Yılmaz: “İşçi sağlığı ve iş güvenliği  ihmal edilemez, ertelenemez" - Karabük Haber Postası
Karabük Postası Avatarı
Karabük Postası tarafından
15 Kasım, 2021 13:10 tarihinde yayınlandı
0
0

Yılmaz: “İşçi sağlığı ve iş güvenliği  ihmal edilemez, ertelenemez”

Özçelik-İş Sendikası Karabük Şube Başkanı Kenan Yılmaz, Kurtuluş Mahallesi’nde bir haddehanede meydana gelen iş kazası sonrası işçi sağlığı ve iş güvenliği konusunda sosyal medya hasebandan açıklama yaptı.

Sosyal medya hesabından son iş kazasında hayatını kaybeden genç işçinin fotoğrafını paylaşarak açıklama yapan Başkan Yılmaz, “İşçi sağlığı ve iş güvenliği hususu; ihmal edilemez, ertelenemez, üzerinde önemle durulması gereken bir konuma gelmiştir. İşçi sağlığı ve iş güvenliği; çalışma hayatının en önemli bölümüdür. Sanayi devrimi ile başlayan yeni sanayileşme çağı, makineleşme, hızla gelişen teknoloji, yeni üretim şekilleri ve uluslararası rekabetten doğan hızlı çalışma temposu işçi sağlığı ve iş güvenliği hususunu; ihmal edilemez, ertelenemez, üzerinde önemle durulması gereken bir konuma getirmiştir.

İş yerinde işin yürütülmesi esnasın da çeşitli nedenlerden kaynaklanan sağlığa zarar verebilecek koşullardan korunmak amacı ile yapılan sistemli ve bilimsel çalışmalar, olarak tarif edilebilen işçi sağlığı ve iş güvenliği; Anayasamızda ve çalışma hayatı ile ilgili yasalarımızda yer almıştır. Yürürlükte olan 4857 sayılı iş yasasının 77. maddesi bu konu ile ilgilidir.

Yine ülkemizde 2012 yılında yürürlüğe giren 6331 sayılı iş sağlığı ve iş güvenliği yasası ile Avrupa Birliği uyum süresince hayatımıza girmiştir.

Karabük’ümüz hem Kardemir hem özel işyerleri sebebiyle iş sağlığı ve iş güvenliğinin üzerinde önemle durulması gereken bir konumdadır. İşçi sağlığı ve güvenliği sorumluluğu hem işveren hem işçi tarafına müşterek bir sorumluluk yüklemektedir, maskaratlı ayakkabıdan barete; baretten gözlüğe ve eldivene uzanan tedbirler zinciri en kutsal değer olan insan hayatı ve sağlığının korunması için basit gibi görünen hayati ve çok önemli tedbirlerdir. İşveren ve işçi tarafları olarak bu konuda müştereken yapılacak her çalışmanın ve programın destekleyicisiyiz. Özçelik-İş Sendikası olarak konunun öneminin farkındayız, meydana gelen iş kazalarından, kayıplardan büyük üzüntü duyuyoruz; Herkesin bu konuda duyarlı olması gerektiğine inanıyoruz.

Tüm emekçilere alın teri dökenlere kazasız belasız sağlıklı bereketli çalışmalar diliyoruz. İş kazalarının engellenmesinin eğitimle dikkatle ve üzerinde önemle ve ısrarla durulması ile azalacağına ve biteceğine olan inancımızı ifade ediyoruz. Bu vesile ile elim bir iş kazası sonucu hayatını kaybeden genç emekçi kardeşimiz Serdar Demirel’ e Allah tan rahmet kederli ailesine başsağlığı diliyorum.

Bizi sosyal medyadan takip edin
tuzdan zengin gidalarla beslenmek tas hastaliginin riskini artiran en onemli faktor 9lJ69PPw
Ihlas Haber Ajansı Avatarı
Ihlas Haber Ajansı tarafından
16 Nisan, 2026 16:37 tarihinde yayınlandı
0
0

Tuzdan zengin gıdalarla beslenmek taş hastalığının riskini artıran en önemli faktör

Üroloji Uzmanı Prof. Dr. Mustafa Suat Bolat, beslenme alışkanlıkları, proteinin fazla tüketilmesi ve tuzdan zengin gıdalarla beslenmenin taş hastalığı riskini artıran en önemli faktörler olduğunu söyledi.

