Reklam
Reklam
Ihlas Haber Ajansı Avatarı
Ihlas Haber Ajansı tarafından
04 Aralık, 2023 16:48 tarihinde yayınlandı
0

Yeni Samsun Müzesi açılış için gün sayıyor: En değerli 2’nci hazine, 5 bin yıllık ameliyat

Türkiye’de Karun Hazinesi’nden sonra en değerli hazine olarak gösterilen Amisos Hazinesi ile 5 bin yıllık beyin ameliyatı izleri bulunan kafataslarının da sergilendiği yeni Samsun Müzesi, açılış için gün sayıyor.
Samsun Valisi Orhan Tavlı, Samsun Müzesi’nin çok önemli ve nadide tarih, kültür ve sanatsal eserlere ev sahipliği yaptığını ifade ederek, müzenin Samsun’un ve Karadeniz’in tarihi ve arkeolojik potansiyelinin yeniden keşfedilmesine de hizmet edeceğini vurguladı. Açılış için gün sayan müzenin içerisindeki eserlerin yerli ve yabancı turistlerin oldukça dikkatini çekeceğini belirten Vali Tavlı, müzenin Samsun’a gelenlerin uğrak noktası olacağını vurguladı.
“Samsun Müzesi’nde son hazırlıklar tamamlanıyor, yakında ziyarete açılacak”
Müzenin yakın zamanda ziyarete açılacağını dile getiren Samsun Valisi Orhan Tavlı, “Samsun, tarihimize imza atan bir şehirdir. Aynı zamanda şehrimizdeki müzeler bu tarihimizi de hem halkımıza sunmakta, yerli ve yabancı turistlerimize anlatmaktadır. Kültür ve Turizm Bakanlığının Samsun’a kazandırdığı Samsun Müzesi’nin inşaatı bitti. Tefrişatları yapılıyor. Son hazırlıklar tamamlanıyor. Yakın zamanda da misafirlerimizle buluşturulacak. Samsun Müzesini gezdiğimde ilimizin kadim bir şehir olarak çok farklı medeniyetlere ev sahipliği yaptığını müşahede ettim. Orada sergilenen eserlerin gerçekten muhteşem olduğunu yakinen gördüm. Samsun Müzesi yerli ve yabancı turistlerle buluşmak için gün sayıyor. Açıldıktan sonra bu güzellikleri herkes görme fırsatı bulacak” dedi.
“Amisos Hazinesi” yeniden görücüye çıkıyor
Müzede yerini alan Amisos Hazinesi, Samsun’da 28 Kasım 1995 tarihinde bir inşaat kazısı sırasında bulundu. Amisos Tepesi adını alan yerde bulunan, Pontus Krallığı hanedan üyelerine ait olduğu belirlenen ve 64 parçadan oluşan hazine, Samsun Müzesi’nde yerini aldı. ‘Karun Hazinesi’nden sonra Türkiye’de bulunan en değerli hazine’ olarak nitelendirilen Amisos Hazinesi cam, madeni, pişmiş toprak, mermer ve altın olmak üzere beş kategoriye ayrılıyor. Altın eserlerin geçmişi MÖ 1. yüzyıla, diğer eserlerin geçmişi ise MÖ 4. yüzyıla dek uzandığı ifade ediliyor.
Amisos Mozaiği
Amisos Mozaiği, 1958’de Antik Amisos Kenti’nde (bugünkü işitme engelliler okulu) hafriyat çalışmaları sırasında bulundu. Müze teşhirinin orta alanında özel hazırlanmış mekana yerleştirilerek sergilenen Amisos Mozaiği, 56 m2’lik taban ölçüsüne sahip.
Anadolu’da en büyük boyutlu kafatası ameliyatı
Karadeniz Bölgesi’nin en eski ve en uzun süreli sistemli kazısı olan İkiztepe Höyüğü’nde Erken Tunç Çağı mezarlarındaki kazılarda ele geçen, hatta Anadolu’da saptanan en büyük boyutlu iyileşmiş kafatası deliği dikkat çekiyor. Yetişkin bir erkek bireyi temsil eden kafataslarındaki ameliyat deliğinde zamanla daralma olduğu ve bireyin operasyon sonrası bir süre daha yaşamına devam ettiği tespit edildi.
Müzede ayrıca 1. Abdulhamit, Kanuni Sultan Süleyman ve 1. Mahmut dönemlerine ait Osmanlı altın sikkeleri yer alıyor.
Birbirinden önemli birçok eserin yer aldığı Samsun Müzesi, resmi açılış için gün sayıyor.

Bizi sosyal medyadan takip edin
prof dr gurdal yilmaz hanta virusu yeni bir salgin degil K5v6eWSQ
Ihlas Haber Ajansı Avatarı
Ihlas Haber Ajansı tarafından
07 Haziran, 2026 16:37 tarihinde yayınlandı
0 0

Prof. Dr. Gürdal Yılmaz: “Hanta virüsü yeni bir salgın değil”

Dünyada yeniden gündeme gelen hanta virüsü vakaları endişe oluştururken, uzmanlar hastalığın yeni bir salgın olmadığını ve uzun yıllardır görüldüğünü belirtiyor.

