Ünal’a TOBB Başkanı’ndan davet - Karabük Haber Postası
Karabük Postası Avatarı
Karabük Postası tarafından
17 Kasım, 2023 16:29 tarihinde yayınlandı
0
0

Ünal’a TOBB Başkanı’ndan davet

Safranbolu Ticaret ve Sanayi Odası Meclis Başkanı Cengiz Ünal, Türkiye Odalar ve Borsalar Birliği (TOBB) Başkanı Rıfat Hisarcıklıoğlu’nun resmi yazı daveti ile TOBB Türkiye Sektör Meclisleri bünyesindeki Türkiye İnşaat Müteahhitleri Meclisine üye olarak katılması hususunda davet aldı.

Başkan Cengiz Ünal, Türkiye Odalar ve Borsalar Birliği (TOBB) bünyesinde 2006’da kurulan Türkiye Sektör Meclisleri, bugün 65’e ulaşan farklı sektörel meclisiyle, kamu kurum ve kuruluşları ile sektörde faaliyet gösteren iş insanlarının kurduğu dernek ya da kuruluşları ve firmaları bünyesinde barındıran önemli bir buluşma noktası olduğunu söyledi.

Ünal, sektör meclislerinin kuruluş amacı kamu ile özel sektörü bir arada buluşturmak, aynı dili konuşmalarını sağlamak olduğunu da kaydederek, kendisini, bu meclise layık görerek davet edilmesinin ve Karabük’ü temsil etmekten ayrıca büyük gurur duyduğunu ifade etti.

Meclis Başkanı Ünal, özel sektör olarak bizlerin, ekonominin geneli ile ilgili görüş ve taleplerini aktarmak ve her sektörün, mevzuattan veya iç-dış gelişmelerden kaynaklanan, spesifik ihtiyaçları ile talepleri olduğunu da kaydederek, “ Bu konuların, o işin uzmanları tarafından konuşulması ve sorunlara çözüm üretilmesi gerekiyor. İşte sektör meclisleri de burada çok önemli bir rol oynuyor. Sektörel gelişmeyi teşvik etmek amacıyla oluşturulan Türkiye Sektör Meclisleri, TOBB adına sektörleri temsil ederek ortak görüşlerin oluşturulmasına, özel sektörle kamu arasında işbirliğinin geliştirilmesine imkân sağlıyor. Her sektör meclisinde o sektörde faaliyet gösteren büyük şirketler, o sektörle ilgili önemli dernekler ve yine o sektörle ilgili kamu kuruluşlarının üst düzey bürokratları yer alıyor. Yani, aynı çatı altında özel sektörü, sivil toplum kuruluşlarını ve kamuyu bir arada buluşturuyoruz. Bu yapı içinde, sektörlerle ilgili mevcut talepler, problemler konuşuluyor; gelecekle ilgili yol haritaları çiziliyor. Yani, burası işin mutfağı, sektörle ilgili mutfak çalışması burada yapılıyor. Sektör meclisleri, bu çalışmalarına ek olarak kendi sektörleriyle ilgili mevcut durumu ve gelecek projeksiyonunu içeren kapsamlı sektörel raporlar da hazırlıyor. Kamu-özel sektör arasındaki bu kurumsal istişare mekanizması, şu anda bütün dünyaya örnek olması açısından da önemlidir. Sektör meclisleri, sektörün duayenleri ve ilgili kurum ve kuruluşlardan oluşuyor. Bu yapı, bütün çalışmalarını da TOBB çatısı altında yürütüyor. Sektörün bütün tarafları bu sektör meclisleri içerisinde olduğu için, toplantıların gündemi ve konular da üyeler tarafından belirleniyor. Gerek kapsadığı sektörlerin çeşitliliği ve gerekse amaç ve niteliği bakımından sektörlerimize ve ekonomimize büyük faydalar sağlama potansiyeli taşıyan Meclislerimiz, sektörlerimizde ortak görüşlerin oluşturulmasına ve özel sektör ile yetkili merciler arasında bir temas noktası olarak kamu-özel sektör işbirliği ve ortaklığının geliştirilmesine imkan sağlamaktadır. Türkiye Sektör Meclisleri, sektörün tüm ilgilileri taraflarını bünyesine alan entegre yapısıyla, yerel olduğu kadar uluslararası nitelik taşıyan sektörel bir bakış açısıyla ve bugünün yanında geleceği kuşatan strateji ve vizyonuyla, dünyadaki benzer örneklerinden daha kapsamlı hizmetler sunmaya yönelmiş bir yapı; sektörümüze ve ekonomimize büyük faydalar sağlama potansiyeli taşıyan önemli bir oluşumdur. Türkiye Sektör Meclisi Üyeleri, sektörün önde gelen firmaları, sivil toplum kuruluşları ve sektörlerle ilgili kamu kurum ve kuruluşlarından oluşuyor. Sektör meclisleri, hem kamunun, hem özel sektörün hem de sektöründe öncü sivil toplum kuruluşlarının görüş ve önerilerini demokratik bir ortamda konuşulduğu platformlardır. Bu anlamda, TOBB Türkiye Sektör Meclisleri’ne üye olmanın en büyük avantajı da meclislerde sektörel sorunların bütün taraflarca tartışılarak çözüm yollarının belirlenmesi, ilgili kurumlara aktarılabilmesi ve Kanun ile kurulmalarından dolayı kamunun alacağı kararlarda etkili rol oynamaları ve sektöre yön vermeleridir. Bu minvalde ilimizi temsilen bu alanda yer almaktan dolayı büyük gurur duyuyorum. Ülkemiz için, Sektörümüz için hayırlı olsun.” dedi.

