Reklam
Reklam
Ihlas Haber Ajansı Avatarı
Ihlas Haber Ajansı tarafından
21 Kasım, 2024 20:22 tarihinde yayınlandı
0

Yalnızlığa terk edilen 2 bin yıllık kale ve kaya mezarlar turizme kazandırılmayı bekliyor

Tokat’taki 2 bin yıllık Çördük Kalesi ile kral mezarları, defineci tahribatı ve bakımsızlık nedeniyle yok olma tehlikesiyle karşı karşıya kaldı.

Tokat-Sivas karayolu üzerinde Çördük köyü sınırlarında yer alan yaklaşık 2 bin yıllık Çördük Kalesi, ilgisizlik ve bakımsızlık nedeniyle yok oluyor. Helenistik dönemde inşa edildiği tahmin edilen kale, birçok medeniyete ev sahipliği yapmış olmasına rağmen günümüzde harabeye döndü. Dar bir boğaz içerisinde yer alan kalenin güney kısmında surlar bulunurken, kalede iki su sarnıcı ve tüneller dikkat çekiyor. Ayrıca kale içerisinde bulunan iki kaya mezarı, tarihi yapının Helenistik döneme ait olduğuna işaret ediyor. Definecilerin bölgede gerçekleştirdiği kazılar ise tarihi kalıntılara büyük zarar verdi. Özellikle 4 yıl öncesine kadar giriş boyutları aynı olan iki kral mezarından birinin girişinin genişlemesi ve mezar başındaki sütunlardan kopan parçalar, kaledeki tahribatın en somut örnekleri arasında yer alıyor. Vatandaşlar Çördük Kalesi’nin korunarak turizme kazandırılması gerektiğini vurgularken, bölgenin tarihi zenginliklerinin daha fazla zarar görmeden ilgililer tarafından sahiplenilmesi bekleniyor.

Tarihi kaya mezarlarının defineciler tarafından zarara uğratıldığını ifade eden tarih araştırmacısı Mehmet Ali Cinlioğlu, kale ve mezarların turizme kazandırılması gerektiğini söyledi.

Bizi sosyal medyadan takip edin
karadenizde buyuyor dunyaya satiliyor fLCeJI4B
Ihlas Haber Ajansı Avatarı
Ihlas Haber Ajansı tarafından
17 Mayıs, 2026 12:07 tarihinde yayınlandı
0
0

Karadeniz’de büyüyor, dünyaya satılıyor

Doğu Karadeniz’de Eylül-Ekim aylarında barajlardan Karadeniz’deki kafeslere bırakılan Türk somonlarında hasat dönemi başladı. Yaklaşık 7 aylık deniz serüveninin ardından 3-4 kilograma ulaşan somonlar, başta Rusya, Japonya ve Avrupa ülkeleri olmak üzere 19 farklı ülkeye ihraç edilirken, sektör yılın ilk çeyreğinde 91 milyon doları aşan gelir elde etti. Son yılların parlayan su ürünleri arasında gösterilen Türk somonu, Türkiye’nin ihracatta yükselen markalarından biri haline geldi.

Türkiye’de son 8 yılda üretim ve ihracatta hızlı yükseliş gösteren Türk somonu, dünya pazarlarında dikkat çeken su ürünleri arasında yer aldı. Özellikle Rusya, Japonya, Vietnam, Kanada ve Avrupa pazarlarında talep gören Türk somonu, geçen yıl yaklaşık 520 milyon dolarlık ihracat geliriyle sektörün “parlayan yıldızı” olarak öne çıktı.

Aslında gökkuşağı alabalığı türü olan ve “Türk somonu” markasıyla dünya pazarına sunulan balık, yaklaşık 20 aylık üretim döngüsünün ardından sofralara ulaşıyor. Üretim sürecinde balıklar ilk olarak 13 ay boyunca tatlı sularda yetiştiriliyor. Ardından deniz suyu adaptasyonu sağlanan balıklar, Eylül-Ekim döneminde Karadeniz’e bırakılıyor ve yaklaşık 7 ay boyunca denizde büyütülüyor. Deniz suyu sıcaklığının ortalama 23 dereceye ulaşmasına kadar süren süreç sonunda hasat edilen balıklar, yumurtadan çıktıktan yaklaşık 20 ay sonra paketlenerek ihracata hazır hale geliyor.

İhracatı yılın ilk çeyreğinde 91 milyon doları aştı

Karadeniz’deki kafeslerde yetiştirilen Türk somonu, yılın ilk üç ayında dış pazarda güçlü talep görmeye devam etti. Ocak-mart döneminde Türkiye’den 19 ülkeye gerçekleştirilen somon ihracatı, hem miktar hem de gelir bazında geçen yılın üzerine çıktı. Türkiye’den yılın ilk çeyreğinde 13 bin 599 ton Türk somonu ihraç edilirken, bu satışlardan 91 milyon 61 bin 416 dolar gelir elde edildi. Geçen yılın aynı döneminde ise 11 bin 879 tonluk ihracat karşılığında 84 milyon 258 bin 203 dolar gelir sağlanmıştı. Böylece Türk somonu ihracatı geçen yılın aynı dönemine göre miktarda yüzde 14, değerde ise yüzde 8 artış gösterdi.

