Reklam
Reklam
20240526aw212999 0 jpg
Ihlas Haber Ajansı Avatarı
Ihlas Haber Ajansı tarafından
26 Mayıs, 2024 13:44 tarihinde yayınlandı
0

Tüm zamanların en şifalı bitkisi ‘Kantaron’ zamanı

Tüm zamanların en şifalı bitkisi olarak kabul edilen ve doğal ortamda Mayıs-Haziran aylarında altın sarısı çiçekleri ile dikkat çeken Kantaron bitkisinin tüm dünyada en fazla alınıp satılan ve ihracatı yapılan bitki olduğu açıklandı.

Türkiye’nin bir çok bölgesinde doğal ortamda yetişen Kantaron bitkisinden binlerce yıldır insanların faydalandığını belirten Muğla Sıtkı Koçman Üniversitesi Kozmetik Ürünler Uygulama ve Araştırma Merkezi Müdürü Prof. Dr. Nazan Apaydın Demir, ‘Binbir Kılıç Otu’ olarak da bilinen Kantaronun Roma döneminde Lejyonerlerin, Osmanlı döneminde de Yeniçerilerin savaşlarda kılıç yaralarının iyileştirilmesinde kullanıldığını, bazı Hristiyan kaynaklara göre Kantaron yağının ‘İsa’nın kanı’ olarak adlandırıldığını açıkladı.

Kantaron yağı elde etmek için Zeytinyağı ile karıştırdıktan sonra 60-70 gün bekletiliyor

Mayıs-Haziran döneminde altın sarısı çiçekleri açtıktan sonra doğadan toplanan Kantaron bitkisinin yağı kavanoza veya daha büyük bir kaba sarı çiçekleri konulduktan sonra üzerine zeytin yağı ilave edilerek hem güneşte, hem de gölgede 60-70 gün bekletildikten sonra elde ediliyor. Güneşte bekletilen Kantaron yağı vücuttaki yara ve yanmalarda, gölgede bekletilen Kantaronun yağı ise ağız yolu ile alınarak başta mide rahatsızlıklarında kullanılıyor. Kantaron yağ aynı zamanda orta şiddetteki depresyon rahatsızlıklarında uzmanı tarafından belirlenecek ölçekte kullanılıyor.

“Kantaron bütün zamanların en şifalı bitkisi”

Kantaronun bütün dünyada ihracı yapılan, en çok alınıp-satılan bitki olduğunu belirten Muğla Sıtkı Koçman Üniversitesi Kozmetik Ürünler Uygulama ve Araştırma Merkezi Müdürü Prof. Dr. Nazan Apaydın Demir, “Kantaron bütün zamanların en şifalı bitkisidir desek bu kesinlikle abartılı olmayacak. Gündemde çok sayıda tıbbi aromatik bitki var. Bu bitkiler son yıllarda popülerlik kazandı. Ama Kantaronu bambaşka bir yere koyuyoruz. Bütün dünyada ihracatı yapılan, en çok alınıp satılan bitkiler listesinin birinci sırasında. Bizim de Kantaron ile ilgili çalışmalarımız var. Muğla Sıtkı Koçman Üniversitesi Kozmetik Ürünler Uygulama ve Araştırma Merkezi olarak. Mide ağrılarımız için, yaralarımız için daha ilerleyen yıllarda saçlarımızın bakımı için biz kendi doğup büyüdüğümüz şehirde Kantaron yağını hep kullandım ve biliyordum. Ama son yıllarda popülerlik kazanınca daha başka bir yere geldi Kantaron bitkisi. Daha tanınır ve bilinir oldu. Hatta ülkemize özgü bazı bölgelerde endemik türlerinin de olduğu biliniyor. Muğla geneline baktığımızda şu anda zaten Kantaron mevsimi. Her yerde çok miktarda Kantaron var ve doğal ortamda yetişiyor” dedi.

Kılıç yaralarının iyileştirilmesinde kullanıldı

Prof. Dr. Nazan Apaydın Demir, Kantaron bitkisinin binlerce yıllık ve efsanelere konu olmuş bir bitki olduğunu belirterek, “Muğla Sıtkı Koçman Üniversitesi Kozmetik Ürünler Uygulama ve Araştırma Merkezinde ilk yaptığımız, şişelediğimiz, optimize ettiğimiz ve ödül aldığımız ürün Kantaron ve Kantaron yağı oldu. Kantaron şifalı bir bitki. ‘Binbir Kılıç Otu’ olarak biliniyor, Romalı lejyonerlerin kılıç yaralarını iyileştirdiği biliniyor. Hristiyan öğretilerinde vaftizci Yahya ile ilişkilendiriliyor. Hatta bazıları Hazreti İsa’nın kanıdır deniliyor. 14 Haziran gibi onlarda kutsal kabul edilen zamanda açması ile ilişkilendiriliyor. Yani binlerce yıllık efsaneler konu olmuş birçok mitoloji ile anılan bir bitki bu. Üretime katılması oldukça yeni denilebilir” dedi.