Bizi sosyal medyadan takip edin
swwsws
İlyas Erbay Avatarı
İlyas Erbay
23 Nisan, 2026 10:40 tarihinde yayınlandı
0
0

RTÜK GÖREVİNİN GEREĞİNİ YAPIYOR MU ?

Televizyon kanallarında yayınlanan bazı diziler ve gündüz kuşağı programları; çarpık ilişkiler, şiddet ve ahlaki erozyona yol açan sahnelerle toplumsal yapıyı tehdit ediyor.
Bu içeriklerin meşrulaştırılması, özellikle çocukların ve gençlerin değerlerinden kopmasına sebep oluyor.
Sanırım toplum olarak bu konuda hemfikiriz.

Bir şeyleri düzeltmek istiyorsak işe buradan başlayabiliriz. Zira TV ler ve telefonlar yoluyla ulaştığımız kontrolsüz ve denetimsiz yayınlar, toplum sağlığını ve ahlaki yapıyı ciddi şekilde tehdit ediyor.

Tehlikenin farkında olan sağduyulu vatandaşlardan RTÜK’e yoğun şikâyetler gittiğini biliyoruz. Buna rağmen bu tür yayınlar devam ediyor.

Ahlaksızlığı özendirdiği için şikayet konusu olan yayınları,
* Toplumsal değerlerin yozlaşması, iffetsizliği sıradanlaştıran ve meşrulaştıran, aile yapısını zayıflatan diziler.
* Toplumun manevi yapısını bozan, şiddet ve suç temalarını işleyen programlar.
* İnanç ve ahlak değerleri hedef alarak, İslam’ı sembolize eden kişileri “kötü karakter” olarak gösteren programlar olarak sıralayabiliriz.

Toplumda, bu tür içeriklere karşı RTÜK’ün yetersiz kaldığı, nadiren ceza uyguladığı görüşü hakim.
Şiddet sahneleri içeren dizilerin genç izleyiciler üzerindeki olumsuz etkileri tartışılmaz bir gerçek.
Bu yapımlara dair eleştiriler, öz değerlerden kopuşu ve aile yapısının dinamitlenmesini gerekçe göstermektedir. En tehlikelisi de, genç kuşakların dizi karakterlerini rol model alarak şiddete özenmesidir.