Medicana International Samsun Hastanesi doktorlarından Üroloji Uzmanı Prof. Dr. Mustafa Suat Bolat, taş hastalığı hakkında bilgilendirmede bulundu. Genetik yatkınlığın yanı sıra beslenme alışkanlıklarının da taş hastalığında etkili olduğunu belirten Prof. Dr. Mustafa Suat Bolat, “Üriner sistem taş hastalığı ya da böbrek taşı olarak bilinen hastalık, toplumda ve dünyada oldukça sık karşılaşılan bir tablodur. Ortalama görülme oranı dünyada yüzde 11-15 civarındadır. Türkiye’de de benzer oranlara ulaşılmıştır. Sıklıkla Orta Anadolu Bölgesi gibi kurak geçen bölgelerde daha fazla görülmektedir. Çünkü kişinin sıvı alımı az, sıvı kaybı fazla olabilir. Beslenme alışkanlıklarına bağlı olarak üriner sistem taş hastalığı sıklıkla karşımıza gelir. Birçok sebebi vardır üriner sistem taş hastalığının. Başta genetik sebepler gelir. Anne, baba ya da akrabalarında taş hastalığı olan bir kişide bu hastalığın görülme ihtimali yüksektir. Bir kişi taş hastalığına yakalanmışsa, 5 yıl içerisinde yüzde 30 ila 50 oranında tekrar yakalanma ihtimali vardır. Beslenme alışkanlıkları, proteinin fazla tüketilmesi ve tuzdan zengin gıdalarla beslenme taş hastalığının riskini artıran en önemli faktörlerdir” dedi.

“Taş hastalığı çok sık karşılaşılan ve önemsenmesi geren bir hastalıktır”

Taş hastalığının enfeksiyonlarla birlikte seyredebileceğini vurgulayan Prof. Dr. Bolat, “Taş, önce küçük kristaller şeklinde üriner sistemin herhangi bir yerine yerleşir. Burada birikir ve giderek üzerine küçük kristaller eklenerek önce kum parçası haline gelir, sonra bir çekirdek oluşturur ve bunun üzerine yine kristallerin çökmesiyle taş halini alır. Bu taş bazen kaz yumurtası büyüklüğüne kadar ulaşabilir, hatta böbreğin neredeyse tamamını doldurabilir. Böbrek taşı, kanalı tıkamadığı sürece ağrı yapmaz. Genellikle hiçbir semptom vermez. Ancak kanalı tıkarsa, idrar yolu tıkandığı için geriye doğru basınç artar ve böbrek kapsülünün gerilmesine bağlı olarak şiddetli ağrı, bulantı, kusma ve eğer kapalı idrar yolu enfeksiyonu da buna eklenirse hayati riskli septik durumlara da yol açar. Dolayısıyla çok ciddi bir hastalıktır ve önemsenmesi gereken bir durumdur. Çünkü böbrekteki fonksiyon kaybı geri döndürülemez ve kaybedilen fonksiyon tekrar kazanılamaz. Bu nedenle zamanında teşhis ve tedavi son derece önemlidir” diye konuştu.

“Böbrek taşının en önemli semptomu ağrı”

Böbrek taşının en önemli semptomunun ağrı olduğunu ifade eden Prof. Dr. Bolat, “Böbrek taşının en önemli avantajı, yakalandığı zaman günümüzdeki teknolojik imkanlarla hastayı neredeyse yüzde 100’e yakın oranda hastalıktan kurtarabilmemizdir. Hastalığın seyri kişiden kişiye farklılık gösterir. Taş; böbreğin çıkışında, böbrek içerisinde, böbrekle mesane arasındaki kanalda ya da mesanede bulunabilir. Bazı hastalarda ise idrar yolunun en uç kısmında bulunarak idrar akımının kesilmesine neden olabilir. Hastayı en sık doktora getiren belirti ağrıdır. Bunun dışında idrarda kanama, yüksek ateş, şiddetli ağrıya eşlik eden bulantı ve kusma da görülebilir. Eğer hasta tek böbreğe sahipse ve bu böbreğin kanalı tıkanmışsa, en önemli klinik bulgu idrarın aniden kesilmesidir. Bu durum ürolojik bir acildir ve hastanın hızla bir sağlık kuruluşuna başvurması gerektirir” şeklinde konuştu.

“Taş, günümüzde minimal invazif tedavi yöntemi ile yüzde 100’e yakın bir başarı oranı ile tedavi edilebiliyor”

Yeni tedavi yöntemlerinin hastalığın giderilmesinde büyük öneme sahip olduğuna değinen Bolat, “Kliniğimizde de dünyadaki birçok merkezde olduğu gibi taş hastalıklarını minimal invazif yöntemlerle tedavi ediyoruz. Bu yöntemlerle başarı oranı neredeyse yüzde 100’e yakındır. Hastaları genellikle bir gün hastanede yatırıyor ve ertesi gün taburcu ediyoruz. Ancak taşın alınmış olması tek başına yeterli değildir. Tekrar oluşumunu engellemek için hastanın yaşam tarzını düzenlemesi gerekir. Hastanın susuz kalmaması çok önemlidir. Özellikle proteinden zengin gıdalar tüketilirken dengeli beslenilmeli, tuz tüketimi azaltılmalı ve susuzluktan kaçınılmalıdır. Bunlar değiştirilebilir faktörlerdir ancak genetik yatkınlık değiştirilemez. Aile öyküsü olan kişilerin düzenli kontrollerini yaptırmaları gerekir. Susuz kalmamak, hareketsiz kalmamak, idrar yolu enfeksiyonlarından korunmak ve tuz tüketimini sınırlamak son derece önemlidir” ifadelerini kullandı.

Bizi sosyal medyadan takip edin