TEMA Zonguldak İl Temsilcisi Berran Aydan: “Zonguldak’ta doğa ve yaşam haklarının her zaman takipçisiyiz” - Karabük Haber Postası
Reklam Alanı — Gövde Üst Bu alana reklam ver
Karabük Postası Avatarı
Karabük Postası tarafından
10 Temmuz, 2016 09:57 tarihinde yayınlandı
0
0

TEMA Zonguldak İl Temsilcisi Berran Aydan: “Zonguldak’ta doğa ve yaşam haklarının her zaman takipçisiyiz”

ZONGULDAK TEMA Zonguldak İl Temsilcisi Berran Aydan, Zonguldak’ta doğa ve yaşam haklarının her zaman takipçisi olacaklarını söyledi. TEMA Vakfı’nın Zonguldak da dahil olmak üzere kömür madenciliği ve kömürlü termik santrallerin doğa ve insana olan zararlı etkilerine yönelik Türkiye çapında farkındalık oluşturma ve iletişim faaliyetlerine devam ettiğini belirten Temsilcisi Berran Aydan, “Kömür yatırımlarına karşı yoğun ve kapsamlı bir çalışma sürdüren TEMA Vakfı, tüm hukuki süreçleri işletmektedir. Zonguldak’ta Çatalağzı bölgesinde yeni termik santrallerin yapılmaya başlamasından itibaren kamuoyu oluşturmak üzere pek çok çalışma yürütülmüştür. Kül barajının yapılmasının ardından 2013’te işletmedeki ithal kömürlü termik santralin kapasite artırımı için verilen ÇED olumlu kararının iptali için açılan davaya da müdahil olunmuştur. Uluslararası anlaşmalarla korunan Filyos Vadisi’nin ağır sanayi bölgesine dönüştürülmesine engel olmak için de 2010 yılından beri hukuki mücadele sürdüren TEMA, bu çerçevede şu ana kadar 4 adet dava açmıştır. Bu davalar sonucunda, Zonguldak-Bartın-Karabük Çevre Düzeni Planı kısmen iptal edilmiştir. Ayrıca Zonguldak-Bartın-Karabük Çevre Düzeni Planı Değişikliği’nde ve 2012 tarihli Filyos Endüstri Bölgesi Bakanlar Kurulu Kararı’nda yürütmeyi durdurma kararı çıkmıştır. 2015 tarihli Filyos Endüstri bölgesi Bakanlar Kurulu kararı davası ise halen devam etmektedir. Zonguldak TEMA Temsilciliğimiz ve Vakıf yöneticilerimiz konuyla ilgili olarak kamu yetkilileri dahil bölgedeki paydaşlar ile görüşmelerde bulunmaktadır. Bu temaslarda termik santrallerden kaynaklanan kirlilik üzerinde durmanın yanısıra Zonguldak-Bartın hattı boyunca pek çok termik santral projesinin hayata geçirilmek istenmesinden doğan kaygıları paylaşmaya devam etmektedir. Aralık 2015 itibarıyla bir denetim süreci başlatılacağı ve TEMA Vakfı’nın da İl Çevre Müdürlüğü ile birlikte çalışmada yer almasının istendiği bildirilmiştir. TEMA Vakfı olarak bu önemli görevi hakkıyla yerine getirebilmemiz için sürecin planlanmasında yer alınmasının yanısıra gerekli tüm raporlara erişim olması gerektiğine inanıyoruz. ÇED raporu gereğince yapılması zorunlu olan ‘entegre denetim’ ve ‘ÇED izleme raporlarının’ incelenmek üzere tarafımızca paylaşılmasını ilgili Bakanlıktan istedik. Vakıf olarak, bu raporları değerlendirdikten sonra görevle ilgili doğru kararı verebileceğimizi, bu konuda bilim temelli bir süreç oluşturmak konusundaki hassasiyetimizin de anlayışla karşılanmasını umduğumuzu yetkililere ilettik. Ancak 02.03.2016 tarihinde Çevre ve Şehircilik Bakanlığı talep ettiğimiz entegre denetim ve ÇED izleme raporlarının ticari sır içerdiği gerekçesiyle bizimle paylaşılamayacağını yazılı olarak iletti. TEMA Vakfı Yönetim Kurulu, ilgili bakanlıktan gelen bu cevap ve görüşmelerde edinilen izlenimler nedeniyle (mevzuatın denetim sürecine gerektiği ölçüde dahil olmamıza izin vermeyeceği) sürecin içinde yer almamızın Vakfımız açısından doğru ve yararlı olmayacağına karar verdi. Karar ilgili mercilere iletildi. Vakfımız Bilim Kurulunca planlanarak ilgili makamlara önerilecek süreç ve yöntemlerin uygulanacağı bir çalışma ortamının oluşturulması halinde göreve hazır olduğumuzu da bu vesile belirtmek isteriz.” şeklinde konuştu.

Bizi sosyal medyadan takip edin
sumela manastirinda kritik hat mercek altinda IWztNjG7
Ihlas Haber Ajansı Avatarı
Ihlas Haber Ajansı tarafından
25 Nisan, 2026 12:00 tarihinde yayınlandı
0
0

Sümela Manastırı’nda kritik hat mercek altında

Trabzon’un Maçka ilçesi Altındere Vadisi’nde bulunan tarihi Sümela Manastırı çevresinde geçmiş yıllarda yaşanan kaya düşme olayları ve yaralanmaların ardından, özellikle yürüyüş güzergâhındaki risklerin ortadan kaldırılmasına yönelik 300-400 metrelik ulaşım hattını kapsayan kapsamlı bilimsel inceleme başlatıldı.