“Yumurtadan 20 ay sonra pakete giriyor”

Türk somunun özellikle 8 yıllık serüveni içerisinde çok hızlı gelişim gösterdiğini belirten Politek Su Ürünleri Genel Müdür Yardımcısı Talha Altun, “Dünya pazarlarında aslında Türk somonu inovasyonu markasıyla beraber güzel bir arz açığını doldurduk. Şuanda ihracat tarafında da bir çok ülke tarafından tüketici beğenisini kazandı. Yaklaşık 7 aylık bir sürede somon üretimi yapılıyor. Türk somunu dediğimiz aslında Gökkuşağı alabalığı cinsi bir balık. Ömrünün yaklaşık 13 aylık bir süresini tatlı suda geçiriyor daha sonra tuzlu su adaptasyonu ile beraber Karadeniz sularında 7 aylık bir sürede büyüyüp, 20 aylık bir faaliyet döngüsü içerisinde hasat yapıyoruz. Yumurtadan 20 ay sonra pakete giriyor. Denizde 7 aylık süre Ekim-Kasım ayı içerisinde tatlı sulardan denize nakil ettiğimiz balıkları deniz suyu sıcaklığı 23 dereceye gelene kadar denizde büyütüyor. Karadeniz Bölgesi’nde yaklaşık 7 aylık bir süre denizde kalıyor. Türk somonu ihracatı son dönemin parlayan yıldızı ürünlerinden bir tanesi. Geçtiğimiz seneye yaklaşık 520 milyon dolarlık ihracatla kapattık. Dünyada artık bir çok ülke tüketicisinin beğenisini kazanan bir balık türü oldu. Dolayısıyla en büyük ihracatımız şu anda Rusya, Belarus, Japonya, Vietnam, Uzakdoğu pazarları, Kanada bölgesi ve Avrupa pazarları da son dönemde artan tüketici talebini böyle karşılıyoruz” dedi.

“2030 yılına kadar yaklaşık 1 milyar dolar ihracat hedefi var”

Türk somonu üretiminin yaklaşık 100 bir ton seviyelerinde olduğunu kaydeden Altun, “Norveç somonu aslında bir atlantik somonu cinsi bir balık. Bizimki ise gökkuşağı alabalığı dediğimiz balık. İkisi tür olarak farklı balıklar ama lezzet ve kalite olarak Türk somonu biraz daha Omega 3-6 ve yağ oranı açısından biraz daha değerli. Norveç somunu üretimi 1940’larda başlamış dolayısıyla 2 milyon tona yakın bir üretim söz konusu. Tabii ki bir rakip rekabet diyemeyiz. Çünkü Türk somon üretimi yaklaşık 100 bin ton seviyelerinde onun için gidecek çok yolumuz var. Türk somununda 2030 yılına kadar yaklaşık 1 milyar dolar ihracat hedefi var. Bunun artması için iç piyasadaki tüketiminde canlanması gerekiyor. Çünkü iç piyasada kişi başı yaklaşık 7 kilogramlık bir tüketimimiz var. Bunun dünya ortalaması 21 kilogram seviyelerinde özetle genişmiş ülkelerde kişi başı su ürünleri tüketimi oldukça büyük oranlarda. Uzak doğu pazarlarında 50-60 kilogram seviyelerinde oluyor. Bizim kişi başı 7 kilogram seviyemizi artırmamız lazım. Türk somununa sahip çıkmamız gerekiyor. Geçtiğimiz sene 80 bin ton ihracat yaptık. 520 milyon dolara tekabül etti. Bugün herkes yılda 1 kilogram balık yese ihracata balığımız kalmıyor. Dolayısıyla iç piyasa tüketimini artırmamız gerekiyor” şeklinde konuştu.

“İlerleyen dönemlerde tüketim talebinin artacağını düşünüyorum”

“Dünyada yetiştiricilik avcılığı geçmiş durumda” diyen Altun, “Çünkü artan bir nüfus var. Nüfus artışıyla paralel olarak biraz daha yetiştiricilik sektörü ağırlıklı kazanmaya başladı. İç piyasadaki somon tabi ki Türk tüketicisine daha yeni bir ürün. Aslında nasıl pişireceğimizi bile bilmiyoruz. Burada gastronomi sektörüne de önem düşüyor. İlerleyen dönemlerde tüketim talebinin artacağını düşünüyorum. Türkiye teknoloji, yetiştiricilik ve fabrika tarafında her türlü otomasyon, makine tarafında çok iyi işler yapmaya başladı. Dünyada birçok ülke ile yarışabilir konuma gelmeye başladık. Türk somununda özellikle Japonlar bize çok büyük değer kazandırdı. Çünkü sektörde hassasiyetlerini öğrendik. Bu konuda kendimizi geliştirdik. Japonlarla birlikte diğer pazarlara da açıldıktan sonra yeni ürünlerin geliştirmesini yapıyoruz” ifadelerini kullandı.

Bizi sosyal medyadan takip edin