Gümüşhane’nin Torul ilçesinde baraj sularının yükselmesiyle mezarlıklar sular altında kaldı. Vatandaşlar uzun yıllardır baraj suları yükseldiğinde sular altında kalan yakınlarının mezarlarının taşınmasını istedi.
Gümüşhane’nin Torul ilçesine bağlı Çamlıca Mahallesi’nin mezarlığı 8 yıldır Torul Barajı’nın su seviyesinin artmasıyla yaz aylarında sular altında kalıyor. Yakınlarının mezarlarının sular altında kaldığını gören mahalle sakinleri ise büyük üzüntü yaşıyor. Sorunun yıllardır sürdüğünü ve herhangi bir çözüm bulunamadığını dile getiren mahalle sakinleri, tek çözümün mezarların taşınması olduğunu ifade etti.
Yaşanan soruna çözüm bulunmasını isteyen Çamlıca Mahallesi sakini Erhan Öztekin, “Burada ölülerimiz 8 senedir sular altında kalıyor. Yetkililer geldiler ama şu ana kadar bir çözüm bulunamadı. Şu anda gördüğünüz gibi sular altında yine. Buna bir an önce önlem alınmasını yetkililerden rica ediyoruz. Çözüm burada kalan mezarlıkların yukarıya taşınması, çözüm bu başka çözüm olmaz. Duvarın altı toprak olduğu için buraya sürekli su geçiyor. Baraj yükseldiği zaman, duvarın altı toprak olduğu için ne yapılırsa yapılsın buradan su sızacak. Benim atalarım, annem, babam, kız kardeşim burada yatıyor. Buradaki herkes tanıdığımız insanlardı zaten. Bu mezarların kesinlikle nakledilmesi lazım” dedi.


Baraj suları yükseldi mezarlıklar yine sular altında kaldı
BARÜ’de Filistin’in dünü, bugünü ve yarını anlatıldı
Bartın Üniversitesinde (BARÜ) Filistin’in geçmişten günümüze tarihi süreci anlatılırken bölgede yaşanan insanlık dramına dikkat çekildi.
Bartın Üniversitesi (BARÜ) Filistin’de yaşanan insanlık dramına dikkat çekmek ve toplumsal farkındalığı artırmak hedefiyle çalışmalarını sürdürüyor. Bu doğrultuda Kariyer Planlama Uygulama ve Araştırma Merkezi tarafından “Ölümcül ve Ölümsüz Kimliklerin Coğrafyası: Filistin’in Dünü, Bugünü ve Yarını” başlıklı bir program düzenlendi. Filistin meselesinin farklı boyutlarıyla ele alındığı etkinlikte konuşmacı olarak İnsan ve Toplum Bilimleri Fakültesi Tarih Bölümünden Prof. Dr. Hasan Hüseyin Güneş yer aldı.
Rektör Akkaya, boykota devam edilmesinin önemini vurguladı
Programın açılışında konuşan BARÜ Rektörü Prof. Dr. Ahmet Akkaya, “Bugün burada ölümcül ve ölümsüz kimliklerin coğrafyasını konuşacağız. Aklımıza burada şair Mehmet Akif İnan geliyor. ‘Mescid-i Aksayı gördüm düşümde. Bir çocuk gibiydi ve ağlıyordu.’ Bu dizelerde ifade edilen Mescid-i Aksa’da 2,5 yıldır insanlığa sığmayan bir zulüm yaşatılıyor. Bu noktada bizler ne kadar somut adım atarsak o kadar kıymetlidir. Lütfen, her daim boykota devam edelim. Çocuklar öldü, kadınlar öldü, aileler dağıldı. Yaşanan acılarını unutmayalım, boykotu uygulayalım.” ifadelerini kullandı.
Filistin meselesini toplumsal hafıza, insan onuru, hukuk ve vicdan çerçevesinde değerlendiren Prof. Dr. Hasan Hüseyin Güneş, Filistin’de bir halkın kendi vatanında nasıl görünmez kılınmaya çalışıldığını ve buna rağmen kimliğini, hafızasını ve yaşama iradesini nasıl koruduğunu anlattı.
“Filistin’de kimlik, hafıza ve insanlık mücadelesi yaşanıyor”
Konuşmasında “ölümcül kimlik” ve “ölümsüz kimlik” kavramlarını değerlendiren Prof. Dr. Güneş, “Ölümcül kimlik, bir halkı insan olarak değil; tehdit, güvenlik sorunu ya da ortadan kaldırılması gereken bir engel olarak görmeye dayanıyor. Buna karşılık ölümsüz kimlik ise yıkılan evlere rağmen saklanan anahtarlarda, boşaltılan köylere rağmen yaşatılan hatıralarda, kaybedilen çocukların isimlerinde ve bir halkın sesini dünyaya duyurma kararlılığında varlığını sürdürüyor.” dedi.
Programda Gazze’de yaşanan insani dram detaylarıyla anlatıldı. Bombardımanlar, zorunlu göç, açlık, susuzluk, yıkılan hastaneler, okullar, ibadethaneler ve evlerin yalnızca savaşın bir sonucu olarak görülemeyeceği ifade edildi. Bir okulun yıkılmasının çocukların geleceğini, bir hastanenin vurulmasının yaralıların yaşama hakkını, bir evin yok edilmesinin ise aile hafızasını ve güven duygusunu ortadan kaldırdığı da vurgulandı.
İlgiyle takip edilen program, Filistin meselesinin insanlığın adalet, hukuk ve vicdan sınavı olduğuna dikkat çekilmesi ve bu konuda farkındalığı artırmaya yönelik çalışmaların sürdürülmesi gerektiği mesajıyla sona erdi.