Özellikle bir gemide ortaya çıkan toplu vakaların dikkat çekmesiyle yeniden konuşulan hanta virüsünün farklı türlerinin bulunduğunu belirten uzmanlar, Türkiye’deki vakaların gemide görülen türle aynı olmadığını vurguluyor.

Karadeniz Teknik Üniversitesi (KTÜ) Farabi Hastanesi Enfeksiyon Hastalıkları ve Klinik Mikrobiyoloji Anabilim Dalı Başkanı Prof. Dr Gürdal Yılmaz, gemide görülen vakaların kısa sürede ortaya çıkması dikkat çekse de hanta virüsü dünyanın birçok bölgesinde uzun zamandır bilinen bir enfeksiyon hastalığı olduğunu hatırlattı.

Türkiye’de daha çok böbrek tutulumuyla seyreden ve böbrek yetmezliğine neden olabilen formların görüldüğünü kaydeden Yılmaz, bu türlerin tedaviye yanıt verme ihtimalinin daha yüksek olduğunu gemide görülen vakaların ise daha çok akciğerleri etkileyerek solunum sıkıntısına yol açan ve ölüm oranı daha yüksek türler olduğunu belirtti.

Hanta virüsünün de Kırım Kongo Kanamalı Ateşi (KKKA) gibi viral bir enfeksiyon olduğunu kaydeden Yılmaz, özellikle İskandinav ülkeleri, Almanya, Kuzey Avrupa ve Amerika’da görülen tiplerin daha fazla öne çıktığını, Türkiye’de görülen formların ise Balkanlar ve Karadeniz bölgesinde rastlanan, daha hafif seyirli tipler olduğunu ifade etti.

“Hanta virüsü salgını aslında daha önceden bu yana görülen bir salgın”

Dünyada bildirilen hanta virüsü salgınının daha önceden bu yana görülen bir salgın olduğunu belirten Yılmaz, “Yani yeni bir salgın değil. Geminin içinde olmasıyla birlikte etkilenen kişiler bir anda ortaya çıktı. Ancak hanta virüsü her yerde görülebiliyor. Bizde de eskiden beri hanta virüsü vardı ve tanı koyuyorduk. Ancak bizde görülen hanta virüsü, o gemide görülen türle aynı değil. Bizde daha çok böbrek tutulumuyla seyreden, böbrek yetmezliğine yol açabilen ancak tedavi edilme ihtimali daha yüksek olan formlar görülüyor. Oradaki vakalar ise daha çok akciğeri tutup solunum sıkıntısıyla ilerleyen ve daha öldürücü tiplerdi. O da bir virüstür. KKKA nasıl bir virüsse, hanta virüs enfeksiyonları da viral bir enfeksiyondur. Dünyayı tehdit eden noktasında, İskandinav ülkelerinde, Almanya’da, Kuzey Avrupa’da ve Amerika’da görülebilen tipleri öne çıkıyor. Bizdeki form ise Balkanlar ve Karadeniz’de görülen, daha hafif seyreden formlardır” dedi.

“Viral enfeksiyonlar her zaman birer tehdit”

Viral enfeksiyonların her zaman bir tehdit olduğunu belirten Yılmaz, ancak büyük bir salgına neden olabilecek bir hastalık olmadığını kaydederek, “Viral enfeksiyonlar her zaman bir tehdittir. Ancak böyle büyük bir salgına neden olabilecek bir hastalık değildir. Ebola virüsü de var. Ebola, Afrika kökenli bir hastalıktır ve daha tehlikelidir. Çünkü yakalandığında yüzde 90’lara varan ölüm oranları vardır. Özellikle oralara seyahat eden kişiler açısından önem arz eder. Dünya artık küçük, herkes her yere gidebiliyor. Oradan kişiler buraya gelebilir” diye konuştu.

Enfeksiyon hastalıklarından korunmanın yolları

Enfeksiyon hastalıkları, virüsler ve bakterilerden korunmanın yolları ile ilgili olarak ise Yılmaz “Kalabalık yerlerde maske kullanımı ve el yıkama çok önemlidir. Toplu bir yere girerken ’bana bir şey bulaşır mı’ sorusunu kendimize sormamız bile önlem almak açısından yeterlidir. Bu virüsler ülkemize her an gelebilir. Örneğin Batı Nil ensefaliti daha önce ülkemizde yoktu, sonradan görülmeye başlandı. Özellikle Batı Anadolu ve Marmara bölgelerinde görülüyor. Batı Nil ensefaliti de bir virüstür ve artık ülkemizde de görülmeye başladı” şeklinde konuştu.

Bizi sosyal medyadan takip edin