını Yüce Rabbimden niyaz ederim.”

Bizi sosyal medyadan takip edin
barude filistinin dunu bugunu ve yarini anlatildi YbJlKGrF
Ihlas Haber Ajansı Avatarı
Ihlas Haber Ajansı tarafından
15 Mayıs, 2026 00:07 tarihinde yayınlandı
0
0

BARÜ’de Filistin’in dünü, bugünü ve yarını anlatıldı

Bartın Üniversitesinde (BARÜ) Filistin’in geçmişten günümüze tarihi süreci anlatılırken bölgede yaşanan insanlık dramına dikkat çekildi.

Bartın Üniversitesi (BARÜ) Filistin’de yaşanan insanlık dramına dikkat çekmek ve toplumsal farkındalığı artırmak hedefiyle çalışmalarını sürdürüyor. Bu doğrultuda Kariyer Planlama Uygulama ve Araştırma Merkezi tarafından “Ölümcül ve Ölümsüz Kimliklerin Coğrafyası: Filistin’in Dünü, Bugünü ve Yarını” başlıklı bir program düzenlendi. Filistin meselesinin farklı boyutlarıyla ele alındığı etkinlikte konuşmacı olarak İnsan ve Toplum Bilimleri Fakültesi Tarih Bölümünden Prof. Dr. Hasan Hüseyin Güneş yer aldı.

Rektör Akkaya, boykota devam edilmesinin önemini vurguladı

Programın açılışında konuşan BARÜ Rektörü Prof. Dr. Ahmet Akkaya, “Bugün burada ölümcül ve ölümsüz kimliklerin coğrafyasını konuşacağız. Aklımıza burada şair Mehmet Akif İnan geliyor. ‘Mescid-i Aksayı gördüm düşümde. Bir çocuk gibiydi ve ağlıyordu.’ Bu dizelerde ifade edilen Mescid-i Aksa’da 2,5 yıldır insanlığa sığmayan bir zulüm yaşatılıyor. Bu noktada bizler ne kadar somut adım atarsak o kadar kıymetlidir. Lütfen, her daim boykota devam edelim. Çocuklar öldü, kadınlar öldü, aileler dağıldı. Yaşanan acılarını unutmayalım, boykotu uygulayalım.” ifadelerini kullandı.

Filistin meselesini toplumsal hafıza, insan onuru, hukuk ve vicdan çerçevesinde değerlendiren Prof. Dr. Hasan Hüseyin Güneş, Filistin’de bir halkın kendi vatanında nasıl görünmez kılınmaya çalışıldığını ve buna rağmen kimliğini, hafızasını ve yaşama iradesini nasıl koruduğunu anlattı.

“Filistin’de kimlik, hafıza ve insanlık mücadelesi yaşanıyor”

Konuşmasında “ölümcül kimlik” ve “ölümsüz kimlik” kavramlarını değerlendiren Prof. Dr. Güneş, “Ölümcül kimlik, bir halkı insan olarak değil; tehdit, güvenlik sorunu ya da ortadan kaldırılması gereken bir engel olarak görmeye dayanıyor. Buna karşılık ölümsüz kimlik ise yıkılan evlere rağmen saklanan anahtarlarda, boşaltılan köylere rağmen yaşatılan hatıralarda, kaybedilen çocukların isimlerinde ve bir halkın sesini dünyaya duyurma kararlılığında varlığını sürdürüyor.” dedi.

Programda Gazze’de yaşanan insani dram detaylarıyla anlatıldı. Bombardımanlar, zorunlu göç, açlık, susuzluk, yıkılan hastaneler, okullar, ibadethaneler ve evlerin yalnızca savaşın bir sonucu olarak görülemeyeceği ifade edildi. Bir okulun yıkılmasının çocukların geleceğini, bir hastanenin vurulmasının yaralıların yaşama hakkını, bir evin yok edilmesinin ise aile hafızasını ve güven duygusunu ortadan kaldırdığı da vurgulandı.

İlgiyle takip edilen program, Filistin meselesinin insanlığın adalet, hukuk ve vicdan sınavı olduğuna dikkat çekilmesi ve bu konuda farkındalığı artırmaya yönelik çalışmaların sürdürülmesi gerektiği mesajıyla sona erdi.

Bizi sosyal medyadan takip edin