“Yanık, yara, mide ve antidepresan tedavisinde kullanılır”

Kantaron bitkisinin yanık ve yara tedavisinde etkili bir bitki olduğunu belirten Demir, ağız yolu ile alınması durumunda kullanım süresinin mutlaka doktor kontrolünde olması gerektiğini belirtti. Prof. Dr. Nazar Apaydın Demir, “Bugün Kantaronun şifalı yanları en çok yara kapatıcı olarak biliniyor. Yanıkların yaraların tedavisinde, harici olarak kullanılıyor. Yine bazı mide hastalıklarında ağız yoluyla dahili olarak da alınıyor. Ama bütün dünya geneline baktığımızda bir antidepresan olarak kullanılıyor. Bu şekilde kullanılabilmesi için günlük belli bir dozun aşılmaması gerekiyor ve doktor kontrolünde alınması gerekiyor. Bu genellikle 300 miligram gibi telaffuz ediliyor. Amerika’da bir gıda katkısı olarak kullanılıyor. Yani belli bir dozda ve içerisinde belli bir miktarda eksen maddesinin hipersiyumun olması isteniyor. Yani bu rastgele kullanılabilecek bir bitki değil kesinlikle. Çünkü başka bileşiklerle etkileşti, bazı metabolik yoldaki enzimleri parçaladığı biliniyor. Evet şifalı bir bitki. Muğla ve çevresinde yaygın yetişiyor. İyi bir yara kapatıcı, iyi bir yanık tedavisinde kullanmak için, doğrudan ya da merhem için krem şeklinde kullanılabilecek bir hammadde. Ama kesinlikle optimize edilmesi gerekiyor, dozunun belirlenmesi gerekiyor. Kullanım süresinin, yani bilimsel kaynaklar 12-20 günü geçmemesi gerektiği ifade ediliyor. Yeni bu bir süreklilik arz edemez. Rastgele, içine ne kadar kattığınız, güneşte ne kadar beklettiğiniz, ya da kurusunu ne kadarını çay yaptığınız, günlük hangi dozda içtiğiniz bunların hepsinin kesinlikle tıpkı aspirin, antibiyotik veya diğer ilaçları aldığınızda dozunu bildiğiniz gibi bilmeniz gerekiyor” dedi.

 

Bizi sosyal medyadan takip edin
tarihi kentte tulum sesi yukseldi iTdM8F2V
Ihlas Haber Ajansı Avatarı
Ihlas Haber Ajansı tarafından
17 Mayıs, 2026 16:52 tarihinde yayınlandı
0
0

Tarihi kentte tulum sesi yükseldi

Düzce Belediyesi’nin yürüttüğü kazı çalışmalarıyla gün yüzüne çıkan Konuralp Antik Kenti, bu kez tarihin içinden yükselen tulum ezgilerine ev sahipliği yaptı. 8 yaşındaki Ahmet Semih Toraman, tarihi atmosferde tulum çaldı, geleceğe dair en büyük hayalini paylaştı.

Yakın zamanda restorasyon çalışmalarının başlayacağı Konuralp Antik Kenti bir yandan yerli ve yabancı turistlerin ilgisini çekerken, diğer yandan da sanatla ilgilenenlerin uğrak noktası haline geldi. Konuralp İlkokulu öğrencisi 8 yaşındaki Ahmet Semih Toraman da babası ile birlikte tulum provalarını Konuralp Antik Kenti’nde yapıyor. Enstrümana ilgisinin babası sayesinde başladığını söyleyen Toraman; “Tulum çalmayı babamdan öğrendim, sonra kendi kendime geliştirdim. İleride de bu işi yapmayı düşünüyorum” dedi.

Provalar; arabada, tarlada ve Konuralp sokaklarında

Oğlunun müziğe olan ilgisini büyük bir gururla destekleyen baba Nedim Toraman ise tulum serüveninin küçük bir hediye ile başladığını anlattı.

Tulum sanatçısı bir arkadaşının hediye ettiği küçük tulumun ardından Ahmet Semih’in kendini geliştirdiğini ifade eden Toraman, oğlunun her fırsatta prova yaptığını söyledi.

Kendisi de kemençe çaldığını belirten Toraman, “Akşamları arabada çalıyoruz, Konuralp’in sokaklarında ve bazen hafta sonu tarlaya gittiğimizde prova yapıyoruz. Kültürünü yaşatıp geliştirmesi çok kıymetli. Başka enstrüman çalarsa da yardımcı olacağım” diye konuştu.

Konuralp’in tarihi dokusunun kendileri için çok özel olduğunu vurgulayan Toraman, restorasyon çalışmalarının tamamlanmasının ardından antik kentte oğluyla birlikte konser verme hayali kurduklarını belirterek, “Burada yürümek, burada çalmak, burayı hissetmek farklı bir duygu. İnşallah restorasyon bittikten sonra bu atmosfer içerisinde baba oğul bir konser vermek istiyoruz. Çocuğumla birlikte aynı sahneyi paylaşmayı hayal ediyoruz” ifadelerini kullandı.

Düzce Belediyesi’nin çalışmalarıyla tarihi mirası yeniden ayağa kaldırılan Konuralp Antik Kenti, kültür ve sanatın buluştuğu özel anlara ev sahipliği yapmaya devam ediyor.

Bizi sosyal medyadan takip edin