Reklam
Reklam
37
Yapay Zeka
Yazıyı sesli dinle
0

Gördük işittik söylüyoruz 29 Haziran 2026

Salonda sözler sahada gerçekler

 

Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan dün AKP Genişletilmiş İl Başkanları Toplantısı’nda konuştu. Erdoğan;

“Seçmenden oy isterken müşfik, mütevazı ve saygılı ama milletten yetkiyi aldıktan sonra kibirli, üstenci, incitici bir tavır bizim tavrımız değildir. Bunu özellikle şunun için söylüyorum; sosyal medyanın da tesiriyle etkileşim avcılığı denilen bir hastalığın hem toplumda hem kamuda hem de yerel yönetimlerde yayıldığını görüyoruz. Mahremiyet yok sayılırken, özel alan kavramı anlamını yitirmekte, görünür olmak, gündeme gelmek, tartışılmak, insan onuru dahil her türlü değerin, hassasiyetin önüne geçmektedir. Ne pahasına olursa olsun, gündem olma ve gündemde kalma kaygısı bir müddet sonra büyük bir kapana dönüşmektedir. Doğrusunu söylemek gerekirse; bu kapana siyasetçiler de düşmektedir. Maalesef kendi arkadaşlarımızın bir kısmının da bilerek veya bilmeden bu ters akıntıya kapıldıklarına şahit oluyoruz.” Demiş.

Ne güzel demiş.

Cumhurbaşkanı Erdoğan partisini sık sık uyarıyor uyarmasına ama, salonda söylenen sözlerle saha gerçeği birbirini tutumuyor.

Gelse bir görse, üst perdenden yükselenleri.

Görse, kendilerinden başkalarının hayat hakkı yokmuş gibi davrananları.

Gösterseler kibir dağlarında gezenleri.

Eleştirdi diye telefon açıp vatandaşa ana-avrat dümdüz gidenleri.

Ne der bilemiyoruz?

Ama vatandaş konuşuyor.

Cumhurbaşkanı da konuşulanlara vakıf olmuş olmalı ki, il başkanları nezdinde yereldekileri uyarıyor.

Doğruya doğu.

Amma gel velakin icraata bakmak lazım.

Yani;

Önümüzdeki günlere bakmak ve de önemle altını çiziyoruz Karabük’e bakmak lazım.

 

 

Yenice yolu Salt’tan doğru adım

 

Madem AKP il başkanları toplantısından girdik.

Oradan devam edelim bari.

Yerel Basına düştüğü kadarı ile İl Başkanı Ferhat Salt bu toplantıda Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan’a Yenice Yolu’nun çift şerif hale getirilmesinden bahsetmiş.

El hak doğru da yapmış.

Merhum Ulaştırma Bakanı Veysel Atasoy döneminde 1980’li yılların ikinci yarısında başlayıp, Koray Aydın’ın Bayındırlık Bakanı olduğu 2000’li yılların başında asfaltlanıp rahat ulaşım sağlanmaya başlayan yol artık o yoğun trafiği kaldırmıyordu.

Ferhat salt iyi yere parmak basmış.

Habere bakılışa Cumhurbaşkanı Erdoğan da ilgi göstermiş.

Doğru da yapmış.

Hep merak ederiz.

Cumhurbaşkanı Erdoğan’ın Başbakanlığı döneminde Karabük’e gösterdiği ilgiden bu güne kadar niye mahrum kaldık ki?

Bu hatırlatma bile bir başarı.

Şimdiden can kayıplarının yaşandığı trafik kazaları artmışken Filyos Limanı’nın tam teşekküllü olarak hizmete girmesi sonrası bu yolu düşünmek bile istemiyor insan.

Çift yol doğru atılmış bir adım.

Doğruya-doğu.

Karayolları Karabük’e oldum olalı şaşı bakıyor.

Deneme yanılma kavşaklarla vatandaşın sabrını sınıyorlar gibi.

Bu arada Karabük Bartın yolu ile ilgili Cumhurbaşkanı Erdoğan’ın Başbakan olarak verdiği çift şerit talimatının da akıbetine bakmalı.

Hatırladınız değil mi?

Yeni Türk lirasının tanıtıldığı günün ertesinde gittiği Bartın’dan dönüşünde çift şerit talimatını.

Hatırlayan yok ki.

Talimatı takan da yok galiba?

O güzelim doğal ağaç tünellerine zarar verilmeden yol güzargahı ele alınarak çift şerit hale getirilmeli ki, en önemli bölümü olan Ahmet Usta rampaları zamanın il başkanı Timuçin Saylar’ın planlaması ile tünelle geçilebilir.

Ufuk lazım, takip lazım, fikre hürmet lazım.

Hafıza lazım.

Ve hepsini harekete geçirmek için hesapsızlık lazım.

 

Ey koltuk

 

Hepimiz Müslümanız elhamdülillah.

İnançlarımızı yaşamaya ve yaşatmaya çalışırız.

Bunu yaparken riya ve gösterişten de uzak durma gayretinde oluruz.

Herkesin ibadeti ve inanışı kendine.

Dinde zorlama olmadığını bilenlerdeniz.