RTÜK NE İÇİN VAR?
RTÜK ÜYELERİ TV İZLEMİYOR MU?

RTÜK (Radyo ve Televizyon Üst Kurulu) Türkiye Büyük Millet Meclisi tarafından seçilen 9 üyeden oluşuyor. RTÜK Türkiye’deki radyo, televizyon ve isteğe bağlı yayın hizmetlerini (internet platformları dahil) düzenlemek ve denetlemek amacıyla kurulmuş, idari ve mali özerkliğe sahip tarafsız(!) bir kamu kurumudur.

Kurumun temel varlık nedenleri ve görevleri şunlardır:
Yayın Denetimi: Yayınların kanunlara ve toplumsal değerlere uygunluğunu kontrol eder.
Medya kuruluşlarının yayın yapabilmesi için gerekli olan yayın izin ve lisanslarını tahsis eder.
BURAYA DİKKAT !
Çocukların ve gençlerin gelişimini olumsuz etkileyebilecek içeriklere karşı koruyucu tedbirler (akıllı işaretler gibi) alır.
Yayın ilkelerine aykırı hareket eden kuruluşlara uyarı, para cezası veya program durdurma gibi cezalar verir.
Toplumu ve kamu düzenini koruma gerekçesiyle kritik durumlarda yayın yasağı kararları alabilir veya duyurabilir.

RTÜK’ü tek sorumlu olarak göremeyiz. Toplumda şiddetin artması, insanların birbirine olan saygısının azalması, tabiiki tek bir nedene bağlı değil. Bu, toplumsal, teknolojik ve psikolojik birçok faktörün birleşimiyle ortaya çıkan karmaşık bir durumdur.
* Teknoloji, insanları ekranlara bağlarken gerçek dünyadaki etkileşimlerini kısıtlıyor. Sosyal medyada anonim kimliklerin arkasına sığınan bireyler, daha sabırsız ve saygısız davranışlar sergileyebiliyor.
* Temel nezaket kurallarının ve görgü kurallarının zamanla unutulması, saygısız davranışların artmasına neden olabiliyor.
* Ekonomik zorluklar, bireylerin stres seviyesini artırarak birbirlerine karşı tahammülsüz ve saygısız davranmalarına yol açabiliyor.
* İnsanların birbirine güvenmemesi, iyi niyetin azalması ve empati kurma yeteneğinin zayıflaması saygıyı azaltan önemli faktörlerdendir.
* Kendine saygısı olmayan bireyler, iç dünyalarındaki huzursuzluğu ve öfkeyi çevrelerine yansıtarak başkalarına saygı duymakta zorlanabiliyor.
* Bireysel farklılıkları (inanç, düşünce, yaşam tarzı) kabul etme konusundaki eksiklikler, toplumsal huzuru bozuyor ve çatışmayı artırıyor.

Saygının yok olması, toplumda birlik ve beraberliği sağlayan manevi değerlerin kaybolmasına, nesiller arası çatışmalara ve insanların birbirini ezdikleri, huzursuz bir ortama yol açıyor.

Toplum ahlakını yeniden tesis etmek, bireysel bilinçlenmeden kurumsal yapıların iyileştirilmesine kadar uzanan çok boyutlu bir süreçtir.

Ahlakın temeli ailede atılır. Çocuklara küçük yaşta sorumluluk bilinci, haya ve adalet duygusu aşılanmalıdır.
Kitle iletişim araçlarının yozlaştırıcı etkilerine karşı farkındalık oluşturulmalı ve kamu yayıncılığında ahlaki değerler ön plana çıkarılmalıdır.

Zordur yitirileni yerine koymak.
İşimiz hiç kolay değil.

İlyas Erbay