Türkiye’nin önemli inanç ve kültür turizmi merkezlerinden biri olan Sümela Manastırı çevresinde geçmiş yıllarda yaşanan kaya düşme ve yaralanma olaylarının ardından yürüyüş güzergahındaki risklerin azaltılmasına yönelik yeni bir çalışma başlatıldı. Trabzon Valiliği ile Karadeniz Teknik Üniversitesi Heyelan Uygulama Araştırma Merkezi iş birliğinde yürütülen projede, manastır çevresinde yıllar içinde yapılan kaya ıslahı ve restorasyon çalışmalarına rağmen özellikle 300-400 metrelik ulaşım yolunun risk analizi yapılacak.

Bölgede daha önce kapsamlı bir müdahale yapılmayan bu güzergahta, geçmişte yaşanan olayların yeniden gündeme gelmesi üzerine detaylı mühendislik incelemeleri başlatıldı. Çalışmalar kapsamında lidar uçuşları ile arazi taranacak, bitki örtüsü temizlenerek riskli kaya blokları tespit edilecek. Elde edilecek veriler doğrultusunda üç boyutlu modellemeler hazırlanacak, olası kaya düşmelerinde blokların hareket yönü, hızı ve enerjisi hesaplanacak. Bu analizlerin ardından bölgede uygulanacak kaya ıslah yöntemleri belirlenecek.

Prof. Dr. Hakan Ersoy: “Önlem alınmayan yer ulaşım yoluydu”

Karadeniz Teknik Üniversitesi (KTÜ) Heyelan Uygulama Araştırma Merkezi Yönetim Kurulu Üyesi Prof. Dr. Hakan Ersoy, Sümela Manastırı çevresinde geçmiş yıllarda yaşanan kaya düşme olayları ve yaralanmaların ardından yürütülen risk azaltma çalışmalarına ilişkin değerlendirmelerde bulundu. Prof. Dr. Ersoy, manastır çevresinde uzun yıllardır kaya düşme vakalarının görüldüğünü, bu kapsamda son 10 yılda çeşitli önlem projelerinin hayata geçirildiğini belirtti. Özellikle yaklaşık 300-400 metrelik ulaşım yolunda yeterli çalışma yapılmadığını ifade eden Ersoy, “Sümela Manastırı’nda bundan önceki yıllarda birkaç vaka yaşanmış. Bu vakalarda yaralanmalar olmuştu. Valiliğimizle birlikte Karadeniz Teknik Üniversitesi Heyelan Uygulama Araştırma Merkezi olarak olaya el attık. Yıllardan beri Sümela Manastırı’nda kaya düşme vakaları yaşanıyordu. 10 yıllık süreç içerisinde önlem projeleri alındı. Önlem alınmayan yer ulaşım yoluydu. Sümela manastırını tamamen risklerden arındırmaya çalıştık ama oradaki yaklaşık 300-400 metrelik ulaşım yolunda problemler olabiliyor. Bu çalışmalara üniversite olarak da el attık ve Valiliğimizle birlikte bir proje aşamasındayız. Restorasyon sürecinde kaya ıslahı da yapıldı. Türkiye’ye örnek olacak projeler orada yapıldı ama hiçbir problem olmadığı için ve geride kaldığı ulaşım güzergahında çalışmalar gerçekleştirilmedi. Aslında gözden kaçmış gibi de görünüyor. Geçtiğimiz yıllarda orada bir vaka yaşandı ve bu gündeme geldi. Çünkü burası dünyanın gözünün önünde olan bir bölge ve küçücük bir hataya mahal vermez” dedi.

“Lidar uçuşları yapacağız”

Yürüyüş yolunun yüksek riskli bir alan olmadığını belirten Ersoy, “Yürüyüş yolu çok riskli bir bölge değil. Orada can kaybına neden olacak büyük bir risk beklemiyoruz. Lokal önlemlerle orası geçilebilir ama bizim amacımız oradan geçecek insanların başına küçücük bile bir şey gelmemesidir. Kamuoyunun sürekli takip ettiği bir alan olduğu için uluslararası arenaya da açık bir bölge. Dolayısıyla küçücük bir olaya bile mahal vermemesi açısından önemli. Çünkü biz kaya düşme projelerinin projelendirirken mühendislik açısından baktığımız kadar önemli olan insan mevcudiyetidir. Riskli bir bölge insan mevcudiyetinden farklı puan alır olmayınca farklı puan alır. Dolayısıyla bu anlamda Sümela Manastırı’nın olduğu bölge tamamıyla dünyayı açılan kapı olduğu için risk potansiyeli yüksek. Biz burada hataya mahal vermemeliyiz. Kaya ıslah projelerinde çelik ağ uygulamalardan biri ama bizim onu anlayabilmemiz için orada lidar uçuşları yapacağız. Bitki örtüsünü arındırarak riskli blokları tespit edeceğiz. Özellikle kaynak kaya niteliğindeki blokları tespit ettikten sonra üç boyutlu modeller var oradaki ölçümler neticesinde meydana gelebilecek blokların yolunu, enerjisini, hızını biz ortaya üç boyutlu olarak koyabiliyoruz. Bunlar belirlendikten sonra hangi ıslah çalışmalarının yapılması gerektiği tartışılmalı. Bizim analizlerden elde edeceğimiz sonuçlar bize neyi uygulamamız gerektiğini söyleyecek. Belki de oradaki mevcut duvarı 1 metre yukarıya yükseltmekle bile riski bertaraf edebiliriz. Öngörümüz var ama mühendislik anlamında sayısal konuşmalıyız” ifadelerini kullandı.

Bizi sosyal medyadan takip edin