Zorlama ve dayatmaların da zamanla insanları deist ve ateistleştirdiğine şahidiz.

Niye bunca girizgah derseniz?

Anlatalım.

Vakıflar Bölge Müdürlüğü Safranbolu’da Toplu sünnet düzenlemiş.

Sosyal medyadan haberimiz oldu.

Sünnet çocuklarının kınası şehirdeki tarihi bir camide yakılmış.

Ne göstermek istersizi?

Ne ispatlamak istersiniz?

Merak etmedik değil doğrusu.

Hassas bir konu olduğu için söyleyecek çok şeyi yutkunuyoruz.

Ey koltuk nelere kadirsin?

 

 

 

 

Deprem gerçeğini ve Karabük’ü ihmal mı ediyoruz?

 

Maden Tetkik ve Arama (MTA) Genel Müdürü Vedat Yanık, MTA’nın ayrıntılı saha çalışmaları ve akademik araştırmalarla sağladığı veri birikimi desteğiyle Türkiye Diri Fay Haritası’nın 13 yıl sonra; 2013’te 485 olarak belirlenen diri fay sayısı, yeni veriler ışığında 700’e yükseldiğini açıkladı.

Genel Müdür Yanık;

“2013 basımında 485 olan diri fay sayısı, yeni veriler ışığında bu haritada 700’e yükseldi. Bu harita ve hazırladığımız sayısal veri tabanı, deprem tehlike analizleri, kritik altyapı yatırımları ve ulusal zarar azaltma politikalarımız için temel bir başvuru kaynağı olacak. Türkiye Diri Fay Haritası-2026″nın tanıtım programındaki konuşmasında, yeni harita sürümünün kamuoyuyla paylaşılmasından dolayı memnunuz” diye konuştu.

Yeni fay açıklamasına göre;

Karabük temel fay sistemleri, güneyinden geçen yüksek aktiviteli Kuzey Anadolu Fay Hattı (KAF) ve şehri kesen Karabük Tektonik Hattı’nda bulunuyor. İl genelinin yüzölçümünün büyük bir kısmı yüksek riskli deprem kuşağında yer alıyor.

KAF Dünyanın en aktif faylarından biridir. Karabük sınırının hemen güneyinden (özellikle Eskipazar ilçesi yakınlarından) geçerek bölgedeki sismik riskin temel kaynağını oluşturuyor.

Karabük Tektonik Hattı: Karabük ilini kuzeybatı-kuzeydoğu doğrultusunda kesen yerel fay hattı. Safranbolu’dan geçerek Çerkeş fay hattına bağlanıyor.

Karabük’ün Deprem Riski Durumu:

Eskipazar, Yenice, Safranbolu, Ovacık ilçeleri ve Karabük Merkez, 1. derece deprem bölgesinde yer alıyor.

Biz yıllardır bu gerçeği anlatmaya çalıştıkça çevre güzelleştirme çalışmaları yapıyor.
Karabük’te yerel yönetimin gündeminde deprem gerçeği yok mu?

Deprem vurursa sadece kamu binalarını mı vurur?

Neden şu çiçek böceğe verdiğimiz önemi, deprem önlemlerine vermeyiz ki?

Cidden merak ediyoruz.

Neden?

Neden?

 

 

Haine hain demek

 

Zafer Partisi Genel Başkanı  Prof. Dr. Ümit Özdağ;  Halifeliğin kaldırılmasına ve yeni cumhuriyetin laiklik/inkılap politikalarına karşı “din elden gidiyor” propagandasıyla silahlı isyan başlattıkları ve Doğu’da bağımsız bir Kürt devleti kurmaya teşebbüs ettikleri için vatana ihanet suçundan yargılanarak 29 Haziran 1925’te Diyarbakır’da asılan Şeyh Sait’in hatırasına hakaretten Erzurum Hınıs’ta bir mahkeme tarafından hapis cezasına çarptırıldı.

Şaka gibi değil mi?

Bir vatan hainine, hem de hainliğinin bedelini yağlı urgan ile ödemiş, İngiliz’in kucağında yeni devlete isyan barağı açmış, asker şehit etmiş bir vatan hainin hatırası varmış.

Yarın binlerce insanın katili, İmralı canisi için de şehit aileleri söylediklerinden dolayı cezalandırılırlar mı dersiniz?

Vallahi olmaz olmaz.

İşe bakın ya hu?

Ne demek hatırasına hakaret?

Ümit Özdağ’ın kendisinin ve ailesinin hayatı bu gibi vatan hainleri ile mücadele ile geçmiştir.

Hatta, Şeyh denilen Sait’i idama götüren askeri birliğin komutanı Yüzbaşı Mikail Ümit Özdağ’ın dedesidir.

Şimdi anladınız mı konuyu?

İş hakaret falan değil, aparatlar aracılığı ile aradan yüz yıl da geçse intikam alma.

Tanıdığımız Ümit Özdağ için bunlara fasa fiso.

Demir parmaklıklar fasa fiso.

Kafasına koyduğunu yapar, engelleyemezler.

Hem doğru sözün cezalandırıldığı nerede görülmüş, Türkiye’den başka?

Bu işin ardından da terör örgütleri ile barışma çıkmaz ise gelin